Gündem Hekimlikleri iptal edildi

Hekimlikleri iptal edildi

19.12.2019 - 07:50 | Son Güncellenme:

Dr. Işıl Arıcan, aşı karşıtlarının referans aldığı Dr. Andrew Wakefield, Dr. Mark ve Dr. David Geier’ın iddialarının bilimsel dayanağının olmadığını ve meslekten men edildiklerini söyledi...

Hekimlikleri iptal edildi

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra ABD’de Sağlık Yönetimi üzerine yüksek lisans ve ardından ABD’de tıbbi bilişim ve proje yönetimi üzerine danışmanlık yapan Dr. Işıl Arıcan, aşı karşıtlarının esinlendiği bazı isimler üzerine ABD’de araştırmalar yürüten isimlerden.

Aşıların otizme yol açtığı yalanını ortaya atan ve İngiltere’de doktorluk yapmaktan men edilen Andrew Wakefield’in yanı sıra, diğer isimleri de ifşa eden Arıcan, ABD’de oyuncu Jenny McCarthy’nin otizmli oğlunu gerekçe göstererek aşı karşıtlığı yaptığını anlatarak şu bilgileri verdi: “Jenny McCarthy otizm konusunda bir kitap yazmaya karar verdi. McCarthy, bu kitabı yazmadan kısa bir süre öncesine kadar oğlunun otizimli olduğu gerçeğini reddediyor ve oğlunun telepati gibi doğa üstü güçleri olan bir ‘İndigo Çocuk’ olduğunu iddia ediyordu. Hatta Indigo çocukların doğa dışı akıllı varlıkların dünyadaki reenkarnasyonu olduğunu iddia eden bu bilim dışı doğaüstü akımın öncülüğünü yapmış bir web sitesi kurmuştu.

Buğdaysız sütsüz diyet

Otizm ile ilgili yazdığı kitabın tanıtımından hemen önce bu web sitesi yayından kaldırıldı. Kitap tanıtımı için Amerika’nın en çok izlenen programlarından biri olan Oprah Show’a çıkan Jenny McCarthy, kendi ifadesi ile ‘Google’da arama yaparak kendisini eğitmiş her fırsatta Google üniversitesinden mezun olduğunu ifade ediyor. Çocuğunu buğday ve süt içermeyen bir diyet uygulayarak tedavi etmiş. McCarthy, Amerika’daki Dr. Wakefield sempatizanlarının başında geliyor.”

Hekimlikleri iptal edildi



Aşılar ve otizm ilintisini ortaya atan Dr. Mark ve Dr. David Geier’ın ortaya koydukları argümanların sahte olduğunu da aktaran Dr. Arıcan şöyle devam etti:
“Baba, oğul olan Dr. Mark ve Dr. David Geier’in dosyaları da Dr. Wakefield’dan farklı değil. Dr. Mark Geier, hekim olmasına rağmen pediatri, endokrinoloji veya otizm üzerine uzman bir hekim değil. Oğlu David Geier ise doktor olmamasına ve sadece biyoloji bölümünden mezun olmasına rağmen yakın zamana kadar doktor unvanını gayet rahatlıkla kullanıyor ve yasalara karşı gelerek hasta muayene ediyordu.

Bu ikili yazdıkları birkaç makalede testosteronun cıvayla bir bileşik oluşturduğu ve bu bileşiğin kan beyin bariyerini geçerek beyinde birikerek otizme neden olduğunu iddia ettiler. Onlara göre otistik çocuklar, ‘çok fazla testosteron salgılayarak erken ergenliğe giriyor. Aşılardan aldıkları Thimerosol maddesindeki civa ile hormonları etkileşime geçiyor ve bu nedenle de otizme yakalanıyor’. Bu desteksiz iddialarla yola çıkan Dr. Geier ikilisi, Lupron isimli bir ilacın otizmi tedavi ettiğini iddia ederek bu tedaviyi çok sayıdaki otizmli çocuğa uygulamaya başladı. Geier’ler bu işlemi onay ve lisansları olmadan kendi bodrumdan bozma kliniklerinde yaptılar. Dr Geier ve oğlunun makalelerini onaylayan Instutitional Review Board of Chronical Illness isimli komitenin Dr. Mark Geier tarafından kurulmuş düzmece bir komite olduğu ortaya çıktı. Sonuçta, Maryland Eyaleti Tıp Kurulu, Dr. Geier’in hekimlik lisansını lağvetti oğluna da ağır yaptırımlar uyguladı.”

‘Sağlık alanındaki en değerli buluş’


Aşıların insanoğlunun sağlık alanındaki en değerli buluşu olduğunu dile getiren Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alpay Azap ise ortaya atılan yalanların hiç bir bilimsel dayanağı olmadığını belirterek şunları söyledi:

“Aşıların çağımızın üretim ilişkileri içinde, kapitalist sistemin işleyişine tabi olarak büyük şirketler tarafından üretilmesi, satılması ve kullanılması da aşılara karşı olmak için gerekçe olmamalı. Yapılması gereken, aşıların gelişmiş-gelişmemiş tüm ülkelere aynı miktarda ve kolaylıkla temin edilmesi, zengin-fakir herkese ücretsiz şekilde yapılması için mücadele etmektir. Aşılar bütün insanlık içindir. Türkiye’de de kabakulak vakası 2005’de 20 bini bulmuştu. Aşılama ile bu sayı 2017’de 419’a düştü. 1974’de 393 boğmaca vakası ve sıfır ölüm gözlenen Japonya’da 1979’da aşılama oranı yüzde 70’ten yüzde 30’a düştü, 13 bin vaka ve 41 ölüm gerçekleşti.”