Geri Dön

Kuraklık sofraya uğramadan tedbir şart

Hafta boyunca İstanbul’da süren yağışlar, kuraklık endişesine karşı umutları yeşertti. Tarım havzalarında da dün itibarıyla yağışlı dönem başladı. Pek çok bölgede kar da bekleniyor. Su için stratejik adımlar hızlanırken, asıl mücadele ve önlem tarlada olacak

Kuraklık sofraya uğramadan tedbir şart
DUYGU ERDOĞAN

İstanbul başta olmak üzere Marmara Bölgesi’nin hafta sonu aldığı yağış ve ilerleyen dönemdeki yağış seyri yüreklere adeta su serpti.

Kuraklık ve baraj doluluklarındaki riskli sınır, insanları endişeli bir bekleyişi itmişti. Meteoroloji kaynakları birkaç gün içinde yağmur ve kar yağışını müjdelerken, insanlar da sosyal medya ağlarında sevinçlerini paylaşıyor.

Peki, suyun aslında çok büyük bölümünün kullanıldığı tarım alanlarında neler yaşanıyor? Meteorolojik kuraklık, tarımsal kuraklığı da tetikledi mi? Türkiye’nin ihracatına bu yıl büyük destek veren tarım ürünleri ve mamullerinin verim ve kalitesinde sorun olur mu? Tarım ve Orman Bakanlığı kuraklığa karşı hangi stratejileri hayata geçiriyor? Gelin, suyun yüzde 73’ünden fazlasının kullanıldığı toprakların son durumuna bakalım, yıllar sonrasını şekillendirecek su stratejilerine göz atalım.

Küresel ısınma...

Geçtiğimiz günlerde kabine toplantısı ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, dünyanın bir taraftan küresel ısınmanın yol açtığı sel baskınlarıyla, diğer tarafta kuraklığın sebep olduğu su kıtlığıyla boğuştuğuna vurgu yaptı. Mevsim normallerinin çok altına düşen yağışların Türkiye’yi ciddi bir kuraklık tehdidiyle yüz yüze bıraktığına dikkat çeken Erdoğan, “Ancak 100 yılda bir görülecek böylesine büyük bir kuraklık tehdidi karşısında hep birlikte tedbir almamız gerekiyor” dedi.

Tarlaya bereket

Yaklaşık bir ay önce, kuraklığın bölgelerde özellikle hububat verimini tehdit ettiğini ancak ekim dönemlerinde alınan yağışların bu riski azalttığını yazmıştık.

Bu dönemde ise bitki çıkışlarının yani büyüme aşamalarının normal seyri için toprak neminin belli bir seviyede olması, bitkilerin yağış alması gerekiyor. Aradan geçen bir ayda, özellikle hububat ambarı olan İç Anadolu Bölgesi ile Güneydoğu Anadolu’da kuraklık endişe verirken, dün başlayan yağmurlar tarlaya bereket olarak yağıyor. Ocak ayı, ürünlerde verim ve kalite kaybı olup olmadığını netleştirecek. Bugünden itibaren yağış grafiği iç açıcı görünen bölgelerde, tarım alanlarının yeterli yağışı alacağı tahmin ediliyor.

‘Vahşi sulama oranı yüzde 70’

Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, sonbaharda ekimi yapılan hububatta yağış nedeniyle sıkıntılar yaşandığını hatırlatırken, bitkilerin çıkış döneminde alınacak yağışlarla tablonun daha netleşeceğini ifade etti.

Kuraklık sofraya uğramadan tedbir şart


Yıldırım, “Üretimi ve yanı sıra kalitesini de olumsuz etkileyecek durumlar var. Mesela buğdayın üzerini kar örterse daha kaliteli bir ürün oluşuyor. Sonbaharda ekimi yapılan benzeri ürünlerde yağışlara bağlı olarak bir zararını mutlaka göreceğiz. Yine hasat döneminde de yağışlar belirleyici olacak.

2021’in su için yatırım yılı ilan edilmesi önemli. Başta barajda tuttuğunuz suyun tarlaya götürülürken açık kanallar kullanılması sonucu, suyun buharlaşması, sızması gibi kayıplarının önüne geçmek için kapalı boru sistemi üzerine yoğunlaşılması gerekiyor. Halen yüzde 70 civarında olan vahşi sulama yerine basınçlı sulama sistemlerine hızlı geçişin anahtarı olan teşvik sisteminin çok verimli şekilde her yıl uygulanması lazım” diye konuştu.

‘Tarım Bilim Kurulu izlesin’

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Nejdat Sin, bitkilerin tohumdan çıkış ve gelişme döneminde ihtiyaç duydukları suyun toprakta bulunamamasının, tarımsal kuraklık olduğunu hatırlatırken, Türkiye’nin küresel ısınmanın muhtemel etkileri açısından, risk grubu ülkeler arasında yer aldığına dikkat çekti.

Kuraklıktan önceki dönemde alınacak tedbirler ve kuraklık yaşanırken atılacak adımların ayrı bir şekilde planlanmasına vurgu yapan Sin, “Bitkisel üretim, hayvansal üretim, orman ürünleri, su ürünleri ile tarımsal sulama, su havzaları ile tarımsal sulama dağıtımından sorumlu birimlerden oluşan uzman gruplarından oluşacak bir bilim kurulunun bu konularda çalışmalara başlaması bu olumsuz etkilerin azaltılması açısından faydalı olacaktır.

Önümüzdeki dönemde yağışların mevsim normallerine gelmesini umuyoruz. Ama her şeye rağmen muhtemel bir yağış azlığında dahi insanlarımız rahat olsunlar, Türkiye sahip olduğu büyük potansiyeli ile yetiştirilen meyve ve meyve çeşitleri bakımından gerek iç tüketimde gerekse ihracatta ciddi bir sıkıntı yaşamayacaktır” dedi.

‘Yüzde 10 - 15 kayıp olabilir’

Koronavirüs pandemisi nedeniyle artan tüketim ve tedarik endişesi, gıda talebinin dünya çapında artmasına neden oldu. Bunun da etkisiyle Türkiye’nin tarım ve orman sektörü ve bağlı sanayi kollarının ihracatı 2020’de 35.5 milyar dolar seviyesine çıktı. İhracatçıların da gelecek konusunda iklim nedeniyle endişeleri var. Mevcut durumda büyük bir risk görmediklerini belirten ihracatçılar, kuraklık konusunda hazırlıklı olunmasına dikkat çekiyor.

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan, yağışların önümüzdeki günlerde normale dönmesi halinde ciddi bir sıkıntı yaşanacağını düşünmediklerini anlatırken, “Genel olarak son 20 yıllık yağış ortalamalarına baktığımızda son iki yılda yağışlarda bir azalma meydana geldiğini görüyoruz. Ancak bu durumun bakliyatta çok büyük bir sıkıntı yaşatmasını beklemiyoruz. İklim koşulları ve yağış rejiminin bu şekilde devam etmesi halinde Türkiye genelinde yüzde 10-15 civarında ürün kayıplarının yaşanması söz konusu olabilir” dedi.

Modern sulamaya yüzde 50 hibe!

Su zengini bir ülke olmadığı hatırlatılan Türkiye’de 2021 yılı, 11. Kalkınma Planı ve Tarım Şurası kararları doğrultusunda su ve sulama yatırımlarında hamle yılı olarak belirlendi. Bu anlamda suyun yüzde 73’ünden fazlasının kullanıldığı tarımda verimli ve tasarruflu uygulamalar, stratejinin belkemiğini oluşturuyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı bu kapsamda Türkiye’nin her yerinden sahadan anlık bilgiler alıyor. Bakanlıktan edinilen son bilgilere göre, bireysel sulama sistemlerinin modernizasyonuna ilişkin çalışmalar hız kazandı. Bakanlık tarafından yüzde 50 hibe desteği sağlanırken, vahşi sulamanın zamanla bitirilmesi, yağmurlama ve damla sulama sistemlerinin yoğunlaştırılması hedefleniyor.

2023 hedefi ne?

Bireysel sulama sistemleri hibe ödemelerinin başladığı 2007 yılından bugüne kadar toplamda 35 bin 456 adet projenin hibe kapsamına alındığı belirtilirken, 2 milyon 975 bin 241 dekar alanın modern sulama sistemleri ile sulanmasının sağlandığı kaydedildi. Toplam hibe desteği olarak 955 milyon 478 bin lira ödeme sağlandı. 2023 yılı hedefi ise, toplam 150 bin hektarın daha modern sulama sistemleri ile sulanması ve toplam 600 milyon lira destek ödemesi yapılması olarak planlandı.

Kuraklık nedeniyle sulama yatırımlarının hızla tamamlanabilmesi için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün (DSİ) bütçesi 2.5 kat artırıldı. 2021 yılı sonu itibarıyla minimum 157 bin hektar alanın sulamaya açma hedefi bulunurken, yine bu yıl 51 adet baraj, 39 adet gölet ve bent daha tamamlanarak depolama sayısı 1.617 adede, depolama kapasitesi 180 milyar metreküpe çıkarılacak. Tamamlanacak 92 adet sulama tesisi ile toplamda biten sulama tesisi 3 bin 313 adede, sulamaya açılan saha 69 milyon dekara yükseltilecek. DSİ, yeraltı su temini yapılarına yönelik de artan hızda çalışmalar yürütüyor.

'Bu katliamın hesabını hukuk önünde soracağız'Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Hocalı katliamının hesabını hukuk önünde soracaklarını belirterek, "Hocalı katliamını kınıyor, hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum." ifadesini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber