Hasta hakları

Hasta hakları


Tunca BENGİN

Oksijen yerine karbondioksit verilince ameliyat masasında gelen ölüm, karnında ur var diyerek fark edilmeyen hamilelik ve sonrası sakat doğum, güzellik uğruna estetik cerrahide gelen çirkinlikler...
Bunlar sağlık alanında ülkemizde sıkça yaşanan olaylar. Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD) Başkan Yardımcısı Avukat Ümit Erdem, şikayetlerin yoğunlaştığını vurguluyor. Ne anlama geliyor?
Türkiye'de insan hayatının önemi yok...
Maalesef doğru. İşte HAYAD, bu nedenle vatandaşa hakkını aramasını öneriyor. Erdem, şöyle diyor:
"Doktor hataları en çok 'narkoz, cerrahi, kadın doğum'da yaşanıyor. Fazla narkoz nedeniyle ölenler, sakat kalanlar oluyor. Yüksek Sağlık Şurası'na çok olay iletildi. Ama şura, oksijen tüpü yerine karbondioksit tüpünün bağlanması olayında dahi sekizde iki kusur buldu."
Ortopedi ve estetik operasyonları da hata oranının yüksek olduğu branşlar. Erdem, "garanti verilip istenilen olmayınca vatandaş soluğu mahkemede alıyor" şeklinde konuşuyor.
Peki, sonuç hastanın lehine mi gelişiyor? Erdem, şöyle yanıt veriyor:
"Tazminat davaları çok uzun sürmesi nedeniyle yılgınlık yaşanıyor. Bazen de vatandaş bizi arayıp, 'ne oldu bizim tazminat' diye soruyor. Ama yavaş yavaş mesafe alınacak. Birkaç yıl önce tüketici hakları da böyle değil miydi?"

Aykut'tan itiraflar

5 Haziran Çevre Günü'nü yine hakkıyla (!) geçiştirdik. Üç beş cilalı söylem, günlük protesto ve bolca vaat... Ama sorunlar hala duruyor. Bir kez daha anımsatmakta yarar görüyorum, bu sözler doğaya gönül verip karşılıksız savaşanlara değil.
Hafta sonu eski Çevre Bakanı İmren Aykut'la söyleştik. Maalesef o da Çevre Bakanlığı'nın tabela makamı olduğunu doğruladı. Sonra da devam etti:
"Ankara'nın dışındaki bakanlık binası, fabrikadan bozma bir yer. Bakan odası eskiden yemekhane olarak kullanılıyormuş. Müsteşar odasının tavanından borular geçiyordu. Teşkilat yasası yok, personel yok..."
Bunlar çalışma şartları, daha da vahimi yetkisizlik. Aykut bu konuda da şunları söyledi:
"Türkiye'deki çevre katliamı felaket boyutta. Kirlilik almış başını gidiyor. Trakya'da zehirli sular tarım alanlarında kullanılıyor. Birçok tesis için kapatma kararı aldım. Kapattıklarım oldu ama; kararın uygulanmadığı yerler de var. Çevre Bakanı'nın direkt yetkisi yok. Kararı o ilin valisine iletiyor. Vali ise İçişleri Bakanı'na bağlı."
Yani devlet, göz göre göre katliamı destekliyor?
Yanıt; tebessüm ve suskunluk...
Tabii, cennet köşe Gökova'yı da konuştuk. Aykut oradaki santralı cinayet olarak yorumladı, kararı veren Turgut Özal'ın dahi sonradan pişmanlık duyduğunu öne sürdü...
Dünkü gelişmeye gelince; yeni Çevre Bakanı Fevzi Aytekin de basın danışmanlığı aracılığıyla ilettiği notta "Yetkisiz Bakanlık" görüşüne katıldığını bildirdi.



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr