Geri Dön

Cannes’ın yarışmasına ne oldu?

Cannes’ın ‘Keşfet, Tanıt, Destek Ol’ şeklindeki ilkesi bu yıl ‘Pazarla’ olarak değişmişe benziyor. Uzun yıllardır Cannes Film Film Festivalini izleyenler de aynı fikirde birleşiyor: 1960’lardan beri bu kadar heyecansız ve zayıf bir festival yaşanmamıştı

Cannes’ın yarışmasına ne oldu?

68. Cannes Film Festivali, yarın dağıtılacak ödüllerle son bulmadan önce festivalde konuşulan konuların başında bu yılki yarışmanın zayıflığı geliyor. Festivali çok uzun yıllardır takip eden basın mensupları arasında en son 1960’larda bu kadar heyecan yaratmayan bir Cannes takip edildiğini iddia edenler bile var. Bu yılki sinema hasadı, dünyadan binlerce filmin başvurduğu Cannes’ın ana yarışma ve Belli Bir Bakış bölümlerinde takdir edilecek bir seçkiye izin vermedi demek en kolayı. Ama bu yıl gerçekleşen büyük bir değişiklik, yarışmanın İngilizce çekilen filmlerin tercih edilmesine ve zayıf bir seçkiye neden olmuş gibi gözüküyor. O da Cannes’ın başkanının değişmesi.
Tercih dengesi bozuldu
1977’den beri Cannes’ın bir parçası olan, 22 yıl artistik direktörlük yapan, 2001’den beri de başkanlık görevini üstlenen Gilles Jacob, festivalin en önemli figürlerinden biriydi. Ancak geçen yıl son festivalini gerçekleştirdi. Festivalin seçkisiyle ilgili kararları festivalin direktörü Thierry Frémaux ile birlikte veren Jacob’un yerine uzun yıllar Fransız kanalı Canal+’yı yöneten isimlerden Pierre Lescure geldi.
Cannes’daki seçkinin dengesini bozan da pazarlama kökenli bir isim olan Lescure’ün varlığıyla birlikte yarışmada tercihin çok daha geniş kitlelere hitap eden İngilizce çekilen filmlerden yana kullanılması.
Seçkide ABD’den Gus Van Sant’ın ‘The Sea of Trees’i ve Todd Haynes’in ‘Carol’ı bulunuyordu. Ancak, bunların yanı sıra İngilizce ana dili olmayan yönetmenler de İngilizce çekilmiş filmleriyle seçkide yer aldı: İtalyan yönetmen Matteo Garrone’nin ilk İngilizce filmi ‘Tale of Tales’, Norveçli yönetmen Joachim Trier’in ABD’deki çektiği aile dramı ‘Louder Than Bombs’, Yunan yönetmen Yorgos Lanthimos’un ilk İngilizce filmi ‘The Lobster’, Meksikalı yönetmen Michel Franco’nun ABD’de çektiği ‘Chronic’ ve Paulo Sorrentino’nun İngilizce filmi ‘Youth’ şeklinde uzanan liste gösteriyor ki ağırlık İngilizce filmlerden.
Pazarlama seçkisi
Bu seçkinin Tim Roth, Micheal Caine, Salma Hayek, Colin Farrell gibi isimlerin ekiplerden kırmızı halıda boy göstermesinin ötesinde bir anlamı var: Pazarlama olarak İngilizce filmlerin dağıtım haklarının çok daha fazla ülkeye satılması. Cannes yarışmasında normalde kendilerine yer bulan ve yarışmanın sanat filmlerine imza atan Naomi Kawase, Apichatpong Weerasethakul ve Brillante Mendoza gibi yönetmenlerin kariyerlerinin zayıf filmlerini çekmemelerine rağmen bu yıl Belli Bir Bakış’ta yer alması ana yarışmayı ağırlıklı olarak bir pazarlama seçkisi haline getirdi. Cannes’ın “Keşfet, Tanıt, Destek Ol” şeklindeki ilkesi bu yıl “Pazarla” olarak değişmişe benziyor. Sonuç olarak başkan Lescure ve artistik direktör Fremaux’un ilk yılı Cannes’ın en zayıf yıllarından birini yaşattı.

Cannes’da bugün

Cannes’da ödüller yaklaşıp sinema profesyonelleri festivalden yavaş yavaş ayrılırken, izleyiciyle buluşmayan tek bir yarışma filmi kaldı. O da ‘Snowtown’ adlı filmiyle tanınan ve yeni bir ‘Macbeth’ uyarlamasıyla karşımıza çıkacak Avustralyalı yönetmen Justin Kurzel. ‘Macbeth’ rolünü Michael Fassbender’in Lady Macbeth’i ise Marion Cotillard’ın canlandırdığı filmde Shakespeare’in klasiğine getirilen yorum merak uyandırıyor. ‘Macbeth’ daha önce Orson Welles, Roman Polanski ve Akira Kurosawa gibi önemli yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştı.

Dedesi ceviz kırıyordu, iddiasıyla tüm dikkatleri üzerine topladıMuğla’nın Marmaris ilçesinde inşaat işleri ile uğraşan 34 yaşındaki Yasin Demiralp, dedesinin 35 yıl önce dağda bulduğu ve ceviz kırmak için kullandığı taş ile ilgisi iddiası sonrası tüm dikkatleri üzerine topladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet