Anlaşılan bu sezon da hakem tartışmaları ile geçecek.
Kimse üç haftalık performanslarından memnun değil. Üstelik henüz ligin başı.
Durumdan en çok rahatsız olan ise Merkez Hakem Kurulu başkanı Serdar Tatlı.
Geçen sezonu başarılı tamamlayan ve MHK’nin koltuğunu koruyan aynı hakemler şimdi Tatlı’nın da hedefinde.
Hafta başı düzenlenen iki günlük seminerde Tatlı açık açık hoşnutsuzluğunu dile getirdi.
Ve dedi ki; “Ligi şikayet gelmeden bitirmiştiniz. Beklentimiz bu sezona da kaldığınız yerden başlamanız idi. Ama görüyorum ki çok uzaksınız o noktadan...”
Haksız da değil başkan. Kulüpler savaş baltalarını çıkarmaya hazırlanıyor. Lig sonlarını düşünemiyorum bile.
Hakemler uyarıları dinledi de, kamuoyu ne kadarını biliyor bunların?.. Edindiğim bilgileri paylaşayım;
- Üç haftalık performansınızdan memnun değiliz.
- Çok basit hatalar yapıldı. Yer almalarda büyük sıkıntı var. Kritik pek çok pozisyonda top hakemlere çarptı ve atak başlangıcını engelledi.
- Hakem kararına bırakılan pozisyonlarda VAR gereksiz müdahalelerde bulundu.
- Teknik alan itirazlarında daha duyarlı olun. Hakemlik kişiliğinizi sorgulatmayın.
- Sakatlık bahanesiyle kendini yere atan oyunculara taviz vermeyin.
- Oyuncuların otoritenizi bozmasına müsade etmeyin.
- Dördüncü hakemler oyuncu değişikliklerinde yorum yapmasın, müdahalede bulunmasın.

Zaman geçmeden!
Yukarıdaki uyarılar (sonuncusu hariç) yıllardır her seminerde yapılıyor. Ama değişen bir şey yok.
En deneyimli dediklerimiz bile kaosun parçası olmaya devam ediyor. Aslında hakemlerin pratik eksikliği olduğunu sanmıyorum. Konu fiziksel ve zihinsel motivasyon yetersizliği.
Belki kişisel sorunları var, belki yaptıkları işi küçümsüyorlar.
Ancak bir an önce geçen sezonki seviyeyi yakalamaları gerek. Tüm bunlara çözüm üretmek MHK’nin sorumluğunda.
İşler yolunda giderken aslan payı MHK ve UEFA eğitimcisi Jaap Uilenberg’in. Kötü gidince sadece hakemin mi?..
Çok ciddi hatalarda bir-iki hakemin canı yanabilir. Kadro aynı kadro, lig böyle tamamlanacak.
Olan her zamanki gibi yine MHK’ye ve başkanına olur. Serdar Tatlı da bu gerçeğin farkında sanırım. Şimdiden bu kadar sert çıkması, devre arası yaşanması olası bir krizin önünü almak içindir kuşkusuz.
Hep “hakem konuşulmasın” dileğinde bulunuyoruz, lakin gündemi yine onlar belirleyecek korkarım.

Ekincik...
Cenneti, cehennemi bilmem.
Harika bir yeri anlatmak istersem, adına Ekincik Koyu derim. Pandemi nedeniyle iki yıl uzak kaldığım bu doğa harikası mekanda dostlarım Ömer abi, Benal abla, Özen kardeşim ve can arkadaşım Emrah ile biraraya geldim.
Her zamanki gibi müthiş bir konukseverlik gördük.
Üç yanı çam ağaçlarıyla çevrili, masmavi denizi ve tertemiz kumsalı ve carettaları ile bu koy benim yaşam kaynağım, vazgeçilmezim.
Seviyorum seni Ekincik...

Sultanlar ve “İzmir Marşı”
Filenin Sultanları, olimpiyatın hemen ardından katıldığı Avrupa şampiyonasında fırtına gibi esti ve yenilgisiz yarı final biletini kaptı.
Bu satırların yazıldığı saatte Sırbistan sınavına çıkmışlardı.
Benim değinmek istediğim konu, tüm Türkiye’nin gözbebeği kadın voleybolcularımızın bazı yobazların hedefi haline gelmesi. Hem de ahmakça gerekçelerle!
Kimse onlardan takdir beklemiyor. Taliban’ın Türkiye uzantıları, ay-yıldızlı ekibimize gölge etmesin yeter. Her smaç yüzlerinde tokat gibi patlıyor zaten.
Haa bir de yayıncı kuruluşun garip tutumu var. Millilerimiz, Tokyo’da Çin’i yendikten sonra sevinmişti “İzmir Marşı’nı” söyleyerek.
Son olarak da Polonya’yı devirdikten sonra yaşandı aynı coşku.
TRT, garip biçimde ikisinde de yayını keserek büyük tepki topladı.
Beyhude çaba. Atatürk’ün Cumhuriyet çocukları her fırsatta “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” diye haykırmaya devam edecek.
Helal olsun filenin sultanlarına!

Kimler rahatsız, bilelim!
Geçen hafta Futbol Federasyonu internet sitesinde bilgi bankasına ulaşımın engellenmesini eleştirmiş ve “TFF kimi koruyor?” diye sormuştuk.
Yanıt İcra kurulu üyesi Mehmet Baykan’dan geldi.
“TFF resmi internet sitesinin “Bilgi Bankası” bölümündeki bilgilerin futbolculara, teknik adamlara, hakemlere, menajerlere ve sair futbol ailesinde yer alan kişilere ilişkin bilgiler içermesi ve söz konusu bilgilerin 6698 sayılı “Kişisel verilerin korunması kanunu kapsamında” açık rıza alınmadan kamuoyu ile paylaşılacak bilgilerden olmaması nedeniyle erişime kapatılmıştır. Federasyonumuza başvuruda bulunan kulüplerimize gerekli bilgiler açılmakta, diğer bağlılarımızdan açık rıza metinleri alınmaktadır.”
Tatmin olmadım. Kanun 2016 yılında yürürlüğe girdi. Yasak beş sene sonra geldi.
Artık kim neden çekiniyor veya korkuyor ise!.. Onu bilsek bari...