Geri Dön

"Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti"

Geçtiğimiz yaz Beykoz'daki petrol tankerlerine yaptıkları ve uzaydan da görülebilen grafitileriyle dikkat çeken Hasan Alveroğlu (Chek Sparow) ve Muhammed Soydaş (Caseclassico), bu işin sanat kısmının yanı sıra genç kuşaklara öğretilmesi için de çalışıyor. Başakşehir Belediyesi ile birlikte bugüne 500 gence grafiti eğitimi veren ikili hem bu ilçenin hem de farklı yerlerdeki duvarlarda sanatlarını konuşturmaya devam ediyor. Son yıllarda hiphop kültürünün popülerlik kazanmasıyla doğru orantılı biçimde Türkiye'de de yaygınlık kazanan ve geniş kitleler tarafından da ilgi görmeye başlayan grafitiyi uzun süredir bu işle uğraşan iki isme sordum. Türkiye'de grafitinin serüveninden bugün geldiği noktaya kadar pek çok şeyi Başakşehir'de çalışmalarını gerçekleştirdikleri duvarın yanı başında bir nevi olay mahallinde konuştuk.

"Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr / ihsan.dindar@milliyet.com.tr

 

Sağda solda her gün daha fazla fark ettiğimiz bir gerçek artık grafiti. Hiç bilmeyenler için de tarihe bir not düşmek adına soruyorum. Nasıl bir şey bu graffiti? Nerede ortaya çıkmış?

Muhammed Soydaş: Çok klasik bir hikâyesi var. Amerika'da bir postacı, kendi isminin kısaltması ve oturduğu caddenin numarasını ekleyerek bir "nickname" (takma ad) oluşturuyor. Sonrasında da duvarlara yazmaya başlıyor.

 

Peki niye böyle bir şey yapmaya başlıyor? Motivasyonu ne?

Muhammed Soydaş: Gün boyunca mesleği gereği çok yürüyor ve yürüdüğü yerlerde de bir iz bırakmak istiyor. Bilinen hikâye bu. Kabul edilmiş hikâye bu. Ama tek bir yerden çıktığını düşünmüyorum ben. Muhtemelen eş zamanlı pek çok yerde farklı etkileşimler olmuştur diye düşünüyorum. Sonrasında başkaları da üstüne koyarak daha da ilerletiyor. Zaman içinde bir taraftan bir estetik kazanırken bir taraftan da  sokak çeteleri bölgelerini belirlemek için neredeyse hiçbir estetik kaygı gütmeden graffitiyi kullanmaya başlıyor. Zaten grafitide tek bir kanal yok. Hem legal hem de illegal yoldan ilerleyen bir durum söz konusu.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Tabii bunlar ilk yapılmaya başlandığında muhtemelen belediye ve benzeri kurumlarla da sorunlar yaşanıyor değil mi?

Muhammed Soydaş: Bir nebze evet. Ama yapılan şey çok da büyük sorun olmadığı için pek de olmuyor. Duvara böyle bir şey yapmak ne kadar büyük bir sorun doğurabilir ki? Zamanında işin içine politika girmiş. Mesele çok daha büyük bir problem haline gelmiş.

 

Bundan 15 yıl öncesinde veya daha da eski olabilir, Blue Jean dergisinde grafiti sayfası vardı...

Muhammed Soydaş: Bizim grafiti kültürümüzün ilk sosyal mecrası o Blue Jean dergisindeki sayfalardır. Hiçbir toplanma alanı veya mecra yok o dönemde. Birileri bir şeyler yapıyor; daha doğrusu grafiti bile doğru dürüst yapılmıyor. Almanya'dan gelen kuzeninin anlattığı ya da gördüğü bir iki posterden hoşuna giden şeyleri resmetmiş.

 

Benim hatırladığım banliyö treni boyunca duvarlarda grafitiler olurdu...

Muhammed Soydaş: Onun da öncesi var ama evet, bizim grafitiyi öğrendiğimiz abilerimizin başladığı yerler oralar.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Peki Türkiye'de ne zaman başlıyor tam olarak biliyor muyuz bunu?

Hasan Alveroğlu: 80'lı yıllarda başlıyor diyebiliriz. Ama tam olarak Türkiye'ye gelmiş değil o tarihte de. Almanya'da yaşayan Türkler yapıyor.

 

Hiphop ile tanışmamız gibi oluyor anladığım kadarıyla...

Hasan Alveroğlu: Aynen öyle. Almanya'da da grafitinin başlamasında oradaki Türklerin etkisi var. Hatta bazı öncüleri Türk. Örneğin Turbo. Türkiye'ye geliyor ve burada da yapmaya başlıyor. O dönem Ceza ve Sagopa Kajmer de bir grup. Böylece bu süreç başlıyor. İlk başlatan Turbo olarak kabul edilir.

Muhammed Soydaş: Belki daha önce yapan, deneyen olmuştur. Ama bunu bir kültür biçiminde, bilinçli bir şekilde "ben grafiti yapıyorum ve bu bir sanat. Hiphop kültürünün bir alt dalı" diyerek yapan Turbo'dur. Yanlış hatırlamıyorsam 1980'lerin sonlarında Türkiye'de ilk grafiti denemelerini yapıyor. 1990'ların ortasına kadar ciddi manada "biz grafiti yapıyoruz" diyen yok. Sonraki nesil denemeler yapmaya başlıyor ama. Ciddi biçimde grafitiler 2001'den sonra ortaya çıkmaya başlıyor.

 

Neden peki? Boya mı yok veya başka bir neden mi?

Muhammed Soydaş: Kültür yok aslında. Bilenler genelde Almanya'da yaşamış Türkler.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Kültür bahsi açmışken oradan devam edeyim. Grafiti için hiphopun resme aktarılmış hali diyebilir miyiz? Bunu böyle söyleyebilir miyiz?

Hasan Alveroğlu? Aslında söyleyebiliriz. Hiphopla ilgilenen herkes aslında bir dönem grafiti yapmıştır.  Küçükken bizler sokaklarda breakdance yapmaya çalışıyorduk. Bir dönem rap müzik yapan arkadaşlarımız vardı. O zamanlar şarkı yapmaya çalışıyorduk, kayıtlar alıyorduk. Tam sizin dediğiniz gibi olmasa bile benzetme yapmak gerekecekse hat sanatı ile ilgilenenlerin genel de ney enstrümanına da ilgisi olduğunu görürüz. Bu da bir akımla alâkalı aslında. Birbiriyle eşleştirildiği için bizde de böyle. Rap müziği renklere döktüğünde grafiti çıkmıyor ama grafiti yapan insanlar rap müziği dinliyor.

 

Grafiti günümüzde artık kent kültürünün önemli bir parçası. Örneğin Berlin Duvarı bugün neredeyse tamamı grafitiye adanmış durumda. İstanbul'da da artık festivalleşen bir hal aldı grafitiler. Sizde şu an bu röportajı yaptığımız Başakşehir'de duvarlara grafiler yapıyorsunuz. Üstelik belediye istiyor bunu. Bu süreç nasıl gelişti?

Hasan Alveroğlu: Daha geriden başlayayım bu sorunun cevabına. Grafiti, illegal bir biçimde sokakta yapılıyordu. Yerel yönetimler boyutu işin içine grafitilerin ticari amaçlı olarak yapılmaya başlanmasıyla birlikte gerçekleşti. Bir şekilde bu işin parayla satılabilme yöntemi gelişti. Zaman içinde gruplar oluştu. Biz Muhammed ile birlikte ilk gruplardanız. Zaman içinde grafiti daha fazla resimleşti. Arz-talep oluşmaya başladı. Zaman içinde bu durum kurumsal yapılar, yerel yönetimlerin de ilgisini çekti. Sonuç olarak da bu evreye geldik.

Muhammed Soydaş: Şöyle bir durum oldu; ben resim bölümü mezunuyum. Hasan ile de birlikte bu işin güzel sanatlar eğitimini alıp akademik yönünü bilen insanlarız. Bu esnada Başakşehir Belediyesi grafiti eğitimi verme yönünde bir çalışma yapmış. Bize de böyle bir konuyla geldiler. Sonrasında anlaşma sağlandı ve biz bu eğitimi vermeye başladık. Başakşehir'de 12-18 yaş arası çocuklara tamamen ücretsiz grafiti eğitimi verdik. Daha önce de deneyenler olmuştu ama ciddi manada bu şekilde bir grafiti eğitimini de ilk defa gerçekleştirmiş olduk. Muhtemelen bugüne kadar 500 öğrenciye bu konuda ders vermişizdir. İkisi de şu an bizimle çalışmalarımıza yardımcı oluyor. Bugüne kadar da hiç kötü bir yorum almadık.

Hasan Alveroğlu: Şu an piyasada da bizim yetiştirdiğimiz çok sayıda genç var.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Şu an bu röportajı yaptığımız bu kaldırımda sizler bir yandan da duvarlara grafiti yapıyorsunuz. Yoldan geçip ne yaptığınızı soran oluyor mu?

Muhammed Soydaş: Burada hiç kötü bir yorum almadık. Çünkü zaman içinde herkes bizi tanıdı. Başakşehir’de grafitinin kötü bir şey olmadığını herkes biliyor. Ama herhangi bir başka yerde yaptığınızda 2020 yılında bile kötü yorumlar olabiliyor. “İzin aldınız mı?”, “ne yazıyorsunuz?” gibi sorularla karşılaşıyoruz. Bundan 10 yıl önce daha da fazlaydı bu.

 

Peki bu eğitimler ve Başakşehir Belediyesi’ndeki grafiti çalışmaları dışında ne gibi projeler var?

Muhammed Soydaş: Farklı projelere imza atıyoruz. Kendi sanatçı kimliğimizle de çeşitli yerlerde grafitiler yapıyoruz. Onun dışında sokaklarda da grafitiler yapmaya devam ediyoruz. Her ne kadar bu aralar biraz azalsa da asıl hedefimiz o alanda yürümek.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Rap müzik yakın zamana kadar çok özgün bir şekilde ilerliyordu. Ancak ilgi artınca arz da arttı. Bu arz artışıyla beraber bir aynılaşma da görülmeye başlandı. Grafitide durum nasıl?

Hasan Alveroğlu: Mevcut kur koşulları nedeniyle şu anda aslında grafiti pahalı ve lüks bir hale geldi. Boyaların hepsi ithal. Grafiti aslında gelişmeye çok açık. Ama pahalı bir şey olmaya başladı. Profesyonel bir grafiticinin bir duvar çalışması bin liradan aşağıya mâl olmaz. Artık bizim o başladığımız yaşlarda grafitiye başlamak biraz zor. Biz harçlıklarımızla yapabiliyorduk.

Muhammed Soydaş: Boya belki daha ucuzdu o zamanlar ama şimdi de aslında bu yaptıkları iş karşılığında boya alabiliyorlar. Eskiden de bu yoktu mesela.

Hasan Alveroğlu: Örneğin artık polisler arasında da artık grafitinin ne olduğu biliniyor. Eskiden durum böyle değildi.

 

Bu grafitileri en çok nerelerde yapması size daha çok zevk veriyor?

Muhammed Soydaş: O, âna göre değişiyor. Hasan’ın bambaşka, benim bambaşka.

Hasan Alveroğlu: Fabrikalar, harabeler mesela. O terk edilmişlik hali benim aradığım şeyler. Farklı bir etkisi var. Ama bu tip yerler tehlikeli olabiliyor. Bazısında tinerci, balici gibileri olabiliyor. Yakın zamanda Türkiye’nin en büyük grafitisini yaptık.

Muhammed Soydaş: Orası da terk edilmiş bir yer. Uydudan görülebilen tek grafiti.

Grafiti zaman içinde daha fazla resimleşti

Tam da oraya gelecektim. Beykoz’daki yer sanırım bu değil mi? Petrol tanklarının üstüne yaptığınız çalışmadan bahsediyorsunuz.

Hasan Alveroğlu: Evet. Yakın zamanda yaptık. Şu anda da uydudan bakıp görebileceğiniz tek grafiti. Biz oraya takma adlarımızla grafiti yaptık. Yani grafiti kültürünü oraya yansıttık. Beykoz Belediyesi, biz onlarla iletişim kurmamamıza rağmen bu çalışmamızdan bir şekilde haberdar oluyor. Ardından da sosyal medyada paylaşıyor. Sonrasında da pek çok habere konu oldu. Bu çalışma gerçekten altın değerinde.

Muhammed Soydaş: Uydudan görülebilen tek grafiti az önce de söylediğim gibi. Daha büyük bir grafiti ben bilmiyorum şu anda. Mural için de geçerli bu. Belki şimdi yapılıyordur.

Hasan Alveroğlu: Yapımı yaklaşık üç hafta sürdü. 140 kilo boya kullandık. Temmuz ayı sıcağında yaptık. Tencere gibi sıcaktı.

 

Beykoz Belediyesi şu anda o çalışmayı sahiplendi mi?

Muhammed Soydaş: O süreçte haberciler burayı haber yapmak istedi. Ama aslında bu çalışma bizim izin alarak yaptığımız bir şey değildi. Yani illegaldi. Ancak sonrasında Beykoz Belediyesi’nden arayıp bu işi sahiplendiklerini söylediler.

 

Bu çalışmaların açık hava alanlarda yapıldığını düşünecek olursak; yağmur, çamur, toz, zaman, üstüne başka bir yazı yazılması ya da afiş asılması ve daha pek çok etkenden ötürü yıprandığını görüyoruz. Bir koruma yöntemi yok mu?

Hasan Alveroğlu: Grafitinin kendi içinde bazı raconları vardır. Normalde bir grafitici bir duvarı boyadıysa başkası gelip o duvara bir iş yapmaz. Grafiti kültürünü almış biri böyle bir şey yapmaz.

Muhammed Soydaş: Boyarsa da bu küfür gibi bir anlam taşır. Ama sonuçta burası sokak ve biz bu işi sokağa yapıyoruz. O kadar değer veriyorsan kapalı bir yere yaparsın. Sonuçta o saydığınız yağmur, çamur, toz, afiş olacaktır. Ben bu işi sadece yapmayı seviyorum.

Hasan Alveroğlu: Ben hatta belediyelerin silmesini mantıklı buluyorum. Böylece de bana yeniden yapma şansı veriyor. Çünkü İstanbul’da yeni duvar yok.

 

@cheksparow
@caseclassico

 

Fotoğraflar: Sezer Ağgez

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber