Geri Dön

‘Sosyal medyadaki kamplaşma derinleşti’

Milliyet’e konuşan İletişim Başkanı Altun, sosyal medyadaki siyasi kamplaşmanın gittikçe derinleşmesine karşı 10 başlıkta önerilerini sıraladı. Altun, Twitter’ın 7 bini aşkın hesabı ‘şeffaflık” gerekçesiyle kapatmasını da ‘trajikomik’ olarak yorumladı

‘Sosyal medyadaki kamplaşma derinleşti’
Kıvanç El

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, dijitalleşme ile sosyal medyanın, siyasal kamplaşmanın “mütemmim cüzü” (ayrılmaz parçası) haline geldiğini sosyal medyadaki siyasi mücadele ve kamplaşmanın derinleşmeye başladığını söyledi. Altun, bunun giderilmesi için 10 başlıkta önerilerini sıraladı. Twitter’ın Türkiye’deki 7 bini aşkın hesabı kapatmasına ilişkin de Altun, “Kararın, şeffaflık kisvesine büründürülmeye çalışması trajikomiktir. PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine destek veren hesaplarla ilgili düzenleme yapmaması dikkatten kaçmıyor” eleştirisinde bulundu.

Altun, Twitter’ın kararı ve sosyal medya düzenlemeleriyle ilgili Milliyet’in sorularını yanıtladı.

Sosyal medya, hız ve güç olarak en önemli iletişim araçlarından biri. Mecra ne kadar doğru kullanılıyor?

- Sosyal medya paylaşımları arasında kaybolmamak ve sosyal medyanın hızına yenik düşmemek için İletişim Başkanlığı olarak güvenilir, geleceğe kalabilecek düzeyde bilgilendirici içerik üretiyor, milletimize ve uluslararası kamuoyuna sunuyoruz. Vatandaşlarımızdan aldığımız geri bildirim çok değerli. Talep, öneri ve şikayetlerini alıyor, değerlendiriyoruz. 54 milyon sosyal medya kullanıcısı bu platformların sunduğu etkileşim imkanıyla yetkililere erişebiliyor. CİMER’e başvurularda ciddi artış var. Madalyonun öteki yüzünde ise art niyetli bazı odaklar sosyal medyayı zihin kontrolü, asparagas haberlerin yayılması, itibar suikastı, psikolojik savaş ve algı yönetimi amacıyla kullanarak dezenformasyon peşinde.

‘Dijital kuşatma’

‘Dijital farkındalık” çağrısı yaptınız, hakikate ulaşmak artık daha da mı zorlaşıyor?

- 62 milyon internet kullanıcısı günde 2 saat 51 dakika internet kullanıyor. Dünya ortalamasının üstünde olduğu için bizim önem verdiğimiz konuların başında ‘dijital farkındalık’ geliyor. Sosyal medya kullanıcıları gündelik yaşantılarında enformasyon bombardımanıyla karşı karşıya. Çeşitli kaynaklardan gelen bilgiler arasından doğru bilgiyi seçmek en zor eylemlerden biri. Sosyal medya merkezli enformasyonun kısa sürede kitlelere yayılması ve anında geri bildirim alma imkanı sunması ‘dijital kuşatma’yı beraberinde getiriyor. Günümüzde gerçek ve kurgu arasındaki sınırlar ortadan kalkmaya başladı. Algılar gerçeklerden baskın hale gelirken, sosyal medyanın manipülasyon amacıyla kullanılmasıyla birlikte insanlar hakikatle yalan arasındaki farkı göremeyecek noktaya sürüklendi. Dijital medya okuryazarlığına eğilmeliyiz. Çocuklardan ve gençlerden önce ebeveynlerin dijital farkındalığını artırmalıyız.

Bu konuda eğitim başta olmak üzere ne tür adımlar planlıyorsunuz?

- İletişim Başkanlığı olarak, devletimizin stratejik iletişimini gerçekleştirirken diğer yandan milletimizi, sosyal medya kullanımı konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu bu çabamızın kıymetli bir çıktısı. Devlet olarak sosyal medyanın gücünün farkında olduğumuz için milletimizi bu alanda bilinçlendirmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Kılavuza, ‘Sosyal Medya Terimleri Sözlüğü’ de ekledik. Sosyal medya okuryazarlığı alanında yeni ve bütüncül çalışmalar gerçekleştireceğiz. Sivil girişimleri de önemsiyoruz. ‘Dijital zorbalık’ meselesi bir diğer önemli konu başlığımız. Gençlerimizi dijital zorbalıktan korumak için yeni teknolojilerin ve sosyal medyanın kullanımı konularında toplumu bilgilendirmeye devam edeceğiz. Yakın zamanda Başkanlığımızın sosyal medya hesaplarından gündelik hayatın parçası haline gelen dijital iletişimin bütününü kapsayan kavramların ve terimlerin anlamlarını paylaşarak yeni bir adım daha atacağız.

‘Küresel çapta düzenleme’

Sosyal medya ile ilgili yasal düzenlemeye ihtiyaç var mı?

- Sosyal medyada en büyük problem, kaynağın güvenilirliğidir. Yalan, yanlış ve eksik bilgiler sosyal medyada doğru bilgiden daha hızlı yayılıyor. Her kullanıcının birer içerik üreticisine dönüştüğü günümüzde bilginin doğruluğu tartışmalı hale geldi. Bu durum manipülasyona ve dezenformasyona neden oluyor. Bilgi kirliliğinin önüne geçmek, doğru bilginin itibarını iade etmek için sadece Türkiye’de değil küresel ölçekte yasal düzenlemeler mutlaka geliştirilmelidir. Yeni mezun hukukçularımızın dijital hukuk alanında uzmanlaşmalarını öneririm. Bilişim hukuku konusundaki çalışmalara ağırlık verileceği, ciddi insan kaynağına ihtiyaç duyulacağı bir döneme giriyoruz. Yasal düzenlemelerin yanı sıra sosyal medya kullanıcıları, paylaşımlarının yasal sorumluluğunun farkında olmalılar.

10 temel ilke

Sosyal medyada siyasi kamplaşma ve ayrışmaların önlenmesi için tavsiyeniz ne olur?

- Cemil Meriç ‘Bütünü bilmediğimizden ya sloganlara esir olduk ya ideolojilere köle’ der. Tespit tam manasıyla sosyal medyadaki ayrışmaları ifade ediyor. Siyasal aktörler sosyal medyadaki söylemlerinde rakiplerine karşı retorik üstünlük sağlamayı hedefliyor. Dijitalleşmenin etkisiyle sosyal medya siyasal kamplaşmanın mütemmim cüzü haline geldi. Siyaset ve sosyal medya ilişkisinde psikolojik bir tatmin olarak bireylerin inandıkları görüşleri savunmaları ve doğrudan ya da dolaylı olarak siyasetin şekillenmesinde rol oynamaları onları mutlu ediyor, vicdani rahatlama sağlıyor. ‘Dijital aktivizm’ olarak adlandırıyoruz. Sosyal medyanın neden olduğu paradigma değişimi, siyasetteki teamüllerin de farklılaşmasını beraberinde getirdi ve sosyal medyadaki siyasi mücadele ve kamplaşma derinleşmeye başladı. Sosyal medyada;

ahlaki ilkelerden asla ödün verilmemeli,

karşıt görüşlere hakaret edilmemeli,

doğru bilginin peşinden gidilmeli,

hakikat araştırmalı,

özel hayatın mahremiyetine dikkat edilmeli,

farklı görüşler dinlenmeli ve idrak edilmeye çalışılmalı,

paylaşımların hukuki sorumluluğunun bilincinde olunmalı,

ötekileştirici ve ayrıştırıcı dilden uzak durulmalı,

nefret söylemi terk edilmeli ve ırkçılıkla mücadele edilmeli,

milli, manevi ve kültürel değerlerimiz korunmalı.

‘Trajikomik gerekçe’

Twitter, ‘hükümetin yönlendirdiği’ iddiasıyla 7 bin hesabı kapattı. Özel bir şirketin hamlesini nasıl yorumluyorsunuz?

- Twitter’ın kapattığı hesapların Cumhurbaşkanımıza ve AK Parti’ye destek amacıyla açılan ‘sahte hesaplar’ olduğu iddiası gerçek dışı. Bu karara, taraflı ve siyasi saiklerle oluşturulan dokümanların dayanak yapılması da skandalın başka bir boyutu. Birbiriyle alakasız sosyal medya hesaplarının faraziye bir yaklaşımla bir potada bir araya getirilerek ülkemizin, Cumhurbaşkanımızın zan altında bırakılmasına itiraz ediyoruz. Siyasi ve ideolojik olduğu her haliyle belli olan bu kararın, şeffaflık kisvesine büründürülmeye çalışması ise trajikomiktir. Türkiye’ye karşı bu adımı atan Twitter’ın, PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine destek veren hesaplarla ilgili hiçbir düzenleme yapmaması, bunların kara propagandasına imkan sunması elbette Türkiye kamuoyunun dikkatinden kaçmıyor. Şahsımla ilgili CHP-HDP medyasında üretilen yalanları hayretle karşılıyorum. Hiçbir mecrada sahteciliğe, manipülasyona geçit vermeyiz. Bütün alanlarda olduğu gibi dijital dünyada da hakikati savunuyoruz. Kaygımız medya politikalarına şekil verirken, sosyopolitik gerçekliğin sosyal medyada yansıma bulmasıdır. Dijital dünyada da sosyo-politik gerçekliğin birebir karşılık bulmasını istiyoruz.

‘İtibar suikastı için kullanmak ürkütücü’

Sosyal medyada size karşı strateji kurulduğu yönündeki iddialara ne diyorsunuz?

- Sosyal medyanın siyasetin kötücül kullanımı için bir araç haline gelmesine üzüldüğümü söylemek isterim. Bir siyasi parti topluma umut vaat eder ve gelecek için ortaya perspektif sunar. Ancak, geçenlerde ana muhalefetin toplum için çalışmak yerine, Cumhurbaşkanımızın yakın çevresinde bulunduğum için şahsıma ve eşime itibar suikastı yapmak için strateji geliştirdiğini üzülerek okudum. Partilerin vizyonlarının bu kadar sığ ve ideallerinin kötücül olmasına üzüldüm. Sosyal medyanın daha temiz, daha yapıcı, daha faydalı olması için çalışan bir kurumun başkanı olarak, sosyal medyanın ana muhalefet tarafından itibar suikastları için kullanılmasını yanlış buluyorum. Şahsıma ve aileme yapılan tüm saldırılar, evime tacizler, itibar suikastlarının tek bir merkezden yönetildiğini de bu anlamda görmüş olduk. Bunu ürkütücü buluyorum.

 

 

 

TBMM Başkanı Şentop açıkladı! Ayasofya'da ilk namaz...Ayasofya kararı sonrası TBMM Başkanı Mustafa Şentop açıklamalarda bulundu. “Ne zaman namaz kılmaya gideceksiniz?” sorusuna ilişkin Şentop, ''En kısa zamanda. Muhtemelen önümüzdeki hafta içerisinde olabilir. En geç önümüzdeki hafta cumaya kadar bu konuda adım atılır. Hep beraber, siz de gelirsiniz.'' yanıtını verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber