Geri Dön
Vitrin2022 M&A yılı olacak, yeni yatırımlar için tek kaynak hala petrol ve gaz

2022 M&A yılı olacak, yeni yatırımlar için tek kaynak hala petrol ve gaz

S&P’nin petrol ve gaz piyasaları uzmanı Alexander Griaznov, küresel enerji piyasalarının geleceğine dair beklentilerini Milliyet Enerji’yle paylaştı. Griaznov, gaz piyasalarının bir süre daha volatil kalacağını, sektörde yeni satın almaların önümüzdeki iki yıla damga vuracağını belirtti. Griaznov, Türkiye’nin mevcut enerji karmasıyla iyi bir pozisyonda olduğunu da vurguladı.

2022 M&A yılı olacak, yeni yatırımlar için tek kaynak hala petrol ve gaz

Fatma G. Kabasakallı

 

Küresel enerji sektörünü 2022 yılı ve önümüzdeki dönem neler bekliyor?

Sektör açık bir şekilde çok önemli değişimler geçiriyor. S&P olarak bu yılın başında, fiyatlar yüksek olmasına rağmen tüm sektörün kredi notunu düşürmüştük. Bu aslında uzun dönemde sektördeki risklerden kaynaklanıyor. Çünkü mevcuttaki temel petrol ve gaz faaliyetleri gittikçe daha az karlı ve daha fazla volatile hale gelirken, büyük şirketler için yeni bir iş modeli henüz netleşmedi. Şirketler bu sebeple çok farklı yaklaşımlar deniyor fakat gelecekteki modelin ne olacağına dair henüz bir fikir yok. Şirketlerin bu yeni modelde nasıl para kazanacakları da belli değil. Bu durum büyük petrol ve gaz üreticilerini daha hassas hale getiriyor. Stratejilerini tamamen baştan düşünmeleri gerekiyor ve hem ekonomik açıdan mevcut ortamda nasıl para kazanabileceklerini hesaba katmak durumundalar hem de büyük bir aktivizmle karşı karşıyalar. Sahip oldukları büyük petrol ve gaz rezervlerini geliştirmeleri gerekiyor. Ama aynı zamanda petrol ve gaza yatırımı durdurmaları konusunda büyük baskı altındalar da. Bu açıdan, nakit akışı sağladıkları karlı varlıklara yatırıma devam etme konusunda dengeyi bulmak durumundalar, ki fiyatların düşük seyrettiği durumda bile kar edebilirler. Talebin 2025 ve 2040 ya da sonrası için azalması tartışılabilir, fakat nihayetinde önümüzdeki on yıl için, petrol talebinin büyük oranda azaldığı bir senaryo bulunmuyor. Bu yüzden petrol enerji karmasındaki yerini kesin olarak devam ettirecek. Birilerinin petrolü üretmeye devam etmesi önemli, aksi halde fiyatlar düşecek ve sürdürülemez bir noktaya gelecek. Dünyanın, özellikle de gelişen pazarların büyümesi için hala hidrokarbonlara ihtiyaç var.

Stratejiler değişmek zorunda

Öte yandan şirketler de stratejilerini tekrar ele almak zorunda oldukları bir durumdalar. Bazıları üretimi azaltmaya yönelik önemli planlar duyurdu. Örneğin BP, 2030 yılında petrol üretimini yüzde 40 azaltacağını açıkladı. Bazı şirketler ise daha dikkatli bir duruş sergiliyor, ABD ve Avrupa’daki büyük enerji şirketleri örneğin, hala büyük projelere devam ediyor ve 2030 yılında üretimi azaltmak gündemlerinde değil. Fakat nihayetinde bence önümüzdeki on yıl içinde, nakit akışları, bu şirketlerin gücü, büyük oranda petrol ve gaz alanında olmaya devam edecek. Çünkü brent petrolde 50, 55 dolarlık fiyatta bile hala kar edebilirler.

Rezerv ömrü düştü

Büyük enerji şirketleri petrol ve gazdan kazanıp yenilenebilire yatırım yapmaya devam mı edecek sizce?

Evet, yeni yatırımları finanse edebilecekleri tek kaynak petrol ve gaz, bu önümüzdeki on yılda da bu şekilde devam edecek. Aksi taktirde yatırım yapacak finansmanı bulamazlar. Bu yüzden geleneksel petrol ve gazdan elde edilen ana nakit akışı faaliyetlerin sürdürülebilmesi için en önemli destek durumunda. Yatırımlar konusunda ise, bence farklı senaryolar söz konusu. Tamamen iktisadi bir perspektif var, tabii fiyattaki piyasa koşullarına da bağlı. Talep üzerinde hala büyük belirsizlik yaratan Kovid devam ediyor. Fakat Kovid faktörünü denklemden çıkarırsak, bugün gördüğümüz düzeylerdeki fiyatlarla, petrol ve gaz alanında yatırımların devamını destekleyen bir ortam var. Elbette ortalama rezerv ömrünün düştüğünü gördük. Hemen her petrol ve gaz şirketinin 10 yılın üzerinde rezerv ömrü vardı, ancak bugün durum farklı. Bugün örneğin Shell gibi büyük şirketlere baktığınızda, 8, hatta 7 yıllık rezerv ömrü olduğunu görürsünüz. Yine de buna rağmen, yatırım yapabilmeleri için mevcut varlıklardan gelir elde etmeleri gerekiyor. Bu noktada soru, disiplin olmalı. Sektörden 10 yıldan fazla bulunmuş biri olarak, geçmişe baktığımda, fiyatlar yükseldiğinde finansal disiplinin nasıl bozulduğunu hepimiz biliyoruz. Bu yüzden asıl soru, bu sefer farklı mı olacak? Kovid’i arkamızda bırakır bırakmaz, fiyatların ciddi anlamda düşmesini öngörmüyoruz. Bu hala uzun dönemli bir beklenti. Peki petrol fiyatları bu seviyelere ne zaman düşer? Bu sorunun yanıtı Kovid dahil pek çok unsura bağlı. Kısa vadede OPEC kararları elbette kilit düzeyde önemli, ki çok rasyonel yaklaşıyorlar. Biz petrol fiyatlarının aşamalı olarak 55’le 60 dolar seviyelerine geleceğini düşünüyoruz. Peki tam olarak bu fiyatlara ne zaman ulaşılır? Kovid’in ardından nispeten hızlı da ulaşılabilir, fakat diğer bazı senaryolara göre, daha aşamalı bir şekilde daha uzun sürede biraz yüksek kalarak da sürebilir. Tüm bunlar sermaye dağılımı, sermaye disiplini gibi pek çok faktöre bağlı tabi, çünkü eğer şimdi çok fazla yatırım yapılmazsa, arz unsuru da önem kazanacak.

Afrika ve Orta Asya ülkeleri zorda

Önümüzdeki yılın en önemli gelişmesi ne olacak sizce?

Önümüzdeki yıla dair oldukça aktif bir M&A faaliyeti bekliyoruz. M&A konusunun çok önemli olacağını düşünüyoruz çünkü daha önce belirttiğim gibi büyük şirketler söz konusu varlıklarını satıyor olacak, özellikle de yüksek karbon yoğunluklu olanları. Bunları da alan şirketler olacak elbette. Kuzey Denizi’nde örneğin pek çok şirketin çıktığını ve pek çok yeni alıcının geldiğini gördük yakın zamanda. Aynı zamanda uluslararası büyük oyuncular yeşil alanda satın alma yapacaklar, bu yüzden 2022 ve 2023 M&A faaliyetleri için önemli yıllar olacak. Öte yandan gelişen piyasalarda faaliyet gösteren şirketlerin çoğunluğu ise, büyük petrol ve gaz projelerini geliştirmek amacıyla partner bulmakta çok zorlanıyor. Özellikle de Afrika ve Asya’da. Bugün uluslararası büyük petrol şirketleri çok seçiciler, proje gerçekten düşük maliyetliyse ve ESG şartlarını karşılıyorsa o işe giriyorlar. Bugünün finansal şartları ve çevresel talepleriyle, bir partner bulmak çok daha fazla zorlaşacak. Eğer bulamazlarsa, kendi kendilerine projeyi gerçekleştirmek veya daha alt sıradaki partnerlerle çalışmak durumunda kalacaklar. Bu yüzden özellikle Afrika ve Orta Asya ülkelerinin üretimi artırmaları oldukça zorlu olacak.

Sakarya’yı tek başına yürütmek riskli

Türkiye’deki Sakarya Gaz projesinin de benzer bir zorluk yaşayacağını düşünüyor musunuz?

Türkiye kendi kendine sahayı geliştirdiği için durum biraz farklı bence. Türkiye’nin bir partner bulamaması değil, partner istememesi söz konusu. Gerçekten çok büyük bir proje ama Türkiye’nin bu konuda bir uzmanlığı bulunmuyor. Schlumberger ve Subsea 7 şirketleriyle teknik kısımlara yönelik anlaşıldı, fakat petrol ve gaz oyuncusunun rolü hala çok önemli. Dürüst olmak gerekirse, iyi projelerin, başarısız olmasa da geciktiğini veya maliyetlerin tahminleri aşması gibi sonuçlarla karşılaştığının örneklerini daha önce de gördük. Türkiye’nin perspektifinden, böylesi büyük bir projeyi tek başına yürütmenin biraz riskli olduğunu düşünüyorum.

Gaz piyasalarında durum belirsiz

Peki ya önümüzdeki yıl doğal gaz pazarı için beklentileriniz ne yönde?

Doğal gaz piyasası bence petrole kıyasla çok daha fazla belirsiz hale geliyor. Bildiğiniz gibi gazın hidrokarbonlar ve yenilenebilir arasında geçiş yakıtı pozisyonu alıp almayacağı konusunda farklı fikirler var. COP26 gerçekleşti ama bu konu hakkında net bir karar çıkmadı. Öte yandan bildiğiniz gibi Asya piyasalarının enerji mix’lerindeki gazın payı artmaya devam edecek, bu konuda şüphe yok. Fakat asıl soru, daha doygun pazarlarla ilgili. Örneğin AB’de konu daha çok politikayla ilgili. Çünkü bir noktada doğal gaza güvendikleri net bir plan vardı fakat bugün siyasi bakışın sonucu olarak Avrupa yeterli gaz üretmiyor. Hatta faaliyetlerini sonlandırdılar, örneğin Hollanda’daki en büyük üretim sahası kapatıldı. İngiltere ve Norveç’teki üretim de çok fazla artmıyor. Dolayısıyla büyük oranda başka yerlerden gaza bağımlı durumdalar. Elbette bir de Rusya’nın ana gaz tedarikçisi olma durumu var. Evet siyasi açıdan bu bir risk, herkes bunun farkında. Aynı zamanda LNG de Avrupa için oldukça pahalı. Her zaman LNG konusunda piyasada kalanla yetinmek zorunda olan bir Avrupa var. Çünkü Asyalı alıcılar genellikle uzun dönemli LNG kontratlarına sahip, satılmayan LNG Avrupa’ya gidiyor ve bu da mevcut durumu oldukça öngörülemez, güvenilmez ve pahalı hale getiriyor.

AB’de gazın tanımı önemli

Bununla birlikte iklim değişikliği, kışın soğuk geçmesi ve rüzgarın az esmesi nedenlerinin Avrupa üzerinde etkileri de söz konusuydu. Bu da yenilenebilire güvenmenin istikrarsız durumlar yarattığı tartışmalarını beraberinde getirdi. AB içinde Avrupa’nın gaz altyapılarını artırması, yenilenebilire geçişi biraz geciktirmesi gibi konularda farklı görüşler var. Kimileri de başka yerden gaza bel bağlamanın çok riskli olduğunu söylüyor. Ancak sonuçta asıl soru, Avrupa gerçekten doğal gazı düşük karbonlu yakıt olarak görüyor mu görmüyor mu? Gazla ilgili yayınlanan son dokümanda doğal gaz da dahil edildi, ancak bahsedilen çeşitte gaz aslında mevcut değil. Normal doğal gaz ise düşük karbonlu yakıt olarak tanımlanmadı. Ayrıca hava durumu unsuru da var, bu yüzden gaz piyasaları, petrolden daha fazla volatil olmaya devam edecek görünüyor. Elbette uzun dönemde fiyatların makul bir seviyeye gelmesi beklenebilir.

Kuzey Akım 2’nin fiyatlara etkisi yok

Bildiğiniz gibi Rusya suçlandı ve Gazprom’un Avrupa stoklarını tam olarak doldurmadığı belirtildi. Siz Rusya’nın Kuzey Akım 2 projesinin faaliyete geçmesi için Avrupa’ya daha fazla gaz tedarik etmediği iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz tabi daha çok ekonomiye odaklanıyoruz. Bu açıdan baktığımızda da Kuzey Akım 2 boru hattı, aslında Ukrayna rotasının ikamesi durumunda. Eski boru hattında gaz tedarikinin artırılması hiçbir zaman düşünülmüyordu zaten. O yüzden RÖPORTAJ Aralık 2021 17 burada da Avrupa’nın aldığı gaz miktarıyla aynı miktarda gaz söz konusu. Kapasite artışı söz konusu değil, sadece Ukrayna rotasının yerine sunuyor. Elbette aynı zamanda bu durumun politik tarafı da var. Bence Rusya her zaman bu politik yaklaşımlardan kaçmaya çalıştı, bu yüzden Almanya’ya doğrudan gaz satmayı her zaman daha fazla tercih etti. Ekonomik olarak da Avrupalı tüketiciler için doğrudan Almanya üzerinden gazın tedarik edilmesi daha ucuz, transit maliyeti daha az, sonuçta Ukrayna hikayesindeki risk de bulunmuyor. Bu yüzden Almanya ve Avusturya bu projenin bu kadar arkasında. Projeye ekonomik olarak bakıyorlar. Fakat Kuzey Akım 2’de Avrupa’ya satılacak doğal gazın miktarında bir artış beklenmiyor. Bu açıdan fiyatlar konusunda Kuzey Akım’ın ana etki yarattığı argümanını kabul etmiyoruz. Gaz fiyatlarının bu kadar artmasının Kuzey Akım 2’yle bir ilgisi yok. Bu proje çoktan başlamış olsaydı bile, belki biraz daha az panik olurdu, piyasa biraz daha az tepki verirdi fakat uzun dönemli arz-talep dengesini değiştirmezdi. LNG’nin Asya’ya gönderilmesiyle ilgili net bir durum söz konusu çünkü. Tüm bu faktörler ve tabii ki hava durumu şartları gibi nedenlerin kombinasyonu, gaz fiyatlarının yükselmesinin sebebi.

Rus gazında durum siyah-beyaz değil

Rusya’nın suçlanmasına yönelik asıl soru, “Gazprom gaz tedarikini artırabilir miydi?” Belki biraz daha artırabilirdi, elbette bunu yapmadan önce Kuzey Akım 2’nin faaliyete geçmesini bekliyorlar. Fakat siyah-beyaz bir durum yok burada. Şirketin kendisi tedariki artırmak için çok fazla kapasitesi olmadığını açıkladı. Sözleşmeye uyduklarını da görüyoruz. Öte yandan pandemi başladıktan sonra üretimin bir kısmını durdurmak zorunda kaldılar, ki arzı artırmaya tekrar başlamadan önce talebin öngörülebilirliği konusunda daha net bir resim görmek istiyorlar elbette. Özetlemek gerekirse, pek çok kişi Kuzey Akım 2’yi büyük bir siyasi oyunun parçası haline getiriyor. Fakat tamamen ekonomik perspektiften bakıldığında, her iki taraf için, sonunda piyasa için tutarlı bir proje olduğu net.

Gaz fiyatları 2022’de normalleşir

Doğal gaz fiyatları ne zaman normalleşir peki?

Doğal gaz konusunda her şey Avrupa politikasına bağlı. Eğer Avrupa, doğal gazı önümüzdeki 5, 10 sene için düşük karbonlu yakıt olarak tanımlarsa, Avrupa taksonomisine dahil ederse, bu gaza büyük destek olur. Eğer bu olmazsa, Avrupa doğrudan yenilenebilir ve yeşil hidrojene yönünü çevirir. Öte yandan Gazprom için örneğin bir sorun olacaktır bu, Asya’da daha fazla müşteri bulmak ve daha fazla boru hattı inşa etmek zorunda kalacaklar. Piyasa açısından ise, bence LNG’de net bir şekilde yetersiz yatırım var. Fakat gazdan elektrik üretiminde ve Asya’daki terminallerde de aynı düzeyde yatırım eksikliği söz konusu. Dolayısıyla artık hem arz hem de talebin toparlanması ve artmaya devam etmesi gerekiyor. Fiyatlar ise, yine soğuk bir kış mevsimi ya da benzeri bir durumla karşılaşmazsak, bence önümüzde yılın sonuna doğru normalleşmeye başlar, 2022’nin sonuna doğru ise daha normal hale gelir.

Türkiye iyi pozisyon almış durumda

Türkiye de LNG alımlarını artırdı son dönemde. Genel olarak Türkiye’nin enerji piyasalarını nasıl görüyorsunuz?

Büyük resme bakınca Türkiye’nin doğru yönde ilerlediğini düşünüyorum, çünkü farklı enerji kaynağı çeşitleriyle en dengeli karmaya sahip olduğunu görüyorum. Sakarya gaz sahasının çok önemli olacağını söyleyebilirim. Sadece Türkiye’ye kendi gaz arzını sağlaması açısından değil aynı zamanda Rusya, Azerbaycan ve Cezayir’le gaz ithalatı konusunda daha iyi şartlarda müzakere etmesine yardımcı olabileceği için. Bu açıdan Türkiye’nin, arz konusunda farklı fırsatlara sahip ve oldukça iyi bir pozisyonda olduğunu düşünüyorum. Türkiye kendi gaz arzına sahip olduğunda pozisyonunun gerçekten güçlendirebilecek ve Türk ekonomisinde büyük etki yaratan, fiyatlardaki volatiliteye karşı riskini de azaltma potansiyeline sahip olabilir. Bu noktada asıl sorunun uzun dönemli strateji olduğunu söyleyebilirim. Örneğin COP26 toplantısında Türkiye’den çok fazla şey duymadık, elbette Paris İklim Anlaşması’nı onayladı. Öte yandan ilgili stratejileri okuyunca, Türkiye’nin kömüre dayalı stratejiye devam edeceğini düşünüyorum. Yenilenebilir enerjinin payının artmasına rağmen, kömürün payı önümüzdeki yaklaşık beş yılda daha da artacaktır. Bununla birlikte, hidro, rüzgar, güneş kapasiteleri açısından da Türkiye’nin iyi bir şekilde pozisyon aldığını görüyorum. Elbette yenilenebilir enerji için şebekelerin sürdürülebilir olup olmadığı önemli soru olarak duruyor. Çünkü dolarla doğrudan ilişkili ve bugünkü devalüasyon durumunda, Türk tüketicilerinin dolarla ilişkili olan tarifelere dayanıp dayanmayacakları önemli bir soru işareti. Ama genel olarak doğru yönde ilerliyor bence. Elbette bir de üç yıl içinde faaliyete geçmesi planlanan nükleer proje var. Bu Türkiye’nin enerji karmasını daha da çeşitlendirecek. Bugün pek çok ülke zaten nükleeri destekliyor. COP26 sonuçları doğrultusunda, nükleerin yeşil yakıt olarak görülmesi gerektiği savunuluyor. Eğer nükleer de gerçekleşirse, kömür riskine açık olmasına rağmen, bence Türkiye iyi bir pozisyonda.

Kontrat müzakerelerinde şartlar iyi

Türkiye’nin gaz pazarlıklarının nasıl etkiler doğuracağını düşünüyorsunuz peki?

Türkiye bence bu noktada da iyi bir pozisyonda. Kendi gaz arzının gelmesi nedeniyle iyi şartlarda müzakere edebilir. Cezayir’le ve Azerbaycan’la opsiyonları var, ki bunları da müzakere edebilir. Bence bugün gaz ithalatı yapan ülkelerin küresel olarak yaşadığı bir zorluk söz konusu, çünkü fiyatlar yüksek ve kimse bu fiyatları ödemek istemiyor. Öte yandan mevcut formüller aslında bu fiyatları yansıtmıyor. Bu yüzden, örneğin kontratları uzun dönemli olduğu için Gazprom’un gaz satışlarından elde ettiği gelir, mevcut fiyatlara yaklaşmıyor bile. Elbette formüller açık olmadığı için kimin ne kadar ödediğini bilmiyoruz, ama petrol endeksli olduğunu biliyoruz. Fakat bir tavan ve taban fiyatı var ve fiyatlar çok yükselse de çok düşse de, volatiliteyi azaltan böyle bir koridor söz konusu. Elbette Gazprom gibi büyük üreticiler mevcut piyasa koşullarını kontrat şartlarını tekrar müzakere etmek için kullanacaklardır. Belki farklı bir taban-tavan fiyat seviyesi kurulabilir. Ancak önümüzdeki dönemde gaz fiyatlarının petrol endeksli olmasından uzaklaşılacağını, daha çok hub fiyatlarına yaklaşmasını bekliyorum. Yine de bu tavan-taban fiyat mekanizmasıyla volatilite ortadan kaldırılabilir. Bence Türkiye enerji kaynaklarını çeşitlendirmesiyle daha iyi bir fiyat için müzakere edebilir. Sakarya sahasının ne kadar başarılı ve ne kadar hızlı hayata geçirilmesi önemli bir nokta tabi. Eğer 2023’e yetişirse, bu zaten kısa vade anlamına geliyor.