Geri Dön

‘Yazmasam şarkıcı olmazdım’

Sıla Gençoğlu beşinci stüdyo albümü ‘Yeni Ay’ ile bu kez çok daha ‘ışığa dönük’. Müzisyen, ‘Yazmasam sanırım şarkıcı olmazdım. Hikâyeci olmak heyecanımı en çok diri tutan şey’ diyor

‘Yazmasam şarkıcı olmazdım’

Can Şişman / Milliyet

Türkçe pop müziğinin kendine özgü isimlerinden Sıla Gençoğlu, 18 Şubat’ta 5. stüdyo albümü ‘Yeni Ay’ı yayınladı. Tanıtımı, ilk olarak albüm öncesinde radyoculara yaptığı ‘Alper Tunga’ adlı esprili şarkıyla yapılan, daha sonra ilk video klip şarkısı ‘Vaziyetler’le devam eden albümde ilginç isimler de yer alıyor.
10 şarkı ve bir versiyondan oluşan albümde İskender Paydaş, Bedük ve Gece grubunun solisti Can Baydar da Sıla’nın albümüne katkıda bulunan popüler isimler. ‘Vaveyla’nın aksine daha çok daha dışadönük bir albümle karşımıza çıkan müzisyenle yeni albümünü konuştuk.

Bugüne kadar hem duygusal hem de dışa dönük şarkılar yazdınız. ‘Yeni Ay’da da tek bir ‘kalıbın’ hakim olmadığını görüyoruz. Tek tip şarkıların müzisyeni olmamak özellikle dikkate aldığınız bir şey mi?

Tekrara düşmekten korkarım. Bizim Efe’yle (Efe Bahadır) en büyük şansımız iki kişi olmak. Hem birbirimizi uyardığımız için ‘aynılık’tan kurtarıyor bizi, hem de yolculuk iki kişi daha eğlenceli geçiyor.

‘Yeni Ay’, konsept albüm çizgisindeki ‘Vaveyla’ya göre biraz daha dağınık. Aralarındaki fark nedir?

‘Yeni Ay’ın konsept albüm fikrinden yine de şaştığını düşünmüyorum. ‘Yeni Ay’, ‘Vaveyla’ ile ‘Konuşmadığımız Şeyler Var’ın karması gibi biraz. Doğu ve batı yakın birbirine, hatta iç içe. Ve bu bir seçim. Daha kolay algılanır bir albüm. ‘Vaveyla’ çok daha sert ve karanlıktı. ‘Yeni Ay’ ışığa dönük.

Bu albümle birlikte ‘Yenilik’ teması ön plana çıkıyor. Peki sizce ‘Yeni Ay’ın en yeni kısmı hangisi?

Yeni yol arkadaşlarımız var bu albümde. İskender Paydaş, Bedük, Can Baydar ve Fatih Ahıskalı.

Üretim yaparken şaşırtmak fikri ne derecede önemli sizin için? Sizi üretirken besleyen bir şey mi?

Şaşırtmak için yapmıyorum, hayır. Başlangıç noktam hiç o olmadı. Kendiliğinden doğurursa başka tabii.

Günümüzde hep ‘şarkıcılık’ ön planda. Siz ise işin müzisyenlik kısmındasınız. Kendi sözünü ve bestesini yapan bir kadın müzisyen olmanın size göre ne gibi avantajları var?

Kendi mutfağımda pişirip soframı istediğim gibi donatıp keyfini çıkarıyorum alkışın. Başkalarına gebe değilim. Öyle zor ki o hal. Bir yandan şarkı kovalayacaksınız, bir yandan da çok güzel olacak o şarkı, bir de size yakışacak. Şansınız yaver gidecek yani. Stresli. Yazmasam sanırım şarkıcı olmazdım ben. Bir de benim heyecanımı en çok diri tutan şey hikâyeci olmak. Elime mürekkep bulaşınca çarpıyor kalbim.

‘Sevişmeden Uyumayalım’ Sarandis Saleas tarafından, ‘...dan Sonra’ ise Tamta tarafından Yunanistan’da Yunanca sözlerle söylendi. Peki başka hangi şarkılarınız yurt dışında da ses getirebilir sizce?

Ortak algıladığımız her ezgi yolunu bulabilir. Şarkının ne kadar samimi ve sıcak olduğuyla ilgisi var. Sıcaktan kastım yakınlık. Çok soğuk bir şarkı da sıcaktır kimi zaman.

Kelime oyunlarını seviyorsunuz. ‘...dan Sonra’ ve Kenan Doğulu’ya verdiğiniz ‘Boğaziçi’ şarkılarında rap denemeleri hissediliyor. Kendinizi rap’e yakın buluyor musunuz?

Kendimi ‘müziğe’ yakın buluyorum.

‘Tanrı’nın bir sesi varsa o Bocelli’dir’

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da konser veren İtalyan tenor Andrea Bocelli ile muhteşem bir düete imza attınız. Onunla konser öncesinde prova yaptınız mı? Bocelli gibi bir star ile aynı sahnede olmak nasıl bir duyguydu?

Tanrı’nın bir sesi varsa herhalde o Bocelli’nin sesidir derim hep. Bu teklif gelmeden üç gün evvel de konser turuna göz atıyordum. İtalya’da şanıyla iyi bir şef ve orkestrayla söylese de gitsem diye. Şaka değil. O geldi ve beraber bir şarkı söyleme şerefine nail oldum. Bir gün önce orkestrayla prova yaptık. Konser günü de Andrea Bocelli’yle. Artık nefis bir hatıram var.

‘Günday’ın kitaplarını iştahla tavsiye ederim’

Bir röportajınızda Manuel Puig’in ‘Örümcek Kadının Öpücüğü’ adlı romanından etkilendiğinizi söylemiştiniz. Yazma yeteneğiniz ve şarkı sözleriniz edebiyata olan ilginizi de dışarı yansıtıyor. Hayatınıza yön verdiğini düşündüğünüz edebiyatçılar kim? Edebiyatın diğer sanat dallarına olan en büyük etkisi sizce nedir?

Yazmanın kardeşi okumak. Hayal gücünüzü yırta yırta genişletir. Ne yapıyorsanız başka bir bakış açısı da o koyar. Değil başka sanat dalları, var olanı katlar zaten. Evet, ‘Örümcek Kadının Öpücüğü’ çok etkilemiştir beni. Bir yazar söyleyip diğerini unutsam kızarım sonra kendime. Sıralamayayım o yüzden. Ama yeni dönem en iyi yazar benim için tartışmasız Hakan Günday’dır. Tanışmayan herkese iştahla tavsiye ediyorum kitaplarını.

Cinsel ilişki tartışması kanlı bitti! 'Hayır' deyince...Bursa’da, İsmail I. (55) eğlenmek için çiftlik evine gittiği sevgilisi Zehra Y.'yi (43), cinsel ilişki teklifini kabul etmeyince çıkan tartışmanın ardından tabanca ile sağ ayağından vurdu. Yaralanan Zehra Y., yaşanan arbede sırasında alkolün de etkisinde olan sevgilisinin elinden aldığı tabanca ile İsmail I.'yı başından vurarak öldürdü. Hastanede tedaviye alınan Zehra Y.'nin polise verdiği ilk ifadesinde "Beni ilişkiye zorladı. 'Hayır' deyince silahıyla beni ayağımdan vurdu. Alkollü olmasından yararlandım silahını elinden alıp onu vurdum." dediği öğrenildi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet