Pandemi süreci başladığında, Nihat Özdemir’in en talihsiz federasyon başkanı olduğunu yazmıştım.
Gerçekten de öyle. Türk futboluna “abilik” yapsın diye seçilen Özdemir, koltuğa oturduğuna bin pişmandır eminim. Çok yıprandı, fazlası ile taviz verdi.
Yüz yılda bir yaşanabilecek tüm olumsuzluklar peşi sıra geldi. Aldığı kararların çoğunda gönül rızası olduğunu sanmıyorum.
Birkaç ay önceki söylemlerini değiştirmesi ve çözüm üretmekte zorlanması, işte bu yüzden sorgulanmalı.
Özdemir memnun mu durumdan? Sanmıyorum. Bu camiada herkesi mutlu etmek zor. Edemezsiniz de zaten.
Şu an Türk futbolu topal ördek gibi. Kontrol etmek güç.
Haziran ayında yapılması gereken olağan mali genel kurulun akıbeti belirsiz.
Bütçe yok, ibra yok, geleceğin planlaması yok. Tam bir belirsizlik ortamı hakim.
Yayıncı kuruluş ile kulüpler arasındaki anlaşmazlık ise en büyük sorun. Yaşanacaklar bardağı taşıran son damla olabilir.

Hakem demeyin!
Bakıyorsunuz hakemler tarafına. Sezon boyu adeta sopa yediler. Her maçtan sonra günah keçisi oldular. Sorsanız şikayetçi olmayan tek kulüp yok. Yeni sezon bu hakemlerle oynanmayacak mı? Oynanacak.
Hakemler üzerinde baskıyı kim kuruyor? Kulüpler. Şikayet eden kim? Aynı kulüpler. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
Merkez Hakem Kurulu’nun yönetimin onayına sunduğu talimat değişiklikleri ise haftalardır beklemede. Bir türlü fırsat bulup inceleyemediler! Ya da kafalarına yatmayan şeyler var.
Efendim, “Her sene talimat mı değişirmiş.” Evet gerekirse değişir. Koşullar neyi gerektiriyorsa o.
Milletin gözü TFF’de. Federasyon sitesi bu aralar tıklanma rekoru kırmadı ise bir daha hiç olmaz.
Bir ay sonra ligler başlayacak, klasmanlar, düşecek-çıkacak hakemlerin durumu muamma. Kadrolar nasıl oluşacak, Video Asistan Hakemliği kimlere emanet edilecek bilen yok. Sınavlar, atletik testler cabası. İki ayak bir pabuca girecek.
MHK Başkanı Zekeriya Alp’in de sıkıntısı büyük. Bazı kulüplerin MHK içindeki birkaç ismi istemediği doğru. Bunlar da karar verici konumdaki üyeler.
Alp onlardan vazgeçer mi? Yani kelle verir mi?
Hiç sanmıyorum. Çok zorlarlarsa, ardına bakmadan çekip gider. Yapmıştı, yine yapar. Zaten koşa koşa gelmemişti.

Ağlamayacaksınız!
Bu aralar dedikodular ayyuka çıkmış durumda. Medyamızda yeni MHK Başkanı’nı belirleyenler bile var. Bazıları da kurul yapıyor. Özdemir, bu polemiklere sessiz kalmamalı.
O vakit kulüplerin her talebine “evet” diyen bir federasyonun güvenirliliği de tartışılır. Bu konudaki notu da belli.
35 yılı aşkın spor gazeteciliği yapıyorum. Futbol her dönem siyasetin ilgi alanına girmiştir. Artık garipsemiyorum. Alan memnun, satan memnun. O zaman ağlamayacaksınız! Küme düşme kaldırıldı diye sayfa sayfa ilan verenler, bilbordlarda karara övgü yağdıranlar, elbette not edildi.
Eğer Nihat Başkan devam edecek ise, en azından bundan sonra inandığı işlere yoğunlaşmalı.
Tabii, bu kadar stresi kaldıracak gücü kendinde görüyorsa!

Novak’a kızmayın
Süper Lig’in en çok gol atan ve asist yapan savunmacısına talip çıkması kadar doğal bir şey var mı?
Trabzonspor’da kariyerinin zirvesini yapan Novak’ın bonservisi elinde iken Fenerbahçe’yi tercih etmesi çok normal. Belki de son transferi.
Futbol duygusallık değil, profesyonellik işi. Belli ki çok cazip bir teklif almış. Üstelik emeklilik arefesini İstanbul’da geçirmek de piyango gibi bir şey. Kimse Novak’a kızmasın. Adam rotasını çizmiş. Gittiği yerde başarılı olur, olmaz. Onun ve yeni takımının sorunu...
Forma rengi, kulüp aşkı filan yok. Bakarsınız yarın kaptan da gemiyi terk eder. Doların, euronun fendi, hepsini yendi.

Cahilsiniz, cahil!
Şu bayram tatilinde yaşananları görünce isyan ediyorum.
Evet; pandemi sürecinde bunaldık, daraldık, sıkıldık. Ruh halimiz bozuldu. Hiç alışık olmadığımız bir hayat tarzına geçtik.
İyi de, her şey olmuş bitmiş gibi davranmak niye?
On binlerce insan sahillere hücum etti. Plajlar, kafeler doldu taştı.
Ne maske vardı, ne sosyal mesafe! Ahmakça virüse kafa tuttu insanlar.
Sonra da döndüler evlerine...
Kimin ne bulaştırdığını, kime ne bulaştığını 10 gün içinde açıklanacak verilerden göreceğiz.
Kendini, ailesini, sevdiklerini sakınanlara yazık. Bilinçli davranan, uyarıları harfiyen yerine getirenlere yazık. Sağlık çalışanlarının onca çabası ve özverisine yazık.
Felaket tellallığı yapmıyorum. Okuyorum, dinliyorum, takip ediyorum. Çok endişeleniyorum.
Ay sonunda okullar açılacakmış. Zor. Açılır, kapanır.
Eylülde maçlar başlayacakmış. Başlar ama seyircili hayal. Oynanmaya devam eder mi, göreceğiz.
Yerküre, tarihinin en sıkıntılı sınavını verirken, bu kadar vurdumduymaz davranmanın faturasını yaşamın her alanında görmeye devam edeceğiz.
Bedeli keşke parayla pulla ödenebilse. Canlar gidiyor canlar!

Bir kaşık suda yaygara
Futbol Federasyonu, Süper Lig’de kulüplerin harcama limitlerini açıkladı ya.
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Bilen de konuşuyor, bilmeyen de...
Azıcık okuyan, okuduğunu anlayan, öğrenmeye çalışan ve matematik bilen bu kadar saçmalamaz.
Kulüpler bile acı gerçeği kabullenmiş iken, amigoluk yapan bazı yorumcular, kraldan çok kralcılık oynuyor. Camiaları yanlış yönlendiriyor. Akılları sıra reyting alıyor.
Hesap ortada. Gelirin, giderin belli. Saklayamazsın, üzerini örtemezsin. Veriyorsun bilgilerini federasyona, sisteme giriyor ve ne kadar harcayacağını bildiriyor sana. Yok efendim, falanca kulübe neden yüksek tutulmuş, diğerinin bütçesi artı verirken niçin limiti düşük olmuş.
Sen ne beyan etti isen gerçek o... Artık kimse kimseyi kandıramaz. Güneş balçıkla sıvanamaz.
Bunlar iyi günleriniz. Ayağınızı yorgana göre uzatamaz iseniz, bir bakmışsınız kışın ayazında çıplak kalmış, donuyorsunuz!