Geri Dön

'Bu şarkılar gönlümüzün pusulasını açıyor'

Mazhar Alanson imzalı “Ah Bu Ben” ve “Benim Hâlâ Umudum Var”ı seslendiren Burcu Güneş, “Hani bazı insanların varlığı bir nimettir kuvvet verir, gönlünün pusulasını açar ya bu şarkılar da öyle. O hiç çıkmadığım amatör ruhla, yüreğimden söyledim” diyor.

'Bu şarkılar gönlümüzün pusulasını açıyor'
ÖZLEM ÜLKÜ

 

Burcu Güneş’in sesiyle tanışalı 20 yıldan fazla oluyor. Aşkı naif anlatan şarkılarına alışığız bir yandan türkü albümü yaptı, bir yandan da kısa süre önce, altı yıldır kendisini beklediğini söylediği “Bir Kadın” şarkısını seslendirdi. Tüm susmuş ve susturulmuş kadınlara ithaf ederek… Şimdi ise, çoğunluğun playlistinin ilk 10’unda yer alan Mazhar Alanson imzalı “Ah Bu Ben” ve “Benim Hâlâ Umudum Var”la karşımızda. Pandemi sürecinde insanlara umut vermek için evde amatör ruhla okuduğu şarkılar için “Mazhar abiyi aradım; Allah’ın emri peygamberin kavliyle şarkıları istedim. Dinleyince çok sevdi, iki gözbebeğini de emanet etti” diyen Güneş’le yeni çalışmasını konuştuk.

- “Bir Kadın” şarkınız çıkalı daha iki ay olmuşken Mazhar Alanson’un “Benim Hâlâ Umudum Var / Ah Bu Ben” adlı şarkılarıyla çıktınız karşımıza. Mazhar Alanson’la bütünleşmiş eserler olduğu için kıyaslanmaktan çekindiniz mi?

“Bir Kadın” 6 yıldır beni bekleyen bir şarkı. Büyük bir emekle tüm hazırlıkları bitmişken pandemi patlak verdi. Çoğumuz evlerde olduğundan müziğe daha çok şans verilir umuduyla çıktık. Bu arada sosyal medyada evlerden canlı yayınlar başlamıştı. Birkaç müzisyen arkadaşımı aradım. “Benim Hâlâ Umudum Var”ın hep bir ağızdan söyleyebileceğimiz sloganıyla böylesi bir dönemde motivasyonu yükseltecek ruhuna inandık. Mazhar abiden izin istemeden evvel amatör bir ruhla kayıtlarına başladık. Mazhar abinin o naif bilgelik akan yorumunun bir kadın versiyonu olması için gayret sarf ettik. Kıyas yapıldığında ancak bu şarkıların ruhuna aykırı bir şey yapılırsa negatif yorumlar gelebilir diye düşünmüştüm. Gelen yorumlarla haklı da çıktım. Samsun Demir de çok beğendi. Nihayet Mazhar abiyi aradım; Allah’ın emri peygamberin kavliyle şarkıları istedim. Kaydı dinledi ve bayıldı. İki gözbebeğini de emanet etti. Biz de bayram ettik tabii.

- Birçoğumuz hüzünlediğimizde “Ah Bu Ben”e, gönlümüzü ferahlatmak istediğimizde “Benim Hâlâ Umudum Var”a sığınırız. Sizin yüreğinizde nerede duruyordu bu şarkılar?

Hani bazı insanlar vardır, varlığı dostluğu hayatında bir nimettir; kuvvet verir, kendine getirir, yolunu yönünü buldurur, gönlünün pusulasını açar, bazen sık bazen az görüşülür, ama her zaman kaldığın yerden devam eder. Bu şarkılar da öyle, gerçek bir dost gibi. Her zaman gerçek ihtiyacını senden bile daha iyi bilen bir anne besleyiciliğinde organik süt.

- Şarkıları amatör ruhla seslendirdiğinizi söylüyorsunuz ya 20 yılı aşkın kariyerinizle o amatör ruhu nasıl anlatırsınız bize?

Ben o amatör ruhtan hiç çıkamadım ki, bir yandan da çıkmak istemedim. O benim her güne yeni umutlarla bakan, her zaman öğrenecek çok şey olduğunu hatırlatan yaşamdan yepyeni hikayeler yaratan en güzel özelliğim. Şarkıları ben oldum havasıyla değil de olması gerektiği gibi okutan yanım da o. Yüreğimle söylüyorum hatta tüm hücrelerimle söylüyorum. En derinden kendini teslim ederek şarkıya vermek ve hissetmek çok önemli.

Bu şarkılar gönlümüzün pusulasını açıyor

“ACILARIN SONUNU GÜZELLİKLER GETİRECEK”

- “Şifa olsun, umut versin” diye bu şarkıları okuduğunuzu söylemişsiniz. Bugünlerde, ne de çok ihtiyacımız var değil mi umuda, iyi düşünmeye?

Şifa vermesi lazım çünkü, insana hizmet öyle kolay bir şey değil. “Huzur doluyorum sesinizi dinlerken. Bana çok iyi geliyorsunuz. Sizi dinlerken enerji doluyorum” gibi çok yorum duyuyorum bu ara. Umuda her zaman ihtiyaç var, son yıllarda her zamankinden daha da çok. Hatta umuttan çok inanmaya, güvenmeye, sevmeye ve affetmeye ihtiyacımız var. Tüm bu acıların sonunu elbet güzellikler gelecek ve dünya çok değişecek. Kapitalizmin çökeceği bir dünyada öncelik insan, adalet, bilgi ve emek olacak.

- Pek çok şeyi kanıksamaya başladığımız günlerde, ‘Şunu asla anlayamıyorum, nasıl olur?’ dediğiniz şeyler var mı?

Uzun yıllardır toplumsal olarak en derin yaralarımızın başında olan konular o kadar çok kayba uğradı ki. O kadar çok birikmiş, görülmek istenmeyen sorunlarımız var ki. Kadın, çocuk, hayvan hakları gibi değersizleştirilen çok şey var. İnsani, ahlaki değerlerimiz fazla çöküntüye uğradı. Bunlarla yüzleşmek, düşünmek, çözümlerini bulmak ve umut yeşertecek tohumlar atılmalı.

“KADINLARIN SUSMAMASI İÇİN ZİHNİYET DEĞİŞMELİ”

- “Bir Kadın” çalışmanızla ilgili yapılan yorumları okuyunca, ne kadar çok susmuş varmış aramızda dedim. Kadınların susması, susturulması bir gün biter mi sizce?

Bunun için en başta zihniyetin değişmesi gerekiyor. Eğitimimizden ailemizden ne alıp ne gördüğümüzle alakalı bir labirent bu. Her şeyi ilk önce aileden alıyoruz; kadın-erkek eşitlik gibi kavramları, saygı ve sevgi tohumlarını. Hayata daha ilk adım attıklarında yalnız kalan pek çok kadın ailesi yüzünden yanlış yola giriyor. Her gün Covid-19’tan ölenler sayılıyor, kadın cinayetleri tablosuna da bakan var mı? Nerede yanlış yapılıyor da aşağıların aşağısındayız bu konuda? Bu kafalar ne zaman değişecek? Çocuklara hayvanlara doğaya ne zaman sahip çıkacağız? İnsan olamayan canilere, onları teşvik ve yardım edenlere çok ağır yaptırımlar uygulanmalı.

- Türkü albümü de yapmıştınız. Çalışmalarınız hep kendi yolunda ilerleyen, bir tarza sığmayı reddeden biri olduğunuzu düşündürüyor...

Sanata dair her şeyin kendinden önceki nesillerden bugüne gelişine bakarsak kimsenin bir şeyi sahiplenmesi mümkün değil. Bunun gerektiğini de düşünmüyorum. Biz sanatın müzik dalıyla uğraşıyoruz. Bu beni çok heyecanlandırıyor çocukluktan beri. Bir sanatçının üretimlerinin tamamı onun kapasitesini ve vizyonunu gösteren unsurlar. Yaptığı her şey oluşturduğu tüm yaratımlar işinin bütününü oluşturur. Müzik gibi evrensel bir sanat dalında zaten benden önce de var olan benden sonra da var olacak bir noktadan yola çıkıp kendi yorumumu ortaya koyuyorum. Bu esnada çıkan her şey de doğal olarak benim yorumum, bakışım veya tarzım olmuştur diye düşünüyorum.

Bu şarkılar gönlümüzün pusulasını açıyor

“ÇİFTLİK HAYATI BENİM DE HAYALİM”

- Pandemiyle birlikte şehirden uzak sakin bir hayat planı yapanların sayısı da artıyor. Sizin için durum nedir?

Benim bu kadar yoğun ve kalabalık bir şehirde yaşamamdaki tek gaye kariyerim, hep aktif şekilde de çalışıyor olmam. İstanbul’u çok seviyorum ama her geçen gün artan kalabalığından ve her şeyin daha da kaotik bir hal almasından tabii ben de yoruldum, uzaklara gitme konusunda hep bir hayalim oldu, bir çiftlik hayatı, hayvanlar ve doğayla iç içe, kendi limon ve domatesimizi bahçemizden aldığımız bir dünya kurmak. Gelecek planlarımı pandemide daha derin düşünme fırsatı buldum.

Bu tünelden 7 defa geçenler şifa bulduğuna inanıyorBursa'da bulunan ve içinden su akan tünelden geçenlerin şifa bulduğuna inanılıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber