Geri Dön

Denizleri idama gönderen eller!

68 kuşağının liderlerinden Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan hakkında verilen idam kararı 10 Mart 1972 günü TBMM çatısı altında oylandı. Adalet Partisi’nden 218, CHP’den 28 vekil oylamada ‘evet’ oyu kullandı...

Denizleri idama gönderen eller!
MERT İNAN

 

Denizleri idama gönderen eller

Türkiye’de 68 kuşağı ve sol hareketin en önemli isimleri; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamına giden süreçte en kritik karar, 10 Mart 1972 günü TBMM çatısı altında alındı. İdam için kalkan eller arasında 28 CHP’li vekil de bulunuyordu. Aslında, 10 Mart’a uzanan sürecin fitili eski Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın idam edilmesiyle başlamıştı. 27 Mayıs sonrası yaşananlar, özellikle sağ siyasette büyük tepki yaratırken,12 Mart muhtırasından sonra ‘intikam’ çağrıları yüksek sesle konuşulmaya başlamıştı. Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan, 1970 yılında Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nu kurduktan sonra çeşitli eylemlere giriştiler. THKO’lular 21 Ocak 1971’de Ankara’da bir banka soygunu gerçekleştirirken halihazırda hakkında yakalanma kararı olan Gezmiş ve Aslan için görüldükleri yerde vurulmaları emri verilmişti. Gezmiş ve Aslan, 12 Mart 1971’deki muhtıradan dört gün sonra Sivas’ın Gemerek ilçesinde yakalanırken, bir hafta sonra da Hüseyin İnan Kayseri’de gözaltına alındı.

‘Üçe üç’ bağırışları

Gezmiş, Aslan ve İnan; Ankara 1 No’lu Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi tarafından yargılandıklarında, Türk Ceza Kanunu’nun 146’ncı maddesine göre suçlu bulunarak idam cezasına çarptırıldılar.

İdam kararı için son dönemeç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) çıkacak karara bağlıydı.

Oylama öncesi başlayan oturum hayli gergin bir ortamda geçti. Kürsüye çıkan Mustafa Kubilay İmer, yaptığı konuşmada, “Bu üç komünistin idamları hakkındaki karar gelinceye kadar, daha önce çıkan ve sayısı hayli kabarık idam infazlarına ses çıkarmayan CHP ve onun genel başkanı, kamuoyu tarafından çok iyi bilenen sebeplerden adeta af havarisi kesilmiştir” açıklamasında bulundu. Bu sözlerin ardından TBMM’de ‘Üçe üç’ bağırışları yükseliyor, Gezmiş, Aslan ve İnan’ın; Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın intikamı için asılmaları isteniyordu.

Yapılan oylamada Süleyman Demirel liderliğindeki Adalet Partisi’nin 251 milletvekilinden 218’i kabul oyu vermiş, 33’ü oylamaya katılmamıştı. Ancak Adalet Partisi’nde ret oyu veren vekil yoktu. CHP vekillerinden 28’i kabul oyu verirken, 2’si çekimser oy vermiş, 47 milletvekili de ret oyu kullanmıştı. CHP’li 66 vekil ise oylamaya katılmadı. Oylamada ‘Hayır’ oyu kullananlardan biri de Türkiye İşçi Partisi milletvekili Mehmet Ali Aybar’dı. İdam kararı Meclis çoğunluğunun oyuyla geçti. 25 yaşındaki Gezmiş ve Aslan ile 23 yaşındaki İnan, 6 Mayıs 1972 tarihinde sabaha karşı Ulucanlar Cezaevinde asılarak idam edildi. 10 Mart günü idamı onaylayan pek çok siyasetçi yıllar sonra bu karardan duydukları pişmanlığı dile getirecekti.

DEMİREL: ÖYLE İCAP EDİYORDU

Adalet Partisi kökenli siyasetçilerden Nahit Menteşe, “Asker mutlaka idamlarını istiyordu. Deniz Gezmiş ve arkadaşları konusunda yanlış yaptık” derken, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de yıllar sonra, “O günün şartları öyle icap ettiriyordu” açıklamasında bulundu. Eski Meclis başkanlarından Hüsamettin Cindoruk ise idam kararlarının verildiği dönemde askeri vesayet olduğuna dikkati çekerek şunları söylemişti: “Bana göre, Demirel’in idamları engelleme gücü yoktu. O zaman gerçekten askeri vesayet vardı. Deniz Gezmiş’i ve arkadaşlarını askeri mahkeme mahkum etti. Gelgitler çoktu. Ecevit olmasaydı ve hatta Erbakan olmasaydı, Türkiye bu vesayet rejimlerinden bu kadar kolayca kurtulamazdı. O günleri yaşadığım için söylüyorum, kimseye haksızlık yapmak istemiyorum ama Demirel’in hakkını teslim için söylemek istiyorum; Demirel önleyemezdi, hatta İnönü önleyemezdi, önleyemediler. Tüm siyasi hayatım boyunca üzüldüğüm olaylardan biridir. 12 Eylül’den sonra Kenan Evren idamlardan çocuk oyuncağı gibi bahsediyordu, ‘Asmayalım da besleyelim mi’ diye aynı katılığı ve biraz da cellatlığı devam ettirdi. Ben Demirel’in militarizme karşı çabasını da göstererek söylüyorum ki, idamları önleyemezdi.”

KIBRIS’TA TÜRKLER KATLEDİLDİ

Kıbrıs’ın yakın tarihi adayı bir bütün halinde Yunanistan’a bağlanmayı amaçlayan Rum askerlerinin katliamlarıyla dolu. Türkleri adadan kovmak ve Yunanistan ile birleşmeyi amaçlayan Akritas Planı çerçevesinde ilk katliam 20-21 Aralık 1963’te yaşandı. Kanlı Noel olarak adlandırılan silahlı saldırılarda 364 Kıbrıslı Türk hayatını kaybetti.

Denizleri idama gönderen eller

Bu aldırıdan bir yıl sonra bu kez hedef Baf’ta yaşayan Türklerdi. 10 Mart 1964’de Rumların saldırılarında 14 Türk katledilirken, 24 kişi de yaralandı. Kıbrıs’taki Yunan Birliği’nin de desteğini alan Rumlar 9 Mart sabahından itibaren Türk semtini ağır silah ve top atışlarıyla vurmaya başladılar. Türkler mevzilerdeki 120 mücahit, 1.Dünya Savaşı’ndan kalma hafif tüfeklerle saldırıya karşı koyarak büyük bir katliamın önüne geçmişti. Bombardıman sadece, direnen mevzilere karşı, yapılmıyordu. Sivil kesimlere, evlere de, havan mermileri yağdırılıyordu. 1 gün süren çarpışmalarda 120 mücahit kahramanca bir direniş örneği vererek, soydaşlarımızın canını kurtarmıştı. Ancak mermileri tükenen, Mücahitler teslim olmak zorunda kalmış, savaş suçu olmasına karşın Rum çeteciler tarafından işkence edilerek öldürülmüştü. KKTC’nin kurulmasından sonra 10 Mart direnişi nedeniyle Baf’a gazilik unvanı verildi.

AYNALI ODADA VİDEOLU SORGULAMALAR BAŞLIYOR

Sanıkların aynalı odalarda sorgulanması ve ifadelerinin video bantlara kaydedilmesi uygulaması ilk kez 10 Mart 1986’da Ankara ve İstanbul’da uygulanmaya başlandı. İlk dönemlerde sanıkların ifadelerinin videoya kaydedilmesi, il emniyet müdürleri veya cumhuriyet savcılarının isteğine göre yapılıyordu.

Polis sorgulamalarının modernleştirilmesi çerçevesinde çalışmalarına başlanan aynalı odada videolu sorgulamalar aynı zamanda sanıkların teşhis edilmesi sırasında da adeta devrim niteliği sayılıyordu. O tarihte polis sorgulamalarında kullanılmak üzere ABD’den 10 adet yalan makinesi de getirildi. Sorgulamanın modernizasyonu çerçevesinde uygulamaya konulan yalan makinaları, sanıkların sorgu sırasında geçirdikleri bazı fizyolojik değişiklikleri kaydederek, sorulan sorulara doğru veya yalan yanıt verip, vermediklerini saptıyordu.

ŞAİR SALAH BİRSEL YAŞAMINI YİTİRDİ

Denizleri idama gönderen eller

Türkiye’de kendine ait bağımsız bir şiir anlayışı geliştiren Salah Birsel, 10 Mart 1999 günü İstanbul’da yaşamını yitirdiğinde edebiyat dünyası büyük bir çınarını kaybetmişti.

İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra, iş müfettişliği, kitaplık ve basımevi müdürlüğü gibi görevlerde bulunan Birsel, Türk Dil Kurumu yönetim kurulu üyeliği yaptı.

Şiirlerinde konuları alaya alır gibi kaleme alan Birsel, nesirlerindeki mizahi unsurlarla adından söz ettirmişti. 1956’dan sonra Birinci Yeni şiirinden tamamen uzaklaşan Birsel, Türkiye’de bağımsız şiir anlayışına imza atan isim olarak tarihteki yerini almayı başardı.

İstanbul'da DEAŞ operasyonuİstanbul Emniyet Müdürlüğü, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne (TEM) bağlı polis ekipleri, 9 ilçede DEAŞ terör örgütüne yönelik daha önceden belirlenen 16 adrese eş zamanlı operasyon düzenlendi. 16 şüpheliye yönelik operasyon kapsamında girilen adreslerde arama yapan polis ekipleri çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Gözaltına alınanlar sorgulanmak üzere İstanbul Emniyet Müdürlüğüne götürüldü.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet