ArkeolojiAnadolu’nun şahidi Erciyes

Anadolu’nun şahidi Erciyes

18.12.2023 - 04:49 | Son Güncellenme:

Tarihte kutsal kabul edilmiş olan Erciyes Dağı, sikkelerde de önemli bir simge olarak yer alıyor. Erciyes bronz heykellerde de görülüyor.

Anadolu’nun şahidi Erciyes

Hamdi Elcuman | helcuman@kayseri.bel.tr/ Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı - Günümüzde Türkiye’nin en önemli kayak ve spor merkezlerinden biri olan Erciyes, sönmüş bir volkandır. Bilim adamlarınca “yaşlı bir stratovolkan” (tabakalı volkan) olarak nitelendirilen Erciyes’ten çıkan küllerin rüzgârla kilometrelerce uzaklara taşınarak Kapadokya bölgesindeki peribacalarının oluşumuna katkı sağladığı biliniyor. Aynı zamanda Türkiye’nin en yüksek beşinci zirvesi unvanını taşıyor. Tarihi kaynaklarda Erciyes’e, ilk Kültepe’deki tabletlerde rastlanılmış ve kutsal olduğu belirtilen bu dağdan “Aşkaşipa” ismiyle söz edilmiş. Antik Çağ’ın ünlü yazarlarından Strabon’un “dağların en yükseği” diye bahsettiği Erciyes o dönemde “Argaios” adıyla anılmış. Hatta zirvesine çıkanların hem Karadeniz’i hem de Akdeniz’i görebildikleri söylenmiş. Dağ, Selçuklu Dönemi’nden beri “Erciyes” olarak anılıyor.

Haberin Devamı

M.S. 2. yüzyıla ait bu sikkenin bir yüzünde Marcus Aurelius diğer yüzünde Erciyes, zirvenin üzerinde de bir yıldız görülüyor.

Şehrin simgesi

Helenistik ve Roma dönemlerinde şehrin simgesi Erciyes. Çünkü yöneticiler ve imparatorlar adına basılan tüm paralarda muhakkak Erciyes resmedilmiş. Sikkelerde Erciyes; yalnız, sunak üzerinde, sunakların arasında, tanrılar üzerine oturmuş vaziyette, savaş arabasının üzerinde, tapınağın içinde, tapınağın üstünde, tanrıların elinde, sütunların üzerinde, kraliçelerin tacı olarak başının üzerinde, soyutlanmış olarak üçgen prizma şeklinde ve bunlardan farklı istiflerde işlenmiş. Bu istiflerde mitolojik tanrıların, kartal, güneş, geyik boynuzu, ay-yıldız gibi simgelerin de kullanıldığını görüyoruz. Özellikle kartal ve Erciyes Dağı, küçük boy bronz heykeller olarak da yapılmış. Dağın kutsallığını bu heykellerden anlayabiliyoruz. Kayseri’de Roma Dönemi’ne ait mezar taşlarındaki üçgen taç uygulamasının, aynı sikkelerde olduğu gibi soyutlanmış Erciyes, olduğu da bilim insanları tarafından kabul görüyor. Bizans Dönemi’nde ise Erciyes’in eteğindeki dağların en büyüğü olan Lifos Tepesi önem kazanmış, burası önemli dini yerleşim alanı olmuştur. Yine Erciyes’in güney eteklerinde yer alan Gereme Antik Kenti, özellikle manastırları ile çok güçlü bir yerleşim yeri haline gelmiş. Erciyes Dağı’nın zirvesindeki bir mağara da Antik Dönem sikkelerinde resmedilmiş. Bu da zirvedeki bu mağaranın kutsal bir anlam ifade ettiğini gösteriyor. Mağaranın içerisinde yer alan kayaların üzerinde eski dönemlerden bu yana sadece ziyaret edenlerin isimlerini yazdıkları yazılar bulunuyor.

Haberin Devamı

Caesarea’dan Kayseri’ye

Kayseri’nin antik yerleşimi bugün Beştepeler diye adlandırılan bölgede. Helenistik Dönem öncesi yerleşimin adı “Mazaka”. Bu dönemden sonra bugünkü Pınarbaşı ilçesinde olduğu düşünülen Ariarathia kenti boşaltılarak Mazaka’nın hemen yanına “Eusebia” diye adlandırılan bir kent kuruluyor. Daha önce Kapadokya Krallığı’nın başkenti olan Ariarathia’dan sonra başkent Eusebia’ya taşınıyor. Roma İmparatoru Tiberius Dönemi’nde kentin adı Kapadokya Kralı Archelaos tarafından “Caesarea” olarak değiştiriliyor. Kayseri adı da buradan geliyor.