Geri Dön
GündemBiz seninle ne ‘kış’lar yaşadık

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık

İstanbul kurak günlerden sonra şimdi yoğun karlı bir hafta bekliyor. Biricik metropolümüz geçmişte de tarihe geçen kara kışlar gördü. Beyoğlu’nda lapa lapa yağan karın altında tramvayda yolculuk yapmak heyecanlıydı, Boğaz’da kar taneleri büyüleyiciydi. Ama cefası da çoktu karlı İstanbul’un, hayatın durması, fırında ekmek kuyrukları, soğukta titremek ve donarak ‘can’ kaybetmek gibi...

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık

İstanbul bu kış kurak, sıcak günler yaşadı. “Bu kuraklık devam ederse boşalan barajlar nedeniyle susuz kalacağız” uyarıları yapıldı. Kuraklık kaygısı yaşanırken başlayan kar yağışı hem endişeleri unutturdu hem de eski bir dosta kavuşmuşcasına İstanbulluları sevindirdi. 5 bin yıllık tarihe sahip İstanbul, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Haliç’in donduğu, don olayları sonucu can kayıplarının yaşandığı, hastalıkların baş gösterdiği, insanların yiyecek ve yakacak sıkıntısıyla karşı karşıya kaldığı çok ‘’kara kışlar’’ yaşadı. Yakın tarihte bile bu kadar yapılaşma ve nüfus yokken kış mevsimleri yoğun kar yağışı altında geçerdi. Kar o vakitler hem cefaydı hem sefaydı. Cefaydı; ulaşımda, yol temizlemede, mekanların ısıtılmasında bugünkü imkanlar yoktu. Yollar kardan geçit vermez kaygısıyla fırınlarda kuyruğa girilip bir kucak ekmek alınırdı, bakkaldan kese kağıdına bulgur, makarna doldurtulurdu...


Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık


Boğaz’da buz parçaları

1929’da İstanbul, yoğun kar yağışı ve fırtınaya teslim oldu. Anadolu ve Avrupa yakası, buz parçaları nedeniyle birleşti. Kara ve deniz seferleri aksadı. Aç kalan kurtlar, şehir merkezine indi.

1942’de Göztepe’de sıcaklık 10 gün boyunca 0, 14 gün boyunca 1, 27 gün boyunca 3, 44 gün boyunca da 5 derecenin üzerine çıkmadı.

1954’te İstanbul dondurucu bir soğuk yaşadı. Ulaşım aksadı, tipi ve kar yağışı, İstanbul Boğazı’ndaki seferleri durdurdu. Boğaz, Karadeniz’den gelen buz parçalarıyla kaplandı. Hatta buz kütlelerinin patlatılması gündeme geldi. Ancak belli bir süre sonra buzlar eriyerek Boğaz’ın sularına karıştı.

1963 kışında Terkos Gölü donduğu için şehre günlerce su verilemedi. Yiyecek ve yakacak sıkıntısı çekildi, cenazeler olumsuz hava koşullarından kaldırılamadı. Aç kalan kurtlar, kentin merkezine indi. Çatalca’da kara saplanan treni haber yapmaya giden Hürriyet’ten muhabir Yüksel Kasapbaşı, foto muhabiri Abidin Behpur Tapaner ve gazetenin şoförü Yüksel Öztürk 24 Ocak 1963’te donarak yaşamlarını yitirdi.

1969’da da şiddetli bir kış yaşandı. Büyükçekmece Gölü, Küçüksu ve Kağıthane dereleriyle Elmalı Barajı tamamen dondu.

1987 yılının mart ayında İstanbul, günlerce süren kar esareti yaşadı. Sıcaklık eksi 4 dereceye düştü. Yoğun kar, tipi ve fırtına kente hâkim oldu. İstanbullular günlerce işlerine gidemedi ve okullar iki hafta boyunca tatil edildi.

2004’de kar yağışı İstanbul’da yaşamı felç etti. Elektrikler kesildi, sular akmadı, doğal gaz verilemedi. İnsanlar yollarda mahsur kaldı.

2012’de son 33 yılın en soğuk günü yaşandı. Çatalca radar istasyonunda derece sıfırın altında 10.4’ü gösterdi. Deniz ve hava ulaşımında aksamalar meydana geldi.

2017’de yağan karda, aç kaldığı için şehre bu sefer kurtlar değil tilkiler indi. Maslak civarında bir tilki görüldü. Kar kalınlığı 122 santimetreye ulaştı. TIR’ların trafiğe çıkması yasaklandı. Kara, hava ve deniz ulaşımı, büyük ölçüde yağıştan etkilendi.

Kuzinede kestane

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık


Sefası da bir başkaydı karlı İstanbul’un... İstiklal Caddesi’nde lapa lapa yağan kar altında tramvayla Beyoğlu’nda bir baştan bir başa gitmek ne kadar heyecanlıydı. Boğaz’da, Haliç’te suya düşen birbirinden çarpıcı şekillere sahip kar tanelerini seyretmek nasıl da büyüleyiciydi. Sultanahmet’te tarihin ortasında başınıza yağan beyaz, minik topları yakalamaya çalışmak ne büyük mutluluktu. Kalorifersiz evlerde kuzine sobalarda kızartılan ekmeklerin, pişirilen böreklerin, kestane kebapların lezzeti doyumsuzdu. Ama yollarda kayıp düşmek, en lüksünden odun kazanı yakılan banyolarda üşümek de vardı. İşte acısıyla tatlısıyla tarihe geçen İstanbul’un beyaz kış günlerine nostaljik bir yolculuk...

‘Yalnızlığımı vurmayın yüzüme kar taneleri’


Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık


Nilüfer’in sesinden belleklere yerleşen Kayahan’ın “Kar Taneleri” şarkısından unutulmaz dizeler:

“Kol kola girip yalnızlığımı
Vurmayın yüzüme kar taneleri
Yollar benim umudumdur
Yolları kapatmayın
Yağmayın yollarıma
Durun kar taneleri”

Karlı kayın ormanı

Ayrıca müzik dünyamızda birçok ‘kar’lı şarkıya da imza atıldı... Akrep Nalan’dan dinlediğimiz “Karlar düşer / Düşer düşer ağlarım / Hep ismini / Hep ismini anarım”, birçok sanatçıdan dinlediğimiz “Pencereden kar geliyor aman annem gurbet bana zor geliyor”, Selda’dan dinlediğimiz “İnce ince bir kar yağar fakirlerin üstüne”, yine Nilüfer’den dinlediğimiz “Her yerde kar var, kalbim senin bu gece” ve Zülfü Livaneli’den “Karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin” şarkısı, müzik hafızamızın “kar”lı bölümlerinde unutulmazlar olarak yer alıyor. Tabii edebiyatta da Orhan Pamuk’un “Kar” romanının büyük yankı yarattığını hatırlamalıyız.

Haliç’te buz üstünde kaydırak

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık


Tarihçi Necdet Sakaoğlu, 2012’de Cumhuriyet’te yer alan açıklamalarında şunları söylemiş: “İstanbul, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde şiddetli kışlar yaşadı. İstanbul’da 1573 kışı çok anormal geçmiş kışlardan biridir. 1621 kışında Haliç donmuştur. O zamanlar köprü yok. İnsanlar Galata’dan Eminönü’ne yürüyerek geçmiş. Haliç’te çocuklar buzun üzerinde kaydırak oynamışlar. 1754 kışı 2 ay sürmüş. Aralıksız kar yağmış.”

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık

Biz seninle ne ‘kış’lar yaşadık




Yakacak sıkıntısı

“İstanbul’da şiddetli kışlarda yakacak sıkıntısı çekiliyordu. Fırınlarda ekmek çıkmıyor, kıtlık yaşanıyor, herkes ısınmak için bir şeyler yaktığından çok yangın çıkıyordu. 1850’lere kadar İstanbul’da ve Türkiye’de soba yok. Sobadan önce ocak, mangal, tandır var. İnsanlar çok zor şartlarda, bu soğukları geçirmiş. 1800’lere kadar pencere camı yok. Evi ısıtmak çok zor. Geçmişin kış sorunları farklı, günümüzün kış sorunları farklı.’’

1929, 1954, 1963, 1987

“1929 kışı İstanbul tarihinde önemli bir yere sahiptir. 6 Ocak’ta başlayan kar 12 Mart’a kadar devam etmiş. Avrupa’da Tuna Nehri donmuş. Çözülen buzlar, Karadeniz üzerinden Boğaz’a inmiş. Dalgalarla sürüklenerek Rumelihisarı önüne gelmiş. Orayı büyük buz parçaları kilitlemiş. 1954’de de büyük kış yaşanmış. Tuna Nehri’nden kopan buzlar İstanbul’a gelmiş. 1987’de de İstanbul bir metre kalınlığındaki karın altında kaldı hayat durdu.”

Türkiye ile Kuzey Makedonya arasında kritik görüşmeMeclis Başkanı Mustafa Şentop, eğitim alanındaki ilişkilerin daha da geliştirilmesi için Türkiye-Kuzey Makedonya arasında Eğitim İşbirliği Anlaşması'nın bir an önce imzalanması gerektiğini belirtti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet