Geri Dön

Bisiklet güzergâhlarını şehrin içine sokacağız

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Soyer, “Bisiklet, medeniyet göstergesidir. Hem spor hem ulaşım aracı hem de sessiz, sağlıklı, çevre dostu bir sosyalleşme aracı” dedi

Bisiklet güzergâhlarını şehrin içine sokacağız

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile belediyeden yola çıktık, Pasaport’a uzanan ufak bir bisiklet turu gerçekleştirdik. Güzergâh boyunca gördüğümüz vatandaşlar kendisine “Aaa bu Soyer değil mi?”, “Başkanım kolay gelsin” diye seslendi. Ne zaman fotoğraf çektirmek için dursak, dört bir yanımızı kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenler sardı. Başkan da kimseyi kırmadı. Oldukça formda görünen Soyer, “Her sabah Karataş’taki konuttan belediyeye bisikletle geliyorum. Göreve geldiğim ilk gün korumalarımı kaldırmıştım. Tek başıma gidiyorum. Akşamları işim geç bittiğinde araç bırakıyor. Yakın bölgedeki toplantılara da bisikletle gidiyorum. İlk başlarda iş insanlarıyla toplantı olurdu, makam arabası değil de bisikletle geldiğimi gördüklerinde çok şaşırırlardı. Şimdi alıştılar. Amacım İzmir’de bisiklet kullanımı konusunda öncü olmak” dedi. Elbette sorulacak çok soru vardı ama biz bu kez ağırlıklı olarak İzmir’de ulaşımı, gençleri ve kadınları konuştuk. Soyer de dar zamanına rağmen, bizi yanıtladı.

- ‘Bisikletli Başkan’ alışkın olmadığımız bir durum… Uzun zamandır mı kullanıyorsunuz?

Evet Seferihisar’da da kullanıyordum. Ama burada daha fazla görev gibi görüyorum. Normalde yürüyeceğim yere de bisikletimle gidiyorum. Toplantılara mutlaka bisikletle gidiyorum. Mümkün olduğu kadar kentlinin bisikleti görmesi, kullanması gerektiğini düşünüyorum. Bence bisiklet medeniyet göstergelerinden biri. Nasıl tabela büyüklüğü bir medeniyet göstergesidir. Batıya gittikçe küçülür doğuya gittikçe büyür, bisiklet de biraz öyle. Hem bir spor hem bir ulaşım aracı hem de temiz, sessiz, sağlıklı, çevre dostu sosyalleşme aracı. Bu şehre bisikletin çok yakıştığını düşünüyorum. İnsanlar daha fazla bisiklet kullanabilir. Bu yüzden de öncülük yapmak istedim. Bundan da çok keyif alıyorum.

- Bir etki yarattığınızı düşünüyor musunuz?

Bence etkisi oluyor. Bu bir kültür meselesi, yaşam tarzı aslında. İnsanların alışması biraz zaman alacak ama dünyanın gidişi de bu yönde artık. Bisiklet tüm ülkelerde giderek daha çok kullanılıyor.

- İzmir’de bisikletle ilgili projeleriniz neler?

Bisiklet yollarını artırmaya çalışıyoruz. Çünkü sadece sahil şeridinde güzergâh var biz bu güzergâhları biraz daha şehir içine sokmaya gayret ediyoruz. ‘Olivelo’ isimli proje hazırladık. Zeytin ve bisikleti birleştirdik. Yelki’de 500 küsur dönüm alanda yaptığımız doğa projesi. İzmir’in bisiklet güzergâhlarını buluşturacağımız kent-kır arası bir nokta. Orayı yurtiçi ve yurtdışından bisikletçilerin durak noktası olarak planlıyoruz. Ayrıca bunu EuroVelo projesi ile birleştiriyoruz. Aslında Europark diye de bir network var. 40 ülkeden 400 civarında kurumun üye olduğu bir network burası park kriterlerine de uygun bir yer. Türkiye’nin ilk Europark’ı olacak aynı zamanda Olivelo… 18 Ekim’de proje yarışmasına çıkıyoruz. Hedefimiz 30 Mart gibi çağrıyı sonuçlandırmak. Projeyi 2020’de hayata geçireceğiz diye ümit ediyoruz.

GENÇLERİMİZİ BURADA TUTMALIYIZ

- Bu şehirde üniversiteler var. Gençler için projeleriniz neler?

İzmir için öncelikli meseleleri ulaşım, katı atık bertarafı, Körfez temizliği olarak sıralayabiliriz. Ama başka önceliklerimiz var bizim. O da demokrasi başlığı altında toplayabileceğim şeyler. Kent içindeki demokrasinin her an 7/24 yaşayan bir şey olması gerektiğini düşünüyorum. Demokrasi bizde beş yılda bir sandık başına gidip oy kullanmaktan ibaret bir şeymiş gibi zannediliyor. Oysa kentin en temel medeniyet göstergesidir. Yani, vatandaşın yönetime katılma ve eleştirme hakkı, kentiyle ilgili hem gönüllülük hem sorumluluk hem de katkı koymasıdır. Demokrasi aslında bir arada yaşamayı başarmak demek. Dolayısıyla bizim en çok kafa yorduğumuz mesele, demokrasinin kentin bütün kılcallarına, sokaklarına ve evlerine girmesi.

‘Demokrasi kenti denilsin’

“İzmir demokrasi kenti” bu denilsin istiyoruz. Bu ana başlık altında da bu dediklerinizin hepsini yapmak zorundasınız. Çünkü, bir kentin gelişmişliği artabilir, azalabilir. Eğer demokrasi yoksa o zenginlik artsa bile sadece bir grup insanı zenginleştirebilir. Demokrasi varsa, o zenginliği kente adil biçimde yayabilirsiniz. Derdimiz o. Onun için gençler, kadınlar, tarımsal üretim yapanlar, turizm sektöründekiler bizim odağımızda. Hepsi ile beraber yapacağız. Halk buluşmaları adı altında toplantılar yapıyoruz. Tarım, ulaşım, Kültürpark’ta yaptık. Şimdi turizmde yapacağız. Sağlık ve spor var sırada. Herkesi dinleyeceğiz. Tarımla ilgili 800 kişiyi topladık. Sektörün tüm paydaşları buluştu. Biri toplantının sonunda, “Her kafadan bir ses çıktı” dedi. Aslında tam da oydu isteğimiz her kafadan bir ses çıkması. Çünkü, ilk kez bu sektörden ekmek yiyen insanlar birbirini duydu ve birbirleri ile olan bağlarını gördüler.
Gençler meselesi de bu nedenle çok mühim. Gençler aslında İzmir’in lokomotifi. Ancak onları kaçırıyoruz. İzmir’le ilgili “Çok göç alıyor” deniliyor ama çok da göç veriyor. Bunu konuşmuyoruz. Biz 10 yıldır 120 bin göç almışız. Ama 90 binlere çıkan da göç veriyoruz. Gidenlerin büyük bölümü iyi yetişmiş, dil bilen gençler. Bizim bu gençleri burada tutmamız lazım.

- Nasıl yapacağız bunu?

Sadece iş kolları yaratarak değil, mesela yeni Alsancak kurmayı planlıyoruz. Havagazı Fabrikası’ndan düşünün Elektrik Fabrikası’nı da aldık. O alan yeni bir yaşam merkezi olacak. Fabrikanın çevresinde sinema, tiyatro, cafe ve atölyeler olacak. Kordon-Alsancak sadece rakı balık sunan bir yer olmaktan çıkacak. Gençlerin sosyalleşeceği yeni bir mekan yaratacağız. Bu genç göçü durdurabilir ve kentin dinamikleri arasına katabilirsek, işte o zaman asıl büyük değişim başlayacak. Gençler ve kadınların hayatı değiştirme gücü olduğuna inanıyoruz. Yine bu yüzden ‘Belediye ana’ diyoruz. Neden, çünkü ‘ana’nın müşfikliği, şefkati, üretkenliği, yaratıcılığı, aileyi ıslah edişi bunları hayata geçirmek istiyoruz.

- İş kolları nasıl yaratılacak?

Silikon Vadisi neden San Francisco’ya kurulmuş? Çünkü, güzel bir iklim kuşağında. Deniz kenarında, çocukların iyi eğitim alacağı okulların olduğu bir yer seçmek istemiş CEO’lar. Şimdi bizim yarımada silikon vadisini cebinden çıkaracak cazibeye sahip. Ama siz bunu eğer göstermezseniz, bu sizinle beraber gidecek bir bilgi olarak kalır. Bunun ne kadar büyük bir zenginlik olacağını göstereceğiz. Bunun için ne kadar uluslararası organizasyon varsa, hepsine talip oluyoruz. Avrupa Gençlik Başkenti, Avrupa Kültür Başkenti, Europark’lar, Akdeniz Kentler Birliği... Onlarca şey var şu anda yazıştığımız. Bir yanda da İpek Yolu var. Şimdi o yolu 5 milyon dolarla ihya etmeye soyundu Çinliler. İpekyolu güzergahındaki 100 üniversiteyi birbiriyle kardeş yapmak istiyorlar. İzmir bu güzergah üzerinde. Onun için burada bir Çin Araştırma ve Kültür Merkezi kuracağız. Böyle yaptıkça Çin’in iş dünyası da gelmeye başlayacak.
Biliyorsunuz Costa şirketine gittik kuruvaziyer turizmi için 2016’dan bu yana yapılmıyordu. Görüşmelerimiz neticesinde 2023 hedefimiz artık 1 milyon turist oldu. Ayrıca Pasaport İskelesi, Pier, İzmir’in aslında denizden kapısıdır. Biz şimdi, Kadifekale’ye çıkan bir güzergah tasarlıyoruz. Pier’den giriyorsunuz, sinemalar, tiyatrolar, cafeteryalar hayal edin, çıkıyorsunuz Saat Kulesi, oradan Kemeraltı’na geçiyoruz.

Tarkan konser verecek

Kemeraltı’nın zemin malzemesinin değişiğini, cephelerin restore edildiğini düşünün, çıkıyorsunuz Havra Sokağı. Dokuz havranın restore edildiğini düşünün. Geçiyorsunuz karşıda Agora, kazının bittiğini hayal edin.
Çıkıyorsunuz, İkiçeşmelik Yokuşu sağlı, sollu spotçuların temizlendiğini, cafeler, atölyeler, tiyatroların olduğunu düşünün. Çıkıyorsunuz, Kadifekale’ye kadar önünde 20 bin kişilik bir amfitiyatro var. Kazıları devam ediyor. Efes ile aynı. Kazı başkanı ile anlaştık. Bu yüzden temmuz meclisini orada yaptık. 10 ekiple 3 yıl içinde o tiyatroyu ortaya çıkaracağız ve Tarkan orada konser verecek. 29 Ekim 2023’te. Cumhuriyet’in 100. Yılı anısına. Bu güzergâh aslında tüm İzmir’in kaldıracı olacak. Bu kentin refahını artıracak, marka gücünü oluşturacak bir hikâye bu.

- 2023’te İzmir hayalim gerçekleşecek diyorsunuz…

Bu tabii ki bir kısmı... (Gülüyor)

Körfez hattına düzenleme

- Metro ya da İZBAN’ı kullanmadan kent merkezine ne zaman gelebileceğiz? 

Mevcut 50 km’lik bisiklet güzergahımız var. Körfez hattını da kapsayan yaklaşık 280 kilometre yeni güzergah çalıştık. Böylece bisikleti kentin içine sokacağız.

- Bu ne zaman olacak?

Önümüzdeki yıl. Ayrıca toplu ulaşım otobüslerine bisiklet takma aparatları yerleştirdik. Belli noktalara yeni bisiklet parkları planlıyoruz. Vatandaş, metroya bisikletle gelsin orada bırakıp yoluna devam etsin diye...

- Mazgallar bazı yerlerde yola paralel. Bazı yollarda da tırtıklı karolar kullanılıyor. Tüm bunlar bisikletler için tehlike yaratıyor. Önlemler alınıyor mu?

Bakın, bu uzun bir yolculuk biz bu yolculuğa çıktık. Yeni yollar yapmak, mazgalların yönünü değiştirmek olsun o yolculukta yürümenin bile önemli bir katkı olacağını düşünüyoruz. Bisiklet gruplarıyla da toplanıyoruz. Bu farkındalığı yaratmak için gücüm ve zamanım neye yetiyorsa onları yapacağım.

- İzmirliler yollar ve trafikten çok şikâyetçi. Çukurlar, patlayan lastikler, otomobillerle kapatılan kaldırımlar ve bisiklet yolları, uzun süre beklenen trafik lambaları ve altyapı yetersizliği…

Evet, ulaşım ve trafik bu kentin en büyük sorunu. Halkın yüzde 40’a yakını kentiçi ulaşımdan şikâyetçi. Bizim de en çok konsantre olduğumuz şey bu aslında. Bazı noktalarda trafik yeraltına alınacak. 111 nokta tespit ettik. Bu noktalarda akıllı trafik uygulamasını hayata geçireceğiz. Bunlar bazen bir güzergâh ilave edilmesi, bazen yeni sinyalizasyon düzenlemesi yapılması, bazen de yeni hat açılması gibi çözümleri içeriyor. İki yeni hafif raylı sistem geliyor; Buca Metrosu’nun 2020’de ihalesini yapacağız. Biri de Çiğli Tramvayı, onayın Ankara’dan geleceğini söylediler. Bu ikisi kentiçi trafiğinde ciddi rahatlatacak. 400 elektrikli otobüs alınacak. Bogota Belediye Başkanı, “Gelişmiş kent yoksulların bile otomobile bindiği değil, zenginlerin bile toplu taşımayı kullandığı bir kenttir” demişti, mottomuz bu. Buna tüm kalbimle inanıyorum. Bu yüzden elektrikli otobüs alımına çıkıyoruz. Kaliteli toplu ulaşım özel araç kullanımı da azaltıyor. Tayvan ve Çinliler ile Havaray ve Monoray projeleri için görüşüyoruz. Özellikle kentin yamaçlarına toplu ulaşımı Havaray ve Monoray ile ulaştırmak gibi bir niyetimiz var.

- Peki, bu sistemler görüntü açısından iyi olacak mı?

Kentin merkezinde yaparsanız değil elbette. Eğer jeolojik açıdan uygun yerlere yaparsanız hem dokuyu bozmuyor hem de kentliye manzara seyretme imkanı buluyorsunuz. Dolayısıyla bu sistemler Türkiye’de çok daha fazla kullanılacak. Bir de teleferik hatlarımız var birkaç noktada.
İzmir’in trafiğini yine de İstanbul ve Ankara ile karşılaştıramazsınız. Trafik akıyor.

300 KADIN TEMİZLİKÇİ

- Göreve başladığınızdan bu yana altı ay geçti. Ne hayal etmiştiniz ne oldu? İstediğiniz noktada mısınız?

Çok memnunum. Hiçbir sürprizle karşılaşmadım. Her şey beklediğim gibi gidiyor. Bu yüzden de çok mutluyum. Sadece görüyorum dağın arkasındaki vahayı, insanlar daha görmüyor ama göstereceğim ve hep beraber orayı fethedeceğiz. İzmir küllerinden doğacak.

- Deprem gündemde, İzmir’de ne gibi önlemler alınıyor?

İzmirliyi depreme karşı hazırlamak ve uyarmak için ekim ayında bir çalıştay yapacağız. Hem de deprem sensörlerinin İzmir’e yerleştirilmesiyle ilgili çalışma yapıyoruz.

- Kaç noktaya konulacak?

Henüz kesinleşmedi. Ama projede Boğaziçi de var, İzmir’den üniversiteler de var, STK’lar da var.

- Özellikle Bornova ve Buca’dan çöple ilgili şikâyetler geliyor…

Büyükşehir’in sorumluluk alanı olmamasına rağmen 300 süpürgeci aldık. Büyük çoğunluğu, 250 civarında kadın. İzmir’e kadın eli değsin istiyoruz. Şoförlerde de kadın istihdamını başlattık. Daha çok alanda yapacağız.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber