Geri Dön
EgeÇare İzmir Tarımı

Çare İzmir Tarımı

İzmir Tarımı modelini başarıyla hayata geçiren Başkan Tunç Soyer, “Kırsalda kalkınmayı sağlayacağız ve su tüketimini yüzde 50 azaltarak kuraklığın da önünü keseceğiz” dedi

Çare İzmir Tarımı

2019 yerel seçimleri öncesi adaylık süreci boyunca “Başka bir tarım mümkün” diyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “İzmir Tarımı” projesiyle felsefesini hayata geçirdi. Küçük Menderes Havzası’ndaki Ödemiş, Bayındır, Beydağ ve Kiraz ilçelerini kapsayan üç günlük programında İzmir Tarımı’nın ayrıntılarını duyuran Soyer, “Kırsalda yoksulluğa ve kuraklığa, yerli ve milli İzmir Tarım çare olacak. Altı ana ayak üzerine oturtulan, bilimsel ve bütüncül yaklaşımla planlanan bir havza tarımı modeli oluşturduk. Yaygın tarımdan temel farkı, doğal kaynak kullanımını odağına alması ve sulama miktarında ciddi tasarruf sağlaması, böylelikle kuraklıkla mücadele etmesi. Bunun dışında İzmir Tarımı, tarımı sadece tarlada yapılan ve sonlanan bir zirai faaliyet olarak görmüyor. Tohum aşamasından başlayıp son tüketiciye uzanan tüm süreci kapsıyor” dedi.

Alım garantisi

Projenin ikinci ayağında ise yoksullukla mücadele ve kırsal kalkınma olduğunu ifade eden Soyer, “Tarım, tarlada başlayıp orada biten basit bir faaliyet değil. Birbirini tamamlayan, destekleyen bir tarım sistemi kuruyoruz. Ürün desenini değiştiriyoruz. Bol sulama isteyen mısır yerine; hiç su istemeden ve kış yağmurlarıyla büyüyen Karakılçık, Saz Çavdarı gibi tahıllara, gambilya ve mürdümük gibi atalık yem bitkilerine yer vereceğiz. Ayrıca modern sulama tekniklerini kullanacağız. Böylece yılda en az yüzde 50 su tasarrufu sağlayacağız. Üretilenlere, küçükbaş hayvancılığa, zeytin ve zeytinyağı ile üzüme alım garantisi vereceğiz. Belediyemiz bünyesindeki BAYSAN şirketi, alınacak ürünleri işleyecek, paketleyecek. Marka çalışmaları yapılarak, ürünlere katma değer kazandırılacak. Pazarlama, satış, Ar-Ge ve eğitim faaliyetleriyle sürdürülebilir bir ekonomik döngü yaratacağız. Tüketiciyi de sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdayla buluşturacağız. Sözün özü; tatlı su kaynaklarımız gibi, çiftçimizin, üreticimizin alın teri de boşa akmayacak. Tarımda doğru planlama, bilimsel ve bütüncül yaklaşım, akıllı, disiplinli ve azimli çalışma sayesinde, göreceksiniz çok yakında su değil; çiftçinin, üreticinin cebine kazanç akacak” diye konuştu.
Türkiye’ye egemen olan dışa bağımlı tarım ekonomisi yerine, yerli ve milli tarım ekonomisini inşa edecek olan İzmir Tarımı’nın ana hatları şöyle:
1.Bölgeye özgü stratejik ürünler: Su kaynaklarını az kullanan, geniş alanlarda üretilebilen, bölgeye özgü stratejik ürünler tercih edilecek. Bu ürünlerin başında küçükbaş et ve süt ürünleri, tahıllar (hububat) ve yine yağmur suyuyla beslenen atalık yem bitkileri, ardından zeytinyağı ve son olarak da üzüm ürünleri geliyor.
2.Tarımsal destekler: İzmir Büyükşehir Belediyesi kooperatiflerden doğrudan alım yapmaya devam edecek. Ürünler ekonomik açıdan dezavantajlı vatandaşa ulaştırılacak. Böylece kır ve kent arasında gönül köprüsü kurulacak. Öte yandan çiftçiye ve üreticiye makine ve ekipman desteği verebilmek için makine parkları kurulmaya devam edilecek. Planlama dahilinde küçükbaş hayvan, arıcılık, tohum ve meyve fidanı destekleri de sürecek.

İzmir markaları

3.Ürünün değeri markalaşarak artacak:
Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu tarım şirketi BAYSAN üreticiden aldığı ürünlerin lojistiğini gerçekleştirecek, işleyecek, paketleyecek ve satış pazarlama zincirini kuracak. Şirket, 2021’de 4 bin kara sığır, 50 bin koyun, 7.5 milyon litre koyun sütü ve 5 milyon keçi sütü, toplamda 12.5 milyon litre küçükbaş sütü alımı için küçük üretici ile sözleşme yapacak. Bu ürünlerde, İzmir Tarımı’nın doğa ve iklim dostu kriter ve ilkelerine uyum şartı aranacak.
İzmir Mozarellası, İzmir beyaz peyniri ya da et ürünleri ise, İzmir ana markası altında, ayrı bir isimle markalaşacak. Bu konuda halkla ilişkiler, iletişim, satış ve pazarlama uzmanları özel olarak çalışma yürütüyor. Büyükşehir, markalaşma yolunda çalışma yapmak isteyen kooperatiflere ve üreticilere de destek verecek.
4.Yurtiçi ve dışına satılacak: Üretilen, markalaşma süreci tamamlanmış, paketlenmiş ürünler; katma değer kazanmış olarak satış, pazarlama ve ihracata hazır hale gelecek. Ürünler ilk etapta İzmir’de tüketilecek. Ülke genelindeki diğer mecralarda satışa sunmak, ihracat yapmak ve çiftçiye daha iyi gelir sağlamak amacıyla İZFAŞ, Ege İhracatçılar Birliği, İzmir Ticaret Borsası, İzmir Ticaret Odası gibi fuarlar, ticaret ve ihracat konularında ihtisaslaşmış kurum ve kuruluşlarla işbirlikleri geliştirilecek. Böylece, satış ve pazarlama ağları genişletilecek.
5.Ar-Ge yatırımları ile hep daha iyiye koşacak: Sistemin sürdürülebilir olması ve sürekli gelişmesi yolunda Ar-Ge faaliyetleri, eğitim ve sertifikasyon süreçleri kesintisiz devam edecek. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu hedef doğrultusunda tohum merkezleri kurmak için çalışma başlattı. Ayrıca Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) ile birlikte kurulan Girişimcilik Merkezi’nin odağında da tarım olacak. Sasalı’da kurulan araştırma merkezinde, iklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili senaryolara ilişkin bilimsel çalışmalar yapılacak.
6.Yan ekonomiler yaratacak: İzmir Tarımı’nın hedeflerinden biri de yine kırsalda kalkınmayı destekleme yolunda agroturizm ve eğitim faaliyetlerini hayata geçirmek; çiftçinin 12 ay boyunca yan gelir elde etmesini sağlamak. Bu doğrultuda, isteyen çiftlikler, aynı zamanda bir agroturizm destinasyonuna evrilebilecek. Yurtiçinden ve dışından konuklar, tarımsal alanlarda konaklayacak, tarım faaliyetlerine katılacak, ürünleri tanıyacak, eğitimler alacak. Bunun en önemli yansıması olarak da ürünlerde doğallık ve kalitede standart anlayışı köklü biçimde yerleşecek. İleriki süreçlerde, agroturizmle bağlantılı olan etnografya, coğrafya, zooloji, agronomi (tarım bilimi) gibi alanlara ilişkin sayısız turistik faaliyetin de gelişeceği öngörülebilir.

İki yıl için 338 milyon liralık alım planladı

İzmir Tarımı’nın ana omurgası, Büyükşehir Belediyesi’nin; çiftçiye, üreticiye ve hayvancıya verdiği alım garantisi olacak. Alım garantisinin ikinci ayağında ise Büyükşehir’in yeniden yapılandırdığı BAYSAN A.Ş. olacak. BAYSAN da ürünleri kooperatiflerden alacak, işleyecek, paketleyecek, Halkın Bakkalı’nda ve diğer mecralarda satış ve pazarlamasını yapacak. Büyükşehir adına tüm bu operasyonu yürütecek olan BAYSAN, bir yandan da diğer tarımsal şirketlere ve kooperatiflere örnek teşkil edecek.
2021 ve 2022 yıllarında toplamda 338 milyon 600 bin liralık alım yapılacak. Böylece Büyükşehir’in yapacağı maddi destek neredeyse üç kat artacak. Bu alımların; 154 milyon 600 bin lirası süt ürünlerine, 97 milyon lirası et ürünlerine, 15 milyonu yem bitkilerine ve geri kalan 72 milyon ise diğer ürünlere tekabül ediyor.

2020’de destek yağdı

Başka Bir Tarım Mümkün felsefesi ışığında çiftçi ve üretici kooperatiflerine büyük destek veren İzmir Büyükşehir Belediyesi, 2020’de de tarımı adeta el üstünde tuttu. Geçen bir yılda; bal, zeytin, süt ürünleri, fidan, çiçek, bezelye, bakla, enginar gibi kent ihtiyaçları üretici kooperatiflerinden tedarik edildi. Ürün alım sözleşmesi imzalanan kooperatif sayısı arttı, ürün yelpazesi genişledi. Yerli tohum ve yerli hayvan ırkları öne çıkarıldı. İlk kez yem desteği de başlatılırken, üretici kooperatiflerinden toplamda 144 milyon lirayı aşan alım yapıldı.

Hayvancılığa da destek

Selçuk, Bergama, Kınık ve Tire’de 134 yerli ırk Anadolu mandası dağıtan Büyükşehir, yok olmaya yüz tutan manda yetiştiriciliğini canlandırıp İzmir Mozerellası yapmak ve bu peyniri dünya markası haline getirmek için de çalışmalarını hızlandırdı. Torbalı ve Kiraz’da ise 419’u yerli Sakız ırkı olmak üzere 509 küçükbaş hayvan dağıtıldı. Aliağa, Buca, Bornova, Kınık ve Kiraz’da yaklaşık 250 bin kilo kuzu büyütme ve süt yemi verildi. İklim dostu yem bitkisi ekiminin teşvik edilmesi için Beydağ ve Bergama ilçelerinde 118 köylü ve çiftçiye macar fiğ, yem bezelyesi ve süt otu tohumu desteği sağlandı, yaklaşık bin dekarlık alanda iklim dostu yem bitkisi üretimi başladı.

160 bin çocuğa süt

“Süt Kuzusu” projesi ile kentte süt ve hayvancılık faaliyetlerine önemli destekler sağlayan Büyükşehir, 2020 yılında projeyi kentin 30 ilçesinde yaygınlaştırdı. Böylece yıl içerisinde 160 bin çocuğa 13 milyon litreye yakın süt dağıtımı yapıldı. Süt üreticilerine ise 65 milyon liralık destek sağlandı.

Yeni üretim alanları

Büyükşehir salep, nergis ve lavanta yetiştiriciliği yapmak isteyen üreticilere fide, çiçek soğanı ve zirai danışmanlık hizmeti sağlayarak yok olmaya yüz tutmuş türler için kentte yeni üretim alanları yarattı. Karaburun ve Mordoğan’da 120 bin nergis çiçeği soğanı, Tire ve Urla’da 100 bin salep yumrusu, Kemalpaşa’da 5 bin adet lavanta fidesi dağıtıldı. 2020 yılı içerisinde 17 bin köylü ve çiftçiye kooperatiflerden temin edilen 17 farklı çeşitten 363 bin zeytin ve meyve fidanı desteği sağlayan Büyükşehir, 595 köylü ve çiftçiye 3 bin 570 arı kovanı ile arıcılık malzemesi de dağıttı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler