Geri Dön
Kültür SanatCaz hissetmeyi özledik

Caz hissetmeyi özledik

Belki iki sene evvel İKSV bu programı açıklasa, şu niye yok, bu niye gelmedi, yine mi şu gibi serzenişlerde bulunurduk. Gelin görün ki, şu şartlarda böyle bir program da çöldeki vaha misali. Özlediğimiz cinste konserler. Bir daha bu kadar özlemek zorunda kalmamak dileğiyle...

Caz hissetmeyi özledik

Egemen Limoncuoğlu - 1-24 Eylül tarihleri arasında İstanbul’un açıkhava mekânlarında gerçekleşecek 28.İstanbul Caz Festivali’nin biletleri satışa çıktı. Bu sene #CazHissediyorum sloganıyla yola çıkan festivalin programında kimler var bir göz atalım

İsminin yanına, önüne arkasına sıra sıra övgüler ve marifetler dizdiğimiz Angelique Kidjo bu seneki festivalin başrolünde. Bir müzisyen, bir aktivist, bir elçi, bir ikon Kidjo. Afrika’ya ait duyguları, notaları ve ritimleri, köklerini Afrika’dan alan popüler türlerle buluşturduğu şarkılarını söylemek üzere İstanbul’da olacak. Festivalin en az Kidjo’nun yılların verdiği deneyimle ördüğü göz alıcı kariyeri kadar, henüz yolun epey başında da olmasına rağmen, dikkat çekici ismi Arlo Parks’tan bahsetmek lazım. Arlo Parks 20 yaşında, festival tarihinde 21 olacak. İngilizlerin prestijli ve de popüler ödülü Brits’te ilk albümüyle üç adaylık kapmış bir müzisyen kendisi. Kidjo’yu zaten biliyoruz ve kaçırmayız diyenler, Arlo Parks konserini de kaçırmamaya özen gösterebilir gönül rahatlığıyla.

Bir ihtimal daha var!

Caz Festivali’nin özel konserleri de her zamanki bu sene dikkat çekiyor. Karsu’nun yetkin vokalinden Ahmet Ertegün yadigârı meşhurlar meşhuru plak şirketi Atlantic Records kataloğundan şarkılar dinleyeceğiz mesela. Kenan Doğulu’nun şarkılarını bir ihtimal daha var, o da caz mı işlemine tabi tuttuğu “İhtimaller” projesi de yine festival sahnesinde olacak. Mabel Matiz’in, Hollandalı ‘tuşlu çalgılar’ insanı Niels Broos’la giriştiği ve festivalin en synth-pop anlarının yaşanacağını tahmin ettiğimiz iş birliği de kaçmayacak cinsten. Böyle, o seneki festivale özel konserler İstanbul Caz Festivali’nin bir anlamda kimlik ibrazı gibi. Sadece çeşitli sanatçıların sahne aldığı bir festival değil, o sanatçılar arasındaki alışverişi ve akışı da teşvik eden, bizleri de türlü özel müzikal ana şahit eden konserler. Pek sık kullandığımız tabirle ‘imza hareketler’. 

Parklarda Caz bir klasik. Bu sene de şehrin iki yakasında muhtelif parklarda Lucy Woodward, Barbaros Erköse gibi isimlerin başı çektiği konserler gerçekleşecek. İKSV’nin 30 yaş altı müzisyenlere özel Genç Caz projesine başvuran isimleri de sahnede göreceğiz bu konserlerde. Üstelik, sahne almak isteyenlere hemen hatırlatalım, başvurular 2 Ağustos’a kadar da uzatılmış. Yani hâlâ bir grup kurup (olmadı solo) başvurmak için vaktiniz var.

Festival afişinde isimleri daha küçük harflerle yazan, fakat konserlerinden büyük şeyler beklemekte hiç sakınca olmayanlar arasında The Kites, Cazzip Project ve Sibel Demir Quintet bu satırların gözüne ilk çarpanları oldu. Hepsine internet imkânlarıyla tek tek kulak kabartıp kendinize göre bir keşif turu misali eylem planı çıkarmak mümkün. Hatta tavsiye edilir.

Altın Gün konseri

Bu seneki festivalin neşesinin yüksek, eğlencesinin dolu dolu olacağı kesin konseriyse Altın Gün konseri. Hollandalı Jasper Verhulst’un bize bizi anlattığı, bunu yaparken dünyaya da bizi dinlettiği grubu Altın Gün halihazırda son yılların en sevilen gruplarından biri.

Pandemi öncesi hangisini seçeceğimizi bilemediğimiz yoğunlukta konser takvimiyle, büyük isimleri de günün yıldızı parlayanlarını da, keşiflere açık gençleri de emektar işinin ehli müzisyenleri de rahatlıkla dinleyebildiğimiz bir bolluk içerisindeydik. Her turnesinde bize de uğrayanlara, tekrar gelen sanatçılara burun kıvırabildiğimiz, daha önce izlemiştik tekrara gerek yok diyebildiğimiz bir bolluktu. Farkında mıydık, tadını çıkarabiliyor muyduk... Belki evet, belki hayır. Ama şu geçirdiğimiz bir buçuk senelik süreç hepimize o bolluğun yokluğunu fena halde hissettirdi. Belki iki sene evvel İKSV bu programı açıklasa, şu niye yok, bu niye gelmedi, yine mi şu gibi serzenişlerde bulunurduk. Gelin görün ki, şu şartlarda böyle bir program da çöldeki vaha misali. Özlediğimiz cinste konserler. Bir daha bu kadar özlemek zorunda kalmamak dileğiyle...