Bırakın, kuzu göbeği mantarı doğal kalsın!

Biliyor musunuz, dünyada temiz tarım 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bozulmaya başlamış. Nazilerin icadı, insanları öldürmek için kullanılan gazlar, savaştan sonra Amerikaya götürülmüş. Hani şu herkesin bildiği meşhur ‘Avrupa gübresi’ var ya, işte o, insanları öldüren gazlar incelenerek üretilmiş. Ta o tarihlerde başlanmış sözde temiz, hastalıksız ürün çalışmaları. Bugün elma gibi sert, günlerce hiç bozulmadan saklanan domates ve daha nice ürün, bu çalışmaların sonucu. Raf ömrü uzun, hızla yetişen, ekonomik değeri olan bu ürünler iyi midir, kötü müdür bilmem. Bilimsel olarak bir cevabım yok. Herkesin fikri kendine elbette.
Bu kadar şeyi sizlere anlatıyorum, çünkü bilim dünyasına itirazım var!

Kıymetli bir tür

Bırakın, kuzu göbeği mantarı doğal kalsınBiliyorsunuz, bu mevsim kuzu göbeği mantarı mevsimi. Yurdun dört bir yanında insanlar ormanlarda bu kıymetli mantarı arıyor. Bi rivayete göre, trüf mantarından sonra en kıymetli mantar türlerinden biri kuzugöbeği... Tazesi 200-250, kurusunun kilo fiyatıysa 2-3 bin liralara alıcı bulabiliyor. Ekonomik değeri yüksek, lezzeti şahane bi mantar.
Geçen gün gazeteleri karıştırırken bir haber dikkatimi çekti.
Düzce Üniversitesi, kuzugöbeği mantarının laboratuvar ortamında yetiştirilmesi için çalışma başlatmış. Üniversitenin Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ertuğrul Kaya, “Bunu yetiştirsek dünyada ilk olacağız” demiş.
Kıymetli hocam haklıdır. Dünyada ilk olabiliriz. Bi sürü mantarımız, acayip girişimcilerimiz olabilir. Belki de dünyadaki tüm sofralara kuzu göbeği mantarını sokabiliriz.
Hepsi iyi, güzel de bu mantar o zaman ne kadar gerçek olabilir ki? Dışarıdan müdahale gören ürünlerin gerçekliği ortada.
Çok olunca, köylü zengin mi olacak. Memleketin tüm derdi son mu bulacak?

Altınla değişmem

Ben size olacağı söyleyeyim. Bugün yurdun ve dünyanın dört bir yanından insanın bir araya geldiği kuzu göbeği mantarı platformları ilgiyi kaybedecek, muhabbet bitecek, çünkü bu ürün bi anda değersizleşecek. Ulaşılması kolay, sıradan bi ürüne dönecek. Üzerindeki büyü bitecek.
Kuzu göbeği mantarı avcıları şöyle der: “Kuzu göbeğini altınla değişmem, yerini de kimseye söylemem.” Bu sözün hükmü son bulacak. Sadece bunlarla kalmayacak. Ürün bollaşınca kuzu göbeği mantarıyla bütçesine katkı yapan köylü, mantarı toplamayı bırakacak. Ürün bi anda doğal ve kültür diye ikiye ayırılacak. Kafamız karışacak.
Fethiye’de yıllardır yapılan kuzu göbeği festivalinin keyfi kaçacak. Koca bir yaz, koca bir kış dağlarda gezmeyi hayal edip bi iki kuzu göbeği mantarı bulmayı hedefleyen insanların hayalleri bitecek. Neden? Çünkü pazarda var olacak. Sıradan olacak sıradan! Mevsimini unutacağız; tıpkı çilek gibi, biber gibi, salatalık gibi...
Daha birçok olumsuzluk sayabilirim bu konuda size, ama gerek yok.
Bence bu saydıklarım bile doğanın dengesine müdahale etmemek için yeterli.
Varsın bu mantar da pahalı oluversin. Varsın herkes alamasın bu kıymetli ürünü. Hem belki doğada, ormanda bambaşka bir görevi vardır kuzu göbeği mantarının. Daha fazlası ya da daha azı iyi gelmez belki doğaya. Olamaz mı?
Yani sözün özü, bırakın arkadaş kuzu göbeği mantarını; elleşmeyin, öylece kalsın. Daha fazlasını istemiyoruz.
Olduğu kadarını paylaşırız biz...