Geri Dön
Kültür Sanat‘Kişisel yolculuğumun ipuçları’

‘Kişisel yolculuğumun ipuçları’

Spotify’ın, kadın müzisyenlerin seslerini desteklemek için başlattığı EQUAL projesinde Türkiye’yi temsil eden ilk kapak sanatçısı Melike Şahin oldu. Projeyle ilgili Şahin, “Dünyanın herhangi bir yerinde müzik üreten kadın sanatçıları keşfetmek için şahane bir yol” dedi

‘Kişisel yolculuğumun ipuçları’

Gizem Çetimen - Melike Şahin, geçtiğimiz hafta Spotify’ın EQUAL projesinde Türkiye’yi temsil eden ilk kapak sanatçısı olarak New York Times Meydanı’ndaki tanıtım alanlarında yer aldı. Bu sayede tanınırlığı ülkemizin sınırlarını aşan Melike Şahin’i müzik dünyasına ilk olarak  BaBa ZuLa’nın vokalisti olarak girdi. 2017 yılına kadar grupla sahneye çıkan Şahin, sonrasında ise müzik yolculuğuna tek başına devam etmeye karar verdi. Müzisyen bu yılın şubat ayında ‘çocukluk hayalini’ gerçekleştirerek ilk solo albümü olan “Merhem”i müzikseverlerle buluşturdu. Şahin’in New York Times Meydanı’ndaki afişinin hikâyesine gelince, Spotify’ın hayata geçirdiği proje kadın müzisyenlerin seslerini yükseltmek ve her alanda olduğu gibi müzik sektöründe de var olan eşitsizlikle savaşmak için başlatıldı. Projede Şahin, Türkiye’yi temsilen “Uykumun Boynunu Bükme” adlı şarkıyla yer alıyor. Biz de Melike Şahin’le müziği ve EQUAL projesi üzerine konuştuk.

Müzikle olan serüveniniz nasıl başladı?

Hafızamda çok net bir anı yok bununla ilgili. En geriye gittiğimde Sezen Aksu’nun “Işık Doğudan Yükselir” albümünü ve albümdeki şarkıların hepsini ezberlediğimi, söylediğimi hatırlıyorum. İlkokul mezuniyet etkinliğimizde de “Adı Bende Saklı” ve “Tutuklu” gibi ağır eserleri söylemişim nedense. Muhtemelen bir noktada ailem ve öğretmenim fark etmiş olmalı şarkı söyleyebildiğimi. Canımın içi kardeşime o bebekken ninniler yazdığımı da  hatırlıyorum. Konuyu ilk ciddiye alışım herhalde 16 yaşımda Timur Selçuk Çağdaş Müzik Merkezi’nde şan dersi almaya başlamamla oldu. Sonrasında da Boğaziçi’nde müzik kulübü ve koro hayatım derken buralara kadar sürdü hikâye… Bakalım devamında neler olacak?

İlk solo albümünüz “Merhem” geçen aylarda yayınlandı. Nasıl bir hazırlık süreciydi bu?

Kendi şarkılarımı söylediğim bir albüm yapmak çocukluk hayalimdi. Şimdi yıllar önce tuttuğum defterlere baktığımda da bu albüme çok uzun zamandır hazırlandığımı görüyorum. Ama çalışmalar geçen sene karantina döneminde hız kazandı ve kayıtlar pandemi koşullarında gerçekleşti. Özenle hassasiyetle çalıştık takım arkadaşlarımla ve sonucunda her miliminden gurur duyduğum bir ilk albüm hazırladık.

Şarkılarınızı yazarken nelerden ilham alırsınız?

Şarkılarımı yazarken çoğunlukla çektiklerimden ilham alıyorum. Anlaşılmadığını düşündüğüm duygularımı sahiplenmenin bir yolu gibi geliyor bana aslında. Üç sene boyunca şarkılarımı single formatında paylaştım ve geldiğim noktada uzun bir hikâye anlatma ihtiyacım oluştu. Giriş, gelişme, sonuç akışıyla kurgulanmış; acıların üstüne ve onların üstünde yürüyen bir kadını anlattığım bir nevi otobiyografik bir anlatı oldu “Merhem”.

Kendi stilistliğinizi kendiniz yapıyormuşsunuz...

Kendi stilistliğimi yapıyordum evet, ama artık bununla ilgilenecek enerjim kalmadı. İşin profesyonelleriyle çalışmak beni daha çok heyecanlandırıyor. Mesela albümün fotoğraf çekimi için Şeyma Arslaner ile çalıştık ve şahane bir iş çıktı ortaya. Bu işbirliklerini ilerletmek ve alanında uzman tasarımcılarla buluşmak daha çok ilgimi çekiyor artık. Sahnede sadece şarkı söylemiyorsunuz, taşıdığınız kostüm, aksesuvarlar, saçınız, makyajınız hepsiyle bir kişilik sunuyorsunuz izler dinleyicinize. Aslında müziğin bir parçası gibi bir şey bence bu noktada kostüm.

Pandemi döneminin müziğinize yansımaları nasıl oldu?

Ben karakterim gereği baskılandığımı hissettiğim her an o düğümün içinden nasıl çıkabileceğini bulmaya çalışıyorum galiba. Karantina döneminde dinleyenlerime ufacık da olsa nefes olsun diye pembe koltuğumda başlattığım “Sabah Sabah Melikko” serisinin bu kadar ilgi göreceğini hiç düşünmemiştim misal. Benim için bir nevi hayata tutunma yoluydu gün aşırı şarkı söylemek. O kapalılık ve karanlık günlerde albüm yapmaya karar vermem de bir o kadar ilginç ve kendi kişisel yolculuğumdan önemli ipuçlarını içeriyor bence.

EQUAL projesinden bahsedebilir misiniz? Siz bu projeye nasıl dahil oldunuz?

EQUAL, Spotify’ın dünyanın dört bir yanından güçlü kadın seslerini bir araya getirdiği harika bir playlist. Bu listede Türkiye’yi temsilen “Uykumun Boynunu Bükme” ile yer alıyorum. Listenin Türkiye ayağının ilk kapak sanatçısı olmak ve işlerini ilgiyle takip ettiğim müzisyenlerle bu listede buluşmak beni ayrıca mutlu etti. Dünyanın herhangi bir yerinde müzik üreten kadın sanatçıları keşfetmek için şahane bir yol bence bu.

‘Bir gün cinsiyet ayrımı bitecek’

Müzik evrensel diğer sanat dalları gibi herkes için evrensel. Müzik alanındaki cinsiyet eşitsizliği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Sadece müzikte değil, sanatın ve hayatın her alanında kadınlar sürekli bir mücadele içinde. Çünkü söylediğiniz söz sayılmıyor, siz sayılmıyorsunuz ve sürekli kendisini sizden üstün gören körpe bir zihin yapısıyla savaşmak durumunda kalıyorsunuz. Her şeyi geçtim, sadece kadın bedeni üzerinde dönen politikaları ele alırsak bile durumun ne kadar iç karartıcı olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Kilomuz, kırışıklıklarımız, ne giydiğimiz ne içtiğimiz nedense yıllardır bir eleştiri alanında tutuluyor. Feminist mücadele bana nasıl bir kuyunun içinde olduğumuzu gösterdi ve bu kuyudan nasıl kurtulabileceğimiz konusunda çözümler üretmek, en azından çözüm düşünebilmek manasında çok yardımcı oldu.

Kadın müzisyen ve erkek müzisyen ayrımının bir gün son bulacağına inanıyor musunuz?

Evet bir gün bu ayrımın biteceğine inanıyorum ama bunun çok uzun yıllar ve büyük bedeller gerektireceğini de öngörebiliyorum.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler