Geri Dön

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

Ankara DGM Başsavcılığı, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkında, anayasal düzeni değiştirmeye çalıştığı gerekçesiyle 19 Mart 1999 tarihinde soruşturma açtı.

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

1999 yılı haziran ayında ulusal televizyon kanallarında yayınlanan bazı video görüntülerinde terörist başı Fetullah Gülen’in Türkiye’deki, laik düzen yerine şeriata dayalı bir İslam devleti kurmak için taraftarlarını teşvik ettiği ortaya çıkmıştı. Gülen’in yayınlanan kitaplarında suç unsuru bulan Başsavcılık, inceleme sonucunda kaset ve belge içeriklerinin TCK’nın idam cezası da öngören 146. maddesinde tanımlanan ‘Anayasal düzeni zorla değiştirerek, şeriat esaslarına göre bir devlet kurma’ amacına yönelik olduğu sonucuna vardı. Soruşturma kapsamında eğitim kurumlarıyla bunlara bağlı öğrenci yurtları da mercek altına alınırken, Gülen’in 1990 Hisar ve 1991 Bahçelievler Yeni Cami’deki konuşmaları da soruşturma dosyasında yer aldı. Soruşturmanın başlatıldığı gün sağlık sorunlarını bahane eden Gülen, Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek Pensilvanya eyaletindeki Saylorsburg kasabasına yerleşti.

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

Ancak bu tarihten, 15 Temmuz hain darbe girişimine giden süreçte FETÖ tarafından türlü tezgâhlar sahneye konulacaktı.

3 Ağustos 2000 Savcı Nuh Mete Yüksel, Ankara 1 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvurarak Gülen’in tutuklanmasını isterken, mahkeme talebi kabul etti. 11 Ağustos 2000 günü mahkeme Gülen için yakalama kararı verdi.

31 Ağustos 2000’de Yüksel, Gülen hakkında terör davası açarken, terörist başı için 10 yıla kadar hapis cezası istendi. Aradan 2 yıl geçti. 3 Haziran 2002 tarihinde  Gülseven Yaşer’in başkanlığını yaptığı Çağdaş Eğitim Vakfı’nda (ÇEV) Nuh Mete Yüksel’in bir kasedi bulundu. Operasyon öncesinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde komiser yardımcısı Bayram Özbek’in ÇEV’e sızdığı ve kendisini Hayri Canöz ismiyle tanıtarak vakıfta çalıştığı tespit edildi. 22 Haziran 2002 Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Başkanı Harun Tokak, Akit gazetesi İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu’ndan kaset haberini yayımlanmasını talep etti. Akit, haberi yayımlamama kararı aldı.

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

Savcı Yüksel'e ihraç

21 Ekim 2002’da  Savcı Yüksel, Ankara DGM’de görülen duruşmada, esas hakkındaki mütalaasını hazırlamak üzere Gülen’in dava dosyasının kendisine tevdi edilmesini istedi. Mahkeme Başkanı dosyanın Yüksel’e tevdi etti. Bir gün sonra Yüksel’in kaset haberi ‘Bir gecelik zevk uğruna’ başlığı ile medyada yer alınca, Yüksel aynı gün HSYK tarafından görevden alındı.

2006'da Terörle Mücadele Kanununda yapılan değişiklik sonrasında Gülen davası avukatlarının başvurusu nedeniyle yeniden görüldü. 2008'de cürüm ve şiddete başvurarak teşekkül oluşturduğuna dair delil olmadığından beraat eden Gülen hakkındaki karar Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nca da oybirliğiyle onandı.

İllegal yapı kayıtlarında

Ancak zaman içerisinde FETÖ’nün devleti ele geçirme projesi, 30 Ekim 2014 tarihinde gerçekleştirilen ve yaklaşık 10 saat süren MGK sonucunda Gülen’e bağlı kurumlar, illegal faaliyet yürüten paralel yapılanmalar olarak kayıtlara geçti. MGK Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu tarafından Kırmızı Kitap veya Millî Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB) olarak adlandırılan resmi kitaba Gülen ile bağlantılı kurumlar PDY/PÖ (Paralel Devlet Yapılanması/Pensilvanya Örgütü) adı altında eklenirken, Gülen devlet düşmanı olarak kabul edildi. MGK’da alınan bu kararlar ayrıca 24 Kasım 2014 tarihinde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulunda onaylandı. İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği ise İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talebini uygun görüp, Gülen hakkında yakalama kararı çıkardı.

Gülen’in ele başı olduğu terör örgütü FETÖ/PDY, 15 Temmuz darbe girişiminde 241 vatandaşımızı katlederken, binlerce insanı da yaraladı. Kanlı örgüt darbe girişiminden önce de çeşitli zaman aralıklarında suikastler, tuzaklar, toplumsal şiddet olayları ve kumpaslarla onlarca insanı yaşamdan koparırken, evlere ateş düşürdü. FETÖ’nün kararttığı hayatlar, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen “FETÖ Çatı İddianamesi”nde kapsamlı olarak yeraldı. Aralarında Gülen, Hidayet Karaca, Ekrem Dumanlı, Akın İpek ve eski milletvekili İlhan İşbilen’in de bulunduğu 73 sanık hakkında ikişer kez ağırlaştırılmış müebbet ve 65’er yıl süreli hapis cezası istemli 660 sayfalık iddianamede, örgütün izlerinin tespit edildiği belirtildi. FETÖ’nün kararttığı hayatlar arasında kamuoyunun yakından bildiği, Necip Hablemitoğlu, Mustafa Yücel Özbilgin, Hrant Dink, Muhsin Yazıcıoğlu, Enver Arapalı, Kaşif Kozinoğlu, Yarbay Ali Tatar, Tuğamiral Cem Aziz Çakmak, Kurmay Albay Murat Özenalp, hâkim adayı Didem Yaylalı gibi isimler yer aldı.

Merzifon’da grizu faciası

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

Amasya’nın Merzifon ilçesine bağlı Çeltek Linyit işletmesinde 19 Mart 1965 sabahı meydana gelen grizu patlamasında 126 işçiden 69’u yaşamını yitirirken, 7’si de toprak altında kaldı. 58 madencinin yaralandığı patlama sonrası, toprak altında kalan 7 madenciden birine 53 yıl sonra yerin 900 metre altında ulaşıldı. Yeni ocak açma çalışmaları sırasında madenciler yerin 900 metre altında baret, kazma ve tam çürümemiş durumda bir maden işçisi cesedi ile karşılaşırken, naaşın 1965’teki patlamadan sonra kapatılan bölgede olduğu belirlenmişti.

Erdal Eren’e idam kararı

Soruşturma açıldığı gün ABD’ye kaçtı

12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü suçlamasıyla hüküm giyen ve darbeden sonra asılarak idam edilen Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi ve Ankara Yapı Meslek Lisesi öğrencisi Erdal Eren hakkındaki hüküm 19 Mart 1980’de verildi. Nufüs doğum kaydı 25 Eylül 1961 olan Erdal Eren’in, ailesinin nüfusa büyük yazdırdığı yönündeki ifadesi üzerine fizyolojik olarak 18 yaşından küçük olduğu ve gerçek yaşının tespiti için kemik grafilerinin çekilerek tıbbi tespit yapılması istendi. Askeri Yargıtay Daireler Kurulu, “doğum tarihinde bir ihtilaf olmadığı” gerekçesiyle bu talebi kabul etmedi ve cezayı onayladı. Erdal Eren, idam edilmeden 16 saat önce kendisini ziyaret eden gazeteciler Savaş Ay ve Emin Çölaşan’a, “Avukatıyla görüştürülmediğini,  vurduğu iddia edilen jandarma erine çok uzaktan ateş açtığını ama otopside yakın atışla öldüğünün kanıtlandığını, kendisini ibret olsun diye asacaklarını ve ölümden korkmadığını” söyledi. Ağabeyi Erkan Eren, Erdal’ın Mamak Askeri Cezaevi’nde tutuklu kaldığı dönemde gördüğü ağır işkencenin izlerine tanık olduğunu ifade etti. 19 Mart 1980 tarihinde idama mahkum edilen Erdal Eren, 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Kapalı Ceza ve Tutukevi’nde infaz edildi.

Meğer Türkçe biliyormuş...Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda maske ve mesafe denetimi yapıldı. Uyarılara rağmen maskesini düzgün takmayan ve Türkçe bilmediğini söyleyen yabancı uyruklu bir yolcu maske cezası yedikten sonra Türkçe konuşmaya başladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet