Geri Dön
Kültür SanatYeni oyun: Fırtına

Yeni oyun: Fırtına

İş Sanat, Provadan İzle başlıklı serisinde bu ay William Shakespeare’in ‘Fırtına’ eserini sahnesine taşıyor. Seyirciler ekran başında bir masanın etrafında oyuncuların tüm metni okuduğu sürece tanıklık edecek

Yeni oyun: Fırtına

Etkinliklerini ücretsiz olarak dijital platformlar üzerinden yayınlayan İş Sanat, Moda Sahnesi oyuncularının “Fırtına” yorumunu 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde sanatseverlerle buluşturacak. Shakespeare’in iktidar, hırs, özgürlük ve vicdan temalarını işlediği “Fırtına” oyununun tamamı bir okuma provası düzeninde tiyatro severlere sunulacak. Kemal Aydoğan yönetmenliğindeki oyunda, Hüseyin Avni Danyal, Cenk Dost Verdi, Mürsel Yaylalı, Gürsu Gür, Zeynep Tuğçe Bayat, Selen Şeşen, Münircan Cindoruk, Yaşar Bayram Gül, İnanç Koçak, Kaan Songün, Ertürk Erkek ve Deniz Elmas yer alıyor. “Cimri” ile başlayan Provadan İzle İş Sanat’ın YouTube kanalı ve internet sitesinden ücretsiz izlenebilir. Provadan İzle’de izleyiciler, bir masanın etrafında tüm metnin okunduğu sürece tanıklık edecek. İki sezon boyunca Moda Sahnesi’nde sahnelenen oyunu yönetmen Kemal Aydoğan ve Prospero karakterini canlandıran Hüseyin Avni Danyal’dan dinledik.

‘Alışamayacağız ama...’

Moda Sahnesi olarak “Fırtına” ile İş Sanat sahnesine konuk oldunuz. Seyircisiz oyun sahnelemek nasıl bir his?

Kemal Aydoğan: Seyir yerinde, seyirci yok ama ekran başında olduklarını biliyoruz. Bu dönemi galiba böyle geçireceğiz. Alışamayacağız belki ama bir süreliğine onsuz da yapamayacağız.

Shakespeare’in eserleri 400 yıl sonra hâlâ okurları ve izleyicileri etkilemeye devam ediyor. Neden?

Kemal Aydoğan: Bu konuda Shakespeare için söylenmiş çok söz var. Öncelikle seyirciyi konumlandırdığı yer tiyatrosunun çevresi ve ortası. Mekânsal özellik oyunların içerik ve işleyişine yansımış. Eylemli ve mekânlı oyunlar. Söz, bunlar ile vücut buluyor. Bence oyunların en güçlü taraflarını bu özellikleri oluşturuyor. Oyunculuk cisimleşmiş durumda. Gelecek kuşakları etkilemesi açısından bunun çok önemli bir dinamik olduğunu düşünüyorum. Bunlar tiyatroda yazılmış oyunlar ve mekânlı oluşu seyircinin varlığını da somut olarak barındırıyor. Oyunun bu güçlü yapısı tiyatro tadını her dem taze tutuyor. Ayrıca, insan denen varlığın yapısına, yaşayışına dair de güçlü kavrayışlarla donanmış halde. Yazı olarak da şiirsel bir donanıma sahip. Oyuncu bu dil içinde önce zorlanacak sanılırken yazının eylemliği oyuncu için güçlü bir oynama aracına dönüşüyor. Bu da yıllar sonra bile eserin yankılanmasını sağlıyor.

‘Oynamayı özledik’

Prova düzeninde okumak nasıldı? Prova yapmayı özlediniz mi?

Hüseyin Avni Danyal: Oyunları böyle okumaya dair tecrübelerim var. Hem okuma provalarında hem de okuma tiyatrolarında yapılan bir yöntemdir. Prova yapmak yeni bir oyun demek. Oyuncu oyun oynamayı her zaman özler. Şimdi daha da çok özledik tabii.

Oyunda Büyücü Prospero’yu canlandırıyorsunuz. Biraz hikâyeden ve karakterden bahsedebilir misiniz?

Hüseyin Avni Danyal: Prospero kardeşinin “ayak oyunları” ile iktidarı elinden alınarak kızıyla birlikte sürgüne yollanan bir yönetici. Sürgün öncesinde de sonrasında da en iyi dostu kitaplar olmuş. Bilgiye ve bilime önem veriyor. Kızına ıssız adada tek başına eğitim veriyor ve iyi yetişmesini sağlıyor. Kitaplar onun sezgisel güçlerini de yükseltiyor. Bu nedenle doğaüstü bir takım varlıklarla iletişim halinde. Onu sürgüne gönderen kumpasçı kardeşi ve Napoli kralını kendi ağına düşürmesine rağmen onlardan intikam almayıp sulh olmanın koşullarını yaratıyor.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler