Geri Dön
EgeYetenek yetmez, akıl da gerekli!

Yetenek yetmez, akıl da gerekli!

Yetenek yetmez, akıl da gerekli!

"Kan, ter ve saygı! İlk ikisini verir, sonuncuyu kazanırsın."

Dwayne Johnson

 

"İyi dostlar, iyi kitaplar, bir de huzurlu vicdan... İşte mutlu hayat" diyerek noktalıyor bir köşe yazısını sevgili Adnan Binyazar.

“Kurda sormuşlar:

- Kuzuları sever misin?

Kurt başlamış gülmeye.

- Neden gülüyorsun?

- Ne yapmamı bekliyorsunuz?”

Burcum balık. Astrolojiye göre açılımı

- Dürtüleri ile hareket eden

- Duygulu

- Kişiliği belirsiz!!!

İlk iki tanımın karşılığı bana cuk oturuyor. Üçüncüsünde dağıldım. Çok açık sözlü bu zodyak...

Doğdum, yeryüzüne geldiğimin farkına vardım. Emeklerken dikildim iki ayak üzerine. Önce yürümeye, sonra koşmaya başladım herkes gibi. 79 yıl sonra aldım kalemi elime, defter önümde. Yazmaya başladım. İlkokul ile lisenin bitimine değin hafta sonu tatilleri ile yaz sömestrleri, okul haricinde tam 7 işyerinde çalışmışım. Bu şu demek oluyor: 7 farklı meslek ya da 7 farklı dünya. Yaşım 18. Profesyonel futbolcu olduğumda ve de yüksekokula başladığımda afili olsun diye akademi diyorlar, ev kirası ve de mutfak giderlerini ödeyecek aşamaya geldiğimde 12 yıl futbol dışı uğraş, yorgunluk olmadı. Profesyonel futbolculuğun oluşturduğu rahatlıkla Ticari Bilimler Akademisi’ni güçlü, dayanıklı olsun niyetiyle, çift dikiş 8 yılda bitirdim. Bu süreçte çok sinema, az kitap dışında dişe dokunur başkaca bir kültürel etkinliğim olmadı. Profesyonel futbolculuğumun 12. yılında İzmir’de İzmirspor’da oynarken bir tür aydınlanma yaşadım. Amerikan Kültür Derneği’nde İngilizce kurslarına başladım. Okullarda Fransızca eğitimi almıştım. İngilizceye başlamamdaki amaç, futbol sonrası İngilizce konuşabilen bir teknik adam (antrenör) olmaktı. Olmadım, olamadım. Tersine gittim hazırgiyim satan, küçük bir işyeri açtım. 4 yıl sonra da battım. O arada da evlendim. Baktığımda yaşım 35. Bayağı genç sayılırım. Eşime, “Ben yine döneyim, bildiğim işi yapayım. Teknik adamlık kursuna başlayayım” dedim. O da bana, “Ben seninle işadamısın diye evlendim” dedi. Öylece bizim teknik adamlık özlemi bir kez daha havaya karıştı, buharlaştı. Peki ne yapacaktım? İyi dostların katkılarıyla özel sektörde işe başladım. Geçenlerde üşenmeden saydım. Özel sektörde kaç işyerinin rahleitedrisinden geçmişim diye. Tam 10. Rakamla da yazıyla da 10. Hem de 3-4 tanesi bayağı baba firmalar. Öyle kavgacı, uzlaşılmaz, kibirli bir tip de değilim. Ama patronlarla sorun yaşama gibi ya da şöyle diyelim daha dobra, açık sözünü esirgemeyen, ardından da neler olacağını kestiremeden nalına mıhına kapışma durumları... Doğal olarak, patronun gidecek hali yok. Ben de kovuldum her defasında. Çok ilginçtir, neredeyse patronların hepsi haklıydı. Hâlâ muhabbet, söyleşi yaptıklarım var. Yani öyle bütünüyle kopmadık birbirimizden. Şimdi yine dönelim bizim muhteşem burcumuza. Balık ne diyordu zodyakta?

- Dürtüleriyle hareket eden

- Duygulu

Bunlar tamam da, lakin şu kişiliği belirsiz tanımı sevimsiz geliyor. Ama yine de şöyle bir günah çıkarma seansına giriştiğimde olan bitende bu üçüncü tanımlamanın payı olduğunu apaçık görebiliyorum. Anlaşılacağı üzere; savrulmaları, gelgitleri yoğun bir karakter benimkisi. Akıllı bir kişi şöyle diyor: “Deneyim, başınıza gelenler değil, başınıza gelenlerle ne yaptığınızdır.” Yıkılmadık, ayaktayız. O kadar da dağılmış, hastalıklı bir figür değiliz. 1985 yılında Cumhuriyet’te futbol yazıları yaz diyen sevgili Tayyar Özdemir’e ‘Hayır yazamam’ dememin üzerinden 36 yıl geçmiş. Demek ki bir yanım da istikrardan, devamlılıktan yana. Antrenör olamadık, çıktık tribüne futbolcularla antrenörlere eleştiri yazıları yazmaya başladık. Tünelin ucu görünmesine karşın sürdürüyoruz hâlâ. Başa dönersek, sevgili Binyazar’ın sözcükleriyle şimdi iyi dostlar, iyi kitaplar, fena durumda olmayan da bir vicdan var. Yani iyiyiz. Peki şu kurt kuzu meselesi? Ne oluyor? O da şu zorlu günlerde biraz gülümseyebilmek için.

Bu hafta, esen kalın iyi pazarlar dileklerinden önce, şu muhteşem gökyüzü altında tanıdığım en güzel, en değerli insan Doktor Erdal Atabek’ten bir alıntıyla bir pazarı daha noktalayalım: “Kandıra aklımda çok geniş kırlarla kalmış 8-12 yaşlar. Dünyayı değiştirme, kendini geliştirme yaşları: yaşadığım her şey sana bir şey öğretiyor. Yaptığın her şey sana bir şey katan, deneyim oluyor.”

Evet, şimdi de esen kalın, iyi pazarlar.

Yaşama yön verenler

Akıl belki de olaylar karşısında soğukkanlı düşünme yeteneğini kaybetmeyen, pusulayı şaşırmayan zekâ ölçüsüdür. Delilik ise, öfke ya da çaresizliğin mantıksızlığa ittiği bir ölçü yitimi.                               Mine Kırıkkanat

Çalışmaya zaman ayırın çünkü başarının bedeli budur

Düşünmeye zaman ayırın çünkü güçlü olmanın kaynağı budur

Çevrenizdekilere nazik davranın çünkü mutluluğa giden yol budur

Gülmeye zaman ayırın çünkü ruhumuzun müziği budur

Erdemli olmaya zaman ayırın çünkü insan olabilmenin simyası budur.

                                                                Goethe

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler