SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

Krizlerden ders aldık mı?

.

ABONE OL
Milliyet Haber

Öğretim yılı başladı ama kimi felaketlerden kimi de güncel sorunlardan kaynaklanan bir dizi sorunla karşı karşıyayız.

Örneğin yurt sorunu. Öylesine ciddi boyutlardaki, pek çok öğrenci barınacak yer bulamadığı için evine dönmek zorunda kalıyor.

Bunun böyle olacağı belli değil miydi? Belliydi. Yılda yüz binlerce konut üreten bir ülke olarak karar verilseydi yüzlerce yurt yeni öğretim yılına yetiştirilirdi.

Peki, YURTKUR bu konuda üzerine düşeni yeterince yerine getiremedi de, konunun asıl muhatabı YÖK, ÖSYM, üniversiteler ve rektörler neredeydi?

Kaydettikleri her öğrencinin barınma sorununu düşünmeyeceklerse, neyi düşünecekler?

Vaka sayıları

Bir önceki öğretim yılı okulları açmamak için direnmiştik, şimdi de kapatmamak için direniyoruz.

Görünen o ki her iki durum için de haklı gerekçeler vardı. Umarız bundan sonrası çok daha kolay geçer. En doğru olan yapılır.

Çocuklar arasında vaka sayılarının artmasına yönelik bilgiler göreceli mi yoksa abartılı mı?

Çok net bilgiler yok. Bu yüzden tedirgin olmak için henüz erken.

Bu dönem grip vakaları da hızla artıyor, her ikisini karıştıranların sayısı da bir hayli fazla.

Dahası, Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu ve MEB, önceki yıla göre çok daha fazla birikime sahip.

Eminiz ki gerekeni de yapıyorlar.

Öğrencilerin sağlığını riske atmadan, öyle ya da böyle okula devamlılığı en üst düzeyde sağlamalıyız. Ama öğrenci, öğretmen ve velileri, asla tedirgin etmeden!

Bu o kadar zor mu?

Hiç kolay değil ama eğer güven ortamı sağlanırsa, gerisi gelir.

Eğitim yükü korona öncesi kadar ağır olmamalı, kesinlikle hafifletilmeli ama bunu yaparken adil olunmalı. Sınavda soru çıkan derslere ağırlık verip diğerleri dışlanmamalı.

Elbette bu zor günler de geçecek. Önemli olan, en az hasarla atlatmak.

Diğer kurumlar gibi MEB, YÖK ve ÖSYM de umarız pandemi döneminde yaşanan sorunlarla ilgili olarak ciddi çıkarımlarda bulunmuş ve gerekli hazırlıklara başlamışlardır.

Bir dahaki felaketlere hazırlıksız yakalanmak gibi bir lüksümüz olmadığı gibi, mazeret üretmeye de hakkımız olmayacaktır!

Sınav esareti

LGS, YKS, KPSS başta olmak üzere MEB ve ÖSYM’nin yaptığı tüm sınavlar iflas etmiş durumda. Ne doğru bir ölçüm yapabiliyor ne de doğru yönlendirebiliyorlar.

Sınavların adil, güvenilir, seçici, geliştirici olmadıkları da kesin. Peki, bu haliyle daha ne kadar devam edecek?

Üniversitelerde yüz binlerce kontenjan boş kaldı, liselerde de yüz binlerce öğrenci istemedikleri okullara ya da açıköğretime yönlendirildi.

Kazandıkları öğretim kurumlarını değiştirenlerin sayısı da yine yüz binlerle ifade ediliyor.

Mezun olduğu alanda öğrenimini devam ettiren ya da o alanda iş bulup çalışanlara ‘çok şanslı’ gözüyle bakılıyor.

Dünya değişti, meslekler değişti, yaşam değişti sınavlar hâlâ hep aynı.

Okulda klasik sınav yapıyor, giriş sınavlarında teste yöneliyoruz. Dershane sektörünün esiri oluyoruz.

Tavşanla kaplumbağayı aynı anda yarıştırıp, sanki farklı bir sonuç mümkünmüş gibi her defasında tavşanı şampiyon ilan ediyoruz.

İlgi, yetenek, beklentiler ve hayaller hiç önemli değilmişçesine zerre kadar dikkate alınmıyor.

Oysa her biri çok önemli ve mutluluğun, başarının yolu onlardan geçiyor.

Sınavlar yüzünden çocuklar çocukluğunu, gençler gençliğini, ebeveynler de huzuru yaşayamıyor. Çünkü hemen hepimiz sınavların kölesi olmuş durumdayız.

Ve bu esaret artık bitmeli!

Bitirilmesi gerektiğine karar verilirse, “Peki, yerine nasıl bir sistem gelecek?” sorusunun cevabı rahatlıkla bulunacaktır!

Boş kontenjanlar

Üniversiteye giriş yılan hikâyesine döndü. Boş kontenjanlar için 2. Ek Yerleştirme yapılacak. Peki, yine dolmazsa ne olacak?

YÖK ve ÖSYM’nin bu konuda bir B planı var mı?

Yoksa, bu öngörüsüzlük daha nereye kadar devam edecek?

Her bir boş kontenjana harcanan kaynaklarla işsiz bir gencimize istihdam sağlanabilir.

250 bin boş kontenjan demek, 250 bin gence iş demek.

Karar vericiler, boş kontenjanları seyretme yerine neden bu yönde karar almıyor, anlamak mümkün değil.

8 milyondan fazla diplomalı işsizimizin olduğundan söz ediliyor. Bu kervana daha ne kadar mutsuz genç eklemeyi düşünüyoruz?

Yeni öğretim yılının açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu konuya dikkati çekti ve verilen eğitimin istihdamla ilişkili olmasını istedi.

Bakalım ne kadar dikkate alınacak?

Ülke kaynaklarımız sınırsız değil, bu yüzden her kuruşun, her saniyenin, her hayalin en verimli şekilde kullanılması gerekir.

Dünü dünde bırakıp geleceğe odaklansak bile bu bir kârdır!

Özetin özeti: Kabahatli aramak yerine, çözüm üretelim.

 

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Göçmenler?
  2. Bu dersler, seçmeli mi olmalı?
  3. In - Out meslekler?..
  4. Eğitime dışarıdan bakış (2)
  5. Eğitime dışarıdan bakış (1)
  6. Kütüphanesiz okul, karnı doymayan öğrenci, kadrosuz öğretmen kalmasın
  7. Boşuna yazıyor boşuna mı konuşuyoruz?
  8. Eğitimde yeni hedefler, değişim ve kurumsallık
  9. Tatil sonrası, okuma alışkanlığı ve işsizlik
  10. İklim Değişikliği 2022 Performans Endeksi