BİLİNMESİ GEREKEN ÖYKÜLER

5 Ağustos 2019

Tufan Türenç’in “Aynadaki Yüzler - Yakın Tarihten İbret Öyküleri” isimli yeni kitabında bilinmesi gereken öyküler var. Bana göre, bunlardan en ilginci, zamanın Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli ile Kemal Derviş arasında baş gösteren anlaşmazlık. Bu anlaşmazlık, şimdiki yönetimin iş başına gelmesinde önemli rol oynadı. Bakın, Türenç, olayı nasıl anlatıyor:

İstanbul’da Temmuz ayındaki bir toplantıda Bahçeli ile Kemal Derviş arasındaki görüş ayrılığı tartışmaya dönüştü. Kemal Derviş, Bahçeli’nin görüşlerine karşı çıkıyor ve bunların uygulanamayacağını savunuyordu.

Toplantıdan sonra Bahçeli, Kemal Derviş’e sürekli kendisine karşı görüşler ileri sürmesinin nedenini sordu... Derviş de aynı sert üslupla yanıt verdi... “İşlerin hızlı yürümesi için yeni bir siyasi irade gerekiyor efendim” dedi...

Derviş’le yaptığı konuşma uzun zamandan beri kafasını kurcalayan kuşkuları doğruluyordu. Ona göre toplumun bazı kesimlerinde ve basında MHP’nin koalisyondan ayrılmasına ve yerini DYP’nin doldurmasına dönük görüşler ileri sürüyorlar, hatta bunun için bazı insanların girişimde bulunduğu da konuşuluyordu.

Bahçeli, partisinin iktidardan uzaklaştırılmasına izin vermemesi gerektiğine inanıyordu, bunun da tek ve kesin çaresinin erken seçime gitmek olduğu kanısındaydı.

MHP lideri, kurmaylarıyla konuştuktan sonra yaptığı açıklamada erken seçime gidilmesine karar verdiğini söyledi ve 15 Temmuz 2002’de erken seçim yapılması için çağrı yaptı.

Derviş neden oldu

Ertesi gün Ecevit, Yılmaz ve Bahçeli Ankara’da toplandılar. Başbakan Ecevit, Bahçeli’ye “Erken seçim çağrınız yanlış oldu” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

Yazının devamı...

ÜLKEMİZDE DURUM

30 Temmuz 2019

Merkez Bankası 4.25 puan faiz indirdi; çok iyi yaptı. Ciddi indirimlere devam edilmesi gerek. Çünkü, uluslararası ekonomik gelişmeleri dikkate aldığımızda, faiz yükseltmelerinin, gelişmekte olan ülkeler ekonomilerinde enflasyon düşürülmesine hiçbir katkısı olmadığı anlaşılıyor. Gelişmekte olan ülkeler için Friedman Ekolü’nün hiçbir fayda sağlamayacağını zaten yıllardır yazıyorum. Gelişmekte olan ülkelerin para politikasında faiz değil, miktar silahını çekerek piyasadaki parayı azaltmak lazım. Yüksek faiz, ülkemizi TL’ye dönülmesi yönünde en avantajlı ülke yapmıştı. TCMB, Bloomberg ve Akbank kaynaklı aşağıdaki çizelge bu durumu gösteriyor. Merkez Bankası faiz indirimi, bu avantajı 1.52’den, 1.2’ye indirdi.

Ülkemizde son bir yılda inşaat maliyeti %24.86 artmış olmasına rağmen, yeni inşaatlar satılamıyor. Tarihinde ilk defa ülkemizden dışarıya göç edenlerin sayısındaki artış, yabancı ülkelerden Türkiye’ye göç edenlerden fazla hale geldi. Tüketici güven endeksleri ve finans sektörüne güven endeksi düşüyor. Genç nüfustaki işsizlik yüzde 25’i aştı. TÜİK, TCMB; Bloomberg ve Akbank kaynaklı aşağıdaki grafikler, bu duruma işaret ediyor:

Ekonomi yönetiminin alacağı en önemli tedbir, bu aşamada bütçe açıklarını azaltmakla birlikte, özel sektörün önünü açmakla olacaktır.
İhracatın ithalata oranla daha hızlı artması ve turizm gibi görünmeyen işlemlerden elde edilen girdiler, cari açığımızı düzeltti. Aşağıda, bu iyileşmeyi görüyoruz:

Yazının devamı...