Öncelikle şunun altı çizilmeli; Adı “Yeni Malatya Stadı” lakin zemini için “yeni” demeye bin şahit ister. Devlet on milyonlarca lira harcayarak futbolun güzelliğine katkı sağlıyor, kulüpler 7 bin metre karelik çimin bakımını ve korumasını yapamıyor. O zaman iklim şartlarını dikkate alarak uygun tercihlerde bulunacaksın. Bu zemine ve kale önlerine “patates tarlası” demek çiftçinin emeğine hakaret, futbolcu sağlığı için ise cinayet.

Haftanın son maçını oynamak avantaj görülür. Trabzonspor gibi sonradan yarışmacı olmaya aday takımlar için çok önemlidir bu faktör. Kazanırsanız liderle puan farkı 6’ya inecek. Üstelik sezonun tamamlanmasına daha 18 hafta varken. Tablo motivasyon da olabilir, strese de yol açabilir. Velhasıl, bordo-mavili takım için kağıt üzerinde zor deplasmandı Malatya. Sonuçta cebi dolu döndü kayısı diyarından.

İlk çeyrek bölümde Trabzonspor’un kontrol etmeye çalıştığı bir oyun vardı. Ancak dakikalar ilerledikçe ev sahibi takım dengeyi kurdu. Ekuban sağ kanatta, Nwakaeme solda. Forvet pozisyonundaki Djaniny de kenara gelmeye başlayınca, hücum bölgesinde göbek boş kaldı. Bordo-mavili ekip üçüncü bölgede zorlanmaya başladı.

Malatyaspor ise maç boyunca duran toplarla şans bulmaya çalıştı. Top sürmenin, pas yapmanın güçleştiği koşullarda en mantıklısı bu idi. Sarı-kırmızılıların yarattığı tüm tehlikeler, korner veya frikiklerden geldi.

İkinci yarıyla birlikte Djaniny’nin merkeze kayması, Bakasetas’a rahatlık sağladı. Denizlispor maçının yıldızı istediği boş alanlarda dolaşmaya başladı. Alanyaspor’da kendini kanıtlamış bir futbolcudan söz ediyorum. Ayaklarına hakim, tilki gibi zeki ve son vuruş ustası. Sirtaki becerisi. Malatyaspor ağlarını bulan golü öncesi top kontrolü de on numara idi. O gerçekten özel bir oyuncu.

Dönelim hikayenin kalanına. Malatyaspor her türlü riski göze alıp yüklenecekti. Abdullah Avcı’nın öğrencilerini uyardığı konu rakibin kanatlardan gelmesi idi. Öyle de oldu. Bu tip maçlarda takım halinde savunmaya geçme içgüdüsü, her takım için büyük tehlikedir. Hata affetmez. Bir sağdan, bir soldan gelen ortalara direnmek zordur. Beş-on dakikalık bir baskı olsa neyse. Malatyaspor adeta kamp kurdu Trabzonspor sahasına.

Abdullah hocanın yaptığı Ekuban- Flavio değişikliği ve diğerleri orta alana direnç katmak adına ve yerinde idi. İnsan faktörünü unutmayalım. Malatyaspor’un fiziken aynı tempoyu koruması zordur. Hamza Hamzaoğlu eşitlik sayısı için tüm kozlarını oynadı. Taze kuvvetleri sürdü sahaya.

Avcı karşılık vermez mi? Uzatma dakikalarında “Çanakkale geçilmezi” tercih etti haklı olarak. Savunma duvarını sağlama almak adına. Cansiperane bir set kurdu Trabzonsporlu oyuncular. Müthiş bir dayanışma vardı. Başrolde de yine kaleci Uğurcan tabii. Helal olsun sana genç kaptan, bu değerli gemi sana emanet!

Bunca uğraşın, mücadelenin ödülü olmaz mı? Olur elbette. Birlikte oynamaktan keyif alan bir futbolcu grubu ortada. Aralarındaki sinerjiyi hissetmek her yerden mümkün. Öyle yürekten sarılıyorlar ki sevinçlerinde! Kalbiniz temiz ise, takım ruhunu anlamışsanız, hocanızı seviyorsanız, karşılığını verir hayat. Usta Nwakaeme’nin maçı bitiren golü, Ege’nin karşı kıyısından gelen “çakır gözlü” takım arkadaşına armağan olmuştur eminim.

Trabzonspor yelkenler “fora” dedi. Rüzgar böyle esmeye devam ederse, ulaşılmaz denen limana varmak hayal olmaz.
Yönetimin ara transferdeki becerisinde kuşkusuz bir “Avcı” dokunuşu vardı, kimse inkâr edemez bu gerçeği, herkes hakkını versin. Soyadına ise takılmayın; “O” sadece futbola ve Trabzonspor’a dokunu yor. Keyif almaya devam edin...