Geri Dön

70 yılda ekonomi

Basında ekonomiye ayrı bir sayfa ayıran ilk gazete olan Milliyet, 70 yıldır trendlerden tasarrufa, yatırımdan üretime, turizmden tarıma her alanda haberleriyle ses getiriyor. Küresel olaylar da, ülkenin makro büyüklükleri de doğru haberler ve derinlikli analizlerle okura sunulurken, gözetilen tek bir nokta var: Gelişmeler vatandaşı nasıl etkileyecek?

70 yılda ekonomi
Ebru Sungur

Şu anda okuduğunuz, Milliyet Gazetesi’nin 23 bin 127’nci sayısı... Bugün itibariyle tam 70 yıldır okurlarına güncel haberleri tarafsız bakış açısıyla, bu haberlerin izdüşümlerini de derinlikli yorumları içeren makalelerle sunan Milliyet Gazetesi, ekonomik gelişmelere de ilk günden beri sayfalarında yer verdi.
Basında ilk ekonomi sayfasını 1960’larda Milliyet’in başlattığı bilinir. Ancak çok daha önceleri de ekonomi haberleri gazetede yer bulur, hatta birinci sayfadan gösterilirdi. Gazetelerin çoğunlukla siyaset haberlerini yazdığı 1950’lerin Türkiye’sinde ekonomiye ilişkin gelişmeleri duyurmak, bir farklılıktı. Örneğin 8 Temmuz 1955 tarihli Milliyet’in birinci sayfasında iki ayrı ekonomi haberi vardı: “Stok mallara el konulacak” ve “Banka kredileri kontrol edilecek”.

Anayasamızda var

1954’te gazetenin yayın yönetmeni olan Abdi İpekçi, 6 Nisan 1964’te Milliyet’in yayın ilkelerini açıklarken, ekonomiye de yer vermiş ve şöyle demişti: “Milliyet karma ekonomiden yanadır.” 2000’lerin başında gazetenin anayasası olarak tanımlanabilecek yayın ilkeleri de günün gereklerine adapte edilmiş ve “Ekonomide serbestliği savunur” yaklaşımı benimsenmişti.

Abdi İpekçi’nin isteğiyle Ali Gevgilili, 1963’te “İktisat ve Ticaret” adlı bir köşe yazmaya başladı. Böylece “ekonomi” ilk kez basında kendisine “kalıcı bir yer” buldu. 1965’te de “sayfa” halini aldı.

Açımız insan

İlk günden bu yana Milliyet’te ekonomi haberleri, rakamların, kararların, oranların ardındaki insan unsuruna odaklandı. Örneğin, bir malın fiyatı artmışsa bu hangi kimleri olumlu, kimleri olumsuz etkiler, bu artış başka işlerin önünü açar mı? Haberlerimizi yazarken olayın, konunun ‘insana değen’ taraflarını mutlaka bulmaya, okura aktarmaya çalıştık.
“Güncel”, özellikle habercilikte son derece belirleyici, öne çıkan, çoğu zaman özü kapatan bir unsur. Bununla birlikte kurumların da bir hafızası var. Bu hafızanın okulundan geçmiş olan bizler, 70 yılda bize ulaşan birikimi, karınca kararınca üzerine de ekleyerek bizden sonrakilere aktarma sorumluluğunu da taşıyoruz.

Ne devalüasyonlar gördük!

Kimi zaman küresel gelişmelerin bir yansıması olarak, kimi zaman da iç dinamiklerin etkisiyle Türk Lirası’nda ani değer kayıpları (devalüasyonlar) oldu. Milliyet, vatandaşın cebini doğrudan etkileyen bu önemli olayları her zaman birinci sayfasından duyurdu, ayrıntılı analizlerle sonrasına öngörü pencereleri açtı.

Burada devalüasyonları tek tek anlatmak için yerimiz yok belki. Ancak sadece rakamlar bile yeterince çarpıcı... 4 Ağustos 1958’de yapılan devalüasyonla dolar 2.80 liradan 9 liraya yükseldi. 1 dolar, 9 Ağustos 1970’te 15 lira, 24 Ocak 1980’de 70 lira, 5 Nisan 1994’te ise 33 bin lira oldu. Bu devalüasyonların yanında geniş halk kitlelerinin kemer sıkmasına yol açan kararlar da alınıyordu.

Turizm güneşi

Milliyet, genel ekonominin yanı sıra sektörlere de önem gösteren bir gazete oldu öteden beri... Turizm de bu sektörlerin başında geldi. Daha 1970’lerde turizm için özel sayfalar yapılır, dosyalar hazırlanarak gerek dünyanın farklı ülkelerinden, gerekse Türkiye’den turizm beldeleri tanıtılırdı. Bugün de hazırladığımız haberlerde hem sektörün sesini duyuruyoruz, hem de her kesimden vatandaş için tatil alternatiflerini sayfalarımıza taşıyoruz.

70 yılda ekonomi



Yerli ve milli her zaman

1974’te Türkiye, Kıbrıs Barış Harekatı’nı gerçekleştirir. Adadaki karmaşa giderilir ancak bunun Türkiye için “başka sonuçları” da olur. ABD 5 Nisan’da Türkiye’ye silah ambargosu başlatır. Sadece silah değil tüm askeri teçhizat bu ambargodan etkilenir. Öyle ki Türkiye, normalde fiyatı 60 dolar olan bir yedek parçayı 600 dolara karaborsadan almak zorunda kalır. İşte “yerli ve milli” bir adım böyle bir sürecin sonucudur: Aselsan’ın kurulmasına karar verilir. Arsa tahsis edilir, tesis inşaatları başlar ve iki yıl gibi kısa sürede faaliyete geçer. Aselsan bugün Türkiye’de yerli teknoloji üretiminin kalbinin attığı tesislerin başında geliyor.

70 yılda ekonomi



Avrupa umudu

Milli değerlere bağlı kalarak vatandaşlarına çağdaş uygarlık düzeyinde bir yaşam sunmak Türkiye devletinin ana çizgilerinden biridir. Avrupa Birliği de bu çizginin ekseni olarak görülür. Milliyet, ekonomik refahı da artırması beklenen bu amaca giden aşamaları takip eder, okurlarına taşır. Ta Ortak Pazar yolculuğumuzun başladığı 1963’ten bu yana...

Yiyoruz ama güvenli mi?

Habercilikte fikri sabit yoktur, fikri takip vardır, derler. Gerek tarım sektöründeki gelişmeler, gerekse de genel anlamıyla gıda güvenliği bizim için fikri sabite varan bir takip konusu... Tüketicinin uygun fiyatlı ve güvenli gıdaya ulaşması kadar üreticinin emeğinin karşılığının alabilmesi, üretim sürecinde ürüne ve doğaya zarar verilmemesi de haberlerimizin nirengi noktasını oluşturur.

Tüketici dostu

Vatandaşın temel ihtiyaç maddelerine erişimi, bunların fiyatlarındaki değişimler, güncel gelişmelerin bunlar üzerindeki etkileri Milliyet ekonomi sayfalarında sık sık yer alır. İşte 1984’ten 1985’e girerken tüketicinin yılbaşı sofrasını kaça kuracağı, yeni yıl armağanlarının fiyatları gazetenin manşetine taşınmış. Bugün de hem özel günler öncesinde, hem de ürün bazında piyasadaki  gelişmeleri okurlarımıza aktarıyoruz.

Birikim ve yatırım

Orta gelir düzeyindeki Türkiye’de, halkın birincil önceliği kazancıyla bugünü geçirmek olmuştur. Tasarruf düzeyinin, buna bağlı olarak sermaye birikiminin yetersizliği on yıllardır vurgulanır. Milliyet de vatandaşın dişinden tırnağından artırdıklarıyla yaptığı tasarrufları korumak adına sorumlu yayıncılık yapar. Ekonomi sayfalarında spekülatif araçlar önerilmez, yatırım tavsiyelerinde bulunulmaz. Aksine uyarıcı ve temkinli bir yaklaşım izlenir.


70 yılda ekonomi


İstanbul'da şok manzara! Akın ettilerKoronavirüs vakalarının arttığı bugünlerde tedbirler daha artırılırken, Galata Köprüsü'ne gelen balıkçıların sosyal mesafe kuralına uymadığı görüldü. Aralarında maske takmayan, sigara içenlerin de yer aldığı olta balıkçıları, koronavirüs önlemlerini hiçe saydı.�

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber