Geri Dön

"Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı"

Türkiye'nin en önemli gitaristlerinden, rock müziğin efsane ismi Demir Demirkan, yeni çalışmalarına bir süredir yaşadığı ABD'de devam ediyor. Tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde de müzikal üretimine devam eden Demir Demirkan geçtiğimiz haftalarda "Hayat Nedir" adını taşıyan ve aslında 14 yıllık bir mazisi olan şarkısını dinleyicilerle buluşturdu. Günümüz müzik piyasasında artık eşine pek rastlayamadığımız ve 2000'lerin Türkçe Rock sesini yansıtan Hayat Nedir üzerine konuştuğumuz Demir Demirkan şarkının hikayesini, verdiği mesajı anlattı. Pandemi ile değişen hayatımız ve müziğin bundan sonraki akıbeti hakkında da konuşan Demir Demirkan sektörün geleceğine pek de iyimser bakmayanlardan.

"Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı"

İhsan Dindar - milliyet.com.tr

 

Yeni tekliniz üzerine elbette konuşacağız ama ben söze tüm dünyayı etkileyen pandemi süreci ile başlamak istiyorum. Pandemi günleriniz nasıl geçiyor? Yanılmıyorsam Teksas'tasınız...

Evet iki yıla yakındır Teksas’ın Austin kentinde yaşıyoruz. Amerika’nın her eyaleti farklı kurallar koyuyor pandemi sürecinde. Teksas kuralları biraz daha rahat. Nüfus yoğunluğu çok olmadığı için doğal olarak bir sosyal mesafe söz konusu. Maske, sosyal mesafe, sürekli el yıkama, gereksiz sokağa çıkmama gibi genel tedbirler var. Bunun dışında benim yaşantımda pek bir değişiklik yok. Stüdyom evde olduğu için üretmeye devam edebiliyorum. Spor için de çok uzun zamandır salona gitmiyordum zaten. İklim çok elverişli olduğu için dışarıda yapabiliyorum.

 

Bu süreç elbette tüm dünyayı ve tüm sektörleri de etkiledi. Ama biz müzik özelinde kalacak olursak; Size göre müzik sektöründe ne gibi zararlar oluştu. Gözlemleriniz nelerdir?

 Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı. Özellikle canlı müzik tarafı. Amerika’daki canlı müzik mekanlarının %80’i bir daha açılmamak üzere kapandı. Pandemi süreci bittiğinde canlı müzik tarafında bizi nelerin beklediğini kimse bilemiyor. Bazı festivaller ve gruplar Avrupa ve ABD konser günleri açıklamıştı, onlar da tekere teker iptal oluyor ya da belirsiz bir zaman erteleniyor. Türkiye’deki durum da bundan farksız. Müzisyenlerin ve canlı müzik sektöründen geçimini sağlayanların neredeyse tamamı çok ciddi yaşam sıkıntısı çekiyor. Özellikle gece kulüplerinde virüsün daha çok yayıldığını biliyoruz ancak diğer sektörlerdeki ve hayatın diğer alanlarındaki gevşeklik pandemiyi kontrol altında tutmayı imkansızlaştırıyor. Dünyanın büyük bir bölümünde toplu etkinlikler konusunda ciddi bir çifte standart olduğunu gözlüyoruz. Sanat ve eğlence sektöründeki kadar sert uygulamalar olsa bu süreci çok daha zararsız ve hızlı atlatabiliriz.

Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı

"Online konserler önem kazanacak"

Son olarak; bundan sonrası için bir öngörünüz var mı? Müzik sektörünün seyri nasıl olacak?

Online müzik tüketimi ve online konserler önem kazanacak. Müzisyenlerin sosyal medyadaki ve internetteki varlığı şu ankinden çok daha fazla önem kazanacak. Gerçek bir aşı bulunduğunda ve herkesin erişimine sunulduğunda açılacak olan canlı müzik piyasasını hayal bile etmek istemiyorum. Çok ciddi bir rekabet olacak ilk açılma döneminde. Bu arada sektördeki bir sürü çalışan ve müzisyen başka alanlara yöneldiler bile. Dayanma gücü olanlar bir geri dönüş sağlayabilir durum düzeldiğinde.

 

Gelelim yeni teklinize... Deli Hayaller ile başlayan ve eski bi dinleyiciniz olarak "köklere dönüş" olarak yorumladığım bu süreç "Hayat Nedir" ile daha da bir taçlanmış gibi. Bir köklere, öze dönüş söz konusu mu gerçekten?

 Evet, böyle yorumlanabilir. Yakında yeni bir şeyler duyacaksınız benden, şimdiden müjdesini vereyim. Zaferlerim, Gitti Gider, Kahpe, Göçmen, Hayat Nedir gibi şarkılardan vazgeçemiyorsanız yeni gelecek olanları da çok seveceksiniz. Ayrıca çok uluslu bir ekip ile başlama aşamasında olduğumuz büyük bir projemiz var. Yol almaya başladığımızda bunun hakkında da bilgiler vereceğim.

 

Karşımızda sorgulayan bir şarkı var. Üstelik 14 yıllık mazisi olan bir şarkı. Bu kadar beklemesinin nedeni neydi bu şarkının? Bugünleri doğru zaman olarak mı gördünüz?

 Doğrusunu söylemem gerekirse benim aklımdan tamamen çıkmıştı bu şarkıyı yayınlamak. 2006’da bir internet sitesi kurmuştuk ve mp3 yayınlamak için bir yola girmiştik. "Hayat Nedir" de bu parçalardan birisiydi. O zamandan belliydi bizim için müziğin geleceğinin internette olacağı. Şarkı o siteden indirmeye açılmıştı ve klibi de youtube’a koymuştuk. O yıllarda dinleyicinin internetten mp3 satın alıp indirme alışkanlığı yoktu ve istediğimiz gibi işlemedi proje, biz de rafa kaldırdık. Geçen aylarda sosyal medyadan bir kaç takipçim bu şarkıyı resmi olarak neden yayınlamadığımı sordu. İyi ki açtılar bu konuyu çünkü gerçekten unutmuştum. Bunun akabinde şarkıyı yayınlama sürecine geçip resmi yayınını sağladık.

Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı

Kerem Tüzün, Ozan Yılmaz ve Nedim Ruacan gibi önemli isimlerle bir ortak çalışma söz konusu. Bundan sonraki çalışmalarda da bu birliktelik devam edecek mi?

Çok sağlam ekipti gerçekten! Çok iyi işler yapmıştık o dönem, özellikle canlıda. Uzun zamandır Kerem Tüzün ile birlikteyiz zaten. Davulda da çok uzun zamandır Arbak Dal ile çalışıyoruz. Trio olarak performans yapmadığımızda da Model grubunun ilk gitaristi Serkan Gürüzümcü katılıyor bize. Yeni şarkılarda bu ekip olacak.

 

Şarkı Türkçede artık pek de rastlayamadığımız sertlikte. Oysaki 2000'lerin başında bu tarz soundlara aşinaydık. Dünya geneline de baktığımızda da artık böyle "sert" bestelerin azaldığını görüyoruz. Halbuki insanlığın ortak acıları bitmiyor, dinmiyor. Tam tersi sürekli artıyor. Şarkılara bu durum sizce neden eskisi kadar yansımıyor?

 Aslında yansıyor ama popüler mecralarda bu gibi örneklere rastlayamazsınız. Bunu pozitif yorumluyorum. İyi ki bu tarz ve benzeri “gerçek” tarzlar kendi mecralarını oluşturdular ve ancak bu şekilde sulanmadan üretime ve kendi içinde gelişmeye devam edebiliyor. Popüler müzik piyasasının müzisyen/sanatçı tarafından çok dinleyici endeksli bir işleyişi var. Çoğulların tercih ettiği müziğe ve sanatçılara öncelik veriyor. Böyle bir ortama zaten girmesinin hiç bir faydası yok “gerçek” bir üretim yapıp ve dinleyicisiyle bunun üzerine bir ilişki kurmak isteyen bir grubun veya sanatçının.

 

Hayat Nedir'e klip de geldi. Yönetmen koltuğunda Pentagram'dan da çok iyi bildiğimiz Hakan Utangaç var. Klipten de biraz bahsetmeniz mümkün mü?

 Klip de şarkının ortaya çıktığı gülerde çekilmişti. Hatta Hayat Nedir’in bir de İngilizce versiyonu var, ismi “The One To Die”. Aynı anda iki versiyona da klip çekmiştik. Türkçe versiyonu montajlandı ve youtube’dan sunuldu. Klipteki mesaj şarkının mesajı ile özdeş. İnsanlık tarihi kadar eski olan “insanı dramadan” bahsediyor. Tüm değerlerimiz, çabamız, tutkularımız, çekişmelerimiz ve çatışmalarımız ile deneyimlediğimiz süreci “hayat” olarak tanımlıyoruz. Hayat nedir? sorusunu cevaplamak için sürekli dışarı bakıyoruz. Ancak bu sorunun cevabı dışarıda değil. “Ölmeden önce ölmek” kavramına aşınasınızdır. “Hayat” dediğimiz koşullar kümesinin dışına çıktığımızda ancak hayatın ne olduğunu anlayabiliriz. Hakan Utangaç ile bu konuların üzerine yoğunlaşmıştık. Hayat Nedir’in klibi güç, para, yönetim, korkularımız, kimliğimiz olduğunu sandığımız tanımlar gibi kavramları imgeleyen bir klip.

Müzik sektörü geri dönüşü olmayacak şekilde büyük darbe aldı

Baştaki konuyla biraz ilintili olacak belki de; pandemiyle konserler de durma noktasına geldi. Normalde yılın bu dönemi konserlerin en yoğun olduğu zamanlar olarak bilinir. Ancak yine de sınırlı sayıda izleyicinin katıldığı konserler de yavaş yavaş başladı. Sizin böyle bir hazırlığınız var mı?

Henüz bir konser veya turne hazırlığım yok.

 

Son soru yakın gelecek için nasıl bir duygu hali içerisindesiniz? İyimser mi? yoksa...

 Pek iyimser değilim. Tüm dünya ülkeleri kendi içlerinde ciddi bir kutuplaşmaya gidiyor. “biz-onlar” ayrımı baskın bir gündem olmaya başladı. Pandemi de bunun üzerine tuz biber oldu. Zaten pandemi de politize oldu ve artık virüs, maske takmak, vaka ve ölüm sayıları siyasi duruş ve görüş haline gelip bambaşka argümanlara sebep oldu. Yaşadığımız ve deneyimlediğimiz her süreç ve olgu bizi dünya toplumu olarak kutuplaşmaya götürecekse, çok üzgünüm ama, bizi hiç parlak bir gelecek beklemiyor.

 

ihsan.dindar@milliyet.com.tr

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber