Geri Dön

Eski Buca’nın ruhu yeniden canlanacak

Üniversite eğitimi için geldiği Buca’dan bir daha kopamayan Belediye Başkan Erhan Kılıç, emekçilerle birlikte geçen çocukluğu ve hukukçu olmanın getirisiyle, adaleti birinci sıraya koyup herkese eşit hizmet ulaştırıyor. 1996’dan beri yaşadığı, her sokağını ve tüm sorunlarını bildiği ilçeyi, çekim merkezi yapmak için çalışıyor

Eski Buca’nın ruhu yeniden canlanacak

CHP Gençlik Kolları’nda başladığı siyaset hayatında, aldığı her görevin kendisine kattıklarıyla adım adım yükselen ve İzmir’in en büyük ilçesi Buca’nın, en genç Belediye Başkanı olan Erhan Kılıç, görevde bir yılını tamamladı. Sınırlarındaki cezaevi, NATO, hipodrom ve üniversiteyle ilçenin kent için öneminin büyük olduğunu dile getiren Kılıç, ikinci yılında, yaşamın her alanı için planlanan, tüm İzmir’i kendine çekecek projelerini anlattı.

Eski Buca’nın ruhu yeniden canlanacak

- Çok genç yaşınızdan itibaren siyasetin içindesiniz, hatta CHP’nin en genç ilçe başkan yardımcısı olmuşsunuz. Tüm aşamaları görmenin sizin için artıları, eksileri oldu mu?

Manisa Salihli’nin Çapaklı Köyü’nde, çiftçi bir ailenin çocuğuydum. Çocukluğum emekle, toprakla, üretimle ve ileride devrimlerinin savunucusu olacağım Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün hikayeleriyle geçti. Okuduğum kitaplar, yaptığım sohbetler o dönemlerde siyasete olan ilgimi artırdı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazandıktan sonra hiç kopmadan yaşamımı ve siyasi mücadelemi sürdürdüğüm Buca’ya yerleştim. O yıllarda üyesi olmaktan gurur duyduğum Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) genç bir üyesi oldum. İlk girdiğim günden bugüne kadar partimin bana vermiş olduğu her görevi, en iyi şekilde yerine getirmek için çalıştım. Çünkü bu bir yol; laik, demokratik, tam bağımsız bir Türkiye’ye ulaşmak için, Atatürk’ün cumhuriyetini ve ilkelerini savunabilmek için üstlendiğimiz her görevi, aynı sorumlulukla gerçekleştirmek zorundayız. Siyasetin ilk basamağında sokaklara afiş bayrak asarken nasıl hevesliysem; o hevesimi bugün başkanlık görevimi sürdürürken de ilk günkü gibi yaşıyorum. İşte tüm bu heyecanı yaşamamın sebebi ise tüm aşamalarda görev almanın vermiş olduğu artılardan dolayıdır. Siyasi mücadelenin her aşamasında ayrı bir emek vardır; ayrı bir mücadele vardır. Bu mücadeleyi anlamanın en iyi yolu ise her aşamasında görev yapabilmekten geçiyor.
Çeyrek asrı aşkın süredir partimin birçok kademesinde görev yaptım. Yıllardır “Gençlerin önünü açmamız lazım” diye bir söz duyarız. Hepimizin kulağı bu cümleye aşinadır. İşte ben CHP’nin önünü açtığı gençlerden birisiyim. Gençlik kolları, ilçe başkan yardımcılığı, meclis üyeliği gibi birçok görevi üstlendim. Son olarak da Buca Belediyesi’nin en genç başkanı oldum. Bu süreçteki her görevi, partiye ilk girdiğim günden beri üst üste koyduğum birikimlerin ışığıyla yürüttüm.

‘Durağanlığı sevmem’

- Hukukçu bir başkan olmanın avantajları neler?

Bir kenti yönetmek gerçekten çok büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Sorumlu olduğunuz yüzbinlerce vatandaş, çözmeniz gereken birçok sorun ve daha iyi bir kent için yapmanız gereken projeler var. Bütün bunları layıkıyla yerine getirebilmeniz için aslında ihtiyacınız olan en önemli şey adalettir. Yasayı bilmek bürokraside ve yönetimde yaptığın, planladığın atılımlarda büyük kolaylık sağlıyor. Bununa birlikte, yasayı bilmemek de mazeret değildir.
Eğer bir kentte, bir ülkede adalet varsa o ülkede refah vardır. Hukukçu olmanın en büyük avantajı da bu esasında. Çünkü bizim burada 510 bin Bucalıya karşı bir sorumluluğumuz var. Bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirebilme noktasında da avukat olmanın önemli faydasını görüyorum. Tabi hukukçu bir başkan olmanın dezavantajları da var. Bütün yasal çerçeveyi bildiğin için o yasal çerçevenin içinden çıkmak, yaptığın bir uygulamanın yasada net, açık bir ifadesinin bulunmadığı hallerde karar vermek zor olabiliyor. Hukukçular genelde böyle bir durumda çekince ortaya koyarlar ve yapmamak üzerine bir tercih gösterirler. Ben genel itibariyle hukuku geniş yorulmayan bir ekolden geliyorum o yüzden ben işin avantaj kısmındayım.

- Buca, İzmir’in en önemli ve kalabalık ilçelerinden bir tanesi. Öğrenci kitlesi de oldukça fazla. Böyle kalabalık bir ilçeyi yönetmek zor mu?

Bugün itibariyle tam olarak 510 bin 695 kişilik bir nüfusa sahibiz ama aslında fiili nüfus 800 binlerin üzerinde. Bu rakamlarla şu an Türkiye’nin 38 ilinden daha kalabalık bir nüfusa sahibiz; aynı zamanda İzmir’in de en büyük ilçesiyiz. Bunların yanı sıra şu an İzmir’in omuzlarında en fazla yük taşıyan ilçesiyiz. Buca ve Kırıklar Cezaevi, hipodrom, sebze meyve ve balık hali, ESHOT garajı, NATO, mezarlık, itfaiye Buca’da bulunuyor. Tüm bunların yanı sıra trafik ve cezaevi gibi üstüne kararlılıkla gidilmesi gereken gündemler var. Öte yandan biz üniversite kentiyiz. Biz üniversite öğrencilerini asla bir yük olarak görmüyoruz ama onların sorumluluğunun da bambaşka bir zorluğu var.
Buca aslında ‘otel kent’ denilen bir yapıda, Buca’da yaşayan birinin işyeri genelde ilçenin dışında yer alıyor. Buca özellikle orta gelir seviyesindeki vatandaşlarımızın yoğun olarak tercih ettiği bir ilçe ve ayrıca plansız büyüyor. Bu nüfusa hazır bir altyapısı yok. Sürekli bir mesai ve sonu olmayan bir çalışma istiyor. Ben hareketli, durağanlığı sevmeyen biriyim o yüzden aslında benim için pek de bir sıkıntı yok. Biraz az uyuyup fazla yoruluyoruz ama olsun, bu bize dinamiklik katıyor. 1996 yılından beri ayrılmaksızın bu kentte yaşıyorum. O yüzden de çözülmesi gereken hemen hemen her sorununa vakıfım, her sokağını her caddesini bilirim.

Sorun dönemi bitti

- Başkanlıkta bir yılı doldurdunuz. Bu bir yıla dair neler söylersiniz?

Geride kalan 1 yıllık dönemde her şeyden önce Buca’nın röntgenini çektik. Tıkanan damarları, kronik sorunları tespit ettik. İcraat müdürlüklerimizle birlikte Buca’yı sokak sokak, mahalle mahalle gezdik. Vizyon projelerimizi vatandaşın talepleri doğrultusunda hazırladık. Temizlik işleri, park ve bahçe bakımı, fen işleri gibi konularda köklü değişiklikler yaptık. Bu değişikliği Buca’da rahatlıkla görebiliyoruz. Bir yandan da trafik sorunu, Buca Cezaevi, imar gibi kronikleşmiş sorunlarda çok önemli bir yol kat ettik. Bu sorunları çözerken diyalogdan ve siyaset üstü bir dilden yana olduk. Sosyal medya hesaplarımda, Buca sokaklarında, kıraathanelerde, parklarda, mahallelerde, hemşerilerimizle bir araya geldiğimde, en çok şikayet aldığım konu temizlik ve bakım konusuydu. Geride kalan bir yılın ardından bu şikayetlerin yüzde 70 oranında azaldığını çok rahatlıkla söyleyebiliyorum. Şimdi bu memnuniyete daha da layık olabilmek için iki kat fazla çalışacağız. Bizler her an birbirinin yanında olan büyük bir aileyiz. Şimdi artık önümüzde 4 yıllık bir dönem var. Bu süreçte sorunların tamamını tarihe karıştırırken bir yandan da işe yarar projeleri hayata geçireceğiz. Buca’da artık sorun dönemi bitti, proje dönemi başladı

- Gelecek dönem projelerinizden biraz bahseder misiniz?

Gelecek dönemde Buca’nın çehresini değiştirecek birçok projemiz olacak. Spordan sanata, 7’den 70’e, kent merkezinden kırsala kadar sosyal hayatın her alanında Bucalıların en verimli şekilde kullanabilecekleri projeler hazırladık. 5 yıllık görev süresi kapsamında dezavantajlı bölgeler başta olmak üzere Buca’nın çeşitli yerlerinde spor kompleksleri, taziye evleri, kültür merkezleri, etkinlik merkezleri, sosyal yardım merkezleri gibi çok çalışmayı hayata geçireceğiz. Hayata geçireceğimiz çalışmalarla Buca’nın çehresini sanatla, sporla, yeşille değiştireceğiz.
Gaziler Mahallesi’nde özellikle Bucalı gençlerin sporla iç içe büyümeleri için özel önem verdiğimiz Gaziler Parkı projesini hazırladık. Proje, toplamda 6 bin 800 metrekarelik alan üzerinde tam teşekküllü bir açık hava spor merkezi olarak hizmet verecek. Her yaştan hemşerinin keyifli vakit geçirmesine imkân sağlayacak projemizde 2 adet basketbol ve futbol sahası, 1 adet voleybol ve tenis sahası, 650 metrekarelik kaykay pisti, masa tenisi alanları, çocuklar için faaliyet alanları, satranç bölümleri ve kafeterya inşa edilecek.

Kötü tablonun dışında kaldık

- Koronavirüs dönemi Buca’da nasıl atlatılıyor? Normal dönemin dışında ne gibi hizmetler sunuyorsunuz?

Bu salgınla ilgili İzmir’de en hızlı ve en yoğun tedbirleri alan belediyelerden birisiyiz. “Türkiye’de de 1 vaka var” açıklaması yapıldıktan sonra Buca’daki idareciler olarak bir toplantı yaptık. Hemen Çin’deki virüs önlemlerini araştırmaya başladık. Vuhan’da çok ciddi bir dezenfektasyon çalışması yapıldığını gördük, onu kendimize örnek aldık. Buca’nın tamamını, muhtarlar kılavuzundaki tüm sokakları dezenfekte ettik. Girilmemiş tek bir sokak bile kalmadı ve bunları sinek ilacı makineleri gibi makinelerle değil özel dezenfektasyon makineleriyle yaptık. Türkiye’de dört tane vardı o makinelerden, dördünü de aldık. Buca’daki 47 mahalledeki 53 cadde ve 3 bin 518 sokağı tam 3 kez, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü onaylı ilaçlarla dezenfekte ettik. Ayrıca; 2 hastane, 216 eczane, cezaevi, 29 taksi durağı ve 406 taksi, 93 cami, 101 okul, 409 park ve bahçe, 177 kamu kurumu, 174 işyeri, 2 bin 485 bina ve bin 637 aracın ilaçlamasını gerçekleştirdik.

Tek tek aradım

Sokağa çıkma yasağı kapsamında evlerinde kalan 65 yaş üzeri ve 20 yaş altı hemşerilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için seferber olduk. Genel sokağa çıkma yasağının geldiğinde saat akşam 10’du, ilk düşündüğüm insanlar yarın ekmeğe nasıl ulaşacaklar oldu. Hemen aradım, “Ne yapabiliriz” dedim, “Bu saatte bir şey yapamayız” dediler. Atladım hemen ulaştığım fırıncıları çağırdım, üretime başladık ve insanlara ulaştırdık. Sonra da pazar günü 25 bin boyoz dağıttık. İlk sokağa çıkma yasağı ilan edildiği süreçte ihtiyaç sahiplerinin yoğun olduğu yerlerde 300 binin üzerinde ekmek, ramazan pidesi ve boyoz dağıtımı gerçekleştirdik. Vatandaşlarımıza 300 binin üzerinde maskeyi ulaştırdık. Buca’daki hastanelerde görev yapan bin sağlık çalışanına maske, siperlik ve tulum dağıttık. 5 binin üzerinde ihtiyaç sahibi aileye temel mutfak erzak paketi dağıtımı gerçekleştirdik.
Şimdi tüm bu çalışmaların ne kadar işe yaradığını Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerde bir kere daha görmüş olduk. Türkiye’de en çok vakanın görüldüğü ikinci il olan İzmir’in, en kalabalık ilçesi olmamıza rağmen, riskli bölgenin dışında kaldık. Çok az sayıda kontrollü vakamız var. Pandemi bitene kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Kadınlar, hizmetin merkezinde

Bucamızı sanatın ve sanatçının merkezi haline getirmek için kentin en büyük kültür projelerinden Buca Belediyesi Gösteri Sanatları Merkezi’ni (BGSM) hayata geçireceğiz. Sadece Buca’da değil, İzmir’de sanatın kalbinin atacağı yepyeni bir sanat arenası olarak planlanan ve projelendirilen BGSM için çalışmalar başladı. 600 kişilik gösteri sanatları salonu, 170 kişilik söyleşi ve panel alanı ve bir adet kent kütüphanesini içinde barındıracak.
Bu dönem hizmetlerimizin merkezine kadınlarımızı koyduk. Çünkü bir kentte kadın ön plandaysa, orada yaşam kalitesi yükselir. Kadınlarımızın ekonomik özgürlüklerini kazanabilmeleri için istihdamı arttırmaya devam edeceğiz. Semt evlerimiz, meslek kurslarımızın yanı sıra özellikle kırsaldaki kadınlarımızın üretime katılabilmeleri için kooperatif ve üretici pazarlarını kuruyoruz. Pırlanta merkezlerimizin kapsamını genişleterek kendilerine daha çok zaman ayırmasına sağlayacak kreş projelerini hayata geçirmeye hazırlanıyoruz. Onların her anında yanında olan Özgecan Aslan Kadın Danışma Merkezi’mizin yanı sıra kendilerini güvende hissedebilecekleri bir çatı kurmayı planlıyoruz. Özetle yapacağımız her hizmetin merkezine kadınları koyarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz
Kadınların ön planda olduğu üretim zinciriyle istihdam sağlarken Türkiye’ye örnek olacak yerelde kalkınma modelini de hayata geçireceğiz.
Bir dönemler üzüm konan bağlara sahip Buca’yı yeniden üretim merkezi haline getirmek için düğmeye bastık. İzmir’in metropolde tarımsal uygulamaya en uygun yerindeyiz. Buca Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Projesi ile başlattığımız kalkınma projesini, kendi ürettiğimiz tohumlardan 5 kat daha verimli üretim yöntemini hayata geçirecek İyi Tarım Projesi’yle büyüteceğiz. Buca markasını küllerinden doğurup, hakça üretip hakça bölüşeceğiz.
Bucamız, İzmir’in en köklü tarihine sahip ve kendine has yaşantısı olan bir kenttir. Buca’nın tarihi ve kültürel birikimini, tarihin tozlu sayfalarından gün yüzene çıkaracağız. Kültür dolu sokaklarını sanat sokakları, atıl yollarını yürüyüş yolları, yıkılmaya yüz tutan yapılarını kültür merkezleri haline getireceğiz. Herkesin sokaklarını keşfetmek için can atacağı, yaşayan bir kültür merkezi haline getireceğiz. O eski Bucalı ruhu yeniden kentin sokaklarında, kahvelerinde, bahçelerinde yaşayacak. Yani kısacası tüm bunların yanı sıra elimizde her kesim için kente yenilik katacak çok sayıda sürpriz projemiz var. Hemşerilerimizin desteğiyle görev süremiz boyunca en iyisini yapmak için durmadan çalışmaya devam edeceğiz.

 

ABD'den korkunç görüntüler... TIR, protestocuların arasına böyle daldıABD'de polis tarafından gözaltına alındığı sırada öldürülen siyahi George Floyd için düzenlenen protestolarda, otoyolda toplanan göstericilerin arasına TIR daldı. TIR sürücüsü, araçtan çıkarılarak darp edildi

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber