Geri Dön
DünyaFeminist gazeteci Sophia nasıl ortadan kayboldu?

Feminist gazeteci Sophia nasıl ortadan kayboldu?

BBC, Çin'de #MeToo (#SenDeAnlat) hareketinin başlamasına öncülük eden ve prestijli bir bursla İngiltere'de üniversiteye kabul edildikten sonra Pekin'de tutuklanan feminist gazeteci Sophia Huang Xueqin'in nasıl ortadan kaybolduğunu araştırdı.

Feminist gazeteci Sophia nasıl ortadan kayboldu?

19 Eylül 2021'de gazeteci Sophia Huang Xueqin, işçi hakları aktivisti Wang Jianbing ile birlikte Çin'in güneyindeki Guangzhou şehrinde havalimanına doğru giderken "ortadan kayboldu".

Huang, bir süre önce İngiliz hükümetinin fonladığı prestijli Chevening bursunu kazanmıştı ve Sussex Üniversitesinde toplumsal cinsiyet alanında çalışmalar yapmak üzere İngiltere'ye geliyordu.

Çin'de, kadın hakları alanındaki haberleri ve aktivizmiyle 2018'de #MeToo hareketinin başlamasına katkıda bulunan Huang, ülkenin önde gelen feministlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Yedi aydan uzun süredir gözaltında tutulan Huang'ın işçi hakları aktivisti Wang ile birlikte "devleti yıkmaya teşebbüs" suçlamasıyla yargılanması bekleniyor. Bu ciddi suçlama ikilinin uzun yıllar boyunca hapiste kalmasına neden olabilir.

Çin'in küresel etkisinin insani sonuçlarını inceleyen China Unbound isimli kitabın yazarı ve gazeteci Joanna Chiu, BBC'ye verdiği demeçte, "Sophia'nın durumu, küresel kurumların Çinli akademisyenleri ülkelerindeki zulümden koruma konusundaki rollerinin geç de olsa geniş çapta sorgulanmasını sağladı." diyor ve ekliyor:

"Huang, Sussex Üniversitesi'nde okumak için İngiliz hükümeti tarafından finanse edilen bir burs almıştı. Bu kurumların onun serbest bırakılmasını savunma sorumluluğu var."

İkilinin destekçileri son aylarda Londra, Taipei ve Hong Kong'da dayanışma protestoları düzenleyerek #FreeXueBing (#XueBingeÖzgürlük) hashtag'iyle bir kampanya başlattı. Guangzhou gözaltı merkezine ikilinin serbest bırakılması için kartpostallar gönderildi. İngiltere'deki destekçileri İngiliz kurumlardan Huang'ın davasına karşı daha güçlü bir duruş sergilemelerini talep ediyor.

Destekçileri, Sussex Üniversitesini ve Chevening burs programını, Çin hükümetiyle ters düşmeme korkusuyla sessiz kalmakla suçluyor.

Çinli öğrenciler, Sussex Üniversitesindeki yabancı öğrencilerin yüzde 20'sini oluşturuyor ve öğrenim ücretleri önemli bir gelir sağlıyor.

Huang kaybolduktan hemen sonra Sussex Üniversitesi ve Chevening ortak açıklamasında: "Öğrencimizin nerede olduğu ve güvenliği konusunda endişeliyiz. Personelimiz Chevening ile birlikte daha fazla ayrıntı almak için çalışıyor." denildi.

Ancak kurumlardan hiçbiri bundan sonra kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Yorum taleplerimizin ardından BBC'ye sızdırılan dahili bir e-postada, öğrenciler ve personelin Sophia'nın durumunu tartışmamaları konusunda uyarıldığı görülüyor. Üniversite, bunun hassas bir konu olduğunu ve veri koruma endişelerini öne sürerek medya taleplerinin basın ofisi tarafından ele alınması gerektiğini söylüyor.

Huang'ın bir arkadaşı Çin devletinden korktuğunu belirterek BBC'ye takma bir adla demeç verdi. İngiltere'de yaşayan Çinli feminist Kris, üniversitenin Huang'ın davasını "sansürlediğini" duyduklarında çileden çıktıklarını söyledi.

Kris, "[Üniversite] geleceğin feminist aktivistlerini ve liderlerini yetiştirdiğini iddia ediyor [ancak] daha sonra öğrencilere bu konuyu tartışmamalarını söyluyor. Durum sanki Çin'deymişiz gibi." dedi.

BBC'ye yanıt veren bir üniversite sözcüsü, üniversitenin "aday öğrencilerinin güvenliği ve nerede olduğu konusunda derin endişe duyduğunu" ve Chevening ve Dışişlerine bağlı diğer ofislerle "düzenli temas halinde" olduğunu söyledi.

Aralık ayında, 100'den fazla Chevening akademisyeni, Chevening liderlik ekibinden ikilinin serbest bırakılmasını ve Dışişlerinin davayla ilgili olarak Çin hükümetiyle diyalog başlatmasını talep eden bir mektubu imzaladı. İngiltere Üniversite ve Kolej Birliği üyeleri de Huang ve Wang'ı savunan bir bildiri yayınladılar.

Chevening, BBC'nin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Londra'daki Çinli feminist yazar Lijia Zhang, BBC'ye, eski bir Çin Komünist Partisi yetkilisini tecavüzle suçlaması üzerine ortadan kaybolan tenis yıldızı Peng Shuai'nin aksine, uluslararası toplumun Huang'ın davasına sessiz kalmasından "hayal kırıklığına uğradığını" söyledi.

Peng'in ortadan kaybolması uluslararası medyada geniş bir şekilde yer aldı ve birçok tenis yıldızı ve Kadın Tenis Birliği (WTA) onu savundu. WTA ayrıca Çin'deki turnuvalarını da askıya aldı.

Huang ise, kendi cinsel saldırı deneyiminden yola çıkarak 2017'de Çin'deki kadın gazetecilerin yüzde 80'inden fazlasının cinsel tacize uğradığını ancak sessiz kaldığını ortaya koyan önemli bir anket yaptı.

Ülkenin en yüksek profilli #MeToo vakalarını haberleştirdi ve feminist aktivist Li Qiaochu profiliyle geçen yıl ödül kazandı.

Son yıllarda Çin'de feministler de dahil olmak üzere on binlerce insan hakları aktivisti ortadan kayboldu. Huang daha önce Hong Kong'un 2019'daki demokrasi yanlısı protestoları hakkında kaleme aldığı blog yazısından sonra Çin'de üç ay boyunca gözaltında tutulmuştu.

Toronto Üniversitesi'nde Siyaset Bilimi alanında Doç. Dr. Diana Fu BBC'ye yaptığı açıklamada, Huang'ın, Pekin'in sivil toplum üzerinde artan baskılarıyla karşılaşan aktivistlerin yaşadığı zorlukların "simgesi" haline geldiğini söylüyor.

Fu: "Hükümet, #MeToo hareketini liberal demokratik değerleri savunan sınır ötesi hareketin bir parçası olarak algılıyor. Bu tür bir aktivizmi sadece bir örgütlenme tehdidi olarak değil, aynı zamanda ideolojik bir tehdit olarak görüyor." diyor.

"Batılı düşman güçlerin ajanları"
Destekçileri ve akademisyenler, toplumsal cinsiyet ve diğer sosyal adalet konularında hak savunuculuğu yapan Huang ve Wang gibi pek çok kişinin Batılı düşman güçlerinin ajanları olarak yansıtıldığını ve milliyetçi internet trolleri tarafından saldırıya uğradığını aktarıyor.

Çinli sosyal medya platformu Sina Weibo'da daha önce sansürcü olarak çalışan ve bugün ABD'de yaşayan Liu Lipeng BBC'ye verdiği demeçte: "Çin internet ağında, devletle bağlantılı bir kullanıcının yorumuyla sıradan bir yorum arasında ayrım yapmak zordur." diyor.

Liu, 2011 ve 2013 yılları arasında platformlardaki "hassas" içeriğin silinmesine yardımcı oldu ve günlük 60 bine kadar gönderiyi gözden geçirdi. Liu, Çinli yetkililerin Huang'a karşı bir dezenformasyon kampanyası başlattığını söylüyor.

Liu, "Huang çok ünlü bir muhabir. İnternetteki tüm geçmişini silmek son derece zor bir iş, [bunun yerine] insanların onun hakkındaki algısını olumsuz etkileyecek karalayıcı yorumlar yapıldı. Bu, korkutucu bir fenomen." diyor.

Weibo BBC'nin yorum talebine yanıt vermedi.

İngiltere'deki Çin Büyükelçiliği BBC'ye Çin'in "sosyal eşitlik ve adaleti korumaya kararlı olduğunu" ve "insan haklarını ve özgürlükleri koruma bahanesiyle Çin devletine karşı dezenformasyon yayan ve devleti karalayan herkese kesinlikle karşı çıktığını" söylüyor.

Huang ve Wang'ın davaları Çin'deki savcılara devredilirken, Kris ve diğer denizaşırı destekçileri, içinde bulundukları durum hakkında farkındalık yaratmaya devam etmeyi planlıyor.

Kris, "Çin'in içinde veya dışında olmak, duvarların içinde veya dışında olmak gibi. Ancak dışında olmak özgür olduğunuz anlamına gelmez" diyor ve ekliyor:

"Ancak onlar özgür olduklarında, hepimiz gerçekten özgür olabiliriz."

Kaynak: BBC Türkçe