Geri Dön
ŞiirlerMekkenin fethi şiiri - Dursun Ali Erzincanlı

Mekkenin fethi şiiri - Dursun Ali Erzincanlı

Dursun Ali Erzincanlı, Abdurraman Şerif Beygu İlköğretim Okulu’nu bitirdikten sonra, bir bölümü Gürcükapı Camii’nde, diğer bölümü de Erzurum Müftülüğü’nde olmak üzere üç yıl Kur’an kursunda öğrenim gördü. Erzurum İmam Hatip Lisesi’ni bitirdi. 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arşivcilik Bölümü’nü kazanması nedeniyle ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Üniversite öğreniminin ilk yılında Yönetmen Mesut Uçakan’ın yanında çalışmaya başlayan Erzincanlı, Kelebekler Sonsuza Uçar ve Ölümsüz Karanfiller sinema filmlerinde sanat grubunda görev aldı. Özel radyoların yayın hayatına girmesinden kısa bir süre sonra radyoculuk kariyeri başladı. 2000'li yıllarla birlikte şair eserlerini bestelemeye başladı.

Mekkenin fethi şiiri - Dursun Ali Erzincanlı

MEKKENİN FETHİ

Her şey bir şiirle başladı
Peygamber huzurunda okunan bir şiirle
Kızgın kum fırtınalarından
Adem vadisinden kopup gelen bir şairle
Ardında kırk süvari
Ve alev alev yanan gözlerinde ihanet haberleri
Bu şair, huzaa kabilesinden Amr bin Salim′di
En üst perdeden okudu şiirini
Ve gözlerini kırpmadan dinledi Nebi;
Kureyşîler sana verdikleri sözde durmadılar
Hudeybiye'de seninle yaptıkları misakı bozdular
Bizi Vetir′de
Kendi yurdumuzda gafil avladılar
Benim kimseyi yardıma çağırmayacağımı
Çağıramayacağımı sandılar
Dedi ve durdu
Şair ağlıyordu
Peygambere çevrildi tüm gözler
Ve o an tutuldu nefesler
Sahabenin başları yere değiyordu
Çünkü mübarek alınlarındaki damar belli oluyor
Peygamber celalleniyordu
Ey Nebi!
Allah'ın kullarını yardıma çağır
İçlerinde Allahın Rasulü de olsun
Yapılan zulme, öfkesinden renkten renge girsin
Ve büyük bir ordunun başına geçip
Denizler gibi köpürerek akıp gelsin
Şiir bitmişti
Şair de bitmişti
Gözler hâlâ peygamberdeydiAllahın râsûlü, ridasını toplayıp ayağa kalktı
Ve sahabe ayağa kalkt
Şimdi konuşan peygamberdi
Eğer kendime yardım ettiğim şeylerle
Huzaalara yardım etmezsem
Ben de yardım görmeyeyim
Varlığım kudret elinde olan Allah'a andolsun ki
Kendimi ve ev halkımı koruduğum gibi
Bunları da koruyacağım
Şimdi haber salın yeryüzüne
Allah′a ve Ahiret gününe iman edenler Medine′de toplansın
(Medine'de toplansın Medine′de toplansın)
Medine dağlarında savaşın ritmi
Sokaklarında peygamber sessizliği
Konuşmuyor nebi
Hane-i saadet'te kılıçlar bileniyor
Hane-i Saadet′te zırhlar temizleniyor
Ve şehirlerin anası gülüyor
Mekke-i mükerreme gülüyor.
Gül ey Mekke! Gün senin günündür
Gün senin fetih günündür
Gül ki, bu dönüş sanadır
Baksana
Dün bağrından koparılan yiğitler dönüyor sana
Erak topraklarını savuran rüzgar dönüyor önce
Ardından büyük bir birlik
Başlarında Halid bin Velid!
Arkadan ey Mekke
Senin topraklarında yaşarken
Rabbim Allah'tır dedi diye sövülen
İşkence gören
Her tarafı kıpkızıl kurban taşları gibi
Kan içinde kalan muhacirler geliyor
En önde Zübeyr bin Avvâm geliyor
Hani sekiz yaşında müslüman olan
Hani onbeş yaşında senden koparılan
Amcası onu bir hasıra sarmıştı hani
Ateş dumanına tutmuştu
Küfre dönsün diye
Ama o dönmedi küfre
Ve peygamber yıldızlarından biri olarak
En önde sana dönüyor ey Mekke
Sonra bir bölük halinde beni gıfarlar geliyor
Bayrakları Ebu Zer Gıfari′nin elinde
Şu müslüman oluşunu Kâbede ilan edince
Bayılana kadar dövülen Ebu Zer geliyor
Eslemler geliyor bölük halinde
Müzeyneler bin kişilik alayla geçerken çölden
Tekbir sesleri geliyor göklerden
Ey Mekke başka kimi bekliyorsun söyle
Hazreti Hamza'yı mı?
Musab bin Umeyr'i mi?
Onlar
Şehitler ordusuyla tebessüm ediyorlar sana
Ve baksana
Gözleri ışıl ışıl
Sana yaklaşan ve tozu dumana katan
Bir alayı seyrediyorlar
Kapkara bir taşlığı andıran bu alay da kim
Bir hareketlilik semada
Bunlar ölüme susamış savaş erleri Ensâr
Ve en ortada simsiyah sarığıyla Yâr
O an Peygamberler ayakta
Melekler ayakta
Şehitler ayakta
Ey Mekke Kalkabilirsen sen de kalk
Çünkü gönüllere safâ geliyor
Hazreti Muhammed Mustafa geliyor
(Hazreti Muhammed Mustafa geliyor)
Sekiz yıl geçti aradan
Sensiz tam sekiz yıl geçti
Gittiğin gece
Uzaktan dönüp Kâbe′ye bakınca
Mekke demiştin
Sen benim için bütün dünyadan daha değerlisin
Ama senin insanların beni rahat bırakmıyor
Deyip gitmiştin
Yıldızlar da seninle birlikte gitmişti
Kapkaranlık geceler kalmıştı ardında
Mekke öksüz kalmıştı
Ve Mekke çocukları
Çocuklar hep
Sümeyye′nin toprağa düştüğü yerde oynadı
Habbâb bin Eret'in ateşe atıldığı yerde oynadı
Hane-i Saadetin üzerinde
Sevr mağarasından kalma güvercinler bekledi seni
Kâbe-i Muazzama′da namaz kılışını özleyen Hârem
Haticetül Kübrâ'nın hatıraları
O gül kokuna hasret kalan sokaklar bekledi seni
Şimdi Kasva′dan inmez misin Ya Rasulallah
İnmez misin ki
Ayaklarından öpsün mekke toprakları
Ve kaldırmaz mısın başını ki
Nur çehreni seyretsin âlem
İşte Rasulullah'ın nur yüzü göründü
İşte Rasulullah bakıyor
Başında yemen işi simsiyah bir sarık
O Alnındaki nura kurban olalım
Rasulullah Kâbe′ye bakıyor
Ve işaret ediyor Hz. Bilâl'e
Bilâl, Kabe-i Muazzamâ'nın üzerinde
Şimdi Bilâli dinlesin yer ve gök
Allahu ekber Allahu ekber...

DURSUN ALİ ERZİNCANLI

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler