Geri Dön

Bize böyle işletmeler lazım

Bodrum’da iki önemli organizasyona katıldım. Biri, merkezi İsviçre’de bulunan Hapimag Grubu’nun Türkiye’deki büyük yatırımı Bodrum Sea Garden’ın bu yıl ikincisini gerçekleştirdiği Zeytin Hasat Günleri; diğeri ise sadece Bodrum değil ülkemiz için de büyük önem taşıyan Tarım AR-GE ve Yerel Tohum Merkezi’nin açılışıydı.

Bize böyle işletmeler lazım
Zeynep Kakınç

Diyeceksiniz ki, zeytinin bereketiyle zenginleştirdiği bir memlekette yaşıyoruz. Bu zeytin hasadının ve zeytinin özelliği nedir? Size önce Hapimag Sea Garden Bodrum’u anlatmak istiyorum. Diyorum ki; işte bize böyle tesisler gerek. Ülkemizde yapılan iyi şeylerin alkışlanması ve örnek olarak tanıtılması çok önemli. Sea Garden’ın geçmişi yıllar öncesine dayanıyor. 191 dönüm arazide kurulu, mavi bayraklı üç koya sahip olan tesiste; otel, tatil köyü ve Mini Bodrum Sokağı olmak üzere 3 ayrı ana lokasyonda 9 restoran yer alıyor. Markanın ülkemizdeki yükselişi eski, ama 2013’te Hapimag Resort Operasyonları Türkiye Direktörü Kerem Demirkol’un yönetime gelmesiyle tesisin uluslararası çıtası daha da yukarılara taşınıyor.

Bize böyle işletmeler lazım




Kendi zeytinyağıyla  altın madalya

Gelelim 2. Sea Garden Zeytin Hasat Günleri’ne... Tesis, Delice ve Memecik zeytinlerinden kendi zeytinyağını üretiyor ve geçen yıl 200 üretici arasından altın madalya alan tek turizm işletmesi konumuna yükseliyor. Ürettikleri zeytinyağını kendi mutfaklarında kullanmalarının yanı sıra “Made with Love” markasıyla satışını da yapıyorlar. “Türkiye’nin zeytin ve zeytincilik piyasasına bölgemizin bize sunduğu ayrıcalıkla katkı sağladığımız için çok mutluyuz” diyen Kerem Demirkol, 480 adet kök ağacında yetiştirdikleri zeytinleri el birliğiyle topladıklarını ve hiçbir filtreleme işleminden geçirilmeden en doğal haliyle sofralara ulaştırdıklarını belirtiyor. Sea Garden Zeytin Hasat Günleri’nin en büyük destekçisi de Zeytin Dostu Derneği.

Hedef: Türkiye’nin ilk gastro oteli olmak

Hapimag Sea Garden Resort Bodrum, İsviçre’nin profesyonel otelcilik bakış açısından, Türk lezzet anlayışını harmanlayan ve gastro otel kavramına da çok yakın duran bir işletme. Mutfakların başında çok başarılı bir şef var: Orhan Demirok. Günümüzde “Gastro otel” oluşumu giderek önem kazanıyor. Dünyanın her köşesinden ziyaretçi, sadece konaklama değil, tüm duyulara hitap eden yeni mutfak deneyimleri arıyor. Fransa’da Provance da Hostellerie Berard, Kamboçya’da River Garden Siem Reap, Bahamalar’da Graycliff/Nassau, İtalya Bologna’da Palazzo di Varignana gibi otellerin sayısı giderek artıyor.

Her yemeğin hikâyesi ayrı

Sea Garden’da menüde yer alan her yemeğin bir hikâyesi var. Kendi sebzesini yetiştiriyor, yerel ürünler konusunda sıkı bir envanteri bulunuyor ve aynı zamanda Anadolu’nun özgün tatları da mutfakta baş tacı ediliyor. Örnek mi istiyorsunuz: Yalıçiftlik peksimeti, keçiboynuzu pekmezi, Bodrum mandalinası, Gambilla favası, Ege otları, Lokum Pilavı, çekiçge zeytin, karakılçık buğdayı gibi bölge ürünleri menülerde yer alıyor. Ekşili Köfte, Tavuklu Keşkek, Kabak Çiçeği Dolması, Ebegümeci, Acı Ot, Kuzu Göbeği Mantarı, Lokma Tatlısı ve Muğla Saraylısı gibi Ege yemekleri de Sea Garden’ın farklı menülerinde göz kamaştırıyor. Kaya koruğu, hardal otu, cibez, taze börülce, Arap saçı, köremen otu, şevketibostan, tilkişen gibi Ege otlarının da mevsimi asla kaçırılmıyor. Çok önemli bir ayrıntı daha var: Gaziantep’ten Adana’ya, Hatay’dan Tokat’a kadar Anadolu’nun farklı şehirlerinden en özgün tatlar yörelerinden alınıyor.

Umarım, Türk mutfağıyla ilgili çalışmalara yıllardır emek vermiş biri olarak bu işletmenin beni niye heyecanlandırdığını anlatabilmişimdir.

Sea Garden, gastronomi oteli olma yolunda mı? Bence, kesinlikle evet!  Ama son söz Kerem Demirkol’da: “Hedefimiz, 2023 yılında adından en çok söz ettiren gastronomi oteli olmak.”

Tohum Merkezi ve gıda egemenliği

Bodrum Belediyesi, “Bodrum Özüne Dönüyor” projesinin temel taşlarından olan Tarım AR-GE ve Yerel Tohum Merkezi’ni açtı. Malum, “Gıda egemenliği” kavramı dünyada çok önemseniyor. Bu konunun ne kadar hayati önem taşıdığı ve ülkemizin öncelikli konularından biri olduğu pandemi sürecinde daha da hissedildi.

Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlılık, riskli bir durum. Gıda egemenliği öncelikli olarak yerli üretime dayanmayı, bu bağlamda özgün ulusal tarım politikaları uygulayabilmeyi ve iç pazarları her türlü uluslararası olumsuz etkilerden koruyabilmeyi öngören bir anlayışı ifade eder. Bu da tohumdan başlar. Son dönemlerde bu doğrultuda kıymetli çalışmalar yapılıyor. Bodrum Belediyesi’ni, Başkan Ahmet Aras’ı ve ekibini kutluyorum. İlk adım atıldı, ama asıl iş bundan sonra başlıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber