Geri Dön
DünyaÜlke ekonomilerini geride bırakan şirket

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

2022 yılına hisse fiyatlarında tarihi rekor kırarak giren Apple, borsada 3 trilyon dolar değerine ulaşan ilk halka açık şirket olma unvanını kazandı. Bir ülke olsaydı, piyasadaki değeriyle yüzlerce ülkeyi geride bırakan Apple, sembolik de olsa kazandığı değerle, dünyada trendleri belirlemeye devam ediyor.

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Fatma Gülçin Kabasakallı - ABD’de 1976'da üç gencin bir kamyoneti satarak garajda başlayan Apple yolculuğu, 3 trilyon dolarlık bir şirket seviyesine ulaştı. 2022 yılının ilk işlem günü Apple’ın hisse fiyatının 182.86 dolarla yeni bir rekor kırmasıyla şirketin değeri 3 trilyon doları geçti. 3 Ocak'ta kısa süreliğine bile olsa, Apple borsada 3 trilyon dolar değerlemeyi aşan dünyadaki ilk halka açık şirket oldu. Her ne kadar aynı gün hisse değeri biraz düşünce şirket değeri de 2.99 trilyon dolara düşse de Apple bir kez daha sadece ekonomi piyasalarını değil tüm dünyayı şaşırttı.

Peki “3 trilyon dolarlık şirket” tam olarak ne anlama geliyor? Perspektife oturtmak için Apple’ın değerinin, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden 6’sından daha büyük hale geldiğini söyleyebiliriz. Apple, 3 trilyon dolar seviyesini aştığında, İngiltere, Hindistan, Fransa, İtalya, Kanada ve Güney Kore ekonomilerini geride bıraktı. Sadece 4 ülke Apple’ın ekonomik büyüklüğünü geçiyordu: Almanya, Japonya, Çin ve ABD.

Kitleleri sürükledi

Kimileri Apple’ı “tarihin en başarılı şirketi” olarak tanımlarken, Steve Jobs, Steve Wozniak ve Ronald Wayne’nin, 37 yıl önce ilk Apple bilgisayarını tanıtması teknoloji tarihine damga vurdu. Kişisel bilgisayarı bir araç olmaktan çıkaran Apple, onu kullanışlı olduğu kadar, insanın beğenilerine, estetik anlayışına da seslenen “ayrıcalıklı bir obje” haline getirmeyi başardı. 2000’li yılların başında iPod’u piyasaya süren şirket, kullanıcılarında marka bağlılığı yaratan en önemli güçlerinden birinin, kullanım kolaylığının yanı sıra, akla olduğu kadar ruha da seslenebilmesi olduğunu kanıtladı. Apple, iPod’la birlikte devrim yaratan teknolojik gelişmelere öncülük etti, aynı zamanda daha “ayrıcalıklı”, daha “keyifli” bir marka haline de geldi. Böylece Apple, bilgisayar ve teknolojiye bakış açılarının değişmesinde büyük etki yarattı. 2007 yılına gelindiğindeyse, modern mobil iletişiminde devrim yaratan iPhone’la birlikte, Apple’ın yolculuğu “kitleleri peşinden sürükleyen”, sektörü şekillendiren bir role büründü. Steve Jobs ve Apple’ın vizyonu netti: “Müşteri deneyimiyle başlayıp, teknoloji için geriye doğru çalışmalısınız. Teknolojiyle başlayıp, ardından onu nasıl satacağınızı düşünemezsiniz”.

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Apple’ın kurucuları Steve Jobs (solda) ile Steve Wozniak (sağda) ve dönemin Apple Başkanı John Sculley, 1984’de evrak çantası boyutundaki Apple bilgisayarı tanıtmıştı. 

En değerli marka

Mac bilgisayarların, iPhone, iPad, iPod’ların yaratıcısı 25 yıl önce iflasın eşiğinden dönmüştü, bugünse dünyanın en değerli şirketi unvanına sahip. Apple’ın 46 yıllık yolculuğu ve şirketle bütünleşen Steve Jobs markası pek çok defa eleştirilerin odağı haline geldi, zorlu zamanlardan geçti. Bugün hâlâ sektörde tekelcilikle, ekosistemin gelişmesine engel olmakla ve hatta şirketin çalışanlara yönelik sert uygulamalarıyla zaman zaman tepkilerin odağına yerleşiyor. Bununla birlikte, 263.4 milyar dolarlık marka değeriyle, Apple dünyanın en değerli markası olmayı sürdürüyor. Teknoloji dünyasında trendleri belirleyen marka, yıllar boyunca hisselerinde ve satışlarında önemli düşüşler de yaşadı. Yeni lanse edilen iPhone ve diğer ürünlerin tüketicilerde eskisi kadar heyecan yaratmadığı zamanlar oldu.

Özellikle 2018 yılında tüm dünyada yaşanan ekonomik resesyon sırasında Apple ürünlerinin fiyatlarındaki artış, iPhone’un dışında TV, müzik, ödeme sistemleri gibi servisler alanında ne yapacağı konusunda net bir yol haritası çizemediği eleştirileri, iPhone kullanıcılarının bataryaların özellikle yavaşlatılması gibi nedenlerle yaşanan güvensizlikler dahil pek çok sıkıntı yaşandı, hâlâ da devam ediyor. Ancak ne olursa olsun, Apple kullanıcıları her türlü olumsuzluğa rağmen, “Apple’a güveniyor” ve “ayrıcalıklı hissetmeye” devam ediyor. Şirketin başına, 2011'de ölen Steve Jobs’un seçtiği halefi Tim Cook’un gelmesiyle iPhone’a dayanan ana strateji değişti örneğin. Cook’un, şirketi iPhone merkezli büyüme stratejisinden çıkararak, video, müzik, ödeme ve uygulamalar gibi servis odaklı gelir yaratma yaklaşımı meyvelerini vermiş görünüyor.

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Ülke ekonomilerini geride bırakan şirket

Yüzde 5800 kat arttı

Uzmanlar, Apple’ın 3 trilyon dolarlık rekorunun arkasında satışlardaki istikrarlı büyüme ve 5G stratejisinin yanı sıra, otomatik arabalar, sanal ve artırılmış gerçeklik gibi teknolojilerde şirketten beklenen adımların olduğunu belirtiyor. Hatta Apple’ın önümüzdeki yıllarda kendi arabasını piyasaya süreceği beklentisi de heyecan yaratıyor. Yatırımcılar, belli ki CEO Tim Cook’un vizyonuna sonunda tam olarak güven duymaya başladı. Özellikle de son yıllarda dikkat çekici bir büyüme gösteren Apple, 2018 yılı Ağustos ayında 1 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk Amerikan şirketi olmasından sadece iki yıl sonra 2 trilyon dolar değerine tırmandı. Ardından 3 trilyon dolara ulaşması ise sadece 17 ay sürdü. Apple’ın 3 trilyon dolar barajını aşmasıyla, 2007 yılında Steve Jobs’un ilk iPhone’u tanıtmasından bu yana şirketin hisseleri yüzde 5800 kat artış gösterdi.

Pandemide umut

Apple’ın 3 trilyon dolar değerine ulaşılması hiç de kolay olmayan bir başarı. Bu kadar heyecan yaratmasının nedenlerinden biri ise, pandemi gölgesinde geçirdiğimiz zorlu iki sene boyunca ekonomik bir umut olarak görülmesi olabilir. Yaklaşık 50 yıllık tarihine ve gelişimine baktığımızda, şirketin başarısında inovasyon ve global bir perspektif sunmaya devam etmesi hâlâ önemini koruyor. Ancak bu rekorun arkasında Apple dışında bir faktör daha var. O da Apple gibi bir şirketin garajdan çıkıp, 3 trilyon dolarlık değerlemeye ulaşmasına destek olan bir sistemin varlığı. Apple elbette kendi başarısını kendisi yarattı ama onun bugünlere gelmesini sağlayan, destekleyici bir sistemin ürünü olduğu ve aslında şans olmadığını da hatırlatmakta fayda var.

iPhone yerine Apple hissesi alsaydınız?

Türkiye’nin ilk defa 2008 yılında iPhone 3G ile tanıştığı Apple markası, ülkemizdeki akıllı telefon pazarında ikinci sırada yer alıyor. Ancak her yeni ürün lansmanından sonra Apple mağazalarının önünde uzun kuyruklarla kendini gösteren “iPhone çılgınlığı” Apple’ın Türkiye’de de sağlam bir kitlesi olduğunun kanıtı. 2008 Eylül ayında ilk iPhone ülkemizde satışa çıktığında, o zaman 1200 lira olan telefonu almayan, ancak o parayla Apple hissesi alan bir kullanıcı, bugün 56 bin 555 dolarlık Apple hissesine, bir başka deyişle, yaklaşık 785 bin TL birikime sahip olacaktı. Bu hesapla marka bağlılığı yerine finansal tercihte bulunan bir kullanıcı, iPhone sahibi olmayacaktı ama Apple’ın başarısından da büyük bir pay alabilecekti.

(26 Eylül 2008 TL/$ kuru, 28 Eylül 2008 tarihli Apple hisselerinin düzeltilmiş kapanış fiyatı ile 8 Ocak tarihli TL/$ kuru ve Apple hisse fiyatı baz alınarak hesaplanmıştır.)