Geri Dön
Kültür Sanat"Bu süreç hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti"

"Bu süreç hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti"

Sazla Caz, iki değerli sanatçı Şenay Lambaoğlu ve İsmail Tunçbilek'in yaklaşık iki yıl önce başlattıkları bir proje. Anadolu'nun seslerini cazın zengin doğaçlama imkânıyla bir araya getiren projenin müzikseverlere ulaşması ise pandemi nedeniyle biraz geç oldu. Yaşanan ertelemeler ve iptallerin ardından Sazla Caz buluşması nihayet gecikmeli de olsa Zorlu PSM Amfi'de izleyiciyle buluştu. Türkiye'nin en önemli caz seslerinden Şenay Lambaoğlu ve hem Taksim Trio hem de solo projeleriyle dikkat çeken bağlama virtüözü İsmail Tunçbilek ile hasret kaldığımız konser deneyiminin ardından Zorlu PSM Amfi'de bir araya gelip Sazla Caz projesini konuştuk.

"Bu süreç hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr / ihsan.dindar@milliyet.com.tr

 

Pandemi, hayatın her alanını çok derinden etkiledi. İşin müzikal kısmına da geleceğim ama insani olarak sizi nasıl etkiledi?

Şenay Lamboğlu: Pandeminin başlarında dünyanın yaşadığı korku ve paniği ben de yaşadım ve o belirsizlik dönemi çok zor geçti. Hepimizin yaşamındaki öncelikler değişti ve hayatta kalmak ailemizi ve çevremizi korumak her zamankinden daha fazla önem kazandı. Nefes alıp verebiliyor olmanın kıymetini hatırladık. Sıradan tabir ettiğimiz şeylerin önemini anladık ve özlemini çektik. Aşının bulunmasıyla birlikte içimdeki korku yerini umuda bıraktı. Yaşadığımız süreçte insanlık büyük bir sınavdan geçiyor. Tek bildiğim hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı. Bu belki de bir uyanış ve bir temize çekmeyi getirir beraberinde çok şeyi.

İsmail Tunçbilek: Tabii, tüm insanlığı etkilediği gibi bizi de etkiledi. Hem iyi hem kötü etkiledi. Müzikten ve sahnelerden uzak kaldık ama insani olarak azın ne kadar değerli olduğunu, tabiatın, dostların, arkadaşların belki hiç önemsemediğimiz zamanların çok değerli olduğunu öğretti. Hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti. Bu süreç çoğu insana insani olarak çok şey katmıştır.

 

Bu süreçte her ikiniz de müzikal üretiminize ve çalışmalarınıza devam ettiniz. Bu noktada pandeminin yarattığı ruh halinin işlerinize de etkisi oldu mu?

Şenay Lambaoğlu: Müzik kaçabildiğim tek sığınak oldu. Tüm bu olan bitenin içimde yarattığı tahribatı müzikle iyileştirmeye çalıştım. Müzik susunca benim için dünya sustu sanki. Evde üreterek yeni şarkılar yazarak var etmeye çalıştım kendimi. Müzik yapmak sadece bir meslek ve para kazanma yöntemi değil çünkü. Bir yaşam biçimi. Bu süreçte ara ara açılma yaşansa da müziğin susmaya devam etmesi tüm sektör adına çok yıpratıcı oldu.

İsmail Tunçbilek: Ruh halimiz ister istemez değişti. Yalnızlık ve tabiatla baş başa kalma sebebiyle İstanbul’u terk ettim. Antalya Demre’de bir köyde yaşıyorum. Bu durum farklı bir şeyler kattı. Müzikal olarak bir şeyler katmıştır umarım. Zaten melankolik bir insandım. Demre’ye taşındıktan sonra bu melankoliklik aşırı olmaya başladı. Daha duygusal daha makro müzikler yapmaya başladık. Şenay’da ben de ruh halimiz negatif bile olsa pozitiflik çıkarabilecek insanlarız.

Bu süreç hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti


Sözü yavaş yavaş Sazla Caz Buluşuyor projenize getirmek istiyorum. Yanılmıyorsam mazisi de olan bir proje. Nasıl ortaya çıktı?

Şenay Lambaoğlu: Sazla Cazın buluşması fikri yaklaşık 2 seneye dayanıyor fakat hayata geçirmek pandeminin de etkisiyle uzadı. Zorlu PSM Caz festivali kapsamında gerçekleşmesi planlanmıştı. Geç de olsa buluştuğumuz için çok mutluyum. Projenin bundan sonraki sürecinde konserlerde daha sık buluşmayı arzu ediyoruz. Umarım hayat izin verir.

İsmail Tunçbilek: Aslında çok geçmişe dayalı bir proje değil. Biz Şenay ile Tolga Bedir sayesinde 2 senedir tanışıyoruz. Tolga’da bu projede bizimle beraber olacaktı ancak kendine ait işleri sebebiyle bir araya gelemedik. Bizi Şenay ile tanıştırdı kendisi ortadan kayboldu. (gülme nidası) Biz Zekeriyaköy’de Şenay’la komşuyduk. Tolga ile bir araya gelelim müzik yapalım dedik. Şenay da geldi. Baktık doğaçlama müzikler, türküler yapmaya başladık. Neden böyle bir proje olmasın dedik ve 1,5 sene sonra ertelene ertelene bir araya geldik. İnşallah bundan sonra daha çok bir araya geliriz.

 

Projenin dikkat çekici bir repertuvarı var. Ömer Hayyam'dan Neşet Ertaş'a çok geniş bir coğrafya ve zaman dilimi söz konusu. Repertuvarın oluşumunu sizden duyabilir miyiz?

Şenay Lambaoğlu: Caz müziğinin özgür doğaçlamaya uygunluğu; yaşadığımız coğrafyanın en kıymetli halk ozanlarıyla bir araya gelirse müziğin evrenselliğini de hatırlatmış oluruz diye düşündük açıkçası. Saz ve Caz; evrensel ve geleneksel iki ayrı değerin iç içe geçerek uyumlu bir bütünlük oluşturabileceğinin çok güzel bir örneği.

İsmail Tunçbilek: Evet, müzik evrenseldir. Yapılan tüm müziklerde de bu derinlik var. Şenay ve benim çok geniş bir yelpazemiz var. Bağlamayla caz bir araya gelince ister istemez Anadolu kültürüne ait türkülerimizi sentezleyelim dedik. İnanın biz repertuvarı sahneye çıkmadan 1 saat önce falan yaptık. Biraz doğaçlama oldu aslında herkesin eline koluna sağlık. (Gülme Nidası) Bilinçli bir repertuvar oluşturup, prova yapmadık. Hakikatten doğaçlama oldu ama çok da güzel oldu. Ben doğaçlamaları seviyorum. Sahnede ne yapacağız ne edeceğiz diye düşünmek heyecan yaratıyor. İçimizden geldiği gibi takıldık çok da mutlu olduk hep beraber.

 

2 Haziran'da çok uzun bir aradan sonra Zorlu PSM’nin Açıkhava mekanı Vestel Amfi'de müzikseverlerle buluştunuz. İnsanlarla müziğinizi yeniden paylaşabilmek neler hissettirdi?

Şenay Lambaoğlu: Hem çok heyecanlı ve mutluyduk hem de hüzünlü ve kırgın. 1,5 yılın sonunda bu projeyi hayata geçiriyor olmak müthişti. Konser yapamayan onca meslektaşlarımızı düşündüğümüzde ise kalbim buruk kaldı. Sahnede 6 kişiydik fakat bu buluşmayı gerçekleştirmek için sahne arkasında yaklaşık 80 kişi vardı. Onca kişinin emeği var 60 dakikalık konser akışında. Bunu tüm Türkiye’ye yaydığınızda çok ciddi bir ekonomik istihdam aslında. Müziğin susması, müzik endüstrisinin normalleşmenin gündeminde olmaması bu bakımdan ciddi bir yara. Dilerim yakın zamanda konserler başlar ve herkes biraz nefes alır.

İsmail Tunçbilek: Yıllardan sonra bir araya gelmek önce müzisyenler olarak sonra dinleyicilerle bir araya gelmemiz çok daha mutluluk ve heyecan verici oldu. Gerçekten özlemişiz. Çünkü müzik bizim hayatımız. Müziği para kazanmak için yapmıyoruz. Yaptığımız müzik para ederse yaşamsal faaliyetlerimizi karşılarız. Bu vesileyle güzel bir konser oldu açık havada. Herkesin gözünde o özlemi gördüm. Özleşmişiz. Umuyorum bundan sonra bunun devamı gelir ve müzik hiç susmaz.

 

Pandemi herkesi ama muhtemelen de en çok sanatı etkiledi. Konserler, tiyatrolar sustu. Bu zor dönem hakkında ne söylemek istersiniz?

Şenay Lambaoğlu: Pandemide insanüstü bir çabayla çalışan ve çok büyük bir sorumluluk ve yükü sırtlamış olan sağlık çalışanları dururken kimsenin sesini çıkarmaya hakkı olduğunu düşünmüyorum. Hayat durdu, müzik de sustu doğal olarak. Fakat günümüze geldiğimizde hayat yavaştan normalleşirken aşılamada da hızlanırsak açık alanda konser ve tiyatro etkinliklerinin yapılmasında bir sakınca neden görülsün? Devletin yapmış olduğu maddi destekler elbette önemli fakat az ya da çok bizim yardıma değil konser yapabilecek iklimin oluşmasına ihtiyacımız var.

İsmail Tunçbilek: Tüm dünyada ve ülkemizdeki meslekleri etkiledi. Gerçekten bundan en çok sahne sanatları emekçileri zarar gördü, zor durumda kaldı. Çoğu insan ellerindeki tüm varlıklarını, sazlarını, enstürümanlarını satanlar oldu. 200’ü aşkın müzisyenimiz intihar etti. Çok üzücü. Bununla alakalı çok eylemler yapıldı. Biz de elimizden geldiği kadar çevremizdeki müzisyen kardeşlerimize yardımcı olmaya çalıştık ama bir yere kadar. Bu bizim üstesinden gelebileceğimiz bir şey değil. Bizi yöneten insanların bu konuya el atması, yardım etmesi gerekiyordu. Ben şahsen bir kuruş bile yardım almadım, almak da istemiyorum. Tuzum kuru değil. Çok borcum var. Ama zeytin ekmek de yerim portakallı ördek de yerim. Bir yandan da müzisyenlere çok kızdım. Bu zamana kadar müzisyenlerin hakkını savunmayanlar bile onlar da bağırmaya başladılar. Demek ki insanın başına gelmeden bilmiyormuş. Bundan sonra umarım tüm dünya sağlığına kavuşur.

Bu süreç hayvanlarla dost olmayı, ağaçlara sarılmayı, gökyüzünü seyretmeyi, yalnızlığı öğretti

Bu sürecin pek çok ayağı olduğunu düşünürsek devlet, sivil toplum ve bireylerin üzerine düşen sizce neler?

Şenay Lambaoğlu: Hepimiz birbirine bağlı zincirin halkalarıyız ya birlikte atlatacağız bu süreci ya da hep eksik ve tamamlanmamış kalacağız. Empati kurabilirsek çok daha kolaylaşır her şey.

İsmail Tunçbilek: Sivil toplum örgütleri, meslek birlikleri uğraştı ancak herkes üzerine düşeni yapmadı. Biz çok kalabalık bir ülkeyiz. Ülkenin standartları ortada. Memurların, müzisyenlerin aldığı ücretler ortada. Bu zamana kadar kazanılan paraların çoğunu solistler kazandı. Biz müzisyenler işin daha ruhani tarafındayız ama onlar daha çok maddi tarafındalardı. Müzisyenler, sahne sanatları olarak kimseden fazla bir destek göremedik. Umudumuzu yitirmedik. Normalleşme süreciyle birlikte daha da umutlandık. İnşallah biraz daha akıllanmış olarak sahnelere döneriz. Özellikle müzik camiasında kimsenin dostu yok. Dost ararsan dostsuz kalırsın.

 

Son olarak yazla birlikte konserlerde bir hareketlilik ve canlanma bekliyor musunuz? Bu yönde hazırlıklarınız var mı?

Şenay Lambaoğlu: Şimdilik soru işaretleriyle dolu bir yaz bizi bekliyor çünkü geçtiğimiz yaz doğru yönetemedik süreci. Olumsuz örnek teşkil eden bazı konserler maalesef hepimizin önünü tıkadı. Organizasyonu yürütenlere büyük görev ve sorumluluk düşüyor bu konuda. Aşılanma hızlandıkça insanların üzerindeki o korku azalacaktır diye düşünüyorum yine de. Mesafeli ama birlikte konserler yapabilirsek bunu sağlıklı şekilde yürütmeyi başarabilirsek her şey mümkün.

İsmail Tunçbilek: Bu yaz, geçen yaz yapılması gereken konserler ertelendiği için hepsi bu yaza aktarıldı. Bu yüzden bu yaz sahne almak daha zor en azından benim için. Ama tabii ki olabilir. Biz zaten Taksim Trio olarak genellikle yurt dışında konserlerimizi veriyoruz. İnşallah yurt dışındaki konserlerimize devam edebiliriz Türkiye’deki arkadaşlarda ülkemizde konser vermeye devam eder. Hayırlısı olsun ne diyelim. Teşekkür ederim.

 

 

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler