Soğuk savaşta kaç kişi öldü?

9 Eylül 2019

ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki “soğuk savaş”, İkinci Dünya Savaşı’nda başladı ve Sovyetler Birliği’nin çözülmesine kadar yaklaşık 40 yıl sürdü. Kapitalist ve Komünist ideolojinin çatıştığı bu dönemde, savaşlar, ülkeleri kendi tarafına çekme adına yapıldı; savaşlarda milyonlarca insan hayatını kaybetti. İnsanlık tarihinin en büyük silahlanmasının yaşandığı bu dönemde, gerçek kazanç sahipleri silah satıcıları oldu.

Aşağıda, bu dönemde yapılan büyük savaşları ölü sayısı sıralamasıyla gösteriyorum:

11 milyon ölü

Bu savaşlar, ABD ve Sovyetler Birliği’nin karşılıklı sağladığı silahlarla, ABD ve Sovyetler Birliği topraklarının dışında yapıldı ve genelde ülkelerin hükümetleri ile solcular arasında gerçekleşti. Yukarıda, ülkelerdeki sağcı ve solcuların karşılıklı toplam kayıpları yer alıyor. Bunlardan sadece Endonezya’da, kayıpların neredeyse tümü solculara aitti.

Üstelik, Endonezya hariç bu ülkelerin hiçbiri petrol, maden, tahıl v.s. gibi önemli hammaddeleri üreten ülkeler değildi. Endonezya, Habeşistan ve Yunanistan hariç, savaşların yapıldığı hiçbir ülke, temel deniz ulaşımını kontrol da etmiyordu. Yani, amaç hammadde emperyalizminden çok, dünyayı ele geçirmeye yönelikti. Sonuçta, Sovyetler Birliği ve komünizm savaşı kaybetti; ABD ve kapitalizm savaşı kazandı.

Bu savaşlarda yaklaşık 11 milyon kişi hayatını kaybetti. Afganistan’daki savaş, şekil değiştirse de hala devam ediyor. Henüz sonuçları belli olmayan Orta Doğu savaşını da, bu tablonun eki olarak ele alabiliriz. Aşikâr olan, ABD’nin ve Rusya’nın, bu savaşların tümünde taraf olduğu. Şimdi olduğu gibi!

Yazının devamı...

İNSAN HAKLARI

3 Eylül 2019

Dünkü yazımda, “Yeni Dünya Düzeni”nin yalnız ticaret serbestisini değil, yatırım serbestisini de öngördüğünden bahsetmiştim. “Kapitalist Sistem” serbest ticaret, demokrasi ve insan haklarının bir arada yürütülmesi prensibini taşır. Ancak, “Yeni Dünya Düzeni”, elitlerin daha fazla söz sahibi olabileceği bir demokrasiyi ve insan haklarının korunmasıyla birlikte, bireylerin tam özgürlüğü fikrinden vazgeçilmesi prensiplerini esas alıyor.

Sadece kaydi para

“THE EAN-13” Barkod Sistemi, dünyanın 85 ülkesinde kullanılmaya başladı. 7 hattan oluşan bu barkod sistemi, kişilerin bileklerine işleniyor ve bu sayede kredi kartı dahi kullanmaksızın alışveriş yapılabiliyor. Barkod kişilerin vatandaşlık numaralarını, her türlü geçmişini, risk durumunu da içinde barındırıyor. Bu barkodun altına bir bilgisayar çipi yerleştirilmesiyle çok yakın bir gelecekte insanların sağlık durumu da kontrol edilebilecek. Böylelikle insanların özeline, gizli bilgilerine ve güvenlik durumlarına rahatlıkla müdahale edilebilecek. İşte bu gelişme, kapitalist sistemin insan hakları boyutunun sorgulanmasına yol açtı.
Öte yandan, nakit paranın hiç kullanılmadığı, sadece kredi kartları ya da barkod gibi “kaydi para”nın kullanılabileceği bir topluma doğru gidiyoruz. Böyle bir toplumda, vergi kaçırmak da mümkün olmayacak. Bu nedenle, başta ABD olmak üzere “Yeni Dünya Düzeni” savunucuları, nakitsiz ekonomiyi destekliyor. Ancak, nakitsiz ekonominin insan haklarıyla ne denli örtüşebileceği tartışılıyor.
Bazı sosyologlar, “Yeni Dünya Düzeni”nin birkaç biçiminin olabileceğini, bunlardan birinin ABD tarafından kontrol edilirken, bir diğerinin Çin tarafından kontrol edilebileceğini savunuyor.

İnsanlık suçu

“The Club of Rome” (Roma Kulübü) İsviçre’de kuruldu ve esas amacının dünya nüfusunun 2 milyara indirilmesi olduğunu gizlemiyor. Bu amaçla hem savaşlar hem de salgınlar destekleniyor.

Nick Redform, “Yeni Dünya Düzeni” (The New World Order) isimli kitabında, Alzheimer hastalığının 1980’li yıllardan itibaren %9000 artığını, diyabet vakalarındaki artış hızının ise bunun üstüne çıktığını söylüyor. Tabii ki bu artışın nedeni bilinmiyor.

Yazının devamı...

YENİ DÜNYA DÜZENİ

2 Eylül 2019

16 Ocak 1991 günü ABD Başkanı George Bush, Irak’la yapılan ve adına “Çöl Fırtınası” denilen savaşın başlatılması nedeni ile yaptığı konuşmada, “yeni bir dünya düzeni” kuracaklarını, dünyada orman kanununun yürümeyeceğini söyledi. Bu vizyonun, Birleşmiş Milletleri kuran devletlerin asıl vizyonu olduğu dile getirdi.

“Yeni Dünya Düzeni” sadece geleceği şekillendirmek değil, dünya nüfusunu da azaltmak amacı güdüyor. Milletleri yok etmenin veya güçlerini azaltmanın en önemli aracı da, onları eğitimden yoksun hale getirmek, yoksullaştırmak, tarihlerini ve dillerini unutturmak biçiminde kendini gösteriyor.  Yönetilebilen bu milletler arasında, kolayca savaşlar çıkarılabiliyor.

“Yeni Dünya Düzeni”nin oluşturulmasının, “elitler” tarafından yürütülmesi fikri, kabul edilmiş görülüyor. Bu amaçla, demokratik ülkelerde gittikçe artan ölçüde “Lordlar Kamarası” ve “Senato” oluşturulması fikri destekleniyor. Böylelikle, her ferdin bir oyu ama elitlerin gittikçe artan ölçüde yönetim gücü olacak. Başkan’ın elitlerden olması kaydı ile, “Başkanlık Sistemi” de destekleniyor. Bu amaçlara ulaşmak adına, gizli camialar ile ticaret ve üretimi kontrol edebilecek büyük şirketlerin kullanılması öngörülüyor.

Küreselleşmeden neden vazgeçildi

ABD Başkanı Trump yönetimiyle birlikte, ABD’nin ciddi biçimde savunduğu küreselleşme politikasından vazgeçmiş olduğu anlaşılıyor. Bu vazgeçmenin ve ticaret savaşları başlatılmasının ardında, küreselleşmenin, ABD’den çok Çin, Alman ve Japon şirketlerine yarayabileceği çekincesi yatıyor.

Artık, yalnız “serbest ticaret” değil “serbest yatırım” yapılabilmesini de içeren bir dünya düzeni kurulmaya çalışılıyor. Yani, ticaret serbestisi ve gümrük duvarlarının kaldırılması, artık, ABD için yeterli değil. Diğer ülkelerde yapılacak yatırımların da küresel çapta organize edilmesi ve ABD tarafından yönetilmesi düşünülüyor. Bunun için de yabancı yatırımcılar için biçimi belirli ve birbirine benzeşen bir adalet sistemi ve demokratik ortam öngörülüyor.

Bohem Kulübü

Bohem Kulübü (Bohemian Club), Nisan 1872’de San Francisco’da kuruldu. O yıllardan başlayarak, “Kulüp” dünyanın ekonomik ve sosyal yönetimi konusunda ciddi  biçimde etkili oluyor. Amerika Eski Başkanı Nixon, bu Kulüp Başkanlığı için, “Herkes ABD Başkanı olabilir; fakat, çok az kişi Bohem Kulübü Başkanı olmayı ümit edebilir” demişti.

Yazının devamı...

İŞSİZLİK HÂLÂ SORUN AMA AZALABİLİR

20 Ağustos 2019

İşsizlik oranı mayısta, mevsimsellikten arındırılmış bazda yükseliş eğilimini sürdürerek %14’e ulaştı. Mevsimsellikten arındırılmamış olarak ise, işsizlik oranı %12.8 seviyesinde gerçekleşti, Mayıs 2018’de oran %9.7 idi. İş gücüne katılma oranı %52.9 seviyesinde gerçekleşirken, genç nüfustaki işsizlik oranı ise %23.3 oldu.

Haziran ayı göstergelerine bakıldığında; reel kesim güven endeksi, mevsimsellikten arındırılmış bazda yükselirken, PMI imalat sanayii beklenti endeksi de bir miktar yükseliş gösterdi. Dolayısıyla, veri akışı, haziran ayında işsizlik oranının daha ılımlı seyredebileceğini ima ediyor. 

- İşsizlik oranı (m.a.) mayısta %13.8’den %14’e yükselirken, tarım dışı işsizlik oranı ise %0.2 artışla %16.2 oldu. Genç nüfusta işsizlik oranı mevsimsellikten arındırılmış bazda %25.5 düzeyinde yatay seyretti.

- Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam bir önceki döneme göre 137 bin kişi azalarak, 27 milyon 876 bin kişi olarak tahmin edildi. İstihdam oranı da 0.3 puan azalışla %45.4 oldu.

- Mevsim etkisinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 38 bin kişi artış gösterdi ve

4 milyon 527 bin kişiye ulaştı. Bu gerçekleşmelerle, işsizlik oranı da bir önceki aya göre 0.2 puan artarak %14.0 oldu.

Düzelme olacak

Akbank kaynaklı aşağıdaki grafikler, önümüzdeki yaz aylarında işsizlik oranında düzelme ve gerileme olacağını gösteriyor.

Yazının devamı...