Geri Dön

Çıkacağız değil, biz zaten Kardak’tayız

Kardak krizi sırasında Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olan Onur Öymen, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbrooke’un “Türk askeri Kardak’a çıkacak mı?” sorusuna “Hayır, böyle bir plan yok, askerlerimiz zaten orada” karşılığını verdi

Çıkacağız değil, biz zaten Kardak’tayız
Gökhan Karakaş

Türkiye ile Yunanistan’ı savaşın eşiğine getiren Kardak krizinin üzerinden 25 yıl geçti. 31 Ocak 1996’da Türk askerinin Kardak’a çıkmasıyla sonuçlanan krizin merkezinde Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı olarak zorlu görev yürüten Onur Öymen, çeyrek yüzyıl önce yaşananları Milliyet’e anlattı:

Ege’de aidiyeti belli olmayan ada ve adacıkların (EGAYDAAK) statüsü hakkında bilgilerinizi aktarır mısınız?

Ege Denizi’ndeki adaların hangi ülkeye ait oldukları Başta Lozan olmak üzere ilgili uluslararası antlaşmalarla belirlenmiştir. Lozan’ın 16. maddesinde kime ait olduğu belli olmayan adalardan söz edilmekte ve bunların geleceğinin ilgili ülkeler tarafından belirleneceği belirtilmektedir. Nitekim, 1932’de Türkiye ile o zamanlar 12 Ada’yı elinde bulunduran İtalya arasında, Meis adasının civarındaki adacıklar ve kayalıklarla ilgili olarak müzakereler yapılmış, bir antlaşma imzalanmıştır. Buna göre adacıkların ve kayalıkların bazılarının ve Bodrum civarındaki Karaada’nın Türkiye’ye, bazı adacık ve kayalıkların da Yunanistan’a bırakılması kararlaştırılmıştır... Kardak’ın bulunduğu bölge ile ilgili olarak da bazı teknik görüşmeler yapılmış, ancak bunlar resmi bir antlaşmaya dönüşmemiştir.

Kardak’ı bu adalardan farklı kılan özellik var mı?

O bölgede, Türkiye ile Yunanistan arasında, Lozan’da ve 1947 Paris Antlaşması’nda herhangi bir deniz sınırı çizilmemişti. Kardak’ın Yunanistan’a ait olduğunu belirleyen hiçbir antlaşma yoktu. 12 Ada’yı İtalya’dan Yunanistan’a devreden Paris Antlaşması’nda Kardak adaları ile ilgili bir hüküm olmadığı gibi, Türkiye ile Yunanistan arasında da bir deniz sınırı belirlenmemişti.

31 Ocak 1996 sabahı Türk bayrağı dikilmesiyle sonuçlanan Kardak krizi sürecinden neler yaşandı? 

O sırada Dışişleri Bakanlığı Müsteşarıydım. Figen Akat adlı Türk yük gemisinin 25 Aralık 1995’te Kardak’ta karaya oturması ve gemiye yaklaşan bir Yunan sahil güvenlik botunun, kaptana Yunan karasularında bulunduğu mesajını göndermesi ile başlayan krizi diplomatik görüşmelerle çözmeye çalıştık. Hemen Genelkurmay Başkanlığı ve diğer ilgili kurumlarımızla birlikte durumu değerlendirdik. O bölgeyle ilgili olarak, uzunca bir zamandan beri, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın arşivlerinde kapsamlı bir çalışma yapılıyordu. O nedenle, bu konudaki hukuki ve siyasi tutumumuzu ayrıntılarıyla belirlemek zor olmadı. Yunanistan’ın Kardak üzerinde hak sahibi olduğunu belirleyen hiçbir uluslararası antlaşmanın olmadığını bir kere daha saptadık. Buna rağmen Yunanistan hem Atina’da Ankara’daki büyükelçiliği vasıtasıyla Kardak’ın Yunanistan’a ait olduğunu iddia etti ama bunu kanıtlayacak hiçbir belge gösteremedi. Türkiye ile Yunanistan arasında yoğun bir diplomasi trafiği yaşandı. Başbakan Tansu Çiller’in başkanlığında ile Dışişleri Bakanı Deniz Baykal’ın ve Genelkurmay Başkanlığı’nın üst düzey yetkilileriyle durumu değerlendirdik. Kardak krizi, olayın cereyan ettiği tarihten 26 gün sonra, 20 Ocak tarihinde bir Yunan dergisi tarafından kamuoyuna duyuruldu ve derhal Yunan basınında Türkiye aleyhine propaganda başlatıldı.

İşte o telefon konuşması

Gece saat 02.00 civarında Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Holbrooke eve telefon etti. Kendisiyle Bonn’da aynı tarihlerde Büyükelçilik yapmıştık. Aramızda şöyle bir konuşma geçti:

- Türk askerlerinin bu gece Kardak’a bir çıkartma yapacağını duyduk. Bu haber doğru mu?

- Hayır, öyle bir plan yok, doğru değil.

- Aman beni çok rahatlattın.

- O kadar rahatlama, doğru olmayan askerlerimizin çıkacağı haberi. Doğrusu çıktık, zaten Oradayız.

- Şimdi ne yapacağız? Hattımın öbür ucunda Yunanistan Dışişleri Bakanı Pangalos var.

Sabaha kadar birkaç defa telefonlaştık. Her defasında Dışişleri Bakanı Baykal’a bilgi verdim. Sonunda Yunanlılar gün doğmadan bayraklarını da askerlerini de alarak adadan çekilmeyi kabul etti. Krizden önceki duruma dönüldü. Kriz böylece sona ermiş oldu.

Çıkacağız değil, biz zaten Kardak’tayız

‘Askerler hazır olduklarını belirtti’

Yunanistan, krizi nasıl tırmandırdı?

İki ülke arasında diplomatik temas sürerken, bir yandan da Yunanistan’da Kardak’a el koymak için fiili durum yaratmaya çalışanlar vardı. 26 Ocak’ta Yunanistan’ın Kalimnos Adası Belediye Başkanı, Kardak kayalıklarından birine giderek Yunan bayrağı çekti. Ertesi gün Hürriyet gazetesi muhabirleri Yunan bayrağını indirip yerine Türk bayrağı dikti. Bir gün sonra, civar adalardan gelen bazı Yunanlar yeniden Yunan bayrağı astı. Bunu izleyen birkaç saat içinde Yunan silahlı kuvvetleri Kardak’taki kayalıklardan birine askeri tim çıkardı. Başbakan Tansu Çiller verdiği demeçte “O bayrak inecek, o asker gidecek” diyordu.  Başbakan başkanlığında bir toplantı yapıldı. Bu toplantıya Dışişleri Bakanı Baykal, Deniz Kuvvetleri Komutanı Güven Erkaya, Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir ve Dışişlerinden benimle birlikte üst düzey yetkililer katıldı. Bütün bilgiler Başbakan’a sunuldu ve Yunanistan’ın Kardak’a fiili durum yaratarak el koymak istediği belirtildi. Çiller, askeri yetkililere bir harekât yapmaya hazırlıklı olup olmadıklarını sordu. Askerler hükümetin vereceği bütün talimatları derhal yerine getirmeye hazır olduklarını belirtti.

Sizin görüşmeleriniz nasıl başladı? ABD’den bir yönlendirme geldi mi?

Ben diplomasiye son bir şans tanımak için bu kararın bir gün geciktirilmesini önerdim. 30 Ocak sabahı Yunanistan’ın Ankara Büyükelçisi beni ziyaret etti. Kendisini açık bir dille uyardım. Bu arada yaptığımız bir değerlendirme toplantısında Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, değerli arkadaşımız Büyükelçi İnal Batu, diğer Kardak adacığına asker çıkartarak Yunanistan’ı askerlerini geri çekmeye zorlayabileceğimizi ve bu sorunu kan dökmeden çözebileceğimizi düşündüğünü söyledi. Onun bu önerisini biz de benimsedik ve hükümete önerdik. O gece askerlerimiz gece geç vakit bitişik adacığa çıktı... Kardak krizi sırasında Türkiye’nin gösterdiği kararlılık ileride olabilecek benzeri durumlarda sergilememiz gereken politikalara örnek olmalıdır.

Çıkacağız değil, biz zaten Kardak’tayız

 

Bir köyü ayağa kaldıran taciz iddiasıIsparta'da, bir işletmecinin çalışanına tacizde bulunduğu iddiası üzerine toplanan köylüler, işletmenin bulunduğu alanda bir araya geldi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet