Geri Dön

AB Bakanı Çelik: AB'nin iki yüzlülüğüne halkımız tepki gösteriyor

AB Bakanı ve Başmüzakereci Çelik, "Türkiye’nin AB üyelik sürecinin iç siyasi malzeme haline getirilmesi Türkiye ile ilgili bir mesele değildir. Popülist politikacılar, AB’nin önde gelen sorunlarının üstünü örterek hiçbir dayanağı olmadan Türkiye karşıtlığından beslenmeye çalışıyor. AB ülkelerinin iki yüzlülüğüne halkımız tepki gösteriyor " dedi.

AB Bakanı Çelik: AB'nin iki yüzlülüğüne halkımız tepki gösteriyor

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği İspanya'nın başkenti Madrid'de, AB Bakanlığı ve Elcano Kraliyet Enstitüsü iş birliğinde düzenlenen toplantıda, “Gelecek: Avrupa ve Türkiye-AB İlişkileri” başlıklı konuşma yaptı. Çelik, İspanya'daki diplomatik misyon ve düşünce kuruluşları temsilcilerinin yanı sıra akademisyen ve basın mensuplarının katıldığı toplantıda yaptığı konuşmada, birliğin geleceğinin, AB’nin büyük güçlerinden ve demokrasilerinden biri olan İspanya ile AB üyeliğine aday Türkiye’nin geleceğini doğrudan ilgilendirdiğini belirtti.

Tarih boyunca Avrupa’nın bir parçası olan Türkiye'nin, burada gelişen akıl ve değerlerden hem beslenmiş hem de bunlara katkı sunmuş büyük bir Avrupa ülkesi olduğunu belirten Çelik, "AB’nin önemli bir üyesi olan İspanya’nın ise Avrupa’nın askeri, siyasi ve ekonomik anlamda uluslararası alandaki gücüne yaptığı katkı ise zaten tartışılmaz bir gerçektir. Batılı ülkelerin güvenliği ve Akdeniz'in istikrarı için İspanya ve Türkiye’nin ortak çıkarları vardır" dedi.

İki ülke arasında giderek artan ticari ve ekonomik ilişkilerin bu birlikteliği güçlendirdiğini vurgulayan Bakan Çelik, "Uzun bir süre sınırlı bir düzeyde kalan Türkiye-İspanya ilişkileri, 1980’lerin ortalarından itibaren İspanya’nın NATO’ya ve AB’ye dahil olması ve bunun yanı sıra her iki ülkenin dış pazarlara açılmasıyla ciddi bir şekilde canlanmıştır. İki ülke arasında, 16 Nisan 1989'da imzalanan Dostluk Antlaşması, 2005'te ortaklaşa başlatmış olduğumuz Medeniyetler İttifakı girişimiyle perçinlenmiştir" diye konuştu.

Bakan Çelik, İspanya’nın, AB üyelik sürecinde Türkiye’yi desteklemesini anlamanın zor olmadığını belirterek "Öte yandan, İspanya yıllarca sürdürdüğü ETA terörüyle mücadelesinden dolayı, ülkemizin PKK terörüne karşı verdiği mücadeleyi çok daha iyi anlamaktadır." ifadelerini kullandı.

Avrupa kıtasında hüküm süren değişim rüzgarlarının, AB'nin mevcut durumu ve geleceğine ilişkin tartışmaları her zamankinden daha önemli hale getirdiğini söyleyen Bakan Çelik, "Özellikle Brexit ile başlayan yeni dönemde AB’nin nasıl bir birlik olacağı ve AB içindeki yeni güç dengelerinin birliği küresel sorumlulukları çerçevesinde yeniden nasıl şekillendireceği ve misyonunu ne şekilde etkileyeceği herkesin şu anda cevabını aradığı sorular arasında yer almaktadır." dedi.

DÖNÜM NOKTASI...

Türkiye-AB ilişkilerinin bir dönüm noktasında olduğunu kaydeden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son dönemde ise yasa dışı göçle mücadelede yürüttüğümüz başarılı iş birliği, AB ile ilişkilerimiz temelinde 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasında yaşanan gelişmeler maalesef AB ile olan ilişkilerimizi zedelemiştir. Türk halkının tüm katmanları ve tüm kesimleri ile birlikte güçlü bir şekilde demokrasisine sahip çıktığı bu zorlu süreçte, AB'den daha fazla yakınlaşma ve anlayış beklerken, tam tersi tavırlarla karşılaşıyoruz.

Geçmişte AB bir krizi kendi başına aşabilirken; eşzamanlı olarak çoklu krizlerin yaşandığı ve çoğunlukla AB dışından kaynaklandığı bugünün karmaşık dünyasında bu artık mümkün görünmemektedir. AB bir yandan, 'birlik içinde çeşitlilik' ve 'çok kültürlülük' gibi kapsayıcı değerlerinin aşınması tehlikesiyle karşı karşıya kalırken, diğer yandan ekonomik kriz ve terörle mücadeleyi gerektiren güvenlik krizinin yanı sıra tarihi boyunca karşılaştığı en çetrefilli sorunlardan biri olan mülteci kriziyle başa çıkmak zorunda kalmıştır. Rusya’nın Kırım’ı işgali, Ukrayna’daki durum da AB’yi zorlayan konulardır. Terörle ve aşırılıkçı hareketlerle mücadelede ve mülteci krizinde, Türkiye'nin vazgeçilmez bir ortak olarak önemli bir rol oynadığı görülmüştür."

Çelik, popülist akımların İslam düşmanlığı, göçmen karşıtlığı, çok kültürlülüğe karşı olmaları, antisemitik ve ırkçılığa varan sert söylemleri, AB karşıtlığı üzerinden siyaset yapmaları ve merkez partilerin de bu söylemlere karşı alternatif söylemler geliştirememesinin, Avrupa’da sorunun ve krizin daha da büyümesine neden olduğunu söyledi. Merkez partilerin söylemlerinin popülist aşırı sağın söylemlerine kaymasının, sadece aşırı partilerin güç kazanmasına katkı sağlamakla kalmadığını, aynı zamanda süreç içerisinde merkezin aşırı uçlara kayma tehlikesini de ortaya çıkardığının altını çizen Çelik, "Bütün bunların sonucunda Avrupa halklarının AB’ye duyduğu güven bugün yerini meşruiyet krizine bırakmıştır." ifadesini kullandı. Bakan Çelik, AB’nin krizlerden güçlenerek çıktığı söyleminin doğru olmasını umduğunu belirterek şunları söyledi:

"Esasında Türkiye’nin AB üyelik sürecinin iç siyasi malzeme haline getirilmesi Türkiye ile ilgili bir mesele değildir. Popülist politikacılar, AB’nin önde gelen sorunlarının üstünü örterek hiçbir dayanağı olmadan Türkiye karşıtlığından beslenmeye çalışıyorlar. Bu nedenle bu konunun bizatihi bir AB krizi olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır." Türk halkının AB ile ilgili görüşlerinin ne yönde olduğuna ilişkin soruya Çelik, yapılan araştırmalarda, Türk halkının AB'ye üye olmak istediğinin fakat Türkiye'nin AB'ye yakın zamanda üye olamayacağını düşündüğünün ortaya konulduğu yanıtını verdi. Çelik, bunun sonuçlarını araştırdıklarında ise ortaya ilginç bir tablo çıktığını belirterek "Çok net. Türkiye'ye Avrupa Birliği tarafından verilen hiçbir söz şimdiye kadar tutulmamıştır. Fasılların açılmasında, Türkiye-AB ilişkilerinin ilerlemesi konusunda verilen hiçbir söz bugüne kadar tutulmamıştır." diye konuştu. Türkiye'nin hiçbir sözünü tutmayan bir AB ile karşı karşıya olduğunu kaydeden Çelik, Türk halkının neden böyle düşündüğünün araştırılması gerektiğini vurguladı.

IKBY REFERANDUMU

AB Bakanı Çelik, toplantıdaki konuşmasının ardından soruları cevapladı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) yapılan gayrimeşru referenduma ilişkin soru üzerine Çelik, Türkiye'nin Irak'ın toprak bütünlüğünü savunduğunu belirterek, IKBY'nin aldığı referandum kararının Irak'ın geleceğine fayda sağlamayacağını vurguladı. Çelik, "Biz oradaki Kürtlerin kazanımlarına karşı değiliz. Türkmenlerin ve Arapların da kazanımlarına karşı değiliz. Birlik içinde yaşamalarını istiyoruz. Bizim duruşumuz bu konuda nettir. Biz bütün bu derin bir devletin içerisinde olup da o devletten ayrılmaya kalkışan, bu referandum kararlarına, ayrılıkçı kararlara tamamen karşıyız" dedi.

Gayrimeşru referandum kararının bölgeye daha çok çatışma getireceğini söyleyen Çelik, söz konusu kararın bölgeyi istikrarsızlaştırarak PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine yeni alanlar oluşturacağı için bu duruma karşı olduklarını kaydetti.

AVRUPA DEMOKRASİSİ ALARM VERİYOR

Almanya'daki seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Çelik, Avrupa'da ırkçılık ve faşizm tehlikesinin kendini hissettirdiğine işaret ederek, "Almanya'da ortaya çıkan seçim sonuçları, Avrupa demokrasileri için bir alarm durumudur. Burada bir alarm ilan edilip bununla nasıl mücadele edeceğimizi düşünmemiz lazım." dedi.

Çelik, Türkiye'deki OHAL süreciyle ilgili soru üzerine de devletin birçok kurumuna yerleşmiş Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile bağlantılı kişilerle mücadele edildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti: "Biz çok olağanüstü bir dönemden geçiyoruz ve olağanüstü dönemde de olağanüstü hal çerçevesinde bu mücadeleyi vermek zorundayız. Biz OHAL'i keyfimizden ilan etmedik. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin bize verdiği yetkiyle, 5. maddesinin verdiği yetkiyle bunu ilan ettik. Bizim bu terör örgütleriyle mücadele için OHAL kararına ihtiyacımız var. Terör örgütleriyle mesafe alındıkça gün gelecek kalkacaktır ama Fransa'daki OHAL'i eleştirmeyenler Türkiye'de OHAL ilan edilmesini haksız buluyorlar."

Türkiye'nin sınırlarını korumak için PKK ve DEAŞ gibi terör örgütlerine karşı mücadele verdiğini söyleyen Çelik, "Biz bu mücadeleyi vermezsek DAEŞ terör örgütü Suriye'de ya da Irak'ta olmaktan çıkar, Türkiye üzerinden Avrupa'ya gider. Aslında Türkiye'nin verdiği bu mücadele Avrupa'nın güvenliğini ve istikrarını da koruyan bir mücadeledir." dedi. Türkiye-AB ilişkilerine de değinen Çelik, Türkiye'nin büyük bir Avrupa devleti olduğunu ve Türkiye olmaksızın Avrupa tarihinin yazılamayacağını, Avrupa'nın geleceğinin şekillenemeyeceğini kaydetti. Çelik, "Türkiye'yi AB'nin dışında bırakalım demek, Avrupa'yı küresel bir güç olmaktan alıkoyar." ifadesini kullandı.Reform yapamayan, yeni siyasi değer üretemeyen ve kendi içine kapanan bir statükocu AB olması durumunda, Türkiye ile birlik arasındaki ilişkilerin iyi olmayacağını dile getiren Çelik, Türkiye-AB arasındaki ilişkilerin geleceğinin AB'nin geleceğiyle alakalı olduğunun altını çizdi.

Meğer Türkçe biliyormuş...Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda maske ve mesafe denetimi yapıldı. Uyarılara rağmen maskesini düzgün takmayan ve Türkçe bilmediğini söyleyen yabancı uyruklu bir yolcu maske cezası yedikten sonra Türkçe konuşmaya başladı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber