Ersun Yanal, Süper Lig’de şampiyonluk yaşamış sayılı Türk teknik adamlardan biri.
Geçen hafta Milliyet ekibiyle yaptığı söyleşide, Gençlerbirliği’nde görev yaptığı dönemde yaşadığı sıkıntılardan söz etmişti. Yanal, 2002-2003 sezonunda başkent ekibi zirveyi zorlarken, resmen yollarının kesildiğini ve takımının şampiyon olmasının engellendiğini ileri sürdü.
29. haftada Altay ile 3-3 berabere kaldıkları maç ve sonrasındaki süreçte Gençlerbirliği’nin kasıtlı olarak yarışın dışına itildiğine inanan Yanal’a hemen şu soruyu sorduk:
“Bursaspor çok ekstra bir örnek. Dört büyüklerin dışında Anadolu’dan başka bir şampiyon çıkabilir mi?
Yanıtı kısa ve net oldu: “Hayır, inanmıyorum.”
Futbolun içinde yoğurulmuş, yıllarca pek çok olaya tanıklık etmiş, adaleti ve adaletsizliği yaşamış bir teknik adamın bu sözleri ne kadar acı ise, Türk futbolunun kendi dinamiği içinde kurduğu dengeleri kabul etmek de, o kadar trajik aslında.
Ekonomik güç, kurumsallık, taraftar kitlesinin çapı elbette “büyük” diye adlandırdığımız takımlar için önemli bir avantaj.
Ancak 58 yıllık tarihinde sadece beş şampiyon çıkarmış bir ligi sorgularken, özellikle 2000’li yıllardan sonra futbol dışı faktörlerin de devreye girdiğini görmezden gelmek, mevcut düzene alkış tutmak anlamına gelir ki, futbolumuzu “şampiyonlar” ve “figüranlar” diye ikiye ayırmak, en hafif tabiriyle emeğe ve alın terine saygısızlık olur!
İşini yapmak yetmiyor
Ersun hocanın Gençlerbirliği’nin başında yaşadığı tecrübe ve tanıklık ettiği olayları aslında hepimiz biliyoruz. Futbol gibi dev bir sektörde ayakta kalmak, yarışmacı olmak ve şampiyonluk tatmak, maalesef sadece işini yapmak ve fair-play kurallarına bağlı kalmakla yaşanmıyor!
Bunu en iyi anlayanlardan biri kuşkusuz Ertuğrul Sağlam olmalı. Bursaspor’un başında kimilerine göre rastlantı, bize göre anasının ak sütü gibi helal bir şampiyonluğa imza atan Ertuğrul hoca, bir gün o sezon yaşadıklarını anlatmaya karar verirse, sanırım Ersun Yanal’ın dile getirmeye çalıştığı Anadolu isyanını daha iyi algılayabilir insanlar.
Söz Bursaspor’dan açılmışken...
Şenol Güneş Türk futbolunun yetiştirdiği en başarılı teknik direktörlerden biri. Yeni sezon için Bursaspor’a imza atarken elbette düşünüp taşınmış, hesabını yapmış ve yönetimden başarı için açık kredi almıştır. Güneş’in hayalperest olmadığını, gerçekci ve planlı adımlar attığını biliyoruz. Özlenen başarının tekrarlanabilmesi için Bursaspor gibi önemli bir camianın ona sabır göstermesi, zaman tanıması, yapmak istediklerine saygı duyması şart.
Şampiyonluğun keyfini yaşamış bir kent, elbette Şenol Güneş gibi bir teknik adamla beklentilerini yüksek tutacaktır. Dolayısıyla talebi karşılamak, Güneş kadar Bursaspor yönetiminin de sorumluluğunda olacaktır. İnandığım ve değer verdiğim Şenol Güneş’e başarılar diliyorum.

MECNUN Otyakmaz, Trabzonspor, UEFA

Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz’ın Yargıtay tarafından da onaylanan şike davasıyla ilgili yaptığı son açıklamalar, zamanlaması açısından ilginçti.
Ve insanın aklına hemen şu soru geldi: “Başkan, bu iddialarını niçin mahkemede dile getirmedi? Daha vahimi getirdi ise, niçin dikkate alınmadı?”
Otyakmaz’ın Trabzonspor’a yönelik suçlamaları bu saatten sonra yargıda karşılık bulur mu, bilemeyiz.
Ancak açıklamanın, tam da Anayasa Mahkemesi’nin Aziz Yıldırım tarafından yapılan kişisel başvuruyla ilgili yargılamayı yapan mahkemeden bazı belgeler istediği döneme denk gelmesi manidar. Tıpkı Fenerbahçe’nin Otyakmaz’ın iddialarına resmi sitesinden anında destek vermesi gibi...
Hatırlayalım, ne demişti başkan? “Trabzonspor 1 milyon dolar teşvik gönderdi.”
Delil olarak da, aynı davada yargılanan futbolcu Mehmet Yıldız’ın ifadelerini ortaya koydu.
Tabii Trabzonspor’un tepkisi gecikmedi. Hem eski başkan Sadri Şener, hem de mevcut yönetim Otyakmaz’ı ağır bir dille suçladı.
Konunun uzmanı hukukçulara göre, yargı aşaması tamamlanmış, cezaları Yargıtay tarafından onaylanmış bir davanın bu saatten sonra yeniden açılması hemen hemen imkansız. Dolayısıyla Otyakmaz’ın iddialarının Aziz Yıldırım ve dosyada adı geçen diğer sanıkların cezalarını etkilemesi söz konusu değil.
O halde... Otyakmaz neden üç yıl sonra tapelerde de geçtiğini söylediği teşvik konuşmalarını gündeme taşıdı? Trabzonspor’u da paçasından tutarak işin içine çekmek için mi?
Yoksa, UEFA’nın Sivasspor ve Eskişehirspor kulüpleriyle ilgili başlattığı disiplin soruşturmasının olası sonuçları mı böyle bir açıklamayı gerektirdi?
Yanıtı Otyakmaz’ın vicdanında gizli. Bence sayın başkan öncelikle 3 Haziran’da UEFA disiplin kurulunda yapacağı savunmaya odaklanmalı.
Fenerbahçe ve Beşiktaş’tan sonra iki takımın daha aynı gerekçeyle ceza alması, Türk futbolu adına hiç de hoş olmayan bir tablo yaratacaktır çünkü!