Geri Dön

‘Felsefeye ilgim şefliğe yöneltti’

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın (CSO) yeni şefi Cemi’i Can Deliorman Milliyet’in sorularını yanıtladı. CSO tarihinin en genç şefi unvana sahip olan Deliorman, “Sorduğum sorular ve müzik felsefesine ilgim beni orkestra şefliğine yöneltti” dedi...

‘Felsefeye ilgim şefliğe yöneltti’
Gizem Çetimen

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Rengim Gökmen’in görev süresinin dolmasının ardından yerine orkestranın 2017 sezonundan beri yardımcı şefliği üstlenen Cemi’i Can Deliorman atandı. Böylelikle 36 yaşındaki Deliorman, 200 yıllık köklü bir geçmişi olan CSO’nun tarihindeki en genç şefı unvanına sahip oldu. Alışılmışın aksine müzisyen bir aileden gelmediğini söyleyen Deliorman, “Küçük yaşlarda kulağımın iyi olduğunu fark eden annemin yönlendirmesiyle konservatuvar eğitimine keman ile başladım” diyerek müzikle yollarının nasıl kesiştiğini anlatıyor. Deliorman, Eskişehir’deki Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda başladığı müzik eğitimine Viyana Müzik Üniversitesi ve Graz Müzik Üniversitesi’nde devam etmiş. Yüksek lisans eğitimi için gittiği Princeton’da ise Amerika’nın önde gelen koro şeflerinden Dr. Joe Miller ve Dr. James Jordan ile çalışan Deliorman, Kültür Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu’nda da yedi yıllık şeflik görevini üstlendi. “Sorduğum sorular ve müzik felsefesine ilgim beni orkestra şefliğine yöneltti” diyen Deliorman ile orkestra şefliği ve müzik üzerine konuştuk...

‘Oda müziğini özlüyorum’ 

Bir orkestra şefi olarak enstrümanla adeta bütünleşmiş müzisyenleri de bir yandan izliyorsunuz. Sahnede elinizde batonla orkestrayı yönetirken hiç o konserde sadece enstrüman çalmayı istediğiniz oldu mu?

Tabii ki, her zaman. Orkestra şefi olarak sese dokunamıyor, besteci ve icracı arasında bir köprü olmaya çalışıyorsunuz. Kuşkusuz bir şefin enstrümanı orkestra olsa da şefi çalıştığı topluluğun bir parçası olarak görmek gerekiyor. Ben orkestrada çalmaktan çok oda müziği yapmayı özlüyorum.  

Siz orkestra şefi olmaya ve bu konuda eğitim almaya nasıl karar verdiniz?

Benim orkestra şefi olmak istemem notaların arka planındaki yapıyı, tarihi, stili, formu, armoniyi ve felsefeyi merak ediyor olmamla başladı. Sorduğum sorular ve müzik felsefesine ilgim beni orkestra şefliğine yöneltti. İcra ettiğimiz her eser salt müzik ürünü olmaktan çok, devasa bir arka plana sahip. Bu yorumcuyu da dinleyiciyi de zorlu, ama heyecanlı bir serüvene çıkarıyor. 

Fransız besteci Pierre Boulez, “Orkestrayı yönetmek enstrüman çalmaktan daha zordur” diyor. Siz buna katılıyor musunuz? Bir orkestrayı yönetmenin zorlukları neler?

Evet, Boulez bunu söyler ve devamında da bu zorluğu şöyle açar; “Bazı şefler müziği iyi öğrenir ancak orkestraya aktaramaz, bazıları iyi iletişimcilerdir ancak partisyonu yeteri kadar öğrenmemişlerdir.” Kuşkusuz her meslek dalının kendine has zorlukları özellikleri var. Orkestra şefliği Boulez’nin söylemeye çalıştığı gibi bir denge prensibi taşımalıdır. Tutarlı olmalıdır, ilham veren bir yaratıcılığa sahip olmalıdır, çok detaycı bir çalışma disiplinine sahip olmalıdır, inandırıcı olmalı, samimi olmalıdır.     

‘Zengin bir repertuvar’

200 yıllık köklü bir geçmişi olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın başında olmak nasıl hissettiriyor? Sorumluluklarınız neler ve bu sorumluluklar ışığında ne gibi hedefleriniz var?

CSO, 200 yıla yaklaşan tarihiyle ülkemizin en değerli kültür miraslarından biri. Hatta bu anlamda dünyanın sayılı sanat topluluklarından... Bu bilinçle geçmişe, bugüne ve geleceğe çok katmanlı bakan bir sorumluluk taşıyor. Tarihsel geçmişin getirdiği tecrübe ile, bugünü çok doğru planlamak, bugünü planlarken uzun vadeli gelecek için kalıcı yatırımlar yapmak gerekiyor. Bir vizyon planlamak için öncelikle dünya ile iyi entegre olmuş bir topluluk olmamız gerekiyor. Bunun için de yenilikçi ve en üst perdede nitelikli içerikler üreten dinamik bir yapıya sahip olmak gerekiyor.

Yeni sezonunda nasıl bir repertuvar seçimi dinleyiciyi bekliyor?

CSO yönetim kurulu ve teknik kurulu ile detaylı bir repertuvar seçkisi üzerine çalışıyoruz. Çoğulcu bir yaklaşımla olabilecek en zengin ve renkli içeriği dinleyicimize sunacağız. Her sezon olduğu gibi dünya sahnelerinde parlayan solist ve orkestra şefleri programda yer alacak, aynı zamanda uluslararası platformlarda tanınan birçok bestecimizi de programa alacağız. Yeni konser salonumuzun inşaat sürecinin tamamlanması da tabii ki bizler için ayrı bir heyecan kaynağı. Bu yıl dinleyicimiz dünyanın en iyi akustiğe sahip salonlarından birinde, CSO’nun büyümüş ve güçlenmiş kadrosuyla çarpıcı bir sezon serüveni yaşayacaklar.  

‘Erkek egemen yapının kırılması mutluluk verici’

Dünyada ve Türkiye’de orkestraları ağırlıklı olarak erkekler yönetiyor. Ancak son 10 yıldır kadın orkestra şeflerinin sayısı da artmaya başladı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Sizce neden bu konuda bu kadar geç kalındı?

Öncelikle kadın şef, erkek şef ayrımından hoşlanmıyorum. Bunu söylemek bile bizi ayrıştıran bir faktör. İyi şef vardır, kötü şef vardır diyebiliriz ya da iyi müzisyen veya daha az iyi müzisyen. Erkek egemen bir yapının bu kadar hızlı kırılması ise son derece mutluluk verici bir gelişme ve kuşkusuz yaşamın birçok katmanında olduğu gibi şeflikte de bunun kırılmasının geç olduğunu söylemek istiyorum. Bunun nedenlerini toplumsal kontekst içinde değerlendirmek ve sorgulamak gerekiyor. Müzik tarihinde hep olduğu gibi; akıl, kalp ve ruh üçgeninde var oldukça, cinsiyet ayrımı olmadan, mayası insan olan, insana dönük, doğaya dönük, insan için üreten bir yapı olarak kalacak.

 

Magazin Haberleri Bülteni (9 Temmuz 2020)İşte magazin gündeminin öne çıkan başlıkları...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber