Geri Dön
GündemArtan endişe: Otizm

Artan endişe: Otizm

Görülme sıklığına bakarsak ilk tanımlandığında 10 binde bir olarak görülürken, 2020 yılında her 54 yeni doğan çocuktan birinde otizm gelişme riski olduğuna dair veriler var

Artan endişe: Otizm

Meltem Günay -  Çocukluk çağında başlayan nöro gelişimsel bozukluk olarak tanımlanan ve giderek artan otizm spektrumundaki en önemli sorunlardan biri ise ailelerin kabullenmeleri. Ailelerin çocuklarından farklılık gözlemlese bile çevrelerinin de etkisiyle doktora gitmeyi geciktirdiklerini ve sorunu kabullenmek istemediklerini dile getiren Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Işık, hem görülme sıklığı artan otizmin belirtilerini anlattı hem de ailelere yol gösterecek bilgiler verdi.

Altıncı aydan itibaren dikkat

Otizmin dil, sosyal etkileşim ve sınırlı iletişim, tekrarlayıcı davranışlar ve ilgi alanlarıyla karakterize olan nöro davranışsal bozukluk olarak tanımlanabileceğini söyleyen Dr. Işık, “Görülme sıklığına bakarsak ilk tanımlandığında 10 binde bir olarak görülürken, 2020 yılında her 54 yeni doğan çocuktan birinde otizm gelişme riski olduğuna dair veriler var. Erkek çocuklarında bu oran daha yüksek. Bu çocuklar altıncı aydan itibaren farklılaşıyor, 12. aydan itibaren net fark ediliyor, 15 aydan itibaren teşhis konuluyor. Burada ne kadar erken dönemde bir müdahale alırsa o çocuğun hayatı o kadar farklılaşır” dedi.

Dr. Işık ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları ise şöyle anlattı;

“En temel başvuru çocuğun konuşmasının gecikmesi. Normalde bir çocuğun 18 aya kadar kelime çıkarması, iki yaşına kadar cümle kurması gerekiyor. Eğer bunlar yoksa mutlaka otizm açısından değerlendirmek gerekiyor. Dilde konuşma gelişimi var ama monoton bir ses tonu varsa yani konuşması farklıysa, kendisine özgü bir dil kullanımı varsa, kelimeleri anlaşılmıyorsa, kendi kendine mırıldanıyorsa, kendi kendine söylediğini tekrarlıyorsa dikkat. Yine bir çocuk, iki aylıkken sosyal gülümseme dediğimiz büyüklerimizin ‘melekler güldürüyor’ dediği gülümsemeyi yapmıyorsa, anneyle göz teması kurmuyorsa, altı aydan itibaren anneyle yabancıyı ayırt etmeyip herkesin kucağına gidiyorsa, dokuzuncu aydan itibaren anne odadan çıktığında tepki vermiyorsa, kendi kendine vakit geçirmeyi tercih ediyorsa, yedi sekiz aylıkken ismi söylenince bakmıyorsa, 12 aylıkken işaret parmağıyla bir şeyleri göstermiyorsa, ‘bak’ denilip işaret edilen yere bakmıyorsa, 12 aylıkken bay-bay yapıp öpücük atar gibi yapmıyorsa, 1.5 yaşında hayali oyunlar oynayıp ‘mış’ gibi yapmıyorsa, iki yaşında akranlarının arasına katılmıyorsa, kendi kendine oyunlar oynamak istiyorsa yine otizm açısından değerlendirilmeli. Sınırlı tekrar edici davranışlarda ise kanat çırpma, kendi etrafında dönme, sallanma, parmak ucunda yürüme gibi davranışlar, aynı elbiseyi giyme, aynı yoldan gitme gibi belli rutinlere aşırı bağlılık, sese, kokuya, ışığa karşı aşırı duyarlılık gibi durumlarda da çocuğun mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor. Bunların çoğu 18 aylıkken ortaya çıkar ve bu dönemde tanı alarak erken müdahale planı başlatılır.”

Çevrenize kulak asmayın

Dr. Işık’ın dikkat çektiği en önemli nokta ise ailelerin tanıyı kabullenme aşamaları. Dr. Işık, “Ebeveynler çocuklarında farklılık olduğunun farkında olsa bile aile büyükleri, komşular ‘bir şey yok, zamanla toparlar, babasına da geç konuştu’ gibi sözler söylüyor, aile çocuklarının toplumda ‘damgalanmasını’ istemiyor. Geçer diye bekliyor. Dün bir çocuk gördüm 28 aylıktı. Anneye sordum ne zaman fark ettin diye 18 aylıkken fark ettim dedi. 10 aydır bekliyor, gelmemiş. Bu büyük bir kayıp zaman.

Aileler bu tanıyı koymayacak doktor arayışına giriyor, otizm kelimesini duymamak için çaba sarf ediyor. En temel nokta şu kapıdan giren çocukla, kapıdan çıkan çocuk arasında hiçbir fark yok. Geçen zaman bizim aleyhimize işliyor. En temel şeyi tespit ettik hemen erken dönemde eğitimle müdahaleye başlamamız gerekiyor.”

Ekran otizm yapmaz

Dr. Işık’ın dikkat çektiği bir nokta televizyon, tablet gibi ekranların otizme neden olmayacağı. Dr. Işık, “Otizm benzeri belirtilere neden olabilir ama otizm yapmaz. Ekran kullanımına bağlı uyaran eksikliği olur. Ama ekranı kesip çocukla oyun oynamaya başladığınızda belirtiler ortadan kalkar. Otizm ekranlardan olacak diyecek kadar basit bir rahatsızlık değil” dedi.

Uyanık olduğu her an eğitim 

Otizm tanısı almış çocukların uyanık oldukları her saniye özel eğitim alması gerektiğini söyleyen Dr. Işık, bu noktada ailelerin yapması gerekenleri de şöyle anlatıyor; “Ebeveynler çocukla oyun oynama becerilerini oluşturmalı. Bizim çocuğun liderliğini takip etmemiz gerekiyor. Mesela çocuk aldı arabayı tekerlerini döndürüyor, biz o arabayı oyun haline çevirerek ‘a ne güzel dönüyor tekerleri, hadi beraber sürelim’ gibi sürekli konuşup, sürekli çocuğa uyaran verip, çocuğun liderliğini izleyip çocuğa yedire yedire, süreçleri sürdürmemiz gerekiyor. Onu taklit etmemiz, göz teması kurmamız, onunla zaman geçirip bunu eğlenceli vakte döndürmemiz gerekiyor. Bu çocukların cam bir fanus içinde olduğunu düşünün bizim o camları kırıp çocuğun dünyasına adım atmamız gerek.”

Bu çocukların hayata kazandırılması için mutlaka halkın bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Işık sözlerini şöyle tamamladı;

“Toptan empati kurma becerimizi artırmalıyız. Erken dönemden itibaren bazen çocuk kreşe hazır olmuyor ama aileler göndermeye çalışıyor. Burada da çocuğa zarar veriyoruz. Göz teması kuruyorsa, seslenince bakıyorsa, işaret edilen yere bakıyorsa, yalnız kaldığında tekrarlayıcı hareketleri artmıyorsa o zaman bu çocuk kreşe hazırdır deriz. Kaynaşması sağlandıktan sonra diğer çocuklarla bir arada olmasını sağlamak gerekiyor. Otizmli çocuk eğer ek bir sorunu yoksa başka birine zarar vermez.”