Geri Dön
EgeRağmenciler

Rağmenciler

Rağmenciler

Söz tetikler. Eylem sonuç getirir. Söz başlatır. Disiplin sürdürür. Donanım işi bitirir.

Mümin Sekman

1935 yılında faşist Mussolini, ‘ayaktakımı’na büyük bir lider olduğunu göstermek için Etiyopya’yı işgal etmişti. İtalyanlar, ‘alt sınıf bir ırk’ olarak gördükleri Etiyopyalıları aşağılamış, alay etmiş, sömürmüşlerdi. Mussolini sonrası İtalyanlar, biraz da sempatik kredi kazanmak için 1960 Olimpiyatları’na ev sahipliği yaptı.
O olimpiyatlara katılan, Etiyopya’nın ‘ayaktakımı’ndan bir sporcu vardı: Abebe Bikila. Kendisi profesyonel sporcu değildi. Muhafız birliğinde askerdi. Yokluktan her gün uzak bir mesafeyi yalınayak koşarak işe gidebiliyordu. Bu halini gören İsveçli bir doktor şaşırmış, ona maraton koşmasını önermişti.
Ülkenin olimpiyat takımında yedekler arasındaydı. Bir takım arkadaşının sakatlanması üzerine yarışlara katılma imkânı buldu. Ortada büyük bir sorun vardı; sadece bir çift koşu ayakkabısı vardı ve o da antrenmanda çamura bulanıp kullanılamaz hale gelmişti.
Sırtında forma değil, yoksul ve yenik ülkesinin haysiyetini taşıyordu. Yenilmeyi asla kabul edemezdi. Ödül değil onur için, kendisi değil ülkesi için, alkış değil milli marş için koşuyordu. Eksikler için birilerini suçlamak yerine, sonuç almanın gereğini yaptı. Çünkü, o bir rağmenciydi.
“Atımızı alan yolumuzu da almadı ya” der bir rağmenci atasözü... Rağmenciler, eldekilerle ilerler. Elinde iki çift ayakkabı yoktu ama yıllar içinde nasırlaştığı için ‘hayatın acısına karşı hissizleşmiş’ bir ayak tabanı vardı. O da ‘tabana kuvvet’ koşmaya karar verdi! Onun yalınayak koştuğunu gören diğer sporcular gülmeye başladı. Alaycı bakışlara rağmen çıplak ayaklar üzerinde var gücüyle koşmaya devam etti. Başlangıç çizgisinde herkes eşit görünebilir ama bitiş çizgisinde rağmenciler kendini gösterir. Son gülen, rağmenci olandır!
Karanlıklar içinden gelen siyah bir adam... Maratonun sonu yaklaşıyordu. Birden İtalyan askerleri sahneye çıktı! Karanlık çöktüğü için, ellerinde meşalelerle yol kenarında durup sporcuların yolu görmesini sağlıyorlardı. Gördüklerine inanamadılar! İlk sırada, karanlıkların içinden gelen siyah bir adam vardı. Yalınayak koşuyordu. Seyirciler, önce şaşkınlıkla baktı. Hemen ardından hayranlıkla alkışlamaya başladı. Ne demiştik? Başarmak, şaşırtmaktır!
Medya, kahramanı keşfetmekte gecikmedi. ‘Yalınayak koşan adam’ bir anda olimpiyatların simgesi, en çok konuşulan adam oldu. Abebe Bikila, olimpiyatlarda altın madalya kazanan ilk Afrikalı sporcu olarak tarihe geçti. Bir sonraki olimpiyatta da altın madalya kazanıp ‘maratonda iki kez üst üste altın madalya kazanan ilk insan’ oldu.

Rağmenciler

Bikila bir rağmenciydi

Okuduğunuz öykü, Mümin Sekman’ın ‘Rağmenciler’ isimli son kitabından noktasına, virgülüne dokunmadan alıntılandı. Bence alın, okuyun. Kendiniz, yakınlarınız, çevreniz için. Şu yok edici salgın günlerinde, yetmezmiş gibi ekonomik sorunlarla boğuşurken okumak niye? Bence karanlıktan aydınlığa ulaşmanın seçeneklerinden biri, başat yol göstericisidir okumak. Keşkelerden soyutlanmanın, iki ayağı üzerinde dik durmanın, yarışmanın içinde kalmanın itici gücüdür.
“Mükemmelliğe, eklenecek bir şey değil de çıkarılacak bir şey bulunmadığında ulaşılır” diyor, ‘Küçük Prens’in yazarı Antoine de Saint-Exupery.
Başarıya, aldığından biraz fazlasını vermekle ulaşılır. Maraton, atletizmde uzun mesafeli (42.195 metre), sert tabanlı yollarda yapılan dayanıklılık koşusudur. Adı, eski Yunanistan’daki Merathon Savaşı’dan, Maraton Ovası’ndan Atina’ya koşarak gelen bir haber getiriciden esinlenilerek verilmiştir.
Abebe Bikila, çıplak ayaklarıyla koşarak şampiyon oldu. Siz ayakkabılarınızla deneyin. Ne kaybedersiniz ki? Çok şey kazanırsınız. Hayatınızı!
Esen kalın... Aydınlık günler...

Arkana bakma dostum.
Asla arkana bakma.
Sonradan, fikir yürütmeden, suçluluğa kapılmadan, duraksamadan ilerle.
Hayat önünde uzanmaktadır,
Arkanda değil.
Yaptığın şeyi yapmışsındır
Bunu değiştiremezsin;
Fakat ilerleyebilirsin.

Neale Donald Walsch