Geri Dön
GündemYeni detaylar ortaya çıktı!

Yeni detaylar ortaya çıktı!

Adnan Oktar suç örgütüne yönelik soruşturma sonucunda  171'i tutuklu 226 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, örgüt üyelerinin, silah  ruhsatı alabilmek için başvurdukları farklı yöntemlerin detaylarına yer verildi.

Yeni detaylar ortaya çıktı!

Adnan Oktar suç örgütüne yönelik soruşturma sonucunda  171'i tutuklu 226 sanık hakkında hazırlanan iddianamede, örgüt üyelerinin, silah  ruhsatı alabilmek için başvurdukları farklı yöntemlerin detaylarına yer verildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca  Adnan Oktar suç örgütüne yönelik hazırlanan ve İstanbul 30. Ağır Ceza  Mahkemesince kabul edilen iddianamede, örgütün silahlı yapısı ile silahlanma ve  nöbet sistemine ilişkin ayrıntılar anlatıldı.

Bir örgütün gerektiğinde kullanılmak üzere silah bulundurması,  silahların ulaşabilecek yerde muhafaza edilmesi ve depolanması halinde "silahlı  örgüt" sayılması gerektiği belirtilen iddianamede, bunun yanında sahip olunan  silahların ruhsatlı olup olmamasının da örgütün silahlı bir örgüt sayılması  açısından herhangi bir öneminin olmadığına işaret edildi.

Bu kapsamda "Adnan Oktar Silahlı Suç Örgütü"nün silahlanarak başta  örgüt liderini korumayı hedefledikleri ve bu silahlanmayı mağdur ve müştekiler  üzerinde korku ve baskı unsuru olarak kullanıp iradelerini sakatladıkları  anlatılan iddianamede, örgütün işlenen suçlarda silahlanmayı tehdit unsuru  olarak kullandığı, yasa dışı oluşturulan bu silahlanmaya yasallık  kazandırmak için resmi makam ve mercilere yalan beyanda bulundukları ifade  edildi.

İddianamede, gerçek ve fiili durumla örtüşmeyen beyanlarla silah  taşıma ve bulundurma ruhsatı alan örgüt üyelerinin böylece kolluk kuvvetlerinin  denetim durumunu da bertaraf ettikleri kaydedildi.

Örgütün bu silahlanmaya legal bir görünüm oluşturmak, üyelerinin taşıma ve bulundurma ruhsatlarının yasal mevzuata uygun hazırlanmasını sağlamak  için çalışma yaptığı ifade edilen iddianamede, örgütün silahlanmak için  mesleki  faaliyetten istifade ederek taşıma ruhsatı alabilmesi için gerçekte bu meslekle  ilgisi olmayan üyelerine, örgüt sermayesiyle kuyumcu ya da altın mağazası gibi   is? yerleri açtığı anlatıldı.

İddianamede, silah taşıma ruhsatı alabilmesi için kısım örgüt  üyelerinin yine örgüte ait şirketlerde yönetici, genel müdür veya ortak  statüsünde gösterildiği belirtilerek, bu örgüt üyelerinin gerçekte ilgili  şirketlerde fiili olarak yöneticilik yapmadıkları aksine görevlendirme ve  ortaklıklarının is? hayatının olağan akışına aykırı şekilde kısa süreli olduğu  ifade edildi.

"KURGU VAKALARLA" SİLAH RUHSATI ALINDI

İddianamede, örgüt üyelerinin can güvenliklerinin tehdit altında  olduğu iddiasını desteklemek için "kurgulamak suretiyle bir kısım vakalar  yarattığı" ve bu gerçeğe aykırı vakaları/olayları gerekçe gösterip bir kısım  örgüt üyelerinin taşıma ruhsatı aldığı kaydedildi.

Gerçeğe aykırı durumlar yaratarak silahlanan örgütün, legal görünüm  kazanarak illegal yapıyı gizledikleri anlatılan iddianamede, örgüt üyelerinin de  böylece Oktar'ın yaşadığı yerde taşıma ruhsatlı silahlarla nöbet tuttukları  ifade edildi.

İddianamede, yapılan ev aramalarında taşıma ruhsatlı silahların  ruhsat sahipleri ile ilgisi bulunmayan yerlerde bulunduğuna işaret edilerek,  "Örgüte yönelik arama işlemlerinde ele geçirilen 79 tabanca, 23 tüfek ve 17 bin  596 fişek bağlamında silahlı ve zorlayıcı gücü itibarıyla amaç suçları  işlemeye elverişli bir suç örgütü olduğu değerlendirilmektedir.”  ifadesi  kullanıldı.

İddianamede, örgüt üyesi ve yöneticilerinin, silah alma ya da  bulundurma ruhsatını taşıma ruhsatına çevirmek için örgüt elebaşı Oktar'a notlar  yolladığı belirtilerek, ayrıca örgüt üyelerine ait silahların hangi marka model  olacağına kadar yine Oktar’dan görüş alındığı vurgulandı.

İddianamede ifadelerine yer verilen tanık H.F, Adnan Oktar'ın  1992-1993 yıllarında bir ayet okuyarak silahlanma talimatı verdiğini belirtti.

ÖRGÜTTE "NÖBET" İBADET KABUL EDİLİYOR

Suç örgütünün "nöbet sistemi “ne ilişkin bilgilere de yer verilen  iddianamede, şunlar kaydedildi:

"Örgütte, Adnan Oktar 'resul' kabul edildiği için onun korunması her şeyden önceliklidir. Dolayısıyla nöbet ibadet kabul edilir. Örgütteki bütün erkekler mutlaka haftada en az bir gün örgüt liderinin yaşadığı Dragos olarak  adlandırılan ikamette, daha sonra da Hür Sokak'taki A9 TV stüdyosunda ve Adnan  Oktar'ın olduğu her yerde nöbet tutmaktadırlar.”

İddianamede, soruşturma kapsamında yapılan araştırmalar, ilgili  birimlerle yapılan yazışmalar, alınan müşteki ve şüpheli ifadeleri toplu bir  şekilde değerlendirildiğinde, örgüt mensupları tarafından usulüne uydurularak  ruhsat alınan silahların, gerek örgüt merkezinin ve liderinin korunmasında, gerek  örgüte muhalif kişilerin baskı ve tehdit altına alınmasında, gerekse de örgütten  kaçmayı düşünen bazı örgüt mensuplarının bu girişimlerinin engellenmesi için  temin edildiği anlatılarak, müşteki E.Y.E'nin bu konudaki ifadesine yer verildi.

"OKTAR, DEDEMDEN KALACAK MİRASI BEKLİYORDU"

Müşteki ifadesinde, dedesi Cevat Babuna'nın vefatından sonra örgüt  elebaşı Oktar'ın, dedesinden kalacak mirası beklediğini vurgulayarak, "Adnan  Oktar, güya evlatlık vazifelerini yerine getirdiler denmesi için Tuba (Tuba  Babuna) dışında dedemin diğer çocuklarını cenazeye gönderdi. Adnan Oktar,  Tuba'nın yıllardır kaçacağından şüphelendiği için ve onu hapsettiği için  cenazeye de göndermedi. Cenaze törenine örgütün silahlı adamlarından yaklaşık 15  kişi, para ile tutulan özel güvenlikler ve avukatları eşliğinde geldiler.   Beni ve akrabalarımızı cenazenin taşınması esnasında itip kakarak, mezar  başında cenazemizi defnederken başıma silahlı adamlarını dikerek orada da bana  ve aileme eziyet ettiler." şeklinde beyanda bulundu.

Müştekinin bu ifadesi ve cenazeye katıldıklarına ilişkin fotoğraflar da iddianameye konuldu.

İddianamede, müştekinin ifadesinden, dedesi Cevat Babuna'nın  cenazesinde silahlı örgüt mensuplarının varlığıyla kendilerini baskı altında  hissettikleri ve cenazeye dahi sahip çıkamadıklarının anlaşıldığına vurgu  yapılarak, kanuna uydurularak örgüt üyeleri tarafından alınan ruhsatlı  silahların örgütsel konularda kullanıldığının müştekinin beyanıyla  desteklendiği belirtildi.

ŞİFRELİ KONUŞMA VE FİŞLEME

Örgüt üyelerinin suç oluşturabilecek konuların polis dinlemesine karşı  telefonda konuşmadığı, mecbur olunursa şifreli konuşulduğu bilgisine yer verilen  iddianamede,  örgütün "bacılar" bölümünün finans ayağının başında yer alan bir  sanığın Alev Babuna'dan para isteneceği zaman telefonda ''gelirken 10 sade poğaça  getir, 10 light kola getir, 10 peynirli poğaça getir'' dediği kaydedildi.

Ele geçirilen dijital materyallerde, örgüt üyeleri hakkında fişleme  yapıldığına dair dokümanların bulunduğu anlatılan iddianamede, söz konusu  dokümanda örgüt üyelerinin isminin karşısında ''nöbetlerde titiz davranıyor'',  ''infak ediyor'', ''kardeşlerle arası iyi'', ''kardeşlerden kopuk" gibi  ifadelerin yer aldığı vurgulandı.

İddianamede, sanık Alev Babuna'nın sağ kolu olan sanık Nurşah Aksoy'un  1990'lardan beri örgüt içerisinde yer aldığı, sosyal medya hesaplarından örgütsel  paylaşımlar yaptığı belirtilerek, Aksoy'un ''Bacılar'' grubunun dışarıdaki her  işiyle ilgilendiği alışveriş, doktor programı ve örgüt üyelerinin aileleriyle  görüşecekleri zaman ''gardiyanları'' olduğu belirtildi.

Örgütte Oktar'dan sonra en yetkili ismi olduğu değerlendirilen sanık  Ulviye Didem Ürer'in ''Bacılar ve Erkekler'' grubundan sorumlu olduğu, örgüt  içinde ''Baş İmam'' olarak tanındığı ve imamların gruplarına gidip Oktar'dan  notlar ilettiği kaydedilen iddianamede, örgüt yöneticilerinden kod adı ''Toro''  olarak bilinen Tarkan Yavaş'ın Oktar'ın koruması olduğu, ''İmamlar İmamı''  denilen örgütün üst yapısında Yavaş'ın erkekler grubunda olduğu bilgisine yer  verildi.

İddianamede, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak ifade veren  sanık Sıdıka Gül'ün, ''Örgütün bacılar tarafındaki finans ayağının başında Alev  Babuna'yla beraber Ulviye Didem Ürer'in bulunduğu ayrıca Oktar'ın bir süre sonra  herkesten boşandığı sadece Ürer ile evli kaldığı''nı söylediği kaydedildi.