Geri Dön

411 paranoyası 367 olayı var

TRT’de yayınlanan “Enine Boyuna” programında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin değiştirileceğini söyleyen Başbakan Erdoğan, siyasi mevzuat değişiklikleri konusunda, “Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik” dedi

411 paranoyası 367 olayı var

TRT’de yayınlanan “Enine Boyuna” programında Milli Güvenlik Siyaset Belgesi’nin değiştirileceğini söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Balyoz” darbe planı iddiasıyla yeniden gündeme gelen ve 28 Şubat sürecinin en önemli sonuçlarından birisi olarak gösterilen Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü (EMASYA) üzerinde çalışma yapıldığını belirterek, “Bu protokolü bir defa ortadan kaldıracağız” diye konuştu. Erdoğan Anayasa değişiklikleri konusunda ise “Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki parlamentoda bir konsensüs oluşsun” görüşünü ortaya koydu. Erdoğan, şunları kaydetti:
MİLLİ GÜVENLİK SİYASET BELGESİ: Bunu gördüğümüzde, bütün itibariyle değerlendirmeye aldığımızda hakikaten tüyler ürpertici tablolar sergiliyor. İşin açıkcası kanuni bir geçerliliği yok. MGK’nın bizim gelişimizden önceki havası çok farklıydı. AB süreci içerisinde MGK’nın bir istişari kurul tespitiyle geçmesi, süreci tabii çok çok farklı bir şekle dö-nüştürdü. Siyaset belgesinin içerisinde çok ciddi değişiklikler yapıldı, bu yıl yeniden ele alınacak. MGK bir defa karar merci değildir. Bize tavsiyede bulunur.
EMASYA’YI ORTADAN KALDIRACAĞIZ: Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ile ilgili olarak, bir defa sorun alanlarını buradan çıkartmak istiyoruz. EMASYA üzerinde çalışma yapılıyor. EMASYA protokolü diye bir şey olamaz, olmayacak. Yasal düzenleme gerekiyorsa yasalı da yapacağız. Bu protokolü bir defa ortadan kaldıracağız.
GAZ VERMEYE DEVAM EDİYORLAR: Bazı köşe yazarları köşelerinden hâlâ gaz vermeye devam ediyorlar. Ben tabii ne gaz veren, ne gaza gelen, ne gaz alan olmak istemiyorum. Çıkmış köşesinden rahat rahat konuşuyor, ‘Özal uyguladı, Erdoğan nutuk atıyor’ diyor. Ortada bazı gerçekler var. Savcı bir şeyi yürütmeden talep ettiği zaman, bunu sümenaltı etmeyen bir irade var. Ergenekon’da olanları biliyorsunuz. Neler ortaya çıkıyor. Bunun ardından daha başka şeylerin geleceğini söyledim. Neden söyledim? Çünkü, bunlar işaret fişekleri. Tabii bir normalleşmeye giderken sancılar olacak. Bu sancıları yüksek dozda darbe olarak gösterme gayreti içerisine girenler de var. Ama, ortada bir gerçek var. Bir şeyler bu ülkede yapılmış, yapılmamış değil.
YARGITAY BAŞSAVCISI’NA:Eğer siz hakikaten siyasi partilere böyle bir hissiyatı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde vermeye gayret ederseniz, hele hele bunu Yargıtay Başsavcısı bu şekilde ifade ederse, burada düşünmemiz gerekir. Yargıtay Başsavcısı ortada herhangi bir şey yokken nasıl böyle bir ifadeyi kullanır? Bu olacak iş mi? Bunları şimdi bir siyasi lider konuştuğu zaman, niye konuştu? Kardeşim orada konuşma, burada konuşma, nerede konuşacaksın? Allah aşkına, biz bu filmi tekrar tekrar seyretmeye mecbur muyuz? Yani biz her şeyi bırakacağız, bundan sonra tekrar hissetmeye başlayacağız. Ne hissediyoruz? Böyle bir hissim yok.
YARGI VESAYETİ VAR: Böyle bir sivil vesayet olur mu? Bu sivil vesayeti üzerinde başka bir vesayet var. Ne o? Yargı vesayeti... Sıkıntı burada. Türkiye’yi yargı devleti olmaya gayret gösteren bir zihniyetle karşı karşıya bırakmak istiyorlar.
BAYKAL’IN KURNAZLIĞI: Belli bir grup medyanın köşe yazarlarının yazdıkları var. İşi o kadar ileri götürüyorlar ki, ‘Madem inanmıyosun, Genelkurmay Başkanı’nı görevden alırsın’ diyor. Sen bu ülkede koalisyona ortak oldun. O zaman bu sıkıntılar yok muydu. Böyle bir şeyi gündeme niye getiriyorsun? Bir defa çirkin olan bu.
SAYIMIZ BIÇAK SIRTINDA: Türkiye’nin referanduma alışması lazım. Anayasa gibi bu kadar ciddi bir konuyu da millete götürelim, millet kararını versin. Biz sadece işin paketini hazırlayalım, mini mi, orta boy mu, geniş mi olur, bunu da aramızda konsensüsle çözelim istiyoruz. Çok geniş kapsamlı değil ama değiştirilemezleri bir kenara koyup, bunun dışında neler yapılabilir? İstiyoruz ki, AB normlarında bir anayasayı ülkemize kazandıralım. İdeal yol olarak da referandumu görüyoruz. Referandumda da zamandan kazanalım, 120 gün olmasın. Yarın icabında bir madde için de halkımıza gitmek gerekebilir. Sayısal olarak grubumuz bıçak sırtında, olaya tabii olumlu olumsuz yaklaşanı da olabilir, çünkü gizli oylama oluyor. Onun için tabii riske etmek istemiyoruz.
411 PARANOYASI VAR: (Siyasi kapatma davalarına ilişkin mevzuat değişiklikleri konusundaki bir başka soru üzerine)Böyle bir adımı atabilmek için önümüzde birçok engel var. Sütten ağzımız yandı, şimdi yoğurdu artık üfleyerek yeme durumuna geldik. 411 paranoyası var. 367 olayı var. Bunları hep yaşadık. İstiyoruz ki parlamentoda bir konsensüs oluşsun. Ortada bir 82 var. Bu 82’nin değişmesinin gereğine Türkiye’nin büyük çoğunluğu ‘Evet’ diyor. Tamamen bu parlamentoya, millete ait bir anayasayı... Tamamını değiştirmeye gerek yok. Bu iddiayı ortaya atanlar da tahrik ediyorlar.
TSK İÇ HİZMET KANUNU’NDA DEĞİŞİKLİK: (Darbe söylentilerinin dayandırıldığı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmetler Kanunu’nun 35. maddesinde değişiklik yapılıp yapılamayacağı sorulunca): Bütün bunları bir konsensüs içinde, yapmak müşterek bir çalışmayla gerçekleştirmek hakikaten olur mu? Olur.
Bunun için çok uzun zamana da ihtiyaç yok. Bunlar üzerinde tekrar oturulup düşünülmesi gereken bir konu ve bu noktayla ilgili olarak da iktidarıyla muhalefetiyle bir konsensüsü oluşturmak şart diye düşünüyorum. Bu konuda askere özellikle o madde, bu dediğimiz konularda resen harekete geçme müsaadesini zaten vermiyor. Böyle bir şey yok. Adı üzerinde zaten, İç Hizmet Kanunu. Ama oradan o dediğiniz çıkarılmaya gayret ediliyor, yani durumdan vazife çıkarma anlayışı oradan kaynaklanıyor.

Semra Özal’a ziyaret
Başbakan Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan dün eski Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın eşi Semra Özal’ı Sarıyer’deki evinde ziyaret etti. Yaklaşık 2.5 saat boyunca Özal ailesinin evinde kalan Erdoğan, buradan Ankara’ya gitmek üzere ayrılarak havalimanına gitti. Ziyaret sırasında Semra Özal’a oğlu Ahmet Özal’ın da eşlik ettiği öğrenildi.

411 paranoyası 367 olayı var

Erdoğan’a ‘Altın Portakal’lı koruma
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kısa film dalında “Altın Portakal” kazanan bir yönetmen tarafından korunuyor. Erdoğan’ın koruma ekibinde görev yapan Murat Bülbül (arkada) isimli polis memuru, 2003’te düzenlenen 9. Altın Portakal Kısa Film Yarışması’nda “Bulanık” adlı eseriyle kısa film dalında “Jüri Özel Ödülü”nü kazandı. Bülbül’ün, ayrıca “Bulanık” adlı eseriyle Aydın Doğan Vakfı Genç İletişimciler Yarışması’nda “En İyi Televizyon Programı” ve kamera asistanlığı yaptığı “İki Demir Çubuk” adlı belgesel çalışmasıyla da, “Belgesel” dalında ikincilik ödülleri var. Öncü koruma ekibinde görev yapıyor.
MURAT PAZARBAŞI Ankara

Askere Emine Hanım sitemi
Nejat Uygur GATA’da hasta yatıyor. Benim kendi eşim ziyarete gitmek istiyor. Nejat Uygur’un hanımı arıyor ve diyor ki, ‘Ne olur biz sizinle dışarıda buluşsak... Siz buraya gelmeseniz... Çünkü burada yetkililer sıkıntı doğabilir, gelmemesi isabeti olur.’ Ben bunu en üst düzeyde gündeme getirdim. ‘Nedir bu hal ya, ne yaptıklarının farkında mısınız?’ dedim. Bunu söylemek zorunda kaldım. Bu sıkıntılar hâlâ var. Burada işte bir gerilim var. Şimdi köşe yazarları bunları yazıyor. Yazıyorsun da, kimlere bu ülkede ne tür uygulamaların olduğunu gör. Bu tür zihniyetler bir gecede değişmiyor. Bir zaman alacak. Ama şu anda Genelkurmay’da, Genelkurmay Başkanımız olsun, kuvvet komutanlarımız olsun, olaylara yaklaşımında bizim paslaşmamız olumlu bir şekilde gelişiyor. İş böyle kendi haline bırakılmış değil. Çünkü, bu kurumlarımız öyle pek şaibe kaldıracak kurumlar değil. Bunların üzerinden bu şaibeleri ne yapıp yapıp temizlememiz lazım.

Büyükanıt dönemiydi
Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Yaşar Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olduğu Kasım 2007’de TSK Rehabilitasyon Merkezi’nde tedavi gören tiyatrocu Nejat Uygur’u ziyaret etmek için Uygur’un eşi Necla Uygur’u telefonla aramış, Necla Uygur da bu talebi olumlu karşılamıştı. Ancak, Necla Uygur ziyaretin imkânsız olabileceğinin kendisine iletildiğini, bu nedenle Emine Erdoğan’ı arayarak dışarıda buluşabileceklerini bildirmişti. Necla Uygur, olayla ilgili olarak, “Böyle bir olayın içinde olmaktan mutsuz olduğumu kendilerine söyledim. Böyle bir şeyin ortasında olmaktan ben çok mutsuz oldum” demişti. Ünlü tiyatrocu Nejat Uygur, 10 Eylül 2007’de beyin damarlarında oluşan bir tıkanıklık nedeniyle geçirdiği kısmi felç nedeniyle tedavi altına alınmıştı.

Niğde'de 5.1 büyüklüğünde depremAFAD'da yer alan son dakika bilgisine göre Niğde'de 5.1 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem çevre illerden de hissedildi. Kandilli ise depremin büyüklüğünü 5.4 olarak açıkladı. 5,1 büyüklüğündeki depremin ardından Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, ''Şu ana kadar bize ulaşan can ve mal kaybı yok'' açıklamasında bulundu. AFAD, Niğde'de herhangi bir olumsuzluk olmadığına dair açıklama yaptı. Bor Kaymakamı Mehmet Yavuz, "Bize herhangi bir şey ulaşmadı. Sorup öğrenmeye çalışıyorum" dedi. Prof. Dr. Şükrü Ersoy, "Büyük deprem değil ama kırsal kesimdeki yapılarda bazı hasarlar olabilir." ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber