Geri Dön
Kültür SanatHayata dönüş toprağı keşifte

Hayata dönüş toprağı keşifte

Adını Latince “Keşfedilmemiş topraklar”dan alan “Terra Incognita” sergisi ağaçların metaforik anlamlarını merkeze alarak, ekolojik sorunlara odaklanan 11 yapıta yer veriyor

Hayata dönüş toprağı keşifte

Seray Şahinler - Son bir yılda yaşadığımız yangın ve sel felaketleriyle yüzleştiğimiz iklim krizi sanatın gündeminde… Bireysel çabaların yanı sıra sanatçılar ve sanat vakıfları konuya dikkat çeken sergiler düzenliyor. Bu sergilere bir yenisi daha eklendi. Contemporary Istanbul Vakfı ve Yves Rocher Vakfı iş birliğiyle gerçekleşen “Terra Incognita”, Fişekhane’de yer alan Cocoon Galeri’de ziyarete açıldı. İsmini Latince “Keşfedilmemiş topraklar” ifadesinden alan “Terra Incognita” sergisi ağaçların metaforik anlamını merkeze alarak iklim meselesine dikkat çeken bir çalışma.

Sergide doğa, iklim krizi, kent olgusu üzerine çalışan sanatçıların işleri bir araya getirilmiş. CANAN, Canan Tolon, Çağrı Saray, Fabio Lattanzi Antinori, Koray Tokdemir, Murat Germen, Nancy Atakan, Nasan Tur, Nohlab, Ozan Atalan, Seydi Murat Koç’a ait resim, heykel, yeni medya ve enstalasyonlar seyirciye yaşadığımız dünyada “Her şey yolunda mı?” diye soruyor.

İyi bir dünyanın peşinde

Kentsel dönüşümü, teknoloji ve insan ilişkisini doğa perspektifinde gösteren işler, kimi zaman mekâna yayılmış moloz yığınıyla kimi zaman karanlığın ve sessizliğin hareketli imgeleriyle yaşadığımız dünyayı nasıl iyi bir yere dönüştürebiliriz sorusunun peşinden gidiyor. Serginin temelini oluşturan “Ağaç” bir kavram olarak psikolojik, ideolojik, mitolojik atıflarla işlenmiş. Seydi Murat Koç, pandemide yaşadığımız tam kapanma döneminde İstanbul’un doğayla baş başa kalması üzerinden bir distopik dünya yaratırken, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları üzerine yoğunlaşan CANAN, cennetle yaşadığımız dünya arasında doğa aracılığıyla bağ kuran Adem ve Havva’nın öyküsünü aktarıyor.

Doğayla kurduğumuz ilişkinin en büyük sorunsalı olan kentsel dönüşüm, inşaat yığınlarının yarattığı geçirgenlik “bugün ne yaptık” sorusunu soruyor. Murat Germen’in izleyeni bir kahve falı içine çeken çalışması ise yakın geçmişte “kehanet” olarak addedebileceğimiz fakat çok kısa bir süre içerisinde “felaket” olarak karşımıza çıkanlar hakkında bir haberci niteliğinde.

“Terra Incognita” sanat üretimine doğaya pencere açan birbirinden önemli sanatçıları buluşturması açısından önemli. Bireysel çabalarla iklim kriziyle nasıl mücadele edeceğimizi planlarken sanatın bu konudaki farkındalığı elbette çok önemli. Dünya üzerinde birçok nokta insan eliyle yok edilirken harita üzerinde hâlâ keşfedilmemiş sayısız yer var. Doğayı kurtarmak, hayatı kurtarmak demek… “Keşfedilmemiş Topraklar”ın izindeyse yepyeni bir dünya özlemi var.

Mücadelenin kahramanı ağaçlar

Küratör Ayça Okay, “Formu, sosyal canlılar olarak birbirleriyle köklerindeki mantarlar yoluyla iletişim kurmaları ve kamusal alanda insanlara buluşma fonksiyonu sağlaması, yaşayan iki organizma ağaç ve insan arasındaki ilişkinin derinliğinin göstergesidir. Öyle ki insanların kesintisiz hareketine alan açan, sınırları genişledikçe içinde çeşitli katmanlar meydana getiren ağaçlar, Nâzım Hikmet’in dizelerinde ifade ettiği yaşamı ve özgürlüğü ilişkilendiren demokrasi mücadelesinin ana kahramanı dahi oldu” diyor.