Geri Dön
Kültür Sanat‘Aynı damardan besleniyoruz’

‘Aynı damardan besleniyoruz’

Milliyet’in düzenlediği Haldun Taner Öykü Ödülü’nün bu yılki sahibi ilk öykü kitabı “Sabitâlem Mahallesi”yle Eyüp Aygün Tayşir oldu. Tayşir, “Haldun Taner’i okudukça aynı damardan ne kadar beslendiğimizi gördüm” diyor

‘Aynı damardan besleniyoruz’

Seray Şahinler - Milliyet’in Türk edebiyatının öncü kalemlerinden Haldun Taner’in anısına 1987’den beri düzenlediği Öykü Ödülü’nün sahibi belli oldu. Bu yıl 32’ncisi dağıtılan ödülün sahibi “Sabitâlem Mahallesi” adlı kitabıyla Eyüp Aygün Tayşir oldu. Doğan Hızlan’ın jüri başkanlığını yaptığı Demet Taner, Metin Celâl, Handan İnci Elçi, Nursel Duruel ve Mehmet Zaman Saçlıoğlu’ndan oluşan ödülün seçici kurulu gerekçeli kararı şu sözlerle açıkladı: “Ele aldığı toplumsal kesimleri anlatırken kullandığı dil, içerdiği humor, akıcılık, çağdaş ifade gücü ve ayrıntılarla yarattığı zengin çağrışımlar nedeniyle 32. Haldun Taner Öykü Ödülü’nün İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Sabitâlem Mahallesi’ adlı kitabıyla Eyüp Aygün Tayşir’e verilmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.” 

“Sabitâlem Mahallesi”, Tayşir’in “4 Hane 1 Teslim” ve “Tuhaflıklar Fabrikası” romanından sonra yayımladığı ilk öykü kitabı. 1990’lı yıllardan günümüze uzanan, memlekette sabitimizin hiç değişmediğini gösteren öykülerin kitabı birbirine paralel konumlanmış, her biri kaydırağa benzeyen altı sokak ve bu sokakların her iki yanına dizilmiş gecekondulardan müteşekkil bir mahallenin serüveni. Tayşir ile hem ödülü hem “Sabitâlem Mahallesi”ni konuştuk.

İlk öykü kitabınızla Haldun Taner Öykü Ödülü’ne değer görüldünüz. Ne hissediyorsunuz?

İlk kez bir öykü kitabı yazdım ve bu ödüle layık görüldü. Çok seçkin bir jüri var. Dolayısıyla çok mutluluk veriyor ve bu alanda devam etmek için bir istek ve heyecanın yaratılmasını sağlıyor. Ben ödülleri çok önemsiyorum. Size bir sorumluluk yüklüyor ve devamlılık şevki veriyor.

Bu ödülün Haldun Taner gibi Türk öykücülüğünün öncü isminin anısına verilmesi de ödülün boyutunu pekiştiriyor...

Çok severek okuduğum bir yazar Haldun Taner. İstanbul’da yaşayan herkesin kültürel ve kişisel hafızasında çok önemli yeri olan bir isim. Türk toplumundaki kişilere, karakterlere, toplum yapısına ve sosyolojiye değinen öyküler yazması, benim de edebiyatta bu konuları çok önemsiyor olmam mutluluk verici. Ödülü aldığınız kişinin adı ve o ödülü sizden önce kimlerin almış olduğu önemli. Haldun Taner’in ismini taşıyan bir ödülü almış olmak çok kıymetli. Adınızı o ödülü almış büyük yazarların yanına yazdırmak da çok önemli. Çünkü orada bizim gibi yeni yazarların dışında Türk edebiyatının köklü isimleri de var.

Haldun Taner’in öykülerindeki dünya, onun kodları ve kimyası kaleminizi etkiledi mi?

Bundan sonrası için bunu söyleyebilirim. Haldun Bey’in oyunlarından haberdardım, öyküleriyle de tanıştım. Pandemi sürecinde öykü kitaplarını okudum. Aslında ne kadar da aynı damardan beslendiğimizi gördüm. Mizah boyutu benim çok önemsediğim bir konudur. Onun yazdıklarında da bunu görmek etkileyiciydi. Bu öyküler bundan sonrası için benim kullanacağım bir kaynak.

Hepimizin mahallesi

“Sabitâlem Mahallesi” sizi içine nasıl çekti? 

Bu mahalle memleket aslında… Memleketin bir metaforu. İçine çekmesi doğrudan içinde yaşamamızla da alakalı. Bu mahallenin içine doğduk, içinde büyük. Bizim beslendiğimiz yer burası. Ne yaparsak yapalım, bilimde de sanatta da kendi memleketimiz beslendiğimiz yer. Mahalle de bütün tuhaflığıyla ve eğlencesiyle içinde olduğumuz memleket.

Bundan sonra öyküyle mi yola devam etmeyi planlıyorsunuz?

Nefes aldığım sürece öykü de roman da devam edecek. Şu an bir roman yazıyorum fakat sonrasında tekrar öykü yazacağım.