Geri Dön

Avusturya istihbarat ve orduyu yeniden yapılandırıyor

Avusturya, yaklaşık 2 yılı aşkın bir süredir düzgün bir istihbarat birimine sahip değildi. 2018 yılında Başbakan Sebastian Kurz’un koalisyon ortağı olan aşırı sağ Avusturya Özgürlükçü Partisinin (FPÖ) hükümet üyelerinin davranışları Avusturya İstihbarat teşkilatı BVT’ye yönelik güveni çok olumsuz yönde etkilemişti. Zira FPÖ üyesi İçişleri Bakanı, polisle birlikte BVT’ye bir baskın düzenleyerek aşırı sağ örgütleri ve dernekleri denetleyen hatta izleyen istihbarat mensupları hakkında bilgi alıp, buna bağlı bilgisayarlara da el koydurmuştu. O tarihten bu yana AB’ye üye ülkelerin istihbarat teşkilatları, tabiri caizse, hava durumu dışında BVT ile hassas hiçbir bilgiyi paylaşmıyorlardı. AB’nin istihbarat birimlerinin temsilcileri de Avusturya’nın AB üyeliğinden dolayı, hassas konuları Avusturya’nın bulunmadığı toplantılarda görüşüp, önemli kararları Viyana’nın resmi temsilcisinin olmadığı ortamlarda ele almaya özen gösteriyorlardı.

Avusturya istihbarat ve orduyu yeniden yapılandırıyor
GÜLDENER SONUMUT

 

Avusturya Başbakanı Sebatian Kurz da Avusturya’nın istihbarat servisinin eski koalisyon üyelerinin davranışından dolayı gördüğü zararın önemini anladı. Nitekim AB toplantılarından dışlanan  Avusturya istihbaratı yeniden güven telkin etmeye yönelik çabalar içerisine girdi. Kurz geçtiğimiz mayıs ayının son günlerinde sessiz sedasız bir şekilde kurumun içinden gelen Johannes Freiseisen’i BVT’ye başkan vekili olarak atayarak, kuruma Batı dünyasında yeniden güven telkin etmeye çalışacak.

Başbakan, Avusturya ordusunun stratejik konseptini de yeniden gözden geçirme kararı aldı. Avusturya artık top, tank ve tüfek ile işgal edilme riskiyle karşı karşıya değil. Soğuk savaşın sona ermesi ve AB’nin sınırlarını Merkez ve Doğu Avrupa ülkelerine genişletmesinin ardından Avusturya AB içerisinde sınır ülkesi olmaktan çıktı. Bu çerçevede Avusturya Savunma Bakanlığı  ordunun yasadışı göç, siber tehditler, bulaşıcı hastalıklar ve doğal afetlerle mücadeleye odaklanması için yeni bir strateji üzerinde çalışıyor.

Avusturya ordusunun AB’ye veya partner ülke olarak NATO’ya devasa bir katkısı olduğu söylenemez. Ancak uzun süre ülkenin güvenlik birimlerinin marjinal davranışları Avusturya’nın AB ve NATO’nun istihbarat ve savunma çalışmalarından dışlanmasına neden oldu. Avusturya istihbarat birimlerinin uzun süre Türkiye karşıtı çalışmaları ve Avusturya kamuoyuna yönelik Türkiye aleyhtarı provokatif söylemlerinin de AB-Türkiye ilişkilerine olumsuz etkileri olmadı değil.

Avusturya’nın savunma birimlerinin derinden yeniden yapılanma kararının Viyana ile Ankara arasında daha gerçekçi ve yapıcı bir ilişkiye temel oluşturmasını dilemek gerekiyor. Terörle mücadele, yasadışı göç veya doğal afetlerle mücadele konularında işbirliğinde bulunulması hem Avusturya’nın hem de AB bağlamında Türkiye’nin yararına olacak.

Sessiz kahraman Malherbe Ankara’dan ayrıldı

Belçika’nın Ankara Büyükelçisi Michel Malherbe görev süresinin sona ermesiyle birlikte sessiz sedasız bir şekilde Ankara’dan ayrıldı. 1999 yılında Belçika Dışişleri Bakanlığı sözcü yardımcılığı görevini üstlendiğinden bu yana tanıdığım Büyükelçi Malherbe, Ağustos 2017 yılında Pekin’den gönüllü olarak Ankara’ya tayin olmuştu. Neredeyse üç yıl Türkiye’de görev yapan Malherbe, Belçika ile Türkiye arasında siyasi düzeyde yaşanan gerilimlerin tansiyonunu her zaman düşürmeye yönelik çalıştı. 1999 yılında Gölcük’te yaşanan depremin ardından Belçika’nın ilk acil afet koordinasyon merkezi olan B-FAST’ın kurulmasında büyük görev üstlenen büyükelçi Malherbe, Ankara’ya gelmeden önce de Belçika Kralının sözcülük görevini üstlenmişti.

Avusturya istihbarat ve orduyu yeniden yapılandırıyor

Yasadışı göç, Suriyeli mülteciler ve yabancı savaşçılar konusunda Ankara ile Brüksel arasında sağlanan işbirliğinin önemli bir aktörü olan Malherbe’in, ülkesinin temel hak ve özgürlükler alanındaki prensiplerinden ödün vermeden, Türkiye ile Brüksel arasında dostluk köprüsü kuran ve bölücü terör örgütü PKK konusunda Türkiye’nin kaygılarını anlayan ender elçiler arasında yer aldığını söyleyebiliriz. Yerine gelmesi öngörülen Belçika’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı AGİT nezdindeki büyükelçisi Paul Huynen’in Türkiye’nin NATO, AB ve güvenlik konusundaki kaygılarına aynı hassasiyeti göstermesi beklenebilir. Kuşkusuz Almanya’nın müstakbel Ankara büyükelçisi olarak beklenen Jürgen Schulz’dan daha tecrübeli.

Kovid-19 döneminde Calisthenics’e rağbet arttı

Yeni nesil koronavirüs (Kovid-19) esnasında evlere kapananlar bir şekilde spora başlama veya spora devam etmeye ihtiyaç duydular. Ancak salgından dolayı kapalı kalan spor salonlarına alternatif olarak evde antrenman yapmaya çalışanların yaptıkları spor çalışmaları arasında ‘Calisthenics’ kişinin atletik yapısı, gücü ve vücut ağırlığına dayalı bir spor olma özelliği taşıyor. Bir taraftan zerafet içeren hareketleri yapabilme yetisini geliştiriyor, diğer taraftan da zihinsel gücü pekiştiriyor. Üstelik bu yöntemle spor yapanların bir yerlerini zedeleme veya incitme ihtimali de çok düşük. Avrupa’daki spor uzmanları tecrit dönemi esnasında Calisthenics’e rağbetin arttığına dikkat çekiyorlar. İlgililere duyurulur.

Son dakika... Van Gölü'nde batan teknesinin yeri tespit edildiGelen son dakika haberine göre, Van göçmenlerin içinde olduğu batık teknenin yeri tespit edildi. Tekne ve cenazelerin çıkartılması için gerekli çalışmalar başlatıldı. Öte yandan Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada batan tekne ile ilgili 'Van Gölü’nde yasadışı düzensiz göçmenleri taşırken batan teknenin yeri, arama-kurtarma çalışmalarına katılan Deniz Kuvvetlerimize ait “Birinci Sınıf Dalgıç” özel ihtisaslı Sualtı Arama Kurtarma (SAK) Timimiz tarafından 14.30 sularında 107 metre derinlikte tespit edildi' denildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber