SiyasetTürkiye, ABnin Çini olacak

Türkiye, ABnin Çini olacak

27.12.2004 - 00:00 | Son Güncellenme:

Çelebi, "2007den sonra Türkiyeye 8 milyar euro kaynak aktarılacak. 2010a kadar da Türkiyeye 20 milyar euro yabancı sermaye geleceğini tahmin ediyorum" diyor

Türkiye, ABnin   Çini olacak

ANAPın Ekonomiden Sorumlu eski Devlet Bakanı Işın Çelebi: ABnin 3 Ekim 2005te müzakereleri başlatma kararı, 17 Aralıktan bu yana daha çok siyasi yönleri ve Kıbrısı tanıma sorunu nedeniyle tartışılıyor. Tarama sürecinin ekonomiye etkilerini ve müzakere aşamasında tarım başta, ortaya çıkacak zorlukları konuşalım isterseniz. - Tarama sürecinin Türkiye için kolay bir dönem olacağını düşünüyorum. Çünkü 2000 yılından sonra Türkiye 8 alt komitede 31 başlığı içeren bir asgari analitik inceleme süreci yaşadı. Dışişleri Bakanlığınca yapılan hazırlıklarda taramanın bazı oluştu. Tarama 2005 yılının ilk üç ayında başlarsa eylül içinde bitirilebilir. - Tarım, çevre, balıkçılık, enerji. Tarımın istihdamdaki oranı yüzde 34. Tarım, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 12sini üretiyor. 2014te Türkiyenin AB tam üyeliğinin gerçekleşeceği dönemde tarımdaki istihdamın yüzde 20lere inmesi lazım. Bunu yaparken verimliliği artıracaksınız, insanları sanayiye göçe zorlayarak, fakirleştirerek değil. Tam tersine tarımdaki destekleme politikalarını tasfiye ederek, kırsal kalkınma projesini ön plana alarak yeni bir yapıya kavuşturacaksınız. En zorlu alanlar hangileri? Klasik destek kalkıyor - Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonyaya 2004 - 2013 arasında doğrudan ödemeler yapılacak. Bu destek her bir ülke için 8 - 10 milyar euronun altına düşmez. Bugün tütünde, şekerpancarında Türk köylüsü farklı alanlara kayıyor. Ziraat Bankası kanalıyla eski, klasik desteklemeler, devre dışı tutuluyor. Tartışılması gereken konu, ne kadar kaynak ayrılacağı. Türkiyede tarım, IMF politikaları sonucu zaten gerileme içinde değil mi? AB sürecindeki küçülmenin toplumsal bedeli ne olacak? Köyden kente göç, daha fazla yoksullaşma ve işsizlik mi? Türkiye 1960larda dünyada kendine yeten 7 ülkeden biri olarak gösterildi. Şimdi ithalat yapıyor. AB üyeleri destek alırken, köylümüz, çiftçimiz bu olanaktan yararlanmayacak. - 2006 bütçesine kadar ayıramayacak. Bu kapsamda 15 milyar euro ayrılmış. 2007 - 2013 döneminde Türkiyeye de kaynak aktarılacağı dipnotla açıkça belirtilmiş. Bu miktar 8 - 9 milyar euro olabilir. AB, kaynak ayırmayacak mı? Tarımdan başlamayacak - 2007den sonraki 7 yıllık yeni mali perspektif içinde bütçe buna açık. Müzakerelerin başlaması, tarımda destek için yeterli mi? - Polonyada şekerpancarı üreticileriyle ilgili ve şeker politikasıyla ilgili AB, kendi iç rejimini değiştirme kararı verdi. Mesela Polonyada 2008 sonuna kadar insan sağlığı, veterinerlik amaçlı bazı ürünlerle ilgili bir istisna tanıdı. Türkiye, müzakereye tarımdan başlamayacak. Tarım müzakerelerinde en çok Polonya zorlanmış. Neden? - En kolay çözebileceği başlıkları ele alıp görüşecek. Nereden başlayacak? - Çevre mesela. Türkiyenin uyum sağlaması gereken, atık suların temizlenmesi konusunda Romanya 28 milyar euro yatırım yapma taahhüdünde bulundu. Romanya bu süreçte 10 yıllık istisna aldı. Enerji sektörü çok sorunlu. Malların serbest dolaşımında, küçük ve orta ölçekli işletmelerde, eğitimde, bilim ve araştırmada, iletişim ve bilgi teknolojilerinde müzakere süreçleri hemen açılıp kapanabilecek pozisyonlardır. Zor konular? - AB ortalaması, zorunlu eğitim süresinin 9 - 12 yıla çıkarılmasıdır. Çıraklık meslek eğitim yasası değiştirilecek. Eğitimde ne yapılacak? - 23. paragrafı değerlendirdiğimizde bu Türkiyenin isteğine bağlı. Müzakere edeceğimiz ülkelere de bağlı kuşkusuz. Polonyada serbest dolaşım 7 yıl attı. Serbest dolaşımın tümüyle kısıtlanması söz konusu mu? - Türkiye için de istemeyebilir. Bunlar müzakereler sürecinde tartışılacak. Kalıcı bir kısıtlama getirmiyor. Diğer ülkelerde de yapılmış. 3 - 5 yıl ileriye atıyor. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonyada da oldu. Kişilerin serbest dolaşımında, doktor, mimar, avukat gibi yüksek uzmanlık gereken mesleklerde eğitimlerin yeterliliğine ilişkin kriterlere uyum sağlama zorunluluğu var. Bunlar müzakere sürecinde ele alınacak ve mesleki kalifikasyonların karşılıklı olarak uyumu da sağlanacak. AB üyeleri istemiyor. - Mesleki kalifikasyonlar karşılıklı olarak tanındığı zaman; A üniversitesinden mezun avukatı Fransada, İngilterede Avukatlık yapabilir düzeyde görüyorum diye müzakerelerde uzlaşma olduğu zaman. Bir doktor gidip çalışmak isterse... - Romanyada, Bulgaristanda diğer ülkelerde de öyle, 9 başlığı açıyor. Hepsini aynı anda müzakereye alıyor, sonra 6sını kapatıyor. 3ünü de geçici olarak kapatıyor, tam bir uyum sağlanamadığı için. Sonra tekrar dönüyor, 3 konuda müzakereleri tamamlıyor. Öyle yıllarca maddelerin tek tek görüşülmesi diye bir şey yok. Hükümetlerarası Konferans, taramadan sonra belli pozisyon belgeleri hazırlatarak müzakerelere başlayacak. 31 başlık tek tek açılıp kapanacak mı? AB devrim yaptı - 28 milyar euro gibi bir rakam olarak hesap ediliyor ama Türkiyenin müzakere sürecine başlamasıyla elde edeceği kaynaklar da çok önemli. AB yeşil ışık yakacak. Yabancı sermaye yatırımları artacak. 235 milyar euro yabancı sermaye yatırımı var AB ülkelerinde. Çek Cumhuriyetinde müzakere öncesi toplam yabancı sermaye yatırımı 5 milyar euro. 1997den sonra bu rakam 37 milyar euroya çıkıyor. Türkiyeye 10 yıllık AB müzakere sürecinin maliyeti ne olacak? - Başlangıçta 2.5 - 3 milyar euro düzeyinde olduğunu düşünelim, her yıl kademeli artacaktır. 2010a kadar Türkiyeye 20 milyar euro dolayında yabancı sermaye gireceğini tahmin ediyorum. Yabancı sermaye, üretkenlik de getirecek. Özellikle tarımda bir kalkınma projesi uygulanacak. Organik tarımdan, gıda üretimindeki hijyenik yapılanmaya kadar, birçok alanda yabancı sermaye yatırımı gelecek. Türkiye için beklenti nedir? - 2010 ve 2014 arasında tamamlanacağını düşünüyorum. Bu sürede yabancı yatırımların yanı sıra Türkiyeye know how da gelecek. Teknoloji transferi yapılacak. Türkiye bir nevi ABnin Çini haline geliyor. Çok önemli bir üretim üssü olacak. Çin derken, ucuz işgücü anlamında söylemiyorum. Genç nüfusu çok ciddi bir potansiyel ve dinamizm getiriyor. Türkiyenin de ABye büyük katkısı olacak. Bunun için hukuki altyapıyı, ticareti çok iyi düzenlemek gerekir. İrlanda modelini uygulamak gerekiyor. 2010da müzakere süreci tamamlanır, diyorsunuz. - ABde kendi içinde bir devrim yaptı. Kafalarda yerleşmiş duvarları yıktı. Kültürel çatışmaların önüne geçecek yeni bir açılım yaptı. AB, 3 Ekim 2005 takvimini verirken, neleri ölçüt aldı? Tarih, yararlı olmuştur - Bu soruyu bana sormayın!.. Partinizin eski lideri Mesut Yılmaz, 17 Aralıkı yorumlarken, Ben olsam süreci dondururdum dedi. - Ben bu meseleye pozitif yaklaşmanın doğru olduğunu düşünüyorum. Kime soracağım? Yıllarca ANAPta politika yaptınız. - Hayır, masadan kalkmaz ve müzakerelerin başlamasını sağlardım. 3 Ekime müzakere tarihi verilmesi, Türkiye ve AB için çok yararlı olmuştur. 17 Aralık kararı, üyelik kadar önemlidir. Türkiyenin standartlarını yukarıya çekecektir. Siz masadan kalkar mıydınız? - Doğru yaptı. Bence bu, Türkiyenin başarısıdır. Ve hükümet de bu anlamda doğru bir tavır takınmıştır. Tayyip Erdoğan masadan kalkmamakla... - Çözüm için aktif olunması gerekiyor. Kıbrısı siyasi kriter haline getiren, çözümsüzlüktür. Soru: Kıbrıs için ne diyorsunuz? - Türkiyenin ihracatı 60 milyar dolar düzeyine geldi. Gayri safi milli hasılanın 230 milyar dolar olduğunu düşünürsek, yaklaşık yüzde 30unu ihracattan sağlıyor. İthalat da 100 milyar doların üzerinde. Gayri safi milli hasılanın yarısı dış ticaret hacminden. Gümrük Birliği, AB müzakere sürecinde bir avantaj oluşturacak mı? - Türkiyenin ihracatı da arttı. Yüzde 50 civarında ihracatı ABye yapıyor. ABden yapılan ithalattan patlama oldu. - Gümrükleri sıfırlayınca ABden ithalat patladı ama rakamlar dengeye oturuyor. Müzakere süreci daha fazla etkilemez. Yine de asimetrik bir denge söz konusu. ABnin güçlü ekonomileri Türkiyenin 20 katı olarak hesaplanıyor. Onlar ortak, biz pazar olmayız - Türkiye, Gümrük Birliği döneminde, 1996 sonrasında rekabet edebileceğini kanıtladı. Müzakere süreci ABye yeni avantaj sunmayacak. Sadece 10 yeni ülkeye Ankara Anlaşması uyarlanacak. Yeni rakipler var. Doğu Avrupa ülkeleri. Onlar üye oldular, Türkiye ise AB fonlarından 2010larda üye olana dek pek fazla yararlanmayacak. - Hayır, kesinlikle tam tersi. Onlar ortak, biz pazar olmayacağız değil mi? - Türkiye 1970lerde AB anlayışında çok yanlışlar yaptı, o hataların ceremesini çekiyor. Yunanistanın cunta döneminden çıkıp ABye üye olması tartışması başladığında, Türkiyeye de teklif edildi aynı şartların uygulanması. O zaman reddetmeseydik, aynı şartlarla, Yunanistan, İspanya, Portekiz sürecinde Türkiye de üye olacaktıBen pazar olacağımıza hiçbir zaman inanmadım. Türkiyenin, rekabet gücünü ve uluslararası alanda etkinliğini artırdıkça güç kazanacağını düşünen bir insanım. Asıl sorun, rekabet. Mesela enerji sektöründe hâlâ piyasalar oluşamıyor. Devlet, kontrolü tutmak istiyor. Devletçi ekonomi mantığı terk edilemiyor Türkiyede. ABnin yeni üyeleri, ekonomik sıçramayı müzakere sürecinde gerçekleştirdiler ve istikrar sağladılar. Siz 1970lerde Ecevitin danışmanıydınız, Türkiye, ABye uzun yıllar Pazar olmayalım kaygısıyla kapanmadı mı? - Türkiyenin standardını da müzakereler başladıktan sonra yukarı çekebilmeliyiz. Kalıcı yabancı sermaye ile üretim gücünü artırabilmeliyiz. İleri teknoloji yatırımlarına öncelik vermek gerekiyor.550 milyon nüfuslu bir pazara giriyorsunuz. ABnin büyüklüğü 1O trilyon dolar. Dünya gayri safi milli hasılasının yüzde 30u. Bu pazarda iddialı olabilmek için markalaşma önem taşıyacak. Çıtayı yükselttiler. Artık slogancı siyaset biter - Türkiye, yol haritasını çizerken, mutlaka Çin ve Hindistandaki gelişmeleri de dikkate alarak AB müzakere sürecini yürütmek konumunda. Çin de bastırıyor. - Amerika pazarında, Çinin, konfeksiyon piyasasının yüzde 50sini ele geçireceği hesap ediliyor. AB piyasalarında da yüzde 30unu. Türkiyenin tekstil sektörünü çok yakından ilgilendiriyor ve etkileyecek. O yüzden AB müzakereleri başlayınca, Çinin ve Hindistanın dünya pazarlarında yaratacağı sinerji de dikkate alınmalı. Serbest dolaşıma belki yeni bir gözle bakmak gereği çıkacak. 2005te tekstilde kotalar kalkıyor. İhracatın lokomotif sektörlerinde Türk tekstili de Çinin dünya pazarlarındaki egemenliğinden olumsuz etkilenecek. - Yetişmiş insan gücü. Hindistanda şu anda yazılım, bilgi ve iletişim sektörünün tümünde 8 milyar dolara yakın ihracat söz konusu. Hindistan bunu gelecek on yılda 50 milyar dolara çıkaracağını söylüyor. AB, kendini eğer teknolojik olarak yenilemezse, bu alanlarda geri plana düşecek. Türkiyeye gelecek AB sermayesiyle bilişim sektöründe çok farklı noktaya gelebilir. Avantajları neler Türkiyenin? - Sloganlarla konuşan, daha çok nutuk atmaya dönük siyasetin biteceği kanaatindeyim. Türkiyede iç siyaset yeni dönemde nasıl yapılanacak? AB standartlarına uyum gösterebilecek mi? 1950 yılında Karamanda doğan Işın Çelebi, ODTÜ Mühendislik Fakültesi Metalurji Bölümünden mezun olduktan sonra Siyasal Bilgiler Fakültesinde ekonomi masterı yaptı. Dokuz Eylül Üniversitesinde ekonomi doktorası yapan Çelebi, Devlet Planlama Teşkilatında İktisadi Planlama Dairesi uzmanı olarak görev yaptı. Metaşta genel müdürlük görevinde bulunan Çelebi, 3 dönem parlamentoda İzmir milletvekili olarak görev yaptı. Bir dönem ihracattan sorumlu devlet bakanlığı görevinde de bulunan Çelebi, halen kurduğu Çelebi Stratejik Danışmanlık adlı şirkette danışmanlık yapıyor. Kimdir?

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler