Geri Dön

Gürsel Aksel'de sessiz mutluluk

Süper Lig’de 4 maçtır kazanamama serisini, evinde ağırladığı Çaykur Rizespor karşısında kıran Göztepe derin bir ‘oh’ çekti. TFF tarafından spor müsabakalarının seyircisiz oynanma kararı sebebiyle ‘sessiz’ gelen 3 puanı değerlendiren yazarlarımız, “Futbol, taraftarla futbol. Göz Göz, galibiyeti hiç bu kadar buruk kutlamamıştı” dedi

Gürsel Aksel'de sessiz mutluluk

Bülent Buda: Seyircisiz oyunda oyun alanında radikal seçimler. Son Kasımpaşa yenilgisinden sonra beş oyunculu rotasyon. Tek kale gibi ilk 45. Yaklaşık 15 etkili atağı var Göztepe’nin. Sağdan, soldan, merkezden pozisyon üretiliyor, final paslarıyla final vuruşlarında yetersizlik ile beceri eksikliği gözleniyor. İkinci yarıda oyuna daha istekli giriş yapan konuk Rize. Ancak 56. dakikada alanın en iyilerinden Berkan, adeta şapkadan tavşan çıkarıyor. Becerikli sol ayağıyla uzun soluklu golsüzlüğe de noktayı koyunca ikinci yarıya iştahlı başlayan Rize’nin iştahını söndürdü. İlk golün devamı Jerome-Halil-Casto üçlüsünün pas akışına Napoleoni, temiz ve sert plase ile noktayı koyuyor ve de elbette sarı kırmızılıların haftalar süren hoşnutsuzluğu sevince dönüşüyor. Futbol, böyle bir fenomendir. Gün gelir kanatlanır uçarsın, gün gelir yerlerde sürünür, kendini tanıyamazsın.
Fatih Tanfer: Göztepe’nin dönüşü muhteşem oldu. Maça büyük bir istekle başladı. Sahada güçlü bir oyun anlayışı vardı. Göztepe orta sahası çok etkiliydi. Castro, Soner, Napoleoni ve forvet arkası oynayan Deniz Kadah ile oyun üstünlüğünü kazandılar. Jerome, ön alanda rakibine iyi baskı yaptı ve Rize savunmasını çok zorladı. Özellikle ilk yarıda Berkan, çok etkiliydi. İkinci yarının başında Rize, Oğulcan’ı alıp etkisini azaltmaya çalıştı ancak Berkan, 55. dakikada attığı golle iyi oyununu taçlandırdı. Sağ bek Murat hatasızdı. Defans merkezinde Titi ve Borges geçit vermedi. Göztepe, maç boyunca iyi organize oldu, oyunu domine etti. Göztepe’yi izlerken büyük bir keyif aldım. Kısacası, Göztepe’nin geri dönüşü muhteşem oldu.
Mehmet Demirtaş: Göztepe, taraftarından yoksun çıktığı erteleme maçında Çaykur Rizespor’u 2-0 yenerek uzun süre sonra nefes aldı. Futbolun neşesi, güzel yanı ve rengi kesinlikle taraftarlar. Hele ki Göztepe gibi 12. adamıyla bütünleşen takımlar için taraftarların önemi bir kez daha anlaşıldı. Karşılaşmaya, alışılmışın dışında Murat Paluli ve Deniz Kadah ilk 11’de başladı. Gassama’nın ofansı iyi, defansı zayıfken; Paluli’nin defansı iyi ofansı biraz daha zayıftı. Deniz ise mücadelesini ortaya koydu, ancak onun maç eksikliği buram buram hissedildi. İlk yarı itibariyle Göztepe, son haftalardaki performanslarına nazaran çok daha iyi bir görüntü sergiledi. Oyunu rakip kaleye yıkarak ortalarla ve yüksek toplarla fırsat aradı. Soner ve Castro ortada; Berkan ve Halil kenarda oyuna büyük destek verdiler. Sağlı sollu gerçekleştirilen ataklarda rakiplerini abluka altına aldılar. Oyuna dönük oyuncu sayısındaki artış, İlhan Palut’un elini güçlendirdi. Zaman zaman üçüncü gole yaklaşsalar da bitiricilik eksiklikleri nedeniyle golü bulamadılar. Herhalde Beto, son zamanlarda bu kadar rahat maç çıkarmamıştır. Son haftaların çok tartışılan ismi Halil, özlediğimiz futbolunu bizlere gösterdi. Onun takımla olan uyumu Göztepe için çok şey ifade ediyor. Öte yandan Napoleoni de istekli ve çalışkandı. Genel olarak Göztepe iyi oynadı, zaferi hak etti. Kutluyorum.

Tek eksik goldü

Bülent Buda: Adil bir sonuç gibi duruyor. Tabeladaki eşitlik. İki kale önünde de oluşan oluşturulan gol pozisyonları ile bir türlü çerçeveyi bulmayan bulduğunda da yeterince sert etkili olamayan ya da kalecilerin başarılı olduğu süreçler. Güçlü, deneyimli bir takımla yarıştılarını vurgulamalıyız. Takımdaki tüm hücumcuların gole ulaşmak için büyük uğraş verdiğini gözlemledik. Objektif olmak gerekiyor. Kimi zamanlarda, savunmanın bir miktar yalpaladığı anlar oldu. O süreçte Gökhan, aklıyla, fiziğiyle, eylemleriyle sağlam durdu kalesinde. Elbette ilk ikiye yerleşmek birinci beklentimiz. Dileriz öyle olur. Takımın ulaştığı çizgi, her şekilde bir üst lige giderim diyor.
Fatih Tanfer: Akhisar, bence sezonun en önemli maçlarından birisi olan rakibini evinde yenemedi. Bence takım halinde mental ve fiziksel bir yorgunluk içindeler. Daha etkili olmalıydılar. Onur’un şutunun direkten dönmesi büyük şanssızlıktı. Kazanmak için gerekli olan oyun gücüne ulaşamadılar. Daha hırslı ve inançlı olmaları gerekirdi. Önemli bir avantajı kaçırdılar.
Mehmet Demirtaş: Akhisarspor, seyircisiz tribünlerin önünde sessizliğini bozamadı. Tabi ki seyircinin olmaması büyük bir dezavantajdı. Fakat şampiyonluk yarışı içerisinde olan bir takım gibi savaşmadılar. Ellerine gelen bu altın değerindeki fırsatı harcayarak kritik iki puanı yeşil alana bıraktılar. Rakip Erzurumspor, fiziksel olarak çok zor bir ekip. Fakat Akhisarspor da oldukça dirençli bir kadroya sahip. Henüz her şey bitmiş değil. Final niteliği taşıyan altı sınav var önlerinde. Direkt olarak Süper Lig’in kapısını çalabilecek güçleri mevcut. Yılmaz Hoca gibi deneyimli bir ismin bu takıma yön vereceğini düşününce onlara olan inancım bir kat daha artıyor. Taraftarların da dediği gibi, “Şampiyonluk için sizin mücadeleniz, bizim ruhumuz”.

Denizli, Rodallega’yla güzel

Bülent Buda: Rodallega fantastik bir gol attı. Bütünüyle övgüye değer. Taraftar tribünlerde değildi ama, televizyon ekranından izleyerek, o muhteşem golün coşkusunu yaşamışlardır. Golden sonra oluşan ataklarda Denizli, farkı açıp rahatlama fırsatlarını yakaladı. O aşamada da futbolcuların topu ya da pozisyonları paylaşmada bireysel davranarak gol ya da gol fırsatlarını yitirdiklerini vurgulamalıyız. Denizli’nin kulübesi bu süreçte oyun alanını beslemek için yeterli değil. Oyundan alınan 2 orta saha 1 hücumcunun yerine, oyuna katılan 3 oyuncu da savunmacı. Yani bu bağlamda Bülent Uygun’un eli güçlü değil. Bütün bunlara karşın Denizli, ligde tutunabilmek için çok değerli 3 puan kazandı.
Fatih Tanfer: Denizlispor, Gençlerbirliği karşısında maçın mutlak hakimiydi. İlk 15 dakikada dört net gol pozisyonu buldu. Hızlı ve etkili oynadı. Bülent Hoca’nın takıma dokunuşlarının pozitif sonuçları olmuş. İşte Rodallega. Hedef santrfor başarılı oynayan Estupinan’ın arkasında oynadı. Denizli’nin yaptığı her hücumun içindeydi. Arkadaşlarının koşu yoluna attığı paslarla pozisyonlar bulmasını sağladı. Defanstan top çıkardı (52. dakika), şahane de bir gol attı. Ayrıca Recep, çok etkiliydi. Üç etkili şut attı. Aissati de kendisine orta alanda eşlik etti. Onazi, orta alanda harika bir performans sergiledi. Defansın merkezinde Oğuz Yılmaz ile Mustafa Yumlu büyük bir uyum içindeydiler. Lüzumsuz risk almadılar maç boyunca sahaya doğru yerleştiler. Elbette yaptığı kurtarışlarla her zaman ki gibi üst düzey performans sergileyen Stachowiak, harika oynadı. Denizlispor, Gençlerbirliği maçında takım halinde çalışkan, enerjik ve seyredilmekten keyif alınan bir takımdı. Hak ettiği üç puanı da aldı.
Mehmet Demirtaş: Öncelikle, maçların seyircisiz oynanmasından dolayı tribündeki yerlerini alamayıp çevre apartmanların balkonlarından, çatılarından takımlarına destek veren Denizlispor taraftarlarını kutluyorum. Bu şehrin futbolu ve bu takımı ne kadar benimsedikleri, sevdikleri bu görüntülerle bir kez daha anlaşıldı. Denizlispor cephesi açısından çok verimli bir maç oldu. Rakip kaleci Nordfeldt’i bu maçta epey çalıştırdılar desek yeridir. Sezon başından bu yana Recep Niyaz’ın etkisini hep tartışmıştık. Onun takıma etkisi çok bariz bir şekilde hissediliyor. Kesinlikle bu takımın vazgeçilmez isimleri arasındadır. Sakatlığı nedeniyle maçı tamamlayamadı. Rodallega’nın orta şut karışımı vuruşuyla üç puanın sahibi olan Horoz, son üç haftada iyi bir görüntü sergiliyor. Öte yandan, takımın arkasında kale gibi duran Stachowiak, yine günündeydi. Tüm takımı kutluyor, bu galibiyetleri taraftarlarına çok kez yaşatmalarını diliyorum.

Mustafa’nın duygusal armağanı

Bülent Buda: Erken, garip bir penaltı düdüğüyle geriye düşme belki de iyi oldu. En azından maçı koparmak için önünüzde uzun bir zaman dilimi kalıyor. Elbette o süreçte de fark açılmazsa. Konuk İstanbulspor, erken penaltıyla öne geçti. Ardından farkı açacak gol pozisyonlarından da yararlanamadı. Bu bir gerçek. 31’de Ercan, sol savunma bölgesinde iyi bir top taşıdı. Mustafa Çeçenoğlu, o topu aldı, kaleyi de kaleciyi de karşısında görünce o becerili, yetenekli sol ayağıyla bitirici vuruşunu yaptı. Yakın zamanda yitirdiği sevgili annesinin 15 Mart doğum günü armağınını o temiz, ustalara özgü vuruşuyla gönderdi. 71’de Mustafa, nefis bir solla daha topu karşı kaleye yönlendirdi. Top kaleciden döndü, o dönen top da Sikiru yalpaladı net pozisyonu gole dönüştüremedi ve o yetmedi, üstüne bu kez 82’de savunmanın yalpaladığı ortamda konuk takım tekrar öne geçiverdi. Bu golden sonra Menemen teknik birimi oyuna üç hamle birden yaptı. Beyler, bağışlayın. Oyuna oyuncu hamlesi için illa gol yemek mi gerekiyor? Neyse ki 89’da Tayfun skoru eşitledi. Oyunun bütününde Menemen, birkaç oyuncu dışında takım bütünlüğünden uzaktı, iyi değildi.
Mehmet Demirtaş: Menemenspor’un ikinci yarıdaki düşüş sürecinde bence en iyi verdiği mücadele, İstanbulspor karşısında verdiği mücadeleydi. Defansta bireysel hatalar öne çıksa da hücum hattı oldukça etkiliydi. Selmani’nin önündeki isimler Ali Keten ve Domgjonas’ın biraz daha dikkatli oynamaları gerekiyor. Domgjonas’ın 70. dakikada bulduğu fırsatı topu dışarı vurarak harcaması da belki galibiyete maal oldu. Öte yandan, Menemenspor’un uzatma dakikalarında bulduğu gol, ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayıldı. Ben, bu kararın yanlış olduğunu düşünüyorum. Ofsayt yoktu. O dakikada yapılan bir hata maçtaki emekleri de ardında sürükleyip götürüyor.

Altay’dan harika GERİ DÖNÜŞ

Bülent Buda: Altay, aklın yoluna dönüş yapınca, oyunda da skor tabelasında da toparlanıyor. Oyunun ilk yarısında oyun alanı dizilişi şaşırtıcıydı. Tatos, Kerim, Segbefia 3’ü bir arada fazla değil mi? Üstüne bir de iki ucuz gol. İkinci yarı, dokunuşlar başlayınca alan açıldı. Kerim kendini kanattan hücumun ortasına çekerek siftahını yaptı. Kanatlarda ne işi var Kerim’in? Oyuna Yılmaz, Turgut Doğan katıldı. Putsila dengesini buldu. O kalabalık ceza alanı içerisinde topla dans eder gibi önünü açıp yaptığı vuruşlarda o toplar ağlarla kucaklaşmayı hak ediyordu. Bir futbol takımı hakemin bitiş düdüğünü üflemedikçe vazgeçmiyorsa, işte o takımdır. Altay, ikinci 45’te oyunuyla bunu kanıtladı. Elbette Marco. Bu takımın son yıllarda yaşadığı en anlamlı güzellik Marco. Ya o olmasaydı?(!)
Fatih Tanfer: Altay, deplasmanda oynadığı Karagümrük maçında ilk düdükten itibaren fiziksel mücadeleye dayalı bir oyun oynadı. İkinci yarıda Altay, tüm riskleri aldı. 48. dakikada Kerim Avcı’nın golü de elbette büyük moral verdi. Gol sonrası takım halinde düşünce, ruh ve hırs anlamında çok pozitiflerdi. Merkezden hücuma gelen destek ile de Karagümrük alanına yerleştiler. Yalçın Hoca, Yaser’i oyuna alıp rakip defansı iyice zorladı ve uzatmalarda hep aksiyonu, golü düşünen kral Marco, oyun zekasını ve özel oyuncu olduğunu gösterdi. Golünü atıp Altay’ın hem bir puan almasına hem de moralinin yükselmesine neden oldu.
Mehmet Demirtaş: Altay, bu maçı adeta iki ayrı takımla oynamış gibiydi. İlk yarıda vasatın üstüne çıkamayan bir takımken, ikinci yarıda bambaşka bir görüntü sergiledi. İkinci yarıdaki oyun, puanı sonuna kadar hak etmişti. Hem fiziksel hem mental olarak zor bir maça çıktılar. Son olarak Marco şimdiden efsaneler arasına ismini altın harflerle yazdırdı bile. Altay’ın başka Yalçın hoca olmak üzere rehavete kapılmadan bu sene bu işi bitirmesi gerekiyor.

Şeytan, fırsat tepti

Bülent Buda: Böylesine berbat bir rüzgar Altınordu’ya göre değil. İlk yarıda o kötü rüzgara karşı yine de rakip kaleye ulaştılar. Baskı kurdular, gole dönüştüremediler. Penaltı öncesi iki savunmacının Aly Malle karşısında oyundan düşmeleri şaşırtıcıydı. 38’de Metehan’ın auta gönderdiği gol fırsatı var. Rüzgar altında ilk yarıda eşitliğe ulaşabilseler, tabela farklı olabilirdi. İkinci yarıda tek kale oynadılar. Yoğun, etkili bastılar, zorladılar. Penaltı ile eşitliğe ulaştılar. Hele uzatmaların üçüncü dakikasında Ali Yaşar’ın müthiş solu ve de daha neler? Bu bağlamda Atakan’ın oyuna katılım dakikasının epey geç olduğunu vurgulamalıyım. İki puan eksik aldılar.
Fatih Tanfer: Sahada esen inanılmaz rüzgar, maçın ve futbolun önüne geçti. İlk yarıda Balıkesir, ikinci yarıda da Altınordu rüzgarın avantajını kullandı. Bu rüzgarın olumsuz etkisi nedeniyle futbolda teknik eleştiriyi yapmak oyunculara da büyük haksızlık olur. İkinci yarıda Altınordu rüzgarı arkasına alıp baskılı ve agresif bir oyun tarzı ile oynadı. Okan Derici’nin duran toplardaki pozitif katkıları da hücum gücünü artırdı. Maçın son bölümünde Hüsamettin’i oyuna alıp Sinan’ı da hava toplarındaki etkisi nedeniyle beraber oynatınca oyun tek kaleye döndü. 77. dakikada penaltıdan Okan ile golü buldu. Balıkesirspor 10 kişi kaldı. 88-90+4 dakikaları arasında dört net gol kaçırdı. Bu kadar gol kaçınca da üç puan gelmedi.

Kaf Kaf’ta sıkıyönetim

Play Off biletini almaya çalışan Karşıyaka’da teknik heyet, koronavirüs salgını yüzünden Çiğli Selçuk Yaşar Tesisleri’nde sıkıyönetim ilan etmeye hazırlanıyor. Kulüp olarak altyapı aktivitelerini dünyaya kâbus yaşatan pandemi nedeniyle askıya alan yeşil kırmızılılar, ligi devam eden A takımın bulunduğu tesislere giriş çıkışı kısıtlayacak. Sporcular, teknik heyet,  personel ve acil bir gereksinim dışında dışarıdan tesislere giriş yapılmayacak.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber