Geri Dön
Milliyet ExecutiveKuşkonmaz aşkına!

Kuşkonmaz aşkına!

“Yılların profesyonel iş hayatını tarlalara taşıyan Aslı Aksoy, kuşkonmaz ile macerasını ‘ilk görüşte aşk değildi’ diye anlatıyor”

Kuşkonmaz aşkına!

DUYGU ERDOĞAN

Yılların profesyonel iş hayatını tarlalara taşıyan Aslı Aksoy, kuşkonmaz ile macerasını ‘ilk görüşte aşk değildi’ diye anlatıyor... Şimdi ise 7 yılda 100 kat büyüyen dönümlerce alanda Türkiye’ye kuşkonmazı sevdiriyor. Kuşkonmaz hakkında sınırlı bilgi ve deneyimle yola çıkan Aksoy, toprağa her dokunuşunun halen şaşkınlık verdiğini söylüyor. ODTÜ İşletme ve ardından Koç Üniversitesi Executive MBA programı eğitimi ile tekstil ve gıda sektörlerinde profesyonel olan Aksoy, bir kadın girişimci olarak bulunduğu bölgelerde kadınlarla da güç birliği oluşturuyor. İşte Elibelinde Tarım’ın hikâyesi...

-Sizi ‘beyaz yakalı’ bir hayattan tarımsal üretime ne yöneltti?

Ben Ege’liyim. Babam Muğlalı, İzmir’de doğdum, büyüdüm. Aklımda hep, bir gün kurumsal olarak çalıştığım İstanbul’dan dönüş yapıp baba toprağına temelli yerleşip toprakla uğraşmak vardı. New York’ta katıldığımız bir fuarda tanıştığım kuşkonmazın lezzeti, sağlık üzerine muazzam etkileri ve Amerika ile Avrupa’daki yaygın tüketimi ‘Nereden başlamalı?’ sorusunun yanıtı oldu.

-Daha önce tarımla bağınız var mıydı?

Daha önceleri tarımla bağım, evimizin de içinde olduğu mini tarlamızda babamla birlikte geçirdiğim altın anlardan ibaret, son derece romantik düzeyde. Ben işletme okudum, yani işe başlarken teknik olarak ziraat bilgim hiç seviyesinde idi. En büyük desteği, kuşkonmazın Türkiye’deki en büyük üreticisi Nomad Tarım’dan aldım. Hafta sonlarımı, yıllık izinlerimi, bayram tatillerini Eskişehir Sarıcakaya Vadisi’ndeki tarlalarında çalışarak geçirdim; mühendislerinden teknik danışmanlık aldım.

-Asıl soru: Neden kuşkonmaz?

Folik asit zengini kuşkonmazın tek başına da, tabaklarda eşlikçi olarak da mükemmel ve dengeli lezzeti, ayrıca sağlık üzerine muazzam faydaları, ona hayran olmak için çok kuvvetli sebeplerdi. Kuşkonmaz, detoks görevi gören, yaşlanma karşıtı özelliğiyle mucize bitkilerden kabul ediliyor. Ana vatanı bizim coğrafyamız olmasına karşın ülkemizde kuşkonmaz üretimi, iki yıl süren hassas tarla tesisi süreci ve buna bağlı zaman ve finansman yatırımı nedeniyle yaygınlaşamamış. Bu yüzden her yıl en az 200 ton ithal kuşkonmaz Peru, Meksika gibi ülkelerden geliyor. Ayrıca kuşkonmazın en büyük tüketim pazarı olan Avrupa’ya ihracatta, potansiyel gelir kaybı yaşıyoruz. Erkencilik / uzun sezon ve coğrafi yakınlık avantajlarımızın sağladığı düşük karbon izi ve düşük maliyetlerimizle kuşkonmaz, ihracatta önemli fırsatlar sunuyor.

Kuşkonmaz aşkına

Tarlada kadın dayanışması

-İşinizi büyütmek için yatırım planlarınız var mı?

Kuşkonmaz çok yıllık bir üretim süreci. İlk 2 sene tarla tesisi sürüyor, hasat ikinci yıl kademeli başlıyor ve üçüncü yılda tam verime oturuyor. 10 yıl devam ediyor. Hedef, ülkemizde yeni bir pazar yaratmak ve eş zamanlı olarak ihracatçı konumuna gelmek. Bir açıdan kendimi ‘sosyal girişimci’ olarak görüyorum, hatta bu en büyük motivasyon kaynağım. Üretmenin, sürdürülebilir güvenli gıdanın ülkemin geleceği için hayati bir mesele olduğunu biliyor; kırsaldan kente göçün yarattığı ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün ancak kırsalda sürekliliği sağlanmış iş imkanları ile mümkün olabileceğine inanıyorum. Hedefim, kırsaldaki kadın emeğini küresel değer zincirine entegre etmek. Bu amaçla 7 sene önce iki kişi başladığımız yolculukta, 15 kadına çıktık. Her biriyle en az 5 senedir birlikte çalıyoruz. Gelecek sene itibarıyla en az 50 kişilik bir ekibe ulaşıyoruz. İki arkadaşım kendi tarlasında da kuşkonmaz üretimine başladı.

-Kadın girişimcilere ne gibi önerileriniz olur?

Kendime bir öz eleştiri olarak dahil, tüm samimiyetimle söylüyorum. Aslında o kadar da önemli olmadığını, bazen tamamen yersiz olduğunu zamanla anlayacağımız detaylara ve endişelere bugünden fazlaca anlam yüklemeyelim. Bunun, tam donanımlı yetkinliklerimizin parlamasının önünde engel olmasına izin vermeyelim. Bir kadın girişimci olarak görünür olmakta bazen daha fazla emek harcamak gerekse de işin sırrı, bir kez yola çıkmakta. Bu, hikâyemiz nasıl biterse ya da devam ederse etsin; ilk, en zor ama en büyük başarımız. Her gün ama her gün daha kolaylaşıyor ya da her gün, biz daha çok güçleniyoruz.

Tarlada kadın dayanışması

-İşinizi büyütmek için yatırım planlarınız var mı?

Kuşkonmaz çok yıllık bir üretim süreci. İlk 2 sene tarla tesisi sürüyor, hasat ikinci yıl kademeli başlıyor ve üçüncü yılda tam verime oturuyor. 10 yıl devam ediyor. Hedef, ülkemizde yeni bir pazar yaratmak ve eş zamanlı olarak ihracatçı konumuna gelmek. Bir açıdan kendimi ‘sosyal girişimci’ olarak görüyorum, hatta bu en büyük motivasyon kaynağım. Üretmenin, sürdürülebilir güvenli gıdanın ülkemin geleceği için hayati bir mesele olduğunu biliyor; kırsaldan kente göçün yarattığı ekonomik ve sosyal sorunların çözümünün ancak kırsalda sürekliliği sağlanmış iş imkanları ile mümkün olabileceğine inanıyorum. Hedefim, kırsaldaki kadın emeğini küresel değer zincirine entegre etmek. Bu amaçla 7 sene önce iki kişi başladığımız yolculukta, 15 kadına çıktık. Her biriyle en az 5 senedir birlikte çalıyoruz. Gelecek sene itibarıyla en az 50 kişilik bir ekibe ulaşıyoruz. İki arkadaşım kendi tarlasında da kuşkonmaz üretimine başladı.

-Kadın girişimcilere ne gibi önerileriniz olur?

Kendime bir öz eleştiri olarak dahil, tüm samimiyetimle söylüyorum. Aslında o kadar da önemli olmadığını, bazen tamamen yersiz olduğunu zamanla anlayacağımız detaylara ve endişelere bugünden fazlaca anlam yüklemeyelim. Bunun, tam donanımlı yetkinliklerimizin parlamasının önünde engel olmasına izin vermeyelim. Bir kadın girişimci olarak görünür olmakta bazen daha fazla emek harcamak gerekse de işin sırrı, bir kez yola çıkmakta. Bu, hikâyemiz nasıl biterse ya da devam ederse etsin; ilk, en zor ama en büyük başarımız. Her gün ama her gün daha kolaylaşıyor ya da her gün, biz daha çok güçleniyoruz.

Semt pazarına inmesi gerekiyor

-Türk tüketicisi kuşkonmazı biraz geç mi tanıdı?

Türk tüketiciler kuşkonmazı yeni tanımaya başlıyor. Ülkemizdeki kuşkonmaz tüketimi, toplam üretimle limitli. Dolaysıyla tüketim, üretim ne kadar artarsa o kadar büyüyebiliyor. Bu gelişim her sene yaklaşık yüzde 30 civarında, ancak hâlâ oldukça sınırlı. Bu açıdan kuşkonmazı biraz da avokadoya benzetiyorum. Birkaç sene içinde kuşkonmazı baharın müjdecisi olarak çok daha yaygın ölçekte sofralarımıza kabul etmiş olacağız.

-Sofralara daha çok kuşkonmaz girmesi için neler yapıyorsunuz?

Sosyal medya, bu konudaki en büyük destekçimiz... Geleceğin şefleri ile workshoplar yapıyor; festivallere, panellere katılıyorum. En etkili tanıtım, kuşkonmazın deneyimlenmesi. Bu nedenle kıymetli şeflerimizle çalışıyorum. Günün sonunda kuşkonmazın en güzel tanıtımı, onun sadece gurme marketlerde değil, semt pazarları dahil çok daha yaygın ve makul fiyat düzeyinde bulunur hale gelmesinden geçiyor. Sözleşmeli tarımı birlikte yaygınlaştırmaya çalıştığımız Nomad Tarım, ayrıca il ve ilçe tarım müdürlüklerindeki arkadaşlarla koordineli olarak kuşkonmazı, pazar fırsatlarını, ihracat potansiyelini aile çiftçiliği modeline de çok uygun olduğu için tek tek çiftçilere anlatıyoruz.

Maaştan arta kalanla yatırım

-Ne kadar sermayeyle işe başladınız?

Ben 2.5 dönüm alanda, pilot üretimle işe başladım. Dolayısıyla başlangıç sermayem, maaşımdan üst üste sağladığım birkaç aylık tasarruf ile limitliydi. Ticari büyüklükte dikilişimi, 20 dönüm arazide Muğla Yeşilçam Köyü’nde gerçekleştirdim. Kademeli gerçekleştirdiğim yeni dikilişlerle (önce kazan, sonra yatırıma aktar) bugün ulaştığım büyüklük 250 dönüm. İlk çıkış noktamdan bugüne 7 yıl geçti ve 100 kat büyümüş oldum.

-Online alışveriş ne durumda?

Online alışveriş özellikle pandemi sürecini takiben hızla büyüdü. Düzenli olarak bizden kuşkonmaz alan 1500 kişi var. Bizde hasat 3 ay sürüyor ve iki sezon arası 9 ay gibi çok uzun bir süre. Buna rağmen dostlarımızın tekrar satın alma oranı yüzde 86 gibi oldukça yüksek bir oran, bizi unutmuyorlar.