Geri Dön
ArkeolojiÇağdaş Homeros

Çağdaş Homeros

Anadolu’nun coşkun sesi Halikarnas Balıkçısı, bugün büyük bir tutkuyla sevdiği Bodrum’un tepelerinde, âşık olduğu maviliğe bakarak yatıyor, kulak verenlere Anadolu’yu anlatmaya devam ediyor

Çağdaş Homeros

Nükhet Everi | nukheteveri@yahoo.com

Gözlerinin içi gülen bir adam ve bir yazı karşılar herkesi Bodrum’un girişindeki tabelada. Bodrum’u Bodrum yapan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı’dır bu adam. Yazıyı okurken onu bilenlerin kulaklarında koca sesi yankılanır: MERHABA! “Yokuş başına geldiğinde / Bodrum’u göreceksin / Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin / Senden öncekiler de böyleydiler / Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler” Babası tarihçi, yazar ve Osmanlı devlet adamı Mehmet Şakir Paşa Girit’te vali iken 17 Nisan 1890’da dünyaya gelen Cevat Şakir’in çocukluğu babasının atandığı Atina’da, beş yaşından sonra da Büyükada’da geçti. Robert Kolej’in ilk mezunlarından olan Cevat Şakir, Oxford Üniversitesi’nde Yakın Çağlar Tarihi bölümünde okudu. Yurda dönünce çeviriler yaptı, çeşitli gazete ve dergilere yazılar yazdı.

Sürgün yeri Bodrum

1925 yılında yazdığı bir yazı nedeniyle üç yıl kalebentlik cezasıyla Bodrum’a sürüldü. Burada yaklaşık 25 yıl kaldı ve bu beldenin Karia Çağı’ndaki adından esinlenerek “Halikarnas Balıkçısı” takma adını kullanmaya başladı. Bodrum’un gelişmesine ve Anadolu uygarlığının tanıtılmasına olağanüstü katkılarda bulundu. Çocuklarının öğrenimi için İzmir’e yerleşti ve 13 Ekim 1973’te İzmir’de öldü. Bodrum’da (geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz kıymetli bir akademisyen ve rehber olan) manevi evladı Prof. Dr. Şadan Gökovalı ile birlikte seçtiği yere gömüldü.

Çağdaş Homeros

Rehberlerin duayeni

Halikarnas Balıkçısı, yalnızca deniz hikâyeleri yazan bir yazar değil, Anadolu gerçeğini anlatan çağdaş bir Homeros’tu. Bodrum’u, Ege turizmini yaratmıştı. Türk rehberlerinin duayeniydi. Aslında yeni bir meslek yaratmıştı: Türkiye’de rehberlik mesleğini. Bugün Türk rehberleri pek çok şeyi ona borçlu olduklarını bilirler ve onun gittiği yoldan gitmeye bakarlar. Pek çok yabancı devlet adamı ve ünlü, “Bana Halikarnas Balıkçısı ne zaman rehberlik edecekse Türkiye’ye o zaman gelmek isterim” derdi. Bugün Bodrum’da attığınız her adımda Cevat Şakir vardır. Bu bakir beldeyi aşkla, tutkuyla sevmiş, her köşesini insanlarıyla, hikâyeleriyle ve tarihiyle anlatmıştır kitaplarında. Onun adının verildiği caddedeki ağaçları, Bodrum’daki bitkileri hep kendi elleriyle dikmiştir. Bodrum’un, Bodrum Kalesi’nin, Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Halikarnas Mozolesi’nin dünyaca tanınmasına öncülük etmiştir.

Anadolu’nun coşkun sesi

Halikarnas Balıkçısı, Anadolu konusunda coşkulu, duygusal, öfkeli, hırçın, hatta kırıcıdır. Çünkü o çağdaş Homeros’tur, Dionysos gibidir, dionizyaktır, romantiktir, Don Kişot’tur, Anadolu’nun şövalyesidir. O “Anadolu’nun Sesi”dir. Halikarnas Balıkçısı bir düşünürdür ve ortaya çok büyük bir fikir atmıştır: Anadolu Gerçeği. Her yeni fikir gibi bu da aşırı ve alışılmamış geldi zamanında insanlara. Anadolu konusundaki tezleri ile ilgili olarak abarttığını düşünenler olabilir ama gerçeği bulan kişi abartmaz da ne yapar? Varsa abartılmış yönler, onları yontmak, sivrilerini törpülemek gelecek kuşakların işi olmalıdır. Şöyle der Halikarnas Balıkçısı: “Kuşaklarca tekrarlana tekrarlana insanoğlu kafasına sağlamca oturagelmiş yargıları eleştirmek, protesto kıyametlerini davet eder. Bu protestolara karşı yek at yek mızrak çıkanlar, yargılarının dayanaksız kalmamasına dikkat etmelidirler.” “Kuşaklar süresince, çocukluk çağından beri yapılmış telkinleri ve çoğu yalan olmakla beraber, tekrarlana tekrarlana kutsal bir gerçek düzeyine getirilmiş olan kanıları yıkmak kolay değildir.” “Kitabın kıymeti ona hâkim olmaktadır, ona mahkûm olmakta değil.” Bugün artık Halikarnas Balıkçısı’nın Anadolu hakkındaki tezlerinin, yazdıklarının zaman içinde yapılmış araştırmalar, kazılar ve akademik çalışmalarla doğru olduğunu gördük, görüyoruz. Gelecek kuşaklar da gene yapacakları akademik çalışmalarla bu bilgileri kıvamına getirmeli, gerçeğin tam yansıtılabilmesi için araştırma ve ek çalışmaları yapıcı ve sürdürülebilir bir tarzda üstlenerek yürütmelidirler.

Mavi Yolculuk

Bodrum denince akla gelen “Mavi Tur” geleneğini de başlatan o ve arkadaşlarıdır. Halikarnas Balıkçısı’nın öncülüğünde; Azra Erhat ile Mavi Yolculuk’un isim babası Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi pek çok entelektüel, Anadolu’nun Ege kıyılarındaki doğal ve kültürel güzellikleri içindeki bu yolculukları birlikte yaptılar. Mavilikler eşliğinde yazdılar, çizdiler, sohbet ettiler, yaratıp ürettiler. Arkalarında çok büyük eserler bıraktılar, Anadolu gerçeğini tüm yaşamları boyunca anlattılar. Halikarnas Balıkçısı ve dostları, kendilerini takip edenleri, okuyanları, yalnızca müthiş bilgilerle donatmakla kalmadılar, gezme kültürünü de öğrettiler. Siz de Bodrum’u, Ege’yi, Anadolu’nun gerçek tarihini Halikarnas Balıkçısı’nın başta “Anadolu’nun Sesi” olmak üzere tüm kitaplarıyla, Azra Erhat’ın da Halikarnas Balıkçısı’nın anısına yazdığı “Mavi Anadolu” kitabıyla keşfedin.

“Hayat ölüme sığmaz”

Halikarnas Balıkçısı, o çok sevdiği Bodrum’un tepelerinde, âşık olduğu Ege’nin “Arşipel mavisi” dediği rengine bakarak yatıyor bugün. Azra Erhat şöyle anlatır mezarının yerini: “İyi seçmişti yerini Balıkçı. Bir yanda deniz gözüküyordu, girintili çıkıntılı bir koy, karşısında koca koca dağlar. Bütün Bodrum özelliği el altında.” Anadolu’yu tanımak ve anlamak için “Anadolu’nun Sesi” Halikarnas Balıkçısı, size o tepede ve Bodrum’da attığınız her adımda Bodrum’u, insanlarını, mitolojik hikâyeleri, denizi, denizcileri anlatacaktır. Ama iyi kulak verirseniz koca Homeros size şunları da diyecektir: “İnsan dünyaya bir kere gelir, yunus balığı gibi yokluk engininden fırlayarak, yine yokluğa dalar. Bu gelişte görüp göreceği, tesadüf eseri, kendi çağdaşlarıdır. Ölüm hayata sığar, hayatsa ölüme sığmaz, ölümü aşar. Hayattan korkmadım ki ölümden korkayım. Hem bilmez miyim ki benden sonra yine insanlar var, yine deniz ve gök mavi. Sonra yaradılışın elindeyim, ot olurum, rüzgâr olur eserim, yağmur olur yağarım...” Milliyet Arkeoloji dergisinin 13. sayısının yayınlandığı bugün ne hoş bir tesadüftür ki Halikarnas Balıkçısı’nın da 132. yaş günü. Bırakın, Ege’nin rüzgârı bu çok özel günde kulağınıza büyük ustaların onun için söylediklerini fısıldasın:

-“Cevat Şakir büyük şair! Hiçbirimiz onun ayarında klâsik mânâsıyla, lirik anlayışla şair olamadık.” Nazım Hikmet

-“Bizden Nobel’e aday düşünülünce, Halikarnas Balıkçısı ilk aklıma gelen ad oluyor.” Yaşar Kemal

-“Anadolu gibi yurdun, Balıkçı gibi dostun olsun.” Azra Erhat.

-“Ne mutlu Balıkçı’ya ki Anadolu’su, ne mutlu Anadolu’ya ki Balıkçı’sı var.” Şadan Gökovalı.

Çağdaş Homeros Halikarnas Balıkçısı, iyi ki bu dünyadan geçtin ve paha biçilmez eserler, bilgiler bıraktın. Sesin Anadolu’da sonsuza dek yankılanarak gerçekleri anlatmaya devam edecek. Doğum günün kutlu olsun. MERHABA!