Geri Dön

Toplumsal yeni takıntı sağlık

Barbara Ehrenreich “Sağlık Salgını”nda popüler kültürden mevcut bilimsel yayınlara uzanan pek çok kaynaktan yararlanarak bedenlerimiz ve sağlık konusundaki takıntılarımızı irdeliyor. Çoğu insanın yaşlanmayı öfkeyle karşıladığını ve bir günahmış gibi baktığını vurgulayan yazar sağlıklı yaşam için pazarlanan uygulamalara dikkati çekiyor...

Toplumsal yeni takıntı sağlık
Gizem Çetimen

Son birkaç yıldır gerek dijital platformlarda gerekse gündüz kuşağı programlarda sağlıklı yaşam reçeteleri, tarifler, yaşlılık karşıtı ürünlere yer veriliyor. Yaşılık ve onun getirilerini silmek ya da azaltmak için yapılan bu çabaları karşısına alan yeni bir kitap yayımlandı. Amerikalı yazar Barbara Ehrenreich’in sağlığın toplumsal bir takıntı haline gelmesini eleştirdiği ve popüler kültürden mevcut bilimsel yayınlara uzanan pek çok kaynaktan yararlanarak hazırladığı “Sağlık Salgını” Didem Kizen’in çevirisiyle Mundi Kitap etiketiyle okurla buluştu.

Kaçınılmazı kontrol

12 bölümden oluşan kitabın başında Ehrenreich okuru şu cümlelerle uyarıyor: “Burada ömrünüzü nasıl uzatacağınıza, beslenme ve egzersiz düzeninizi nasıl geliştireceğinize ya da sağlığınıza faydalı olması için davranışlarınıza nasıl ince ayar yapacağınıza dair ipuçları yok. Aksine bu kitabın bedeniniz ve zihniniz üzerindeki kişisel kontrol planınız hakkında sizi yeniden teşvik etmesini umuyorum.”

Ehrenreich, Rockefeller Üniversitesi’nden Hücresel İmmünoloji alanında doktorası olan ve yıllarca sosyal ve siyasal çalışmalar yapan bir yazar. 2001 yılında yayımlanan “Nickel and Dimel” adlı kitabıyla ismini geniş kitlelere duyuran Ehrenreich’in yazdığı 12’den fazla kitabı var. The Atlantic’te yazar hakkında çıkan bir makalede, Barbara Ehrenreich’ın genellikle kişisel deneyimleri analiz ederek kitaplar yazdığı vurgulanıyor. Ehrenreich, yeni kitabında ise popüler kültürden mevcut bilimsel yayınlara uzanan pek çok kaynaktan yararlanarak insan bedenini ve sağlık konusunda insanların takıntılarını inceliyor. Yaşlanma karşıtlığının ve kontrol kültürünün Batı toplumlarını tamamen etkisi altına aldığını savunan yazar, insanların kaçınılmaz olanı kontrol etmeye çalıştığını ve kontrol edemeyecekleri konularda da endişelendiklerini belirtiyor.

Yaşlanma öfkesi!

Yazara göre, çoğu insan yaşlanmaya öfkeyle ve bir günahmış gibi bakıyor. Bunu iyileştirmek adına ise ‘sağlıklı yaşam’ denilen ‘alternatif’ bir tedavi yöntemi geliştiriyor. Pahalı yaşlanma karşıtı ürünler, rutin testler, egzersizler ve daha fazla bitki yiyerek bir şifa arayışına girmek insanların en çok kullandığı yötemler.
Hatta yazar, kitabının “Sosyal Bağlamda Ölüm” kısmında ‘sağlıklı’ beslenen, düzenli olarak spora giden bir kadının geçirdiği bir trafik kazası sonucunda öldüğünü anlatıyor. Burada da uzun bir hayat yaşamak adına yaptığı şeylerle aslında insanların ne yaparlarsa yapsın ölümü kontrol edemeyeceklerini okura hatırlatıyor.

‘Sağlıklı olma’ endüstrisi

Yazar, giriş kısmında kitabını şu cümlelerle özetliyor: “Bu kitap bir-iki cümleyle özetlenmese de bundan sonrası için kabaca bir yol haritası vermek gerekirse; kitabın ilk yarısı tıbbi bakım, egzersiz ve beslenmeyle ‘yaşam biçimi’ düzenleme ve hem bedeni hem zihni kucaklayan, giderek büyüyen ve bulanık ‘wellness’- yani sağlıklı olma- endüstrisindeki kontrol arayışını tanımlamaya adandı. Tüm bu müdahale biçimleri insan kontrolünün sınırları hakkında sorulara davetiye çıkarıyor. Bu da bizi bedende olup bitenlere, bedenin çeşitli parçalarının ve unsurlarının bilinçli insan kontrolüne duyarlı olup olmadığı konusunda, yani biyolojinin dünyasına götürüyor.”

Yazar, yeni bilimsel bulguların bedenimizin mikroskobik birimlerinin kendi kararlarını verdiğini ve bunun her zaman lehimize işlemediğini ortaya
koyduğunu vurguluyor. “Pahalı yaşlanma karşıtı ürünler alıp rutin testler yaptırabilir ve kendinizi şifa arayışına adayabiliriz. Ama bunlar ancak kontrol yanılsamasına hizmet ediyor” sözleriyle de sağlık konusunun takıntı haline getirildiğini vurguluyor.

 

 

Çıldır Gölü güney sahillerini aratmıyor!Ardahan Çıldır'da, kış aylarında buzla kaplanan Çıldır Gölü, kavurucu sıcaklarda ise Ege ve Akdeniz sahillerini aratmayan güzelliğiyle tatilciler ile bölge halkının akınına uğruyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber